Lübnan Caferi Başmüftüsü Kabalan'dan egemenlik vurgusu

24 Temmuz 2026

Lübnan Caferi Başmüftüsü Şeyh Ahmed Kabalan, Burc el-Baracne'deki İmam Hüseyin Camisi'nde okuduğu cuma vaazında mevcut hükümetin politikalarını eleştirerek, ülkenin varoluşsal bir krizle yüzleştiğini ve çözümlenmenin ancak uzlaşmacı ortaklık ile milli egemenlik önceliklerinin esas alınmasıyla mümkün olacağını ifade etti.

YDH - Lübnan Caferi Başmüftüsü Şeyh Ahmed Kabalan, Burc el-Baracne bölgesinde bulunan İmam Hüseyin Camisi'nde gerçekleştirdiği cuma vaazında, Lübnan'ın karşı karşıya olduğu krizlerin doğrudan bölgesel ve küresel denklemle bağlantılı olduğunu belirtti.

Mevcut idarenin tutumunu eleştiren Kabalan, hükümetin icraatlarını başarısızlık, siyasi bağımlılık, teslimiyetçilik ve egemenlik haklarından taviz vermek olarak niteledi.

Hükümet yetkililerinin büyük bölümü işgal altında bulunmayan Zevter el-Garbiyye beldesinde sergilediği tutumu "utanç verici" şeklinde adlandıran Kabalan, idari yapının çözülme sürecine girdiğini de ekledi.

"Orduyu güvenlik kulislerinize alet etmeyin"

El-Menar kanalının aktardığına göre Lübnan ordusunun siyasi ve güvenlik hesaplarının içerisine çekilmemesi gerektiğini vurgulayan Başmüftü Kabalan, şunları kaydetti:

"Orduyu kapalı kapılar ardında yürüttüğünüz güvenlik oyunlarına ve ifşa olmuş Siyonist projelerinize alet etmekten sakının. Bu durum Lübnan ordusunun taşıyabileceği kapasitenin üzerindedir ve ulusal güvenliğe doğrudan bir tehdittir. Bunu hiçbir koşulda kabul etmeyeceğiz. Bütün dünya bilmelidir ki direnişin silahı, Lübnan ordusunun silahıyla birlikte ulusal egemenliğin yegâne teminatı kalmaya devam edecektir. Direniş olmasaydı bugün ortada bir ülke, devlet veya ulusal kurum kalmazdı."

Devletini, kurumlarını ve topraklarını yeniden kazandıran bir gücü hiçbir ülkenin yok sayamayacağını belirten Kabalan, Lübnan'ın varlığının kâğıt üzerinde değil sahada korunduğunu ifade etti.

Ulusal gücün ve tarihsel birliğin pekiştirilmesi gerektiğini dile getiren Başmüftü, hayati nitelikteki meselelerde dayatılan siyasi dayatmaların ülkeyi felakete sürükleyeceğini kaydetti.

Kabalan, "Lübnan'ın geleceğini düşünen herkes ordu ile direniş arasında ulusal bir savunma ortaklığı kurmak için harekete geçer. Yarım asırdır bu ülkeyi kurtarmak ve korumak için savaşan silahı cezalandırmaya çalışmaz. Özellikle de Washington ve Tel Aviv'in Ortadoğu'yu yutmak amacıyla en büyük cephaneliği hazırladığı, ancak Allah'ın yardımıyla başarısız olduğu bu savaş ortamında bu yapılamaz" ifadelerini kullandı.

Bölgenin askeri gerilimlerin tırmandığı ve şartların çetinleştiği bir geçiş döneminden geçtiğini ifade eden Kabalan, ABD ve İsrail'in bu süreçte stratejik kayıplar yaşayacağını anımsattı.

Mevcut hükümetin bu tabloyu anlamadığını kaydeden Kabalan; idarenin Washington'ın çıkarları uğruna ülkeyi, kurumları ve toplumsal ortaklığı riske attığını ifade etti.

Güney Lübnan halkının taleplerine değinen Başmüftü, Cumhurbaşkanı Jozef Aun'a ithafen yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı:

"Güney halkı hükümete ve Cumhurbaşkanı Aun'a 'Washington ve Tel Aviv adına çalışan bir vesayet yönetimi istemiyoruz' diyor. Güney Lübnan sadece Lübnanlılarındır. Güney'e, Beyrut'un güney varoşlarına ve Bekaa bölgesine imar ve finansman ulaşmasını engelleyen, her türlü ablukayı uygulayan bir iktidar, dış güvenlik ajansından başka bir şey değildir. Güney'i ve halkını zayi eden bir yapı devlet olamaz. Güney'i ve Lübnan'ın varlığını koruyan ulusal gücün teslim edilmesine veya yıpratılmasına izin vermeyeceğiz."

Aun'a seslenen Kabalan, ulusal egemenlik kavramının ve Güney Lübnan'ın güvenlik şartlarının sorgulanması gerektiğini belirterek şunları söyledi:

"Cumhurbaşkanlığı söylemine ne oldu, o söylemden geriye ne kaldı? Ulusal egemenlik anlayışınız nedir? Güney Lübnan hakkında, orada egemenliğin şartları ve var kalmanın bedeli hakkında ne biliyorsunuz? Güney'i İsrail'in güvenlik koşullarına terk etmek Lübnan'ın mı yoksa terörist İsrail'in mi çıkarına hizmet eder? Nitekim Aun ile Trump arasındaki görüşmenin sonucu şu gerçeği ortaya koymuştur: Bir fotoğraf alabilirsiniz ancak Lübnan'ın egemenliğini alamazsınız. Bugün sorulması gereken soru şudur: Lübnan'ı Siyonistleştirmeye çalışan bir iktidar karşısında ulusal yapı ne kadar direnebilir?"

Zamanın sorumluluklardan kaçmak için uygun olmadığını ifade eden Şeyh Kabalan, yürütme organının sergilediği tutumun ülkeyi tehlikeli bir iç çatışmanın eşiğine getirdiğini belirtti.

Lübnan'ın yabancı bir koruma alanına dönüştürülmemesi gerektiğini belirten Başmüftü, krizden çıkışın uzlaşmaya dayalı ortaklığın ve egemenlik haklarının yeniden tesis edilmesiyle mümkün olacağını kaydetti.