İsrail'in Batı Şeria'daki yeni kara gücü: Yerleşimciler

24 Temmuz 2026

Silahlı yerleşimci birliklerinin, mera yerleşimleri ve sürüler aracılığıyla Batı Şeria'daki fiili ilhakı genişlettiği belirtildi.

YDH- The Intercept'te yayımlanan haberde, işgal altındaki Batı Şeria'da İsrailli yerleşimcilerin, hükümet desteği ve orduyla iç içe geçen güvenlik yapıları sayesinde Filistin topraklarını sistematik biçimde ele geçirdiği bildirildi.

Bu süreçte silahlı yerleşimciler, askeri birlikler ve hayvancılık faaliyetlerinin birlikte kullanıldığı belirtildi.

Ramallah'ın doğusundaki el-Muğayyir köyüne bakan tepelerde düzenlenen ve İngilizce konuşan Yahudilere yönelik yerleşim turunda, silahlı bir yerleşimci-asker olan Netanel, "Bu bölgeyi Yahudilerin eline geçirdik. Artık burada Arap yok." sözleriyle yürütülen yerleşim politikasını anlattı.

Yerleşim hareketi özellikle 7 Ekim 2023'ten bu yana hız kazandı. Batı Şeria'ya yeni yerleşimciler çekildi, büyük bölümü yerleşimcilerden oluşan bölgesel savunma birlikleri genişletildi. İsrail hükümeti binlerce tüfeği sivil güvenlik timlerine dağıttı; bu silahların bir kısmı aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir tarafından bizzat teslim edildi.

Uluslararası hukuk uzmanı Marko Milanovic, bu birliklerin "kendiliğinden oluşmuş milisler" olmadığını, hukuken İsrail ordusunun bir parçası olarak değerlendirilmeleri gerektiğini söyledi.

Devlet desteğiyle toprak gaspı

2025 yılında kurulan “Metzudat David “yerleşim noktası, “İsrail hukukuna” göre dahi yasa dışı olmasına rağmen el-Muğayyir'i çevreleyen on yerleşim noktasından biri haline geldi. Tur sırasında bir grup İsrailli gencin, yerleşime taşınacak bir aile için yeni konut inşa ettiği görüldü.

Köy Konseyi Başkanı Emin Ebu Aliye, "Asıl hedef insanların evlerini ve köylerini terk etmesini sağlamak. Yerleşimciler bunu tek başlarına yapmıyor; İsrail hükümeti onları kendi hedeflerine ulaşmak için araç olarak kullanıyor." dedi.

Yerleşimciler el-Muğayyir'e ait 38 bin dönümden fazla mera ve tarım arazisini ele geçirdi. Peace Now ile Kerem Navot'un bu ay yayımladığı rapora göre Batı Şeria genelindeki çiftlik tipi yerleşim noktaları fiilen yaklaşık 1 milyon dönümü, yani bölgenin yaklaşık beşte birini kontrol ediyor.

Bu arazilerin yaklaşık 750 bin dönümü mevcut İsrail hükümetinin 2022 sonunda göreve gelmesinden sonra ele geçirildi.

Yaklaşık 41 bin dönümlük el-Muğayyir arazisinin Filistinlilerin fiilen kullanabildiği kısmı bugün yalnızca 1200 ila 1500 dönümle sınırlı kaldı. Köyün Alon Yolu'na açılan doğu kapısı ise İsrail ordusu tarafından 2023'ten bu yana kapalı tutuluyor.

İsrail ordusuna bağlı Batı Şeria Sivil İdaresi (COGAT), söz konusu yerleşim noktalarının "izinsiz" olduğunu kabul etti ancak bunlara yönelik işlemlerin siyasi makamların onayına ve operasyonel önceliklere göre yürütüldüğünü bildirdi.

Kerem Navot Direktörü Dror Etkes, Metzudat David yerleşiminin kurulmasıyla birlikte köyün doğudaki arazilere erişiminin fiilen kesildiğini söyledi.

Köy sakinlerinin aktardığına göre yerleşim baskısı giderek artarken, temmuz ayı başındaki baskında vurulan 17 yaşındaki Fadi Naasan da aldığı yaralar nedeniyle hayatını kaybetti.

Koyun sürüleriyle genişleyen yerleşimler

Metzudat David'de yalnızca birkaç yerleşimci bulunmasına rağmen yüzlerce koyun ve keçi mümkün olduğunca geniş alanı fiilen kontrol altına almak amacıyla kullanılıyor.

Netanel, tur sırasında 100'den fazla koyun ve keçiyi göstererek bunların yerleşimciler adına "çalıştığını" söyledi.

Sürüler Filistinlilere ait ekili alanlarda otlatılıyor. Yerleşimci şiddeti tehdidiyle birleşen bu uygulama çiftçileri topraklarından uzaklaştırıyor ve boşalan arazilerin yerleşim noktalarına katılmasını sağlıyor.

Kerem Navot ve Peace Now verilerine göre yalnızca bu tür çiftlik yerleşimleri Batı Şeria'nın yaklaşık yüzde 14'üne karşılık gelen 786 bin dönümü kontrol ediyor. Bu alanların yaklaşık yüzde 70'i son birkaç yılda ele geçirildi.

Netanel, hayvancılıktan ekonomik kazanç sağlamadıklarını belirterek, süt ve etin kârlı olmadığını ancak sürülerin yaptığı "diğer işin paha biçilemez" olduğunu söyledi.

Filistinlilerin yaşam alanı daralıyor

El-Muğayyir sakinleri Batı Şeria'nın doğusunu birbirine bağlayan Alon Yolu'nu kullanamıyor. Köyden yalnızca batı yönündeki dolambaçlı güzergâh üzerinden çıkılabiliyor ve bu durum her yolculuğu en az bir saat uzatıyor.

Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi'ne (OCHA) göre yeni kurulan yerleşim noktaları bu alternatif güzergâhı da tehdit etmeye başladı.

Köy sakini Ömer Muhammed, İsrail kontrol noktalarından geçmenin büyük risk taşıdığını belirterek askerlerin gözaltı, darp ve mala el koyma gibi uygulamalar gerçekleştirebildiğini söyledi.

Yerleşim turunu düzenleyen Hodaya ise çevredeki yeni yerleşimlerin "çiftlikleri Yahudilerle çevrelediğini ve bunun bölgeyi daha güvenli hale getirdiğini" savundu.

Tur sırasında katılımcılardan biri Filistinlilerin topraklarına el konulmasına karşı çıkıp çıkmadığını sordu. Hodaya ise Filistinlilerin direndiğini ancak "artık bir değişim yaşandığını anladıklarını" söyledi.

Tur boyunca Batı Şeria'nın "Yahudiye ve Samiriye" olarak yeniden Yahudileştirilmesine yönelik heyecanın hâkim olduğu ve bunun Filistinlilerin yerlerinden edilmesini gerektirdiğinin açık biçimde dile getirildiği görüldü.

Dror Etkes'e göre yerleşimci hareketi, Batı Şeria'daki yaklaşık 3 milyon Filistinliyi kısa vadede tamamen çıkaramayacağını kabul ediyor; bunun yerine onları birbirinden yalıtmayı ve geçim kaynaklarını ortadan kaldırmayı hedefliyor.

Yerleşimci şiddeti cezasız kalıyor

ACLED verilerine göre el-Muğayyir, 2025 yılında Batı Şeria'da yerleşimci şiddetinden en fazla etkilenen köy oldu. Köyde yıl boyunca 70'ten fazla yerleşimci saldırısı kaydedildi ve 2026'da da aynı tablonun sürmesi bekleniyor.

Araştırmacı Nasır Hudr, bunun başlıca nedeninin 7 Ekim'den sonra hızlanan yerleşim genişlemesi ve İsrail hükümetinin yerleşimci güvenlik yapılarını güçlendirmesi olduğunu söyledi.

Nisan ayında yerleşimci bir yedek askerin okul yakınında açtığı ateş sonucu 14 yaşındaki öğrenci Evs en-Naasan ile 32 yaşındaki Cihad Ebu Nuaym öldürüldü. Olayın görüntüleri birçok medya kuruluşu tarafından doğrulandı.

İsrail ordusu saldırganın yedek asker olduğunu doğruladı ancak yalnızca görevden uzaklaştırıldığını ve silahına el konulduğunu açıkladı. Olayla ilgili kimse tutuklanmadı.

Ömer Muhammed, saldırganların yarı askeri kıyafetlerle hareket ettiğini belirterek, "Yerleşimci mi asker mi, yoksa ikisi birden mi olduklarını anlayamıyoruz." dedi.

Yerleşimci ideolojisinin düzenli İsrail ordusu birliklerine de yayıldığına dikkat çekildi. Mart ayında yedek askerler, yasa dışı bir yerleşim noktasını korurken CNN muhabiri Jeremy Diamond ve ekibini alıkoyarak Batı Şeria'nın tamamının Yahudilere ait olduğunu kameralar önünde savundu.

Birleşmiş Milletler verilerine göre en az 2017'den bu yana Batı Şeria'da Filistinli öldüren hiçbir İsrail askeri hapis cezasına çarptırılmadı.

İsrailli insan hakları kuruluşu Yesh Din'in verilerine göre ise 2005-2025 yılları arasında yerleşimci şiddetine ilişkin soruşturmaların yüzde 93,6'sı iddianame hazırlanmadan kapatıldı.

Geçen ağustosta bir Filistinlinin yerleşimciye ateş açmasının ardından İsrail ordusu yaklaşık 74 dönümlük alandaki en az 3 bin 100 zeytin ağacını söktü.

İsrail Merkez Komutanlığı Komutanı Tümgeneral Avi Bluth'un askerlere "Köy ağır bedel ödeyecek." dediği, bunun üzerine iki İsrailli insan hakları kuruluşunun Bluth hakkında toplu cezalandırma gerekçesiyle suç duyurusunda bulunduğu ancak herhangi bir soruşturma açılmadığı belirtildi.

Netanel ise zeytin ağaçlarının sökülmesine katıldığını belirterek bunun "yerleşimin güvenliği için gerekli" olduğunu savundu ve "Bu bir süreç. Burada olan tam olarak bu sürecin ilerlemesi." ifadelerini kullandı.