
YDH- Wall Street Journal, Bahreyn ve Kuveyt'in bu ay İran'daki askeri hedeflere gizli hava saldırıları düzenlediğini, bunun Körfez'deki Arap ülkelerinin savaş boyunca ilk kez İran topraklarını doğrudan hedef aldığı operasyon olduğunu yazdı.
Gazeteye konuşan konuya yakın kaynaklara göre, saldırılarda İHA ve füze depolarının yanı sıra çeşitli askeri tesisler hedef alındı. Birleşik Arap Emirlikleri'nin ise hedef istihbaratı sağladığı ve hava savunma desteği vererek operasyona dolaylı katkıda bulunduğu belirtildi.
İran da misilleme olarak haftalardır ABD askeri üslerine ev sahipliği yapan Bahreyn ve Kuveyt'i hedef alıyor.
Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanlığı, Hürmüz Boğazı'nın tamamen açılmasını ve bölgedeki gerilimin düşürülmesini desteklediğini açıkladı. Kuveyt ve Bahreyn'e yönelik saldırıları kınayarak bu ülkelerin güvenliğini korumaya yönelik tüm tedbirleri desteklediğini bildirdi.
Körfez ülkeleri “istemedikleri” bir savaş ile bölgedeki en büyük komşuları İran arasında sıkıştı.
Savaş boyunca İran'ın misillemelerinin büyük bölümünü Körfez ülkeleri üstlendi. Çatışmaların uzaması güvenlik ve ekonomi üzerindeki baskıyı artırdı.
Bloomberg Economics Orta Doğu Analisti Dina Esfandiary, savaşın mevcut seyriyle devam etmesinin Körfez ülkeleri açısından "en kötü senaryo" olduğunu belirtti. Ayrıca, bunun bölgenin istikrar merkezi olarak inşa edilen imajını zedelediğini ve ekonomik modellerini doğrudan etkilediğini söyledi.
BAE savaşın başından itibaren İran'a onlarca hava saldırısı düzenledi ve nisan ayındaki ateşkes ilanının ardından da operasyonlarını bir süre sürdürdü.
Kuveyt ile Bahreyn ise İran'la uzun yıllardır sorunlu ilişkilere sahip ve son çatışmalarda öncelikli hedefler arasında yer aldı. İran son dönemde bu ülkelerde kritik altyapıyı hedef alan saldırılarını artırdı.
Kuveyt Dışişleri Bakanlığı pazar günü yaptığı açıklamada İran'ın bir elektrik santrali ile deniz suyu arıtma tesisini hedef aldığını bildirildi.
Umman ve Katar uzun süredir İran ile Batı arasında denge siyaseti izleyerek Tahran'la doğrudan çatışmadan kaçındı. Suudi Arabistan savaşın ilk döneminde BAE ile birlikte İran'a saldırılar düzenledi ancak şu aşamada izleyeceği politikayı yeniden değerlendirdiği görülüyor.
Körfez ülkeleri savaşın kısa sürede sona ermesini ve yeniden ekonomiye odaklanmayı umuyordu. Ancak çatışmalar beşinci ayına girerken tarafların geri adım atmaması bölgesel belirsizliği derinleştirdi.
İran'ın Hürmüz Boğazı üzerindeki baskısı Körfez petrol ihracatını ciddi biçimde sekteye uğrattı. Yemen'deki Ensarullah hareketinin Kızıldeniz'deki deniz ablukası ve gemilere yönelik saldırıları da ticaret yolları üzerindeki baskıyı artırdı.
Turizm gelirleri geriledi ve yatırımlar baskı altında kaldı. Körfez rejimleri kritik ticaret yollarını yeniden açmak için “daha sert” adımlar atmayı değerlendiriyor.
Birmingham Üniversitesi'nden Körfez uzmanı Ömer Kerim, Körfez ülkelerinin savaşın uzun süreceğini artık kabul etmeye başladığını belirterek bunun İran'la daha açık bir çatışmayı gündeme getirebileceğini söyledi.
Kerim, bazı Körfez yönetimlerinin Tahran'da “rejim değişikliği” ihtimalini de değerlendirmeye başladığını, mevcut İran yönetimiyle aynı bölgede yaşamanın uzun vadede İran hegemonyasına boyun eğmek anlamına geleceği görüşünün giderek güç kazandığını ifade etti.