İsrail Oslo'yu tarihe gömmeye hazırlanıyor

26 Temmuz 2026

Knesset'te güç kazanan ilhak yanlısı çizgi, Batı Şeria'da fiilen uygulanan politikaları hukuki zemine taşıyarak Filistin devleti ihtimalini kalıcı biçimde ortadan kaldırmayı hedefliyor.

YDH- İsrail Meclisinde (Knesset) 13 Temmuz'da düzenlenen "Eve Dönüyoruz" toplantısı, Tel Aviv yönetiminin Filistin meselesine yaklaşımında yeni bir aşamaya işaret etti.

Toplantıda dile getirilen görüşler, artık yalnızca Oslo Anlaşması'nın değiştirilmesini değil, “tamamen tasfiye edilmesini ve işgal altındaki Batı Şeria üzerinde İsrail egemenliğinin resmen tesis edilmesini hedefleyen bir siyasi yönelimin” güç kazandığını ortaya koydu.

Söz konusu yaklaşımın önemi, alınabilecek kararlardan çok, İsrail siyasetindeki ağırlığından kaynaklanıyor. Bir dönem yalnızca yerleşimci hareketi ve aşırı sağ çevrelerle sınırlı kalan Oslo'nun iptali ve Batı Şeria'nın ilhakı çağrıları, bugün “onlarca bakan ve milletvekilinin” desteğini alıyor.

Son on yılda aşırı sağın devlet kurumları içindeki etkisinin artmasıyla birlikte yerleşimciler, hükümetler üzerinde baskı kuran bir aktör olmaktan çıkıp karar alma mekanizmasının doğrudan parçası haline geldi.

Oslo'nun tasfiyesi için yasal hazırlık

1993'te imzalanan Oslo Anlaşması'ndan bu yana ilhak çağrıları sağ çevrelerde varlığını korusa da siyasi ve diplomatik kaygılar nedeniyle İsrail hükümetleri bunları “doğrudan” benimsemekten kaçındı.

Ancak son dönemde bu söylem yasal zemine taşınmaya başladı. “Yahudi Gücü” Partisi milletvekili Limor Son Har-Melech'in mayıs ayında sunduğu yasa teklifi, Filistin Kurtuluş Örgütü ve Filistin Yönetimi ile imzalanan tüm anlaşmaların İsrail açısından bağlayıcılığının kaldırılmasını ve Oslo temelinde çıkarılan düzenlemelerin yürürlükten kaldırılmasını öngörüyor. Böylece Batı Şeria'nın hukuki statüsünün Oslo öncesine döndürülmesi hedefleniyor.

"7 Ekim fırsata dönüştürüldü"

İsrail sağının değerlendirmesine göre, 7 Ekim sonrasında başlayan savaş, Oslo sürecini tamamen sona erdirmek için uygun siyasi zemini oluşturdu.

Bu süreçte savaş yalnızca Gazze'deki askeri dengeleri değiştirmek amacıyla kullanılmadı; Batı Şeria'da yerleşimlerin genişletilmesi, yeni kaçak yerleşim noktalarının yasallaştırılması ve askeri operasyonların yoğunlaştırılması için de elverişli bir ortam sağladı.

Böylece yerleşimci hareketi, siyaset üzerindeki etkisini karar alma süreçlerinin merkezine taşıyarak “iki devletli çözüm” anlayışının yerine tek taraflı fiili dayatmaların esas alındığı yeni bir stratejiyi öne çıkardı.

Filistin devletini kalıcı biçimde engelleme hedefi

Toplantıya katılan isimler, Oslo Anlaşması'nın kaldırılmasını yalnızca geçmiş bir sürecin sonlandırılması olarak değil, gelecekte Filistin devletinin kurulmasını tamamen engelleyecek zorunlu bir adım olarak değerlendirdi.

Milletvekili Zvi Sukkot başta olmak üzere birçok katılımcı, olası herhangi bir siyasi sürecin Filistin devletine dönüşmesini önlemek için Oslo'nun “tamamen” tasfiye edilmesi gerektiğini savundu.

Bu yaklaşımın İsrail ile iki devletli çözümü resmen desteklemeyi sürdüren bazı Batılı müttefikleri arasındaki görüş ayrılıklarını derinleştirmesi bekleniyor. Ancak İsrail sağı, geçmişte yerleşim faaliyetlerinin uluslararası tepkilere rağmen kesintisiz devam etmesini örnek göstererek sahada oluşturulan fiili durumun diplomatik itirazlardan daha belirleyici olacağı görüşünü benimsiyor.

İsrail, Oslo'yu sahada tasfiye ediyor

İsrail, Oslo Anlaşması'nın hukuken yürürlükten kaldırılmasını beklemeden Filistin Yönetimi'nin kurumsal yapısını aşındırmayı sürdürüyor.

Vergi gelirlerinin alıkonulması nedeniyle Filistin hükümeti son 15 ayda gelirlerinin yaklaşık yüzde 68'ini kaybetti. Filistin Hükümeti İletişim Merkezine göre bu durum maaş ödemelerinde ciddi aksamalara ve büyük bir finansman açığına yol açtı.

Mali baskıyla eş zamanlı olarak Oslo'nun belirlediği idari sınırlar da fiilen ortadan kaldırılıyor.

Knesset'teki toplantının yapıldığı gün, Yahudi yerleşimciler Nablus'un kuzeybatısındaki Beyt İmrin köyünde, Oslo Anlaşması uyarınca Filistin Yönetimi'nin tam sivil ve güvenlik kontrolünde bulunan "A Bölgesi" içinde yapımı süren bir Filistin evine İsrail ordusunun koruması altında el koydu.

Bu olay yalnızca yeni bir yerleşimci saldırısı olarak değil, Oslo düzeninin sahada fiilen geçersiz kılındığını gösteren sembolik bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Aynı dönemde Filistin Başbakanı Muhammed Mustafa, Brüksel'de Avrupa Birliği yetkilileriyle yaptığı görüşmelerde İsrail'in alıkoyduğu vergi gelirlerinin serbest bırakılması için uluslararası baskının artırılmasını isterken, Batı Şeria'da hem ekonomik krizin hem de Filistin Yönetimi'nin yetki kaybının giderek derinleştiği belirtiliyor.