Ensarullah: Deniz ablukası stratejik bir tercih, geri adım yok

28 Temmuz 2026

Ensarullah, Suudi Arabistan'a yönelik deniz ablukasının geçici bir baskı aracı değil, Riyad'ın politikalarını değiştirmeyi hedefleyen uzun vadeli bir stratejinin parçası olduğunu açıkladı.

YDH- Ensarullah Manevi Rehberlik Dairesi Başkan Yardımcısı Tuğgeneral Abdullah bin Emir, Suudi Arabistan'a deniz ablukası uygulanması kararının yıllar süren sabır, uyarılar ve hazırlıkların ardından alındığını belirterek, bunun uzun süreli planlama ve değerlendirmeler sonucunda verilmiş stratejik ve tarihi bir karar olduğunu söyledi.

El-Mesire televizyonuna konuşan Bin Emir, kararın bölgesel gelişmelere bağlı ani bir adım olmadığını, farklı senaryoların ve muhtemel sonuçların uzun süre değerlendirildiği kapsamlı bir planlamanın ürünü olduğunu ifade etti.

Ensarullah liderliğinin bu yoldan geri adım atmaksızın bütün senaryolarla yüzleşmeye hazır olduğunu vurguladı.

"Riyad değiştirilemeyecek yeni bir gerçekle karşılaştı"

Bin Emir, Suudi rejiminin yıllardır Yemen'e yönelik ablukanın varlığını inkâr ederken aynı zamanda gerilimin düşürülmesini istediğini, ancak Yemen Silahlı Kuvvetleri'nin deniz ablukasını uygulamaya başlamasıyla petrol tankerlerinin Suudi limanlarına giriş ve çıkışının engellendiği yeni bir gerçeklikle karşı karşıya kaldığını söyledi.

Riyad'ın buna askeri karşılık verme girişiminin ise Cizan'daki petrol tesislerini hedef alan nitelikli bir operasyonla karşılandığını belirtti.

Deniz ablukası kararının, Suudi Arabistan'a verilen uzun yıllara yayılan mesajlar ve uyarıların ardından alındığını ifade eden Bin Emir, Riyad'ın önce taahhütlerde bulunduğunu, ardından bunlardan geri adım attığını ve son olarak ablukanın varlığını inkâr ettiğini söyledi.

Bugün ise artık değiştirilemeyecek yeni bir durumun ortaya çıktığını dile getirdi.

"Her senaryoya hazırlıklıyız"

Bin Emir, Ensarullah liderliğinin her türlü senaryoya hazırlık yaptığını belirterek, Ensarullah lideri Abdulmelik el-Husi'nin "kapsamlı tırmanışa kapsamlı tırmanışla karşılık verileceği" yönündeki açıklamasının askeri komutanlığın sahadaki gelişmelere karşı hazırlığını ortaya koyduğunu söyledi.

Deniz ablukasının şimdiden önemli sonuçlar verdiğini savunan Bin Amir, Riyad'ın kayıplarını gizlemeye çalışabileceğini ancak bunların zaman içinde daha görünür hale geleceğini ifade etti.

Körfez ülkeleri arasındaki ekonomik rekabet nedeniyle bazı ülkelerin Suudi Arabistan'ın ekonomik ve güvenlik alanındaki zayıflamasından fayda sağlayabileceğini belirten Bin Emir, bunun özellikle Riyad'ın yatırım ve şirketleri ülkeye çekme çabalarını olumsuz etkileyeceğini söyledi.

"Bölgede iki proje karşı karşıya"

Bin Emir, bölgede bugün iki farklı projenin karşı karşıya geldiğini belirtti.

Bunlardan birinin Filistin davasını destekleyen ve ümmetin birliğini savunan direniş ekseni, diğerinin ise ABD adına hareket eden yönetimler olduğunu söyledi.

Suudi Arabistan ve bazı Körfez ülkelerini, Filistin davasını hedef alan İsrail'e siyasi, mali ve medya desteği vermekle suçladı.

Suudi yönetiminin yıllardır Sanaa'yı çökertmek için bölgesel ve uluslararası gelişmelere bel bağladığını belirten Bin Emir, önce ABD, İngiltere ve İsrail'in saldırılarına güvendiğini, şimdi ise başka tarafları sürece dahil etmeye çalıştığını söyledi.

Bu hesapların geçmişte olduğu gibi bundan sonra da başarısız olacağını savundu.

Suudi medyasının Babülmendep Boğazı hakkındaki yayınlarının ise Yemen'in yaklaşımına hizmet ettiğini belirten Bin Amir, deniz geçişleri üzerindeki tartışmaların küresel ekonomik kaygıları artırdığını, petrol piyasalarını etkilediğini ve dünyanın dikkatini Yemen'e uygulanan abluka üzerine çektiğini ifade etti.

"Gazze için tarihi tutum"

Bin Emir, Yemen halkının Gazze'ye destek konusunda tarihi bir tutum aldığını, diğer ülkeler geri çekilirken ABD, İngiltere ve İsrail'e karşı Kızıldeniz'de doğrudan mücadele yürüttüğünü söyledi.

Elde edilen askeri başarıların dünyanın çeşitli askeri akademilerinde deniz savaşlarının dönüm noktalarından biri olarak incelendiğini kaydetti.

Yemen Silahlı Kuvvetleri'nin insan kaynağına ve teknik yeterliliğe dayalı yeni silah, yöntem ve taktikler geliştirdiğini, bunun ABD tarafından da kabul edildiğini belirtti.

"Suudi Arabistan için tek çıkış yolu"

Bin Emir, Suudi Arabistan'ın önündeki tek çözümün "ağaçtan inmek" olduğunu söyledi.

Bunun Yemen'in haklarını tanımak, Yemen'in iç işlerine müdahaleye son vermek, ülkenin egemenliğine saygı göstermek ve iki ülke arasında eşitlik ile iyi komşuluk temelinde ilişkiler kurmak anlamına geldiğini ifade etti.

Riyad'ın önündeki bütün seçeneklerin ekonomik kayıplara yol açacağını savunan Bin Emir, deniz ablukasının sürmesi ve genişlemesi ya da Suudi Arabistan'ın ABD ile İsrail'in gündemi doğrultusunda yeni bir askeri tırmanışa yönelmesi halinde bunun sonucunun değişmeyeceğini söyledi.

Her türlü yeni saldırının Suudi ekonomisinin can damarını hedef alan meşru savunma operasyonlarıyla karşılanacağını belirtti.

Konuşmasının sonunda Suudi Arabistan'a ABD ve İsrail'in bölgesel politikalarına hizmet etmekten vazgeçme çağrısı yapan Bin Emir, Riyad'ın çatışmaları sona erdirmeye ve Arap ile İslam ülkeleriyle İslami ilkeler temelinde ilişkiler kurmaya yönelmesi gerektiğini söyledi.

Bin Emir'in açıklamaları, Ensarullah yönetiminin Suudi Arabistan'a yönelik deniz ablukasını geri dönüşü olmayan, uzun vadeli ve stratejik bir karar olarak değerlendirdiğini ortaya koydu.