
YDH- The American Conservative kıdemli editörü Andrew Day, Ukrayna ve İran savaşlarının tek bir çatışma zemininde birleşmeye başladığını savunarak, Washington'un atacağı adımların küresel ölçekte yeni bir savaşın önünü açabileceği uyarısında bulundu.
✱✱✱
Geçen ay, Ukrayna ve İran’daki savaşlar arasında beliren endişe verici bağlardan ve bu durumun Avrasya ile Ortadoğu’ya yayılarak ABD’yi tehlikeli bir çatışmanın eşiğine getirme ihtimalinden bahsetmiştim.
Bu hafta sonu ise söz konusu tablo boyut değiştirdi: Bahsettiğim iki savaş, Avrasya ve Ortadoğu’yu içine alan ve Amerika’yı da sürükleme riski taşıyan tek bir büyük çatışma zemininde birleşmeye başladı.
Cumartesi günü Ukrayna, Hazar Denizi’nde İran bağlantılı askeri kargo taşıyan gemileri hedef aldığını duyurdu.
Ertesi gün İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Ukrayna’nın aslında bir İran ticaret gemisini vurarak bir denizciyi öldürdüğünü iddia etti.
Arakçi ve diğer üst düzey İranlı yetkililer, Ukrayna’nın bu saldırısının kesinlikle karşılıksız kalmayacağı hususunda net bir uyarıda bulundu.
İran şimdilik tepkisini diplomatik kanallarla sınırlı tutuyor; nitekim Tahran’daki bir Ukraynalı diplomatı Dışişleri Bakanlığına çağırarak protesto notası verdi. Fakat Avrupa Dış İlişkiler Konseyi’nden İran uzmanı Ellie Geranmayeh, askeri bir misillemenin an meselesi olduğu görüşünde.
Geranmayeh, The American Conservative’e verdiği demeçte şu değerlendirmeyi yaptı:
"Ukrayna sınırları fazlasıyla zorladı. Risk almaya çok daha yatkın olan yeni İran yönetiminin doğrudan Ukrayna’yı hedef alacağından hiç şüphe yok."
Normal şartlarda, aklı başında kimsenin dünyadaki bu en sıcak çatışmaların küresel bir yangına dönüşmesini istemeyeceği düşünülebilir. Ne var ki pek çok dünya lideri, gerilimi tırmandırmaktan bilfiil çıkar sağlıyor.
Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenski bu durumun en somut örneği.
Bugün gerçekleşmesi planlanan Beyaz Saray ziyareti öncesinde bu saldırıya onay vermiş olması kesinlikle tesadüf değil.
Zelenski, küresel demokrasiyi savunmaya dair iddialı söylemleri bir kenara bırakan, ilişkileri tamamen al-ver mantığıyla yürüten ABD Başkanı Donald Trump’ı kendi yanına çekmekte epey zorlanıyor.
Bildiğimiz kadarıyla Ukrayna’nın vurduğu gemiler sanılanın aksine karşı yöne değil, İran’dan Rusya’ya silah taşıyordu fakat Zelenski aksi yönde bir algı oluşturmayı başardı.
Böylece Kiev ile ortaklığın Washington’a sağladığı güya stratejik faydaları sergilemek adına nadir bir fırsat yakaladı ve hemen ardından benzer bir hamle daha yaptı.
Hazar Denizi saldırısını duyurduktan sadece birkaç saat sonra, Rusya’nın Ortadoğu’daki ABD üslerini hedef alması için İran’a yardım ettiğini öne süren Ukrayna istihbarat raporlarına atıfta bulundu.
Quincy Enstitüsü’nden Trita Parsi, Pazartesi günü yaptığı açıklamada Zelenski’nin Amerika’yı "Ukrayna savaşında doğrudan taraf" yapabilmek adına bu iki çatışmayı kasten birleştirmeye çalıştığı hususunda uyardı.
Bu iddia iddialı görünse de ürkütücü derecede mantıklı.
Parsi’nin de altını çizdiği gibi Zelenski, savaşın başladığı 2022 başından bu yana Amerika’yı Rusya-Ukrayna cephesine çekmek için çabalıyor.
Zelenski açısından bu hamleyi yoğunlaştırmanın tam zamanı gibi duruyor.
Zira Ukrayna’nın Rusya karşısında rüzgarı arkasına aldığına dair son dönemde yapılan tüm propagandalara rağmen ülke, amansız hava saldırılarıyla yıpranıyor ve devasa bir rakiple tüketen bir yıpratma savaşına kilitlenmiş halde.
Nitekim Zelenski Pazartesi günü, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in "bu savaşı bitirmeye hiç niyeti olmadığını" ve Eylül ayındaki parlamento seçimlerinin ardından yüz binlerce Rus’u yeniden askere alabileceğini açıkça dile getirdi.
Zelenski’nin Amerika’yı Rusya karşısında yanına çekmek istemesine benzer şekilde Trump da Avrupalı müttefiklerini Amerika’nın İran ile mücadelesine destek vermeye çağırıyor.
Şimdiye kadar Avrupalı liderler, İran’ın oklarını kendi üzerlerine çekme korkusuyla temkinli bir duruş sergilediler.
Ancak İran, Ukrayna’nın saldırısına askeri bir misillemeyle yanıt verirse Avrupalılar Trump’ın taleplerine daha sıcak bakmaya başlayabilir.
Üstelik bu durum, Trump’ı Ukrayna’ya yardımları artırmaya ikna etmek için ellerine yeni bir koz verecektir.
Geranmayeh, Tahran yönetiminin "Avrupa ile yeni bir savaş cephesi açmaktan kaçınmak adına vereceği karşılığı milimetrik bir hassasiyetle ayarlaması gerektiğinin bilincinde olduğunu" belirtiyor.
Bu durum kulağa rahatlatıcı gelse de vahim bir hesap hatası riski hâlâ masada.
Tahran tıpkı dört yılı aşkın bir süre önce hızlı bir zafer hülyasıyla işgali başlatan Putin gibi, Avrupa’nın Kiev’e destek verme kararlılığını hafife alıyor olabilir.
Bugün Beyaz Saray’ın kapısını çalan tek ABD bağımlısı lider Zelenski değil.
İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu da Trump ile masaya oturacak ve o da İran’daki çatışmanın Ukrayna savaşıyla eklemlenmesinden pay çıkarma peşinde.
Parsi’nin TAC’ye verdiği demeçte belirttiği üzere bu birleşme, Netanyahu açısından tek taşla birkaç kuş vurmak anlamına geliyor:
Bu durum İran ile savaşa taze bir kan pompalıyor; bu birleşme sayesinde Avrupalılar da sürece dahil ediliyor ve belki de en önemlisi, İran ile savaş İsrail’i koruma kabuğundan çıkarılıp Ukrayna’yı savunma kılıfına sokuluyor.
İşte bu son husus hayati bir önem taşıyor.
İran Savaşı durağanlaşmışken ve MAGA seçmenleri bile bu çatışmaya karşı seslerini yükseltmeye başlamışken Netanyahu, Trump’ı sırf İsrail için savaşıyormuş izlenimiyle sıkıştırmadan Amerika’yı yeniden denklemine dahil etmeyi amaçlıyor.
Zelenski ve Netanyahu ellerinde talep listeleriyle Washington’a yaklaşırken Trump’ın çok dikkatli olması gerekiyor.
Her iki lider de daha fazla ABD askeri yardımı koparmak için baskı kuracak ve her ikisi de kendi taleplerini Amerikan çıkarlarının bir gereğiymiş gibi pazarlayacaktır.
Şayet Trump tarihe Üçüncü Dünya Savaşı’nı başlatan başkan olarak geçmek istemiyorsa, her iki adamı da Beyaz Saray’dan eli boş göndermek zorundadır.
Çeviri: YDH