
YDH- Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü'nün (UNIFIL), güneydeki Hula beldesinde dört ton amonyum nitrat türevi patlayıcı bulunduğunu açıklaması, patlayıcıların kaynağı ve açıklamanın zamanlaması konusunda Lübnan'da yeni bir tartışma başlattı.
UNIFIL, internet sitesinde yayımladığı açıklamada patlayıcıların bulunduğunu duyururken, bunların kime ait olduğu ya da bölgeye nasıl ulaştığına ilişkin herhangi bir bilgi paylaşmadı.
Ancak açıklamaya eşlik eden fotoğraflarda yer alan bidonların, İsrail ordusunun daha önce askerlerinin operasyon bölgelerine taşıdığı ve evlerin yıkımında kullandığı patlayıcı kaplarıyla aynı olduğu görüldü.
İsrail ordusunun son dönemde, direniş unsurlarının bulunduğunu değerlendirdiği bölgelere büyük insansız hava araçlarıyla bu tür patlayıcı bidonları bıraktığı ve daha sonra bunları infilak ettirdiği belirtiliyor.
Mevcut bilgilere göre benzer bir saldırı birkaç gün önce Nebatiye'nin doğusundaki Ali et-Tahir Tepesi çevresinde de gerçekleştirildi.
"Patlayıcılar İsrail ordusuna ait"
El-Ahbar'a konuşan askeri bir kaynak, bulunan patlayıcıların İsrail ordusuna ait olduğunu söyledi. Kaynağa göre bazı ambalajların üzerindeki İbranice yazılar da bunu doğruluyor.
AFP'nin güvenlik kaynaklarına dayandırdığı habere göre de söz konusu patlayıcılar, İsrail ordusunun Kasım 2024'te yürürlüğe giren ateşkesten bu yana güney Lübnan'daki köy ve mahalleleri yıkmak için kullandığı mühimmatın kalıntılarından oluşuyor.
Kaynaklar, İsrail'in yoğun patlayıcı kullanımıyla altyapıyı, doğal çevreyi, evleri ve yolları mümkün olan en geniş ölçüde tahrip etmeyi hedeflediğini belirtiyor.
Zamanlama ve bilgi paylaşımı tartışılıyor
UNIFIL'in açıklamasının yayımlanma zamanı da Lübnan'da soru işaretlerine neden oldu.
Edinilen bilgilere göre, söz konusu patlayıcılar 2 Temmuz'da bulunmasına rağmen kamuoyuna ancak haftalar sonra, mühimmat kalıntılarının temizlenmesine ilişkin genel bir açıklamanın içinde duyuruldu.
Kaynaklar, açıklamanın uluslararası güç içinde de şaşkınlık yarattığını, olayın yüksek gizlilik derecesiyle yürütüldüğünü ve birçok yetkilinin durumdan haberdar olmadığını aktardı.
Ayrıca, UNIFIL'in bulgularını Lübnan ordusuyla paylaşmadığı da belirtildi. Oysa bu tür bilgilerin iki taraf arasındaki koordinasyon mekanizmasının temel unsurlarından biri olduğu ifade ediliyor.
Lübnanlı kaynaklar, resmi açıklamada patlayıcıların kaynağının bilinmesine rağmen buna değinilmemesinin de tartışmaları derinleştirdiğini vurguluyor.
"İsrail'in anlatısına hizmet etti"
Konuyu takip eden kaynaklara göre UNIFIL yönetimi, Lübnan'daki hassas siyasi ortamı doğru değerlendiremedi ve İsrail'in bu patlayıcıları yerleşim alanlarının yıkımında kullandığı gerçeğini göz ardı ederek dolaylı biçimde İsrail'in söylemine hizmet etti.
Daha sert değerlendirmelerde ise bunun yalnızca bir değerlendirme hatası olmadığı, uluslararası güç içerisindeki bazı çevrelerin Hizbullah'ı hedef alan yeni bir medya kampanyası oluşturmayı amaçladığı vurgulandı.
Haberin yayımlanmasının ardından İsrail yanlısı medya kuruluşlarının olayı siyasi malzeme haline getirerek, Beyrut Limanı patlamasının yıl dönemi öncesinde Hizbullah'a yönelik suçlamaları yeniden gündeme taşıdığı belirtildi.
Hula Belediyesi soruşturma istedi
Hula Belediyesi yaptığı açıklamada olayı "İsrail'in suç niteliğindeki eylemlerinden biri ve göz ardı edilemeyecek kadar tehlikeli bir gelişme" olarak niteledi.
Belediye, bulunan patlayıcıların belde için doğrudan tehdit oluşturduğunu belirterek, İsrail'i Lübnan topraklarına patlayıcı veya tehlikeli maddeler sokmanın ve bunların yol açabileceği sonuçların "tam sorumlusu" ilan etti.
Açıklamada, Lübnan makamlarından resmi soruşturma başlatılması ve vatandaşların güvenliği ile ülke topraklarının korunması için gerekli hukuki ve diplomatik adımların atılması talep edildi.