
YDH - Yemen'deki Ensarullah hareketinin lideri Abdülmelik Husi, bugün yaptığı konuşmada, mevcut göstergelerin ortaya koyduğu Suudi Arabistan kaynaklı "kapsamlı gerilimi tırmandırma" adımlarına aynı şekilde yanıt vermeye hazır olduklarını açıkladı.
Suudi Arabistan'ın mevcut tutumundaki ısrarın ağır sonuçlarla karşılaşacağını belirten Husi, Suudi Arabistan'a uçak satışı yapan her ülkenin "sonuçta kaybedeceği" uyarısında bulundu.
Bu çerçevede Türkiye'nin Suudi Arabistan'a sattığı ve "Türk Sanaayisinin gururu" olarak sunulan uçakların "Yemen'de düşürüldüklerinde elde kalan bir mala" dönüşeceğini belirtti.
Suudi petrol gemilerinin hedef alınması, hareketlerinin engellenmesi, 16 geminin geri çevrilmesi ve casus uçakların düşürülmesiyle kurulan "ablakaya karşı ablaka" denkleminden bu yana elde edilen sonuçların iyi olduğunu kaydeden Husi, Suudi Arabistan'a hitaben ABD, İngiltere ve İsrail'in ne yaparlarsa yapsınlar kendilerine fayda sağlamayacağını söyledi.
Husi, bu ülkeler saldırı ve suçlara ortak olsalar dahi halklarının Allah'a sığınarak ve O'na dayanarak kararlılıkla duracağını ekledi.
Suudi ablukasına karşı ciddi bir hareketliliğin kaçınılmaz olduğunu ifade eden Husi, "ablakaya karşı ablaka" denklemini pekiştirmek için çalıştıklarını söyledi.
Husi, "Bu durum, etrafımızdaki ümmetimizin gerçekliğini veya Filistin davasını göz ardı ettiğimiz anlamına gelmez. Aksine Suudi saldırganlığına karşı hareketimiz, ümmetimizin davalarıyla aynı doğrultudadır" diye konuştu.
Husi, Yemen halkına Cuma günü başkent Sanaa ve diğer vilayetlerde düzenlenecek kitlesel gösteri ve yürüyüşlere katılma çağrısında bulundu.
Bu katılımın duruşun kararlılığını, "ablakaya karşı ablaka" denkleminin kurulması yönündeki adımı teyit edeceğini ve kapsamlı tırmanışa karşı kapsayıcı tırmanışla karşılık verme hazırlığını göstereceğini belirtti.
İsrail ile işbirliğinin İslam ümmetini, Filistin halkını, Mescid-i Aksa'yı ve Lübnan halkını hedef alan tırmanma hattı içinde yer aldığını anımsatan Husi, "Suudi rejiminin imkanlarıyla Siyonizme hizmette büyük bir rol oynadığını" anımsattı.
Husi, Suudi rejiminin kendisini "ümmetin davalarıyla ilgili" olarak sunduğunu ancak "ABD-Siyonizm şemsiyesi altında hareket ettiğini" ifade etti.
Yemen halkının, ABD planı kapsamında ve İsrail'in çıkarına hizmet edecek şekilde Suudi rejiminin hedefinde yer aldığını ve en çok acı çeken halklardan biri olduğunu vurgulayan Husi, Suudi Arabistan'ın bölgedeki her türlü fitne projesini finanse etmeye giriştiğini belirtti.
Husi, kan dökülmesine ve ümmetin parçalanmasına yol açan her fitneyi Suudi Arabistan'ın finanse etmeye çalıştığını sözlerine ekledi.
Yemen halkının insani haklarının gasbedilmesinin kimsenin hakkı olmadığını, bu hakların uluslararası sözleşme ve yasalarla tanındığını belirten Husi, Yemen halkının özgürlüğünün elinden alınmasını asla kabul etmeyeceğini ve kendisine yönelik saldırıların onurunu hedef aldığını bildiğini söyledi.
Ülkelerine yönelik saldırılarda "Yemen'i tamamen yakmak ve yok etmek, böylece halkın iradesini ve kararlılığını kırmak amacıyla ABD taktiklerinin kullanıldığını" belirten Husi, gerilimi azaltma evresinin Suudi Arabistan'ın Yemen'deki işgalini tamamen sona erdirecek bir yola girmeyi gerektirdiğini kaydetti.
Husi, "Düşman Suudi tarafı, Yemenlilere uyguladığı ablukayı sıkılaştırarak saldırgan politikalarını sürdürüyor. Yemenlilerin ulusal servetlerinden sürekli bir mahrumiyeti söz konusu; bu servet halka aittir ve Suudilerin bunda zerre kadar payı yoktur" dedi.
Husi ayrıca Yemen halkının temel hizmetleri için kullanılabilecek gelirlerden ABD gözetiminde Suudi Arabistan tarafından mahrum bırakıldığını ifade etti.
Suudi Arabistan'ın Yemen'e uyguladığı ablukayı "haksız bir uygulama" olarak niteleyen Husi, bunun sonucunda Yemen halkı aleyhine büyük bir mağduriyet doğduğunu, Yemen'in ekonomik kaynaklarının mevcut olduğunu ancak düşmanların kontrolü altında bulunduğunu söyledi.
Sanaa yönetiminin Aksa Tufanı sürecinde Filistin halkını desteklediği sırada Suudi rejiminin Yemen halkına yönelik ablaka tedbirlerini sıkılaştırdığını belirten Husi, Yemen halkı Gazze'ye destek için harekete geçtiğinde Suudi Arabistan'ın "şaşırtıcı bir şekilde insansız hava araçlarına müdahale etmeye yöneldiğini" ifade etti.
Ayrıca Husi, Suudi rejiminin İsrail'i hedef alan bazı füze ve dronları düşürdüğünü kaydetti.
Suudi tarafının Yemen halkına Gazze Şeridi'ndeki Filistin halkının durumuna benzer bir durumu dayatmak istediğini vurgulayan Husi, Suudi rejiminin bölgedeki Siyonist yönelimler çerçevesinde ABD, İsrail ve İngiltere ile ortak hareket ettiğini ifade etti.
Suudi rejiminin Yemenlilere yönelik uygulamalarının komşuluk haklarının ihlali olduğunu ve büyük acılara yol açtığını sözlerine ekledi.
Siyonist vahşetin ve ABD-İsrail saldırganlığının İslam ümmetine karşı sürdüğünü, aynı zamanda İran'a yönelik saldırıların tırmandığını belirten Husi, Siyonizmin ve takipçilerinin, tehlikeleri tüm insanlık toplumunu kapsasa da İslam ümmetini hedef aldığını yineledi.
Düşmanların bu aşamada hareket ettiği çerçevenin "Ortadoğu'yu değiştirmek" ve "Büyük İsrail'i kurmak" olduğunu kaydeden Husi, Siyonist planın amacının sadece İran'ı veya Lübnan'ı değiştirmek değil, "Büyük İsrail'i kurmak" başlığı altında "Orta Doğu'yu" değiştirmek olduğunu söyledi.
Siyonist yönelimlerin ve ABD-İsrail hareketlerinin ümmetle sıcak bir çatışma içinde olduğunu ifade eden Husi, bu durumun geçmiştekinden daha yüksek düzeyde bir saldırganlıkla ortaya çıktığını belirtti.
Siyonist planın ümmet için kapsayıcı bir tehlike oluşturduğunu ve Washington ile ilişkileri veya destekleyici tutumları olanlar da dahil olmak üzere kimseyi istisna tutmadığını bildirdi.
Husi, ümmetin kendisini açık saldırganlığıyla hedef alan Siyonist planın farkına varması gerektiğini vurguladı. ABD'nin Siyonist plan çerçevesinde, sömürgeci bir anlayışla, servetleri yağmalama ve bölgeyi kontrol etme yönelimiyle hareket ettiğini kaydeden Husi; İran, Lübnan ve Filistin'e yönelik saldırıların bölgedeki hedeflerin gerçekleşmesini engelleyen pürüzleri ortadan kaldırma amacını taşıyan bir hat dahilinde geldiğini ifade etti.
ABD ve İsrail arasında "ümmeti kontrol altına alma, tahakküm kurma ve İslami kimliğini silme" konusunda bir işbirliği bulunduğunu kaydeden Husi, bazı rejimlerin ümmetin düşmanlarına hizmet eden sapkın bir yolda ilerlemesinden üzüntü duyduğunu ifade etti.
Filistin tarafındaki gelişmelere değinen Husi, İsrail'in kazılar yoluyla dolaylı bir yöntemle Mescid-i Aksa'nın bir kısmını yıkma sürecine hazırlandığına dair tehlikeli göstergeler bulunduğunu dile getirerek, İsrail'in Filistin halkına karşı suçlarını ve saldırılarını sürdürdüğünü söyledi.
İsrail'in Filistin'i işgalinden bu yana genişleme ve bölge ülkelerini kontrol altına alma üzerine kurulu bir hat izlediğini sözlerine ekledi.
Husi konuşmasında, Irak halkına, güvenlik kurumlarına ve "ABD-Suudi saldırısında" hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı dileklerini ileterek saldırıyı kınadığını açıkladı ve ülkesinin Bağdat ile her düzeyde dayanışma içinde olduğunu duyurdu.