
YDH- ABD merkezli Foreign Policy dergisinde, Atlantic Council Orta Doğu Entegrasyonu Direktörü Allison Minor ile Atlantic Council İran Stratejisi Projesi Direktörü Nate Swanson tarafından kaleme alınan analizde, Washington ile Tahran'ın yeni bir ateşkes arayışı kapsamında yeniden mesaj alışverişinde bulunduğu ancak Trump yönetiminin kendisini maliyetli bir savaşa sürükleyen hatalı varsayımları değiştirmeden kalıcı bir çözüme ulaşamayacağı değerlendiriliyor.
Analizde, Trump yönetiminin savaş boyunca "batık maliyet yanılgısına" kapıldığı, askeri baskıyı artırarak İran'ı geri adım attırabileceği varsayımının ise ters teptiği belirtiliyor. Çatışmanın uzamasıyla ABD'nin müzakere gücünün zayıfladığı, mühimmat stoklarının aşındığı, iç siyasi baskının arttığı ve Yemen'in Suudi petrol ihracatına yönelik saldırılarının savaşın ekonomik maliyetini daha da yükselttiği vurgulanıyor.
Buna karşın İran'ın da uzun sürecek bir savaştan çıkar sağlamadığını iddia eden yazarlar, savaşın ülkenin ekonomik toparlanmasını geciktirdiğini ancak Tahran yönetiminin savaşı sonlandırabilmesi için önünde gerçekçi bir toparlanma perspektifi görmesi gerektiğini belirtiyor.
Kalıcı çözüm için baskı değil teşvik
Washington'da uzun yıllardır hakim olan "baskıyla İran'ın teslim alınabileceği" anlayışı başarısız oldu. İran'ın geçmişte yalnızca yaptırım ve askeri baskıyla değil, “teşvikler, diplomasi ve karşılıklı güven oluşturacak adımlarla” müzakereye yöneldiği belirtilerek Trump'ın İran'ın koşulsuz geri adım atacağı varsayımından vazgeçmesi gerektiği ifade ediliyor.
Taraflar arasındaki önceki mutabakatın Hürmüz Boğazı'na ilişkin belirsiz hükümler ve her iki ülkedeki iç siyasi baskılar nedeniyle çöktü, bugün ise hem Washington'un hem de Tahran'ın kendisini savaşın galibi olarak gördüğü için müzakereleri "teslimiyet" olarak algılıyor.
Analizde, kalıcı bir anlaşmanın ancak iki tarafın da kamuoyuna "kazandığını" söyleyebileceği sınırlı ve uygulanabilir adımlarla mümkün olacağı iddia ediliyor. Bu kapsamda ABD'nin İran petrol satışlarına yeniden izin vermesi, saldırıları durdurması ve buna karşılık İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki uluslararası deniz trafiğini engellememesi öneriliyor.
Hürmüz için BM mekanizması önerisi
Foreign Policy, Hürmüz Boğazı'nın yönetimi konusunda İran, Umman ve diğer Körfez ülkelerinin dönüşümlü olarak yer alacağı Birleşmiş Milletler çatısı altında bir mekanizma kurulmasını öneriyor. Böyle bir yapının hem İran'ın boğazdaki fiili konumunu tanıyacağı hem de uluslararası deniz taşımacılığının tek taraflı olarak engellenmesini önleyeceği savunuluyor.
Ayrıca, Hürmüz konusunda sağlanacak sınırlı ancak sürdürülebilir bir anlaşmanın ileride nükleer müzakerelerin yeniden başlamasının önünü açabileceği değerlendiriliyor.
Washington'un bunun yanında Körfez ülkelerinin hava savunma kapasitesini güçlendirmesi ve Hürmüz Boğazı'na bağımlılığı azaltacak enerji ve ulaştırma projelerini desteklemesi gerektiği ifade ediliyor.