
YDH ― Lübnan’ın Güney bölgelerine yönelik İsrail saldırıları devam ederken, Hizbullah’tan Beyrut yönetimine aağır eleştiriler geldi.
Direniş, İsrail’in köyleri ateşe verdiğini, hastaneleri havaya uçurduğunu ve tarım arazilerini tahrip ederek bölge halkının geri dönüşünü engellemeye çalıştığını belirtti.
Açıklamada, yaşanan vahşetin durdurulması konusunda Lübnan hükümetinin “sessizliğe gömüldüğü” ve ulusal egemenliği koruma yükümlülüğünü yerine getirmediği vurgulandı.
Hizbullah, Beyrut yönetimini, İsrail ile imzalanan çerçeve anlaşmalarının işgale meşruiyet kazandırmakla eleştirirken, diplomatik kanalların hiçbirinde etkili bir baskı kurulmadığını öne sürdü.
Direniş, Lübnan yönetimini “halkın feryadını duymaya” ve anayasal sorumluluklarını üstlenmeye davet ederken, eğer devlet bu görevi yerine getiremiyorsa halkın kendini savunma hakkına müdahale edilmemesi gerektiğini ifade etti.
Hizbullah'ın açıklamasının tam metni şu şekildedir:
Suç, saldırganlık ve yayılmacılık politikalarını sürdüren İsrail düşmanı, Güney Lübnan'ı hedef alan terör ve saldırılarına Lübnan yönetiminin ve uluslararası toplumun gözü önünde pervasızca devam ediyor. İsrail düşmanı, köyleri yıkıp evleri ateşe vererek, yolları ve tarım arazilerini buldozerlerle kazıyarak, okul ve hastaneleri havaya uçurarak direnişin simgesi Güney Lübnan'da hayata dair ne varsa yok etmeye çalışıyor. Sivillere korku salarak yürüttüğü bu kıyım, aslında bölge halkının köylerine, evlerine ve şehit kanlarıyla suladıkları vatan topraklarına dönmesini engellemeye yönelik nafile bir çabadan ibarettir.
Bu vahşetin kesintisiz sürmesinde en büyük sorumluluk; sessizliğe gömülen, sahada varlık gösteremeyen ve adeta suça ortak olmakla eleştirilen Lübnan yönetimindedir. Söz konusu yönetim, çerçeve anlaşmasına imza atarak İsrail düşmanının işgaline ve zalim uygulamalarına meşruiyet kazandırmakla kalmamış, yaşanan kıyımı da ısrarla görmezden gelmiştir. Sağır edici patlama seslerine kulak tıkamış, ulusal egemenliğin ve anayasanın yüklediği sorumlulukları hiçe sayarak yıkım ve tahribatı durdurmak için uluslararası arenada siyasi veya diplomatik bir baskı kurmaktan kaçınmıştır. Lübnan halkı, katliamların durdurulması talebinin diplomatik temaslarda ülkenin tavizsiz bir önceliği hâline getirilmesi için de yönetimden en ufak bir girişim dahi görememiştir.
Lübnan yönetimini artık halkına sırt çevirmekten vazgeçmeye; her gün evlerinin yıkılışına, tarlalarının yakılışına ve köylerinin haritadan silinişine tanık olan Güney Lübnan halkının feryadını duymaya çağırıyoruz. Güney halkı, yalnızca topraklarının korunmasını, bölgede güvenlik ve istikrarın yeniden tesis edilmesini istiyor. Bu güvenliği sağlamak, her şeyden önce devletin asli görevidir. Şayet yönetim bu sorumluluğu yerine getirmekten acizse, en azından halkın kendini ve vatan topraklarını savunma hakkına gölge düşürmemelidir.
Lübnan yönetimini ulusal ve anayasal yükümlülüklerine sahip çıkmaya, İsrail düşmanının işlediği bu yıkım suçlarına son vermek için tüm siyasi ve diplomatik kanalları derhal seferber etmeye çağırıyoruz. Uluslararası toplumu ve tüm yetkili kurumları da ellerini taşın altına koymaya, İsrail düşmanını saldırılarına son vermeye ve işgal ettiği tüm Lübnan topraklarından çekilmeye mecbur bırakmaya davet ediyoruz.