İran Ordusu Sözcüsü: Yeni nesil İHA'lar ilk kez aktif görev aldı

01 Ağustos 2026

İran Ordusu Sözcüsü Tuğgeneral Ekreminiya, İran'ın bölgedeki ABD üslerine hava saldırıları düzenlediğini, yeni nesil İHA'ları devreye aldığını ve ordunun olası yeni çatışmalara karşı hazırlıklarını sürdürdüğünü açıkladı.

YDH ― İran merkezli Öğrenci Haber Ajansı'nın (SNN) aktardığına göre, İran İslam Cumhuriyeti Ordusu Sözcüsü Tuğgeneral Emir Muhammed Ekreminiya, ABD ve İsrail'in İran'a karşı başlattığı savaşın ardından gerçekleştirilen askeri operasyonlara ilişkin ayrıntıları açıkladı.

Ekreminiya, İran Hava Kuvvetleri'nin önceden hazırlanan uzun vadeli operasyon planlarını devreye soktuğunu ve saldırılardan yalnızca iki gün sonra bölgedeki ABD üslerine yönelik hava harekâtı başlatıldığını söyledi.

Sözcünün verdiği bilgilere göre operasyon kapsamında, F-5 savaş uçaklarıyla Kuveyt'teki El-Udeyri Üssü hedef alınırken, Sukhoi tipi savaş uçaklarıyla da Katar'daki stratejik El-Udeyd Hava Üssü'ne saldırı düzenlendi.

Yeni nesil İHA'lar görevde

Ordunun insansız hava aracı teknolojisindeki gelişimine dikkat çeken Tuğgeneral Ekreminiya, yeni nesil İHA'ların son dönemdeki operasyonel görevlerde aktif olarak kullanılmaya başlandığını belirtti.

Söz konusu dronların teknik özellikleri ve kabiliyetlerinin önümüzdeki günlerde kamuoyuyla paylaşılacağı ifade edildi.

"En karmaşık görev El-Udeyd harekâtıydı"

Ekreminiya, el-Udeyd Hava Üssü'ne yönelik operasyonun yoğun hava savunma sistemleri nedeniyle en zorlu görev olduğunu belirterek, ilk değerlendirmelerde harekâtın neredeyse imkânsız görüldüğünü ifade etti.

Ayrıntılı planlamanın ardından görevin İran Hava Kuvvetleri'nin dört seçkin pilotuna verildiğini kaydetti.

Operasyonda görev alan isimlerden Şehit Tuğgeneral Mecid Kazemi'nin aylar sonra kimliğinin tespit edildiğini aktaran Ekreminiya, Kazemi'nin memleketine götürülerek Şiraz'da düzenlenen törenle toprağa verildiğini söyledi.

"Pilotlar deniz yüzeyine yakın irtifada uçtu"

Operasyonun büyük bölümünün Fars Körfezi üzerinde gerçekleştirildiğini belirten Ekreminiya, deniz üzerindeki uçuşların radar tespit riskini artırdığını, Sukhoi uçaklarının geniş gövde yapısı nedeniyle radar kesit alanının da yüksek olduğunu ifade etti.

Bu nedenle pilotların radar sistemlerinden kaçınmak amacıyla deniz yüzeyinden yaklaşık 30 ila 40 metre yükseklikte, bazı noktalarda ise neredeyse sıfır irtifada uçuş gerçekleştirdiğini söyleyen Ekreminiya, bunun yüksek düzeyde cesaret, tecrübe ve profesyonellik gerektiren bir görev olduğunu dile getirdi.

İranlı komutan, hedeflerin başarıyla vurulduğunu ancak dönüş sırasında İran savaş uçaklarının düşman unsurlarınca hedef alındığını belirterek, söz konusu harekâtın İran ordusunun operasyonel hazırlık kapasitesi ile kararlılığını ortaya koyduğunu savundu.

Hedefteki iki üs vuruldu: El-Udeyri ve el-Udeyd’in stratejik önemi

Tuğgeneral Ekreminiya, operasyon kapsamında hedef alınan iki üssün bölgedeki en kritik Amerikan askeri merkezleri olduğunu vurguladı. Bu merkezlerin operasyonel yükü ve uğradığı tahribat şu şekilde açıklandı:

• Kuveyt’teki El-Udeyri üssü: ABD askeri helikopterlerinin ana konuşlanma merkezi olan üste 250’den fazla helikopter barınıyordu. Düzenlenen operasyon sonucunda üssün ağır bir darbe aldığı, çok sayıda helikopterin imha edildiği ve önemli bir kısmının da devre dışı bırakıldığı bildirildi.

• Katar’daki El-Udeyd hava üssü: 2003’teki Irak işgali ve Saddam rejimine karşı yürütülen savaşın ardından ABD tarafından milyarlarca dolarlık yatırımla bölgenin en büyük hava üslerinden birine dönüştürülen tesis, aynı zamanda Washington’ın Batı Asya’daki hava komutanlığının merkez üssü konumundaydı. İran kuvvetleri, saldırının üzerinden henüz 48 saat geçmeden bu üssü ağır bir darbeyle vururken, tesisin ilerleyen süreçte de İHA ve füze saldırılarıyla defalarca hedef alındığı kaydedildi.

Operasyonda yer alan diğer üç pilotun akıbetine dair soruları yanıtlayan Ekreminiya, yürütülen takip çalışmalarına rağmen Katar tarafının konuya ilişkin bilgi sahibi olmadığını öne sürdüğünü ve herhangi bir açıklama yapmadığını belirtti.

Ordu sözcüsü, Katar yönetimine şu çağrıda bulundu:

"Katar ordusunu ve yönetimini daha büyük bir sorumluluk üstlenmeye; uluslararası sözleşmeler ile uluslararası insancıl hukuk çerçevesindeki yükümlülükleri doğrultusunda, İran İslam Cumhuriyeti Hava Kuvvetleri’nin diğer üç pilotunun akıbetini aydınlatmak adına daha kararlı adımlar atmaya davet ediyoruz."

Bölgesel misillemeler: Bahreyn, Kuveyt ve Ürdün üsleri hedef alındı

İran ordusunun iki haftalık süreçte gerçekleştirdiği misilleme operasyonlarına değinen Ekreminiya, bölgesel çapta vurulan kritik ABD merkezlerini şu şekilde sıraladı:

• Bahreyn (Beşinci Filo Karargâhı): ABD Donanması’na ait Beşinci Filo’nun üssü olan bu merkez; Hürmüz Boğazı, Umman Denizi, Fars Körfezi ve Kuzey Hint Okyanusu’nun en hayati kontrol noktası olarak biliniyor. Düzenlenen operasyon sonucunda tesisin ağır hasar aldığı ve operasyonel faaliyetlerinin sekteye uğradığı belgelendi.

• Kuveyt: Lojistik ve destek işlevinin yanı sıra ABD ordusunun temel hava merkezlerinden biri olan Kuveyt'teki üs, çatışmalar boyunca İHA saldırılarına maruz kalarak ciddi tahribat yaşadı.

• Ürdün: ABD’nin askeri teçhizatını İran'ın erişiminden uzak tutmak amacıyla Ürdün’e nakletme çabalarına rağmen, buradaki üsler de ordu İHA'ları ile Devrim Muhafızları’nın füze ve insansız hava araçlarının hedefi olmaktan kurtulamadı.

Çatışmaların bilançosunu değerlendiren sözcü, ABD’nin bölgedeki askeri operasyonlarının hacim ve kapsamındaki daralmanın bu saldırıların yarattığı tahribatı açıkça gösterdiğini belirtti.

Savaş bilançosu ve İHA kapasitesi

Saldırıların üzerinden yaklaşık altı ay geçtiğini hatırlatan Ekreminiya, ortaya çıkan tablonun İran açısından arzu edilen bir durum olmadığını vurgulamakla birlikte, ABD'nin altyapı ve askeri kapasitesinde meydana gelen büyük tahribatın Washington yönetimini son derece rahatsız ettiğini ifade etti.

Ekreminiya, İran silahlı kuvvetlerinin insansız hava aracı kapasitesine ilişkin şu bilgileri paylaştı:

"İran’ın İHA’ları son derece yüksek bir harekât menziline sahip olup, işgal altındaki topraklara rahatlıkla ulaşabilmektedir. 40 gün süren bu dayatılmış savaş esnasında, işgal altındaki topraklarda yer alan hedefler İHA'lar aracılığıyla vuruldu; dahası bu insansız hava araçlarımız, ilk aşamada Ürdün’deki Amerikan üslerini de hedef alma kabiliyetine sahipti."

Ateşkes dönemi ve hazırlıklar

ABD’nin taahhütlerine sadık kalmayacağını ve çatışmaların yeniden alevleneceğini en başından beri öngördüklerini belirten ordu sözcüsü, karşı tarafa asla güvenmediklerini dile getirdi.

Ateşkes ve göreceli sükûnet döneminin sunduğu fırsatları değerlendirdiklerini kaydeden Ekreminiya, şu adımları attıklarını aktardı:

→ İran Ordusu’nun muharebe teşkilatına yeni sistemlerin entegre edilmesi

→ Hasar gören sistemlerin onarımı, yeniden inşası ve kurtarılması

→ Yeni yerli teçhizatın üretilmesiyle silahlı kuvvetlerin hazırlık seviyesinin artırılması

Açıklamalarının devamında İran İslam Cumhuriyeti Ordusu’nun Erbain törenleri vesilesiyle ziyaretçilere sunduğu hizmetleri aktaran Ekreminiya, planlamaların farklı alanlarda hayata geçirildiğini kaydetti. Bu kapsamda yürütülen çalışmalar iki ana başlık altında toplandı:

Personel inisiyatifleri ve ikram istasyonları

Kışlalardaki subay ve erlerin bireysel, ailevi ya da grup halinde törenlere katıldığı, bir kısmının kendi imkânlarıyla mâkib (ikram stantları) kurduğu belirtildi.

Ayrıca ülkenin batı sınırlarına uzanan güzergâhlar boyunca birlikler tarafından dinlenme ve dua istasyonları oluşturuldu. Örneğin, 123. Kara Kuvvetleri Tugayı Tahran-Saveh otoyolunun gişelerinde bir ikram istasyonu kurarak bu hizmet zincirini çıkış sınırlarına kadar taşıdı.

Sahra hastaneleri ve sağlık tedbirleri

Ziyaretçilere tıbbi hizmet ulaştırmak amacıyla sınır geçiş noktalarında beş adet tam donanımlı sahra hastanesi ve sağlık merkezi faaliyete geçirildi. 

Tamarşin, Hüsrevi, Mehran, Çazabe ve Şelamçe sınırlarında kurulan bu merkezlerin, uzman sağlık personeli ve ileri düzey tıbbi donanımla hizmet verdiği vurgulandı.

Ayrıca ordunun helikopter birliğinin, Erbain törenleri süresince sınır bölgelerinde olası yaralı veya hastaların havayoluyla acil tahliyesini gerçekleştirmek üzere görev başında olduğu bildirildi.

İslamabad Mutabakat Zaptı ve Hürmüz Boğazı krizi

Açıklamalarında iki ülke arasındaki diplomatik gelişmelere de yer veren Ekreminiya, İran ile ABD arasında 18 Haziran tarihinde İslamabad Mutabakat Zaptı'nın imzalandığını hatırlattı. Bu mutabakatla İran’ın Hürmüz Boğazı’nda kendi güvenlik düzenlemelerini tesis etme hakkının resmen tanındığını belirtti.

Ancak ABD rejiminin taahhütlerine sadık kalmadığını vurgulayan sözcü, şu ifadeleri kullandı:

"Donald Trump, iktidara geldikten sonra Nükleer Anlaşma'yı (JCPOA) ihlal ettiği gibi, bu kez de İslamabad Mutabakat Zaptı’nın imzalanmasından sadece 20 gün sonra taahhütlerini çiğnedi ve Umman hükümetine baskı uygulayarak Hürmüz Boğazı üzerinden sahte ve hukuka aykırı bir güzergâh oluşturmaya yeltendi."

İran’ın bu adıma anında tepki gösterdiğini ve silahlı kuvvetlerin Hürmüz Boğazı’nda harekete geçtiğini belirten Ekreminiya, bunun ardından ABD'nin yaklaşık iki hafta boyunca ülkenin güney şeridinde saldırgan eylemlerini sürdürdüğünü kaydetti.