İsrail, Gazze müzakerelerinde güç dengesini değiştirmek istiyor

01 Ağustos 2026

Siyasi analist Muhammed Mustafa Şahin, İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki suçlarını artırmasını herhangi bir anlaşma öncesinde yeni güç dengeleri dayatma çabası olarak değerlendirdi.

YDH - Yazar ve siyasi analist Muhammed Mustafa Şahin, Gazze Şeridi'nde İsrail'in işlediği suçların müzakere sürecinde ilerleme kaydedildiğine dair haberlerle eş zamanlı olarak artmasının sadece bir zamanlama tesadüfü olarak okunamayacağını söyledi.

Şahin, bu durumun İsrail'in herhangi bir anlaşmaya varmadan önce siyasi alanı yeniden şekillendirmek ve yeni güç dengeleri dayatmak amacıyla şiddeti bir araç olarak kullanılmasına dayanan sömürgeci yerleşimci doktrininin bir parçası olduğunu ifade etti.

Şehab ajansına özel açıklamalar yapan Şahin, İsrail'in savaşın durdurulmasının kendisini bir dizi siyasi ve hukuki yükümlülükle bağlayacağını bildiğini, bu nedenle sakinleşme anından önce sahadaki kazanımlarını azami düzeye çıkarmaya ve daha sonra geri dönülmesi zor olgular üretmeye çalıştığını açıkladı.

Şahin'in bu değerlendirmeleri, ABD Başkanı Donald Trump'ın bir anlaşmaya varıldığını duyurmasının ardından İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki ihlallerini tırmandırmaya devam ettiği bir sırada geldi.

Şahin, bu politikanın müzakere masasında tek başına dayatamayacağı tavizleri koparmak amacıyla askeri gücü Filistin tarafına baskı yapma aracı olarak kullanan müzakere zorlaması mantığıyla uyumlu olduğunu ekledi.

Sivillerin, sığınma merkezlerinin ve altyapının hedef alınmasının, ablukanın ve aç bırakma politikasının sürdürülmesinin Gazze Şeridi'ndeki siyasi ve insani çevreyi İsrail'in sömürgeci projesine hizmet edecek şekilde yeniden tasarlama çabasından ayrı düşünülemeyeceğini belirtti.

Resmi Filistin söyleminin, saldırıların devam etmesini savaşı durdurmaya yönelik her türlü gerçek fırsatı boşa çıkarma çabası olarak nitelendirdiğini hatırlatan Şahin, İsrail'in müzakereleri askeri harekatları sona erdirmeye yönelik paralel bir hat olarak değil, bu harekatları yönetmek için bir kılıf olarak gördüğünü defalarca teyit ettiğini vurguladı.

Şahin, herhangi bir anlaşmanın kapsayıcı ve kalıcı bir ateşkese, İsrail güçlerinin çekilmesine, ablukanın kaldırılmasına, insani yardım akışının güvence altına alınmasına ve yeniden inşa sürecinin başlatılmasına yol açması gerektiğini ifade etti.

Şahin, bunların işgalci güç tarafından sunulan ayrıcalıklar değil haklar olduğunu belirtti.

Uluslararası hukuk açısından konuyu değerlendiren Şahin; sivillerin hedef alınmasının, aç bırakma politikasının uygulanmasının, insani yardımların engellenmesinin ve halkın zorla yerinden edilmesinin Cenevre Sözleşmeleri ile Roma Statüsü uyarınca hukuki sorumluluk doğurduğunu ve İsrail'in savaş suçları ile insanlığa karşı suçlar işlemeyi sürdürdüğü gerçeğini pekiştirdiğini söyledi.

Müzakereler sırasında saldırıların tırmandırılmasının sadece askeri kazanımlar elde etmeyi amaçlamadığını dile getiren Şahin, bunun gücün baskısı altında bir çözümün şartlarını yeniden tanımlamayı hedeflediğini, bu durumun ise müzakerelerde iyi niyet ilkesiyle ve siyasi sonuçlar dayatmak için güç kullanımını yasaklayan uluslararası hukuk kurallarıyla çeliştiğini kaydetti.

İsrail'in, Filistinliler için müzakere maliyetini yükselterek savaşı durdurmayı amaçlayan çabaların seyrini etkilemeye, Netanyahu'nun seçim çıkarlarına hizmet etmeye ve askeri baskı durumunu korumaya çalıştığına işaret etti.

Şahin, ilan edilen Filistin tutumunun; saldırıların sona erdirilmesi, sivillerin korunması ve İsrail'in uluslararası hukuka uymaya zorlanmasının sürdürülebilir herhangi bir çözümün gerçek girişini temsil ettiğini vurguladı.

Bu esaslara dayanmayan hiçbir anlaşmanın kalıcı olamayacağını, çökmeye mahkum kalacağını, adil veya istikrarlı bir barış üretmeyeceğini ekledi.

İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki ateşkes anlaşmasını ihlal eden eylemleri; bombardment, yıkım operasyonları, ateş açma ve Şerit'in farklı bölgelerini hedef alma yoluyla günlük olarak devam ediyor.

Gazze Sağlık Bakanlığı'nın aktardığına göre, ateşkes anlaşmasının yürürlüğe girmesinden bu yana İsrail'in gerçekleştirdiği ihlaller sonucunda 1214 kişi hayatını kaybetti, 3 bin 977 kişi ise yaralandı.