
YDH ― ABD merkezli dış politika dergisi National Interest'te Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Profesörü Derek Grossman imzalı analizde, ABD Başkanı Donald Trump'ın ikinci döneminde Güneydoğu Asya'ya sınırlı ilgi göstermesinin, Washington'ın bölgedeki en önemli müttefiklerinden biri olan Tayland ile ilişkilerini güçlendirme fırsatını zayıflattığı değerlendiriliyor.
Grossman'a göre, ABD-İran gerilimi Tayland'ın Hürmüz Boğazı'na bağımlı enerji ithalatındaki kırılganlığı ortaya koydu. Bu durum, Trump'ın Ortadoğu politikasının Tayland'da endişe yarattığını, ancak Washington'un bu kaygıyı ilişkileri güçlendirmek için değerlendiremediğini gösteriyor.
Trump geçen yıl Malezya’da düzenlenen ASEAN Zirvesi’ne katılarak, Çin ile stratejik rekabetin kızıştığı bir dönemde çeşitli anlaşmalara imza atmıştı.
Ancak analize göre ABD’nin Tayland ile enerji alanındaki stratejik ortaklığını derinleştirecek somut adımlar, kritik bir dönemeçte hâlâ atılmış değil.
Çin, altyapı, dijital teknolojiler ve sanayi yatırımları aracılığıyla Tayland’daki ekonomik nüfuzunu istikrarlı şekilde genişletirken, Washington’ın yalnızca güvenlik işbirliğiyle sınırlı kalmayıp somut ekonomik faydalar sunması her zamankinden daha kritik hale geliyor.
ABD ile Tayland arasındaki ittifak, yıllık Cobra Gold ortak askerî tatbikatları ve sağlam askerî işbirliği sayesinde varlığını sürdürse de uzmanlar, ittifakların yalnızca güvenlik üzerinden ayakta kalamayacağını vurguluyor.
Washington’ın ticaret, yatırım ve enerji güvenliği alanlarında da Tayland’ın bir numaralı ortağı olabileceğini kanıtlaması gerektiğinin altı çiziliyor. Aksi takdirde Çin’in ekonomik nüfuzu karşısında ABD’nin bölgedeki konumu daha da zayıflayacak.
Makale, önümüzdeki Eylül ayında Bangkok’ta düzenlenecek Gastech enerji konferansını “son şans” olarak nitelendiriyor.
Bu konferansa üst düzey bir temsilci – özellikle Enerji Bakanı – gönderilmesi gerektiği, aksi takdirde fırsatın kaçırılacağı belirtiliyor.
Özellikle enerji alanına dikkat çekilen makalede, Tayland’ın büyüyen ekonomisi ve yapay zeka merkezi olma hedefinin elektrik talebini patlattığı, yerli gaz kaynaklarının ise tükenmek üzere olduğu vurgulanıyor.
Bu noktada ABD’nin dünyanın önde gelen LNG ihracatçısı olarak Tayland’ın enerji arz güvenliğini çeşitlendirmede eşsiz bir fırsata sahip olduğu ifade ediliyor.
Bununla birlikte makale, Trump yönetiminin bu fırsatı değerlendirmek için önünde çok dar bir pencere olduğu uyarısında bulunuyor.
Bangkok’un bu yıl Eylül’de dünyanın en büyük enerji konferanslarından Gastech’e ev sahipliği yapacağı ve ABD’nin etkinliğe Enerji Bakanı Chris Wright düzeyinde bir temsilci gönderebileceğinin sinyalleri veriliyor.
Analiz, bu konferansın ABD-Tayland enerji ortaklığının temellerini atmak için “son derece ideal” bir fırsat olduğunu, ancak bu adımın atılmaması durumunda kaçırılmış bir stratejik hamle olarak tarihe geçeceğini savunuyor.
Makalede ayrıca, yakın dönemdeki ABD-İran geriliminin Hürmüz Boğazı üzerinden Tayland’ın enerji ithalatındaki kırılganlığını tekrar gözler önüne serdiğine dikkat çekiliyor.
Bu durum, Washington’un enerji işbirliğini sadece ticari bir hamle değil, aynı zamanda jeopolitik bir zorunluluk haline getiriyor.
ABD ile Tayland arasındaki ittifak, yıllık Cobra Gold tatbikatları ve güçlü askerî işbirliği ile ayakta dursa da, uzmanlar “ittifakların yalnızca güvenlik üzerinden ayakta kalamayacağını” yineleyerek Washington’ın ticaret, yatırım ve enerji güvenliğinde de Tayland’ın bir numaralı ortağı olduğunu kanıtlaması gerektiğini hatırlatıyor.
Aksi takdirde, Çin’in ekonomik nüfuzu karşısında ABD’nin bölgesel konumu daha da zayıflayacak.