İran’ın Kuveyt’teki hedefleri, ABD’nin kayıpları

02 Ağustos 2026

İran’ın Kuveyt’teki ABD üslerine yönelik operasyonları incelendiğinde, bu saldırıların tek bir operasyon ya da tek bir üs ile sınırlı olmadığı, savaş boyunca kesintisiz biçimde devam ettiği ve ABD’nin komuta, destek, lojistik ve hava operasyonları ağının önemli bir bölümünü etkilediği görülmektedir.

Kuveyt, 28 Şubat’ta başlayan savaş sırasında İran ile Amerika arasındaki doğrudan çatışmanın en önemli sahalarından biri hâline geldi. 

ABD ordusuna ait güçlerin, komuta merkezlerinin, teçhizat depolarının, hava üslerinin ve destek altyapılarının önemli bir bölümünün bu ülkede yoğunlaşması, İran’ın saldırılarının önemli bir kısmının Kuveyt topraklarındaki ABD askerî hedeflerine yönelmesine neden oldu.

Dolaylı destek rolü üstlenen bölgedeki birçok ülkenin aksine, Kuveyt’teki ABD üsleri savaş boyunca defalarca doğrudan saldırıların hedefi oldu. 

Bu saldırıların devam etmesi, Kuveyt’i bir destek ve lojistik merkezinden İran ile ABD arasındaki çatışmanın en aktif cephelerinden birine dönüştürdü.

Bu yazı, savaşın başlangıcından bugüne kadar İran’ın Kuveyt’teki ABD üslerine saldırılarının seyrini incelemek, saldırıya uğrayan hedefleri tanıtmak ve bu operasyonların askerî ve stratejik etkilerini değerlendirmeyi amaçlıyor.

Bu araştırmanın temel dayanağını, İran Silahlı Kuvvetlerinin yayımladığı resmî duyuru ve bildiriler oluşturmaktadır. 

Doğruluğu artırmak amacıyla bu bilgiler, mümkün olduğu ölçüde uydu görüntüleri, güvenilir uluslararası medya kuruluşlarının haberleri, ABD tarafından yayımlanan resmî belgeler ve diğer açık kaynaklarla karşılaştırılmıştır.

Bilgilerin yalnızca İran’ın resmî açıklamalarına dayandığı durumlarda, doğrulanmış bilgiler ile resmî anlatılar arasındaki sınırın korunması amacıyla bu husus yazıda açıkça belirtilmiştir.

Arifcan üssüne yönelik saldırılar

Arifcan üssü, İran’ın Kuveyt’teki operasyonlarının ilk hedeflerinden biri oldu ve savaşın başlangıcından bu yazının yazıldığı tarihe kadar, İran Silahlı Kuvvetlerinin resmî açıklamalarında füze ve insansız hava aracı operasyonlarının hedeflerinden biri olarak defalarca belirtildi.[1]

Bu tesis, ABD kara kuvvetlerinin Kuveyt’teki en önemli komuta ve destek merkezi olarak kabul ediliyor ve operasyonların yönetilmesi, lojistik destek, teçhizatın bakımı, askerî araçların onarımı ve kuvvetlerin bölgedeki diğer üslere sevk edilmesinde merkezi bir rol oynuyor. Bu nedenle savaşın ilk günlerinden itibaren İran’ın öncelikli hedefleri arasında yer aldı.[2]

İran Silahlı Kuvvetlerinin resmî açıklamalarına göre, savaşın farklı aşamalarında bu tesise ait komuta merkezleri, mühimmat depoları, teçhizat depoları, askerî araç parkları, destek merkezleri ve lojistik altyapının bazı bölümleri füze ve İHA saldırılarının hedefi oldu. 

Bu açıklamaların bazılarında ayrıca teçhizatın zarar gördüğü ve üssün destek faaliyetlerinde aksama yaşandığı bildirildi. [3]

Bu tesisle bağlantılı en önemli olaylardan biri, Arifcan üssü yakınındaki Şueyba Limanı’nda bulunan ABD taktik harekât merkezine yönelik insansız hava aracı saldırısıydı. Bu saldırının ardından ABD Savunma Bakanlığı, altı Amerikan askerinin öldüğünü ve otuzdan fazla kişinin yaralandığını doğruladı; ayrıca hayatını kaybedenlerin isimlerini de yayımladı. 

Bu saldırı, savaşın başlangıcından bu yana Kuveyt’teki Amerikan kuvvetlerine yönelik en ölümcül operasyon olarak kabul ediliyor. Nitekim daha sonra ABD ordusunun iç incelemelerine ve bu ülkenin medya kuruluşlarının ayrıntılı haberlerine konu oldu.[4]

Savaşın devam etmesiyle birlikte Arifcan’a yönelik saldırılar da sürdü. ABD, bu saldırıların tamamının ayrıntıları hakkında kapsamlı bilgi yayımlamamış olsa da uydu görüntüleri, uluslararası medyada yayımlanan haberler ve bu tesisin çevresindeki güvenlik önlemlerinin artırılması, Arifcan’ın savaş boyunca İran operasyonlarının başlıca hedeflerinden biri olduğunu gösteriyor.[5]

Resmî açıklamalar ile mevcut kanıtların birlikte incelenmesi, Arifcan’a yönelik saldırıların amacının yalnızca birkaç bina ya da depoya zarar vermek olmadığını gösteriyor. Bu saldırılarla, ABD kara kuvvetlerinin Kuveyt’teki en önemli komuta ve destek merkezinin faaliyetlerini aksatmak ve bu tesisin ABD’nin bölgedeki askerî operasyonlarına desteğini sürdürme kapasitesini azaltmak amaçlanmıştır.[6]

 

Ali Salim hava üssüne yönelik saldırılar

Ali Salim hava üssü, İran’ın Kuveyt’teki en önemli hava hedefi olarak kabul ediliyordu ve savaş boyunca İran Silahlı Kuvvetlerinin resmî açıklamalarında diğer tüm üslerden daha fazla yer aldı. 

Bu açıklamaların incelenmesi, söz konusu üssün savaşın başlangıcından bu yazının yazıldığı tarihe kadar birkaç aşamada füze ve İHA saldırılarının hedefi olduğunu gösteriyor.[7]

Ali Salim, ABD’nin Fars Körfezi’nin kuzeyindeki hava operasyonlarını destekleyen başlıca merkezlerden biridir ve keşif, yakıt ikmali, hava desteği, kuvvet sevkiyatı ve insansız hava araçlarının konuşlandırılması görevlerinde önemli bir rol oynamaktadır. Bu nedenle İran’ın operasyonlarının önemli bir bölümü, bu üssün operasyonel kapasitesini azaltmak amacıyla planlandı.[8]

İran Silahlı Kuvvetlerinin resmî açıklamalarına göre, savaşın farklı aşamalarında uçak hangarları, uçuş destek merkezleri, teçhizat depoları, yakıt tankları, iletişim sistemleri, Amerikan kuvvetlerinin konuşlandığı alanlar ve üssün operasyonel altyapısının bazı bölümleri hedef alındı.

“Nasr 2” operasyonunun en önemli aşamalarından birinde İran Devrim Muhafızları Ordusu, iki İHA hangarının, bir yakıt tankının ve bu üste konuşlu bazı helikopterler ile askerî teçhizatın imha edildiğini açıkladı.[9]

Operasyonun devamında İran Ordusu da birkaç aşamada bu üsse yönelik insansız hava aracı saldırıları düzenlendiğini duyurdu ve savaş uçağı hangarlarının, iletişim merkezlerinin ve operasyonel altyapının bazı bölümlerinin yeniden hedef alındığını açıkladı. 

Bu saldırıların tekrarlanması, operasyonun amacının yalnızca ilk aşamada hasar vermek olmadığını, üssün operasyonel kapasitesini sürekli olarak azaltmanın hedeflendiğini göstermektedir.[10]

Kuveyt cephesiyle bağlantılı en önemli gelişmelerden biri, ABD’ye ait üç F-15E Strike Eagle savaş uçağının düşmesiydi.

İran’ın resmî açıklamalarında bu olay, İran saldırılarının oluşturduğu operasyonel baskı çerçevesinde değerlendirilirken, Amerikalı yetkililer düşüşün nedeninin Kuveyt hava savunma sistemlerinin dost ateşi olduğunu açıkladı. 

Taraflar olayın nedeni konusunda farklı anlatımlar sunsa da üç savaş uçağının düştüğü her iki tarafça da doğrulandı ve bu gelişme, Kuveyt cephesindeki savaşın en önemli olaylarından biri hâline geldi.[11]

Operasyonun bir başka aşamasında İran Silahlı Kuvvetleri, Ali Salim üssünde Amerikan kuvvetlerinin konuşlandığı bölgenin hedef alındığını ve Amerikan askerleri arasında kayıplar meydana geldiğini bildirdi. 

Bu saldırıların ardından Kuveyt’teki ABD üslerinde alarm seviyesinin yükseltildiği, daha fazla savunma teçhizatının konuşlandırıldığı ve yeni güvenlik önlemlerinin uygulamaya konulduğu farklı kaynaklar tarafından rapor edildi.[12]

Operasyonların devam ettiği dönemde Ali Salim üssüne ait yayımlanan uydu görüntüleri, depoların, destek tesislerinin ve Amerikan kuvvetleri tarafından kullanılan bazı yapıların zarar gördüğünü gösterdi. 

Daha sonraki görüntülerde ise üssün bazı bölümlerinde mühendislik birliklerinin yoğun faaliyetleri, teçhizatın yer değiştirmesi ve onarım çalışmaları görüldü. Bu bağımsız kanıtlar, üssün altyapısının bir bölümünün zarar gördüğünü doğruluyor. 

Bununla birlikte, hasarın kesin boyutu ve operasyonel etkileri konusunda tarafların anlatımları arasındaki farklılık devam ediyor.[13]

Resmî açıklamalar ile bağımsız kanıtların birlikte incelenmesi, Ali Salim üssünün savaş boyunca Kuveyt’teki diğer tüm Amerikan askerî merkezlerinden daha fazla saldırıya uğradığını göstermektedir. 

Bu saldırıların devam etmesi, üssün altyapısının bir bölümüne zarar vermenin yanı sıra ABD’yi kapasitesinin bir kısmını bu operasyon merkezinin korunmasına, yeniden inşasına ve hazırlık seviyesinin muhafaza edilmesine ayırmak zorunda bıraktı. 

Bu durum, Ali Al Salem’in 2026 savaşı sırasında her iki tarafın askerî stratejisindeki önemini göstermektedir.[14]

Ahmed Cabir Hava üssüne yönelik saldırılar

Ahmed Cabir hava üssü, savaş boyunca İran Silahlı Kuvvetlerinin resmî açıklamalarında operasyon hedeflerinden biri olarak defalarca belirtilen, Kuveyt’teki üçüncü ana ABD üssüydü.[15]

Bu üs, hava görevlerinin desteklenmesi, keşif, iletişim ve teçhizat sevkiyatındaki rolü nedeniyle ABD’nin Kuveyt’teki operasyonel ağı içinde önemli bir konuma sahiptir.

Bu nedenle Arifcan ve Ali Salim ile birlikte İran operasyonlarının sürekli hedeflerinden biri hâline geldi.[16]

İran Ordusunun resmî açıklamalarına göre, bu üsse yönelik en önemli saldırı ‘Saika’ operasyonunun yirmi yedinci aşamasında gerçekleştirildi.

Açıklamada, imha amaçlı insansız hava araçlarının savaş uçağı hangarlarını, uydu iletişim sistemlerini ve ABD ordusunun kullandığı teçhizat depolarını hedef aldığı bildirildi. Ayrıca Ahmed Cabir’in, ABD’nin bölgedeki hava operasyonları ile keşif görevlerini destekleyen başlıca merkezlerden biri olduğu ve bu nedenle operasyon hedefleri listesine dâhil edildiği vurgulandı.[17]

Sonraki açıklamalarda da İran Ordusu ve Devrim Muhafızları Ordusu, bu üsse yönelik saldırıların devam ettiğini bildirdi ve operasyonel altyapının, destek merkezlerinin ve Amerikan kuvvetleri tarafından kullanılan teçhizatın bir bölümünün yeniden hedef alındığını açıkladı.[18]

Bu yazının hazırlandığı sırada, Ali Salim üssünün aksine Ahmed Cabir’deki hasarın boyutuna ilişkin sınırlı sayıda uydu görüntüsü ve bağımsız kaynak yayımlanmıştı. Bu nedenle hasarın kesin boyutu hakkında kesin bir değerlendirme yapmak mümkün değildir. 

Bununla birlikte, resmî açıklamaların çokluğu, bu üssün savaş boyunca İran operasyonlarının sürekli hedefleri listesinde yer aldığını gösteriyor.[19]

Bubiyan Adası ve diğer askerî merkezlere yönelik saldırılar

Savaşın devam etmesiyle birlikte İran’ın operasyonlarının kapsamı üç ana üssün ötesine geçti ve Amerikan kuvvetlerinin desteklenmesinde rol oynayan diğer merkezler de saldırıların hedefi oldu.[20]

İran Silahlı Kuvvetlerinin resmî açıklamalarında, Kuveyt’in farklı bölgelerinde ABD ordusu tarafından kullanılan lojistik merkezlerin, teçhizat depolarının, iletişim sistemlerinin, destek merkezlerinin ve diğer tesislerin hedef alındığı bildirildi. Bu açıklamaların seyri, operasyonların hedefinin yalnızca bilinen birkaç üs olmadığını, ABD’nin Kuveyt genelindeki destek ve lojistik ağının da operasyon planlayıcılarının dikkatinde olduğunu gösteriyor.[21]

Savaşın son günlerinde Bubiyan Adası’na yönelik saldırılar da İran’ın resmî açıklamalarına yansıdı. Bu açıklamalara göre, birkaç intihar tipi insansız hava aracı adadaki hedefleri vurdu. Aynı zamanda yerel medya, Kuveyt’in kuzeyinde birkaç patlama sesi duyulduğunu ve hava savunma sistemlerinin devreye girdiğini bildirdi.

Saldırının yol açtığı hasarın boyutuna ilişkin bağımsız bilgi yayımlanmamış olsa da Bubiyan Adası’nın hedef olarak seçilmesi, İran operasyonlarının yalnızca klasik üslerle sınırlı olmadığını ve ABD’nin lojistik merkezleri ile destek güzergâhlarının da hedefler arasında yer aldığını gösteriyor.[22]

Ayrıca savaşın farklı aşamalarında yayımlanan resmî açıklamalarda, Kuveyt’te ABD tarafından kullanılan teçhizat depolarının, askerî araç bakım merkezlerinin, iletişim altyapısının ve diğer tesislerin hedef alındığı bildirildi. 

Bazı durumlarda uydu görüntüleri ve medya raporları, bu merkezlerin bir bölümünde hasar meydana geldiğini doğrularken, bazı durumlarda yalnızca İran’ın resmî açıklamaları mevcuttur. Bu nedenle bu yazıda, bağımsız olarak doğrulanan vakalar ile yalnızca resmî açıklamalara dayanan vakalar birbirinden ayrılmıştır.

Operasyonların bütünü incelendiğinde, İran’ın Kuveyt’teki stratejisinin belirli bir üssü hedef almaya dayanmadığı, aksine ABD’ye ait komuta, destek, lojistik, hava ve iletişim merkezlerinden oluşan bir yapının tek bir operasyonel ağ olarak saldırıya uğradığı görülmektedir. 

Bu saldırıların devam etmesi, ABD’yi kapasitesinin bir bölümünü operasyonel görevlerin yürütülmesinden üslerin korunmasına, teçhizatın taşınmasına ve hasar gören altyapının yeniden inşasına ayırmak zorunda bıraktı. 

Bu durum, Kuveyt cephesindeki savaşın en önemli askerî sonuçlarından biri olarak değerlendiriliyor.[23]

Operasyonların askerî ve stratejik sonuçları

İran’ın Kuveyt’teki ABD üslerine yönelik saldırıları yalnızca bir dizi füze ve insansız hava aracı operasyonundan ibaret değildi; zamanla Amerikan kuvvetlerinin bu ülkedeki konuşlanma, korunma ve faaliyet biçimini de etkiledi. 

Saldırıların devam etmesi, savaş başlamadan önce görece güvenli kabul edilen üslerin sürekli tehdit altında kalmasına yol açtı ve Amerikan komutanlarının kapasitesinin önemli bir bölümü güvenliğin sağlanmasına, hasarın onarılmasına, teçhizatın yer değiştirmesine ve savunma hazırlığının artırılmasına ayrıldı.[24]

Savaşın en önemli sonuçlarından biri, Amerikan kuvvetlerinin insan kaybına uğramasıydı. İlk günlerde kayıplara ilişkin sınırlı bilgi yayımlanırken, daha sonra ABD Savunma Bakanlığı Kuveyt’te bazı askerlerinin öldüğünü doğruladı ve isimlerini de açıkladı. 

Bu durum, İran’ın saldırılarının yalnızca altyapı ve teçhizatı hedef almadığını, ABD üslerinde konuşlu personelin de doğrudan operasyonların etkisi altında kaldığını gösterdi.[25]

İnsan kayıplarının yanı sıra, bazı diğer gelişmeler de özel önem taşıdı. Üç F-15E Strike Eagle savaş uçağının düşmesi, Amerikan kuvvetlerinin konuşlandığı merkezlere yönelik saldırılar, insansız hava aracı hangarlarının, yakıt depolarının, iletişim sistemlerinin ve teçhizat depolarının hedef alınması, İran operasyonlarının yalnızca sembolik hedeflere yönelmediğini, ABD’nin operasyonel altyapısının önemli bir bölümünü etkilediğini gösterdi. 

Bu olayların bazılarında İran ve ABD’nin anlatımları farklılık gösterse de birçok olayın gerçekleştiği farklı kaynaklar tarafından doğrulandı.[26]

Öte yandan, savaş boyunca yayımlanan uydu görüntüleri Kuveyt’teki bazı ABD askerî tesislerinin zarar gördüğünü göstermektedir. 

Bazı görüntülerde patlama izleri, depoların ve yapıların bir bölümündeki yıkım, mühendislik birliklerinin faaliyetleri, teçhizatın taşınması ve onarım çalışmalarının yürütülmesi görülebilmektedir. 

Bu görüntüler, hasarın kesin boyutu hakkında net bir yanıt vermese de askerî altyapının bir bölümünün zarar gördüğünü doğrulamaktadır.[27]

Savaşın bir diğer önemli sonucu, ABD’nin Kuveyt’teki üslerinin güvenliğine ilişkin değerlendirmesinin değişmesiydi. 

Saldırıların devam etmesiyle birlikte bazı saygın Batılı medya kuruluşları, Washington’un bölgedeki kuvvet konuşlanmasını değiştirmeyi ve Kuveyt’te konuşlu kuvvetlerin bir bölümünü azaltmak da dâhil olmak üzere çeşitli seçenekleri değerlendirdiğini bildirdi.

Bu konuda nihai bir karar açıklanmamış olsa da böyle bir seçeneğin gündeme gelmesi, İran’ın saldırılarının Kuveyt’teki ABD üslerinin güvenliğini Amerikan askerî planlamacılarının en önemli kaygılarından biri hâline getirdiğini göstermektedir.[28]

Genel olarak İran’ın operasyonları, Kuveyt’in artık yalnızca savaş alanından uzakta bulunan bir destek merkezi olmadığını ortaya koydu. 

Saldırıların devam etmesi, bu ülkeyi İran ile ABD arasındaki doğrudan çatışmanın başlıca sahnelerinden birine dönüştürdü ve Amerikan kuvvetlerinin operasyonel kapasitesinin önemli bir bölümünün üslerin korunmasına, güvenliğin sağlanmasına ve hazırlık seviyesinin muhafaza edilmesine ayrılmasına yol açtı.

Sonuç

İran’ın Kuveyt’teki ABD üslerine yönelik operasyonlarının seyri incelendiğinde, bu saldırıların tek bir operasyon ya da tek bir üs ile sınırlı olmadığı, savaş boyunca kesintisiz biçimde devam ettiği ve ABD’nin komuta, destek, lojistik ve hava operasyonları ağının önemli bir bölümünü etkilediği görülmektedir.

Arifcan, Ali Salem hava üssü ve Ahmed Cabir hava üssü, İran’ın Kuveyt’teki operasyonlarının üç ana eksenini oluşturdu. 

Ancak saldırıların kapsamı bu merkezlerle sınırlı kalmadı; lojistik merkezler, teçhizat depoları, iletişim sistemleri ve ABD tarafından kullanılan diğer bazı tesisler de savaşın farklı aşamalarında hedef alındı.

İran Silahlı Kuvvetlerinin resmî açıklamalarının uydu görüntüleri, uluslararası medya kuruluşlarının haberleri ve ABD tarafından yayımlanan bilgilerle karşılaştırılması, saldırıların gerçekleştiğini, askerî altyapının bir bölümünün zarar gördüğünü ve Amerikan kuvvetleri arasında can kayıpları yaşandığını doğrulamaktadır. 

Buna karşılık, hasarın tam boyutu, zarar gören teçhizatın kesin sayısı, bazı saldırılardaki kayıpların düzeyi ve bazı operasyonların sonuçları konusunda tarafların anlatımları arasında hâlâ farklılıklar bulunmaktadır.

Bununla birlikte, neredeyse tartışmasız biçimde görülebilen bir nokta vardır: 2026 savaşı, Kuveyt’teki ABD üslerinin artık geçmişteki güvenlik alanına sahip olmadığını göstermiştir.

Saldırıların devam etmesi, savunma önlemlerinin artırılması, teçhizatın yer değiştirmesi, onarım çalışmalarının yürütülmesi, alarm seviyesinin yükseltilmesi ve ABD kuvvetlerinin konuşlanmasının yeniden değerlendirilmesi konusunun gündeme gelmesi, bu savaşın Washington’un Kuveyt’teki operasyonel ve stratejik hesaplarını etkilediğini göstermektedir.

Bu nedenle Kuveyt’in 2026 savaşında yalnızca ABD operasyonları için bir destek üssü olmadığı, İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki doğrudan çatışmanın en önemli sahalarından birine dönüştüğü söylenebilir. 

Bu cephenin askerî ve stratejik etkilerinin, savaşın sona ermesinden sonra da ABD’nin bölgedeki savunma politikası ve kuvvet konuşlandırma biçimi üzerinde etkili olması muhtemeldir.