Hamas yetkilisi Kaddumi, silahsızlanma seçeneğini reddetti

03 Ağustos 2026

Hamas'ın İran Temsilcisi Halid Kaddumi, direniş literatüründe silahsızlanma şeklinde bir kavramın bulunmadığını ve silahlanmanın işgal altındaki tüm halklar için meşru bir hak olduğunu söyledi.

YDH - Hamas'ın Tahran Temsilcisi Halid Kaddumi, 1 Ağustos günü es-Sebil'e verdiği mülakatta, "silahsızlanma" teriminin direniş literatüründe yer almadığını belirterek silahlanmanın işgal altında yaşayan bütün halklar için meşru bir hak olduğunu vurguladı.

Kaddumi, "Silahlar, kurulduğu andan itibaren Filistin ulusal yönetimi altında ve ulusal mutabakat çerçevesinde, bağımsız Filistin devletinin ordusunun ayrılmaz bir parçası olacaktır" ifadelerini kullandı.

Direnişin müzakerelere açık bir zihinle ve esneklikle katıldığını kaydeden Kaddumi, sürecin amacının Filistin halkının haklarını geri almak, onurlu bir yaşam sürmelerini sağlamak ve imha savaşının tekrarlanmasını önlemek olduğunu ifade etti.

Kaddumi; toplanması ya da depolanması da dahil olmak üzere ağır silahlar konusunun arabulucularla görüşülmesinin, anlaşmanın ilk aşamasının uygulanması şartına bağlandığını açıkladı.

Yetkili, bu ilk aşamanın insani boyutu, Siyonist güçlerin Gazze Şeridi'nden çekilmesini, yeniden inşa çalışmalarının başlatılmasını ve Ulusal Komite'nin bölgeye girişini kapsadığını belirtti.

Es-Sebil'e yaptığı açıklamalarda silah konusunun yalnızca ulusal mutabakat kriterlerine ve yönetimi üstlenecek bir Filistin ulusal otoritesinin varlığına bağlı olduğunu altını çizerek hatırlatan Kaddumi, Filistinli olmayan hiçbir tarafın bu meseleye müdahale etme hakkının bulunmadığını kaydetti.

Kaddumi ayrıca uluslararası güçlerin rolünün, iç işlere hiçbir şekilde karışılmaksızın, yalnızca tarafları ayırma ve ateşkesi kalıcı hale getirme görevleriyle sınırlandırılması gerektiğini bildirdi.

Grupları ve halkıyla Filistin tarafının üzerine düşen her şeyi yaptığını savunan Kaddumi, anlaşmanın garantörü olan tarafların İsrail tarafına uluslararası iradeyi kabul etmesi, anlaşma şansını ihlal etmeyi ve sabote etmeyi bırakması ve şartlara uyması yönünde baskı yapma hususunda tam sorumluluk taşıdığını vurguladı.