
YDH- Politico'nun haberine göre, Trump yönetimi Küba'daki komünist yönetimi reform yapmaya ya da iktidarı bırakmaya zorlamak amacıyla son aylarda adaya yönelik istihbarat faaliyetlerini “önemli ölçüde” artırdı.
Haberde, bu adımların “askeri müdahaleden rejim karşıtı operasyonlara kadar uzanabilecek daha geniş kapsamlı hazırlıkların” işareti olabileceği öne sürüldü.
Konu hakkında bilgi sahibi iki kaynağa göre Washington, son dönemde Küba'ya daha fazla istihbarat personeli ve operasyonel unsur gönderdi. Kaynaklar, operasyonların kapsamı ya da hangi Amerikan kurumlarının görev aldığı konusunda ayrıntı vermekten kaçınırken, bunun hassas istihbarat faaliyetlerini tehlikeye atabileceğini belirtti.
Kaynaklardan biri, son dönemde ABD'nin Küba'daki casusluk faaliyetlerini “artırdığını” söylerken, diğeri ise bu süreci CIA'in adadaki "varlığının güçlendirilmesi" olarak tanımladı.
ABD istihbarat topluluğu 18 ayrı kurumdan oluşuyor. CIA ise yabancı ülkelerde bilgi toplayan ajanlar ve istihbarat görevlilerinin yanı sıra paramiliter unsurlar ile çeşitli teknik imkanları da operasyonlarında kullanıyor.
ABD'nin onlarca yıldır Küba'da istihbarat faaliyeti yürüttüğü belirtilirken, son yıllarda "Havana sendromu" olarak bilinen olaylar nedeniyle Amerikan personelinin azaltılmasının bu çalışmaları “olumsuz” etkilediği ifade edildi.
Artırılan istihbarat faaliyetlerinin, ileride düzenlenebilecek olası bir Amerikan askeri operasyonunun ön hazırlığı olabileceği öne sürülüyor. Ancak böyle bir müdahalenin kapsamı ya da nasıl gerçekleştirileceğine ilişkin henüz net bir plan bulunmadığı belirtiliyor.
Haberde, ABD'nin askeri operasyonlardan önce istihbarat faaliyetlerini yoğunlaştırmasının alışılmış bir yöntem olduğu vurgulandı.
Ocak ayında Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun kaçırılmasıyla sonuçlanan Amerikan operasyonunda da CIA'in Maduro'nun yerini tespit etmeye yönelik faaliyetlerinin kritik rol oynadığı hatırlatıldı.
Trump yönetimi baskıyı artırıyor
Kaynaklara göre Trump yönetimi, “Küba yönetimini değişime zorlamak amacıyla istihbarat topluluğunun imkanları da dahil olmak üzere elindeki tüm geleneksel araçları kullanmayı planlıyor.
Bununla birlikte Donald Trump'ın hedefe ulaşmak için hâlâ diplomatik yöntemleri tercih ettiği de iddia edildi.
Trump rejimi son aylarda ağırlığını İran savaşına vermiş olsa da Küba üzerindeki baskısını da eş zamanlı olarak artırdı.
Washington'un uyguladığı enerji ablukasının ada genelinde yaygın elektrik kesintilerine yol açtığı belirtilirken, kaynaklardan biri "İran meselesinin çözülmesini beklemek zorunda değiliz." ifadelerini kullandı.
Aynı kaynak, Küba'nın Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun “en önemli önceliklerinden biri” olduğunu söyledi.
Rubio Küba dosyasını yakından izliyor
Trump rejimi mayıs ayında CIA Direktörü John Ratcliffe'i Küba'ya göndererek yönetimi “kapsamlı reformlar” yapması konusunda uyardı.
Bundan birkaç gün sonra ise ABD Adalet Bakanlığı, 1996 yılında Kübalı sürgünleri kurtarmaya çalışan dört kişinin ölümüne ilişkin olay nedeniyle eski Devlet Başkanı Raul Castro hakkında dava açtı.
Fidel Castro'nun kardeşi olan Raul Castro, söz konusu olayın yaşandığı dönemde Savunma bakanı olarak görev yapıyordu.
Trump rejimi ayrıca Nicolas Maduro'nun ocak ayında kaçırılmasını da 2020 yılında hazırlanan iddianameye dayandırmıştı.
Politico, Maduro'nun kaçırılmasının ardından Venezuela yönetiminin fiilen ABD'nin kontrolü altına girdiğini vurguladı.
Küba kökenli olan Marco Rubio'nun hem Küba hem de Venezuela politikalarını yakından yönettiği belirtilirken, Küba yönetiminin Washington'un ekonomik ve siyasi taleplerine direnmeye devam etmesi nedeniyle Rubio'nun “sabrının” giderek tükendiği ifade edildi.
Askeri seçenek yeniden gündemde
Politico daha önce de Trump rejiminin diplomatik girişimlerin sonuç vermemesi nedeniyle Küba'ya yönelik “askeri seçeneğe” giderek daha sıcak baktığını bildirmişti.
Buna paralel olarak Washington, Havana yönetimini hedef alan “kamuoyu kampanyalarını” da yoğunlaştırdı.
ABD Dışişleri Bakanlığı kısa süre önce yayımladığı "Küba: 21. Yüzyıl Komünizminin Başkenti" başlıklı kapsamlı raporda Küba yönetimini onlarca yıldır çeşitli suçlamalarla hedef aldı.
Haberde, bu kampanyanın Trump'ın yalnızca Küba'ya değil, sosyalist ve komünist olarak nitelediği hareketlere ve hatta kendisine muhalefet eden bazı Amerikalı siyasetçilere karşı yürüttüğü daha geniş kapsamlı siyasi mücadelenin parçası olduğu değerlendirmesine yer verildi.
Politico'nun ulaştığı temmuz ayı sonlarında gönderilmiş bir Dışişleri Bakanlığı iç yazışmasında ise üst düzey bir yetkilinin, Küba'yı "ABD kurumları içinde kök salmaya başlayan sömürgecilik karşıtı Üçüncü Dünyacı öfkeyi ihraç etmekle" suçladığı aktarıldı.