
YDH - İsrail Ulusal Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü (INSS) ve eski Askeri İstihbarat (AMAN) Müdürü Emekli Tümgeneral Tamir Hayman, 103fm radyosuna yaptığı açıklamalarda, ABD'nin mühimmat stoklarının bittiği yönündeki haberlerin Beyaz Saray ile Kongre arasındaki iç tartışmalardan kaynaklandığını belirtti.
Hayman, Patriot füzesi stoklarının azaldığına dair haberlerin ve ABD'nin askeri gücüne ilişkin sızdırmaların, ABD Başkanı'nın yeniden müzakere kulvarına dönme yönündeki stratejik kararının bir parçası olduğunu savundu.
ABD'nin devasa bir mühimmat üretim gücü olduğunu vurgulayan Hayman, konunun para ve yetkiyle ilgili olduğunu kaydetti:
"Kullanım nedeniyle stoklarda azalma olduğu doğru ancak ABD devasa bir silah üretim gücüdür. Bu bir para tartışmasıdır; Başkan, savaş çabaları için Kongre'den ne kadar çok para alırsa o kadar çok üretim yapabilir. Şu anda savaşı resmen ilan etmedi, Kongre onayı yok; dolayısıyla bu, Beyaz Saray ile Kongre arasında mühimmat üzerinden yaşanan içsel bir mücadeledir."
Hayman, sızdırmaların ikinci amacının ise askeri kanattan diplomatik kanada geçişe gerekçe oluşturmak olduğunu ifade etti: "Askeri yolu bırakıp diplomatik yola girmeye karar verenler için 'mühimmatımız yok' şeklinde askeri bir bahaneye sahip olmak daha elverişlidir."
ABD'nin dünyayı bölgesel komutanlıklara ayırdığını, her komutanlığın kendi kullanım mühimmatı, yedek mühimmatı ve en yakın komutanlıktan aktarılabilecek fazla stokları bulunduğunu anlatan Hayman, tüm tahsislerin kullanılmış olabileceğini ancak bunun ABD'nin bölgeye Patriot füzeleri getirmesini engellemeyeceğini belirtti.
Hayman, ABD'yi müzakere masasına iten asıl unsurun mühimmat eksikliği değil, mevcut hava saldırıları çerçevesinde bir değişim yaratamamaktan kaynaklanan mahcubiyet olduğunu dile getirdi.
İran ile ABD arasındaki müzakere sürecine de değinen Hayman, İran'ın kırmız çizgilerinden taviz vermemesi nedeniyle bir nükleer anlaşmaya varma ihtimalinin oldukça zayıf olduğunu kaydetti.
İran'ın Hürmüz Boğazı'nda geri adım atmadığını belirten Hayman, Tahran yönetiminin ilk aşamada vergi toplamaktan vazgeçebileceğini ancak ikinci aşamada çevre vergisi ve güvenlik hizmeti gibi kılıflarla gelir elde etmeyi planladığını söyledi.
Hayman, İran'ın boğazdaki egemenlik kontrolünü kanıtlayacak bir formülde ısrarcı olduğunu, bunun hem nakit akışı hem de bir zafer imajı anlamına geldiğini ekledi.
Hayman, ABD'nin tasarlanan anlaşma sürecinin doğrudan içinde olmadığını, sürecin Umman ile İran arasında şekillendiğini söyledi.
Anlaşmanın İran'ın boğazdaki geçişleri ücret almadan kontrol etmesini içermesi durumunda ABD'nin dışarıdan bakıp bundan pay çıkarabileceğini belirten Hayman, "Bu esasen ikisi arasında bir müzakeredir ve biz bu hikayenin hiçbir yerinde yokuz" dedi.
ABD'nin İran'ın yapısını kavramakta yetersiz kaldığını savunan Hayman; İran'ın ekonomik ve sosyal açıdan kötü durumda olmasına rağmen istikrarını koruduğunu ve bölgesel caydırıcılık sergilediğini belirtti.
Hayman, ABD'nin sürekli geri adım atan taraf izlenimi verdiğini ve bu durumun bölgeye yansıdığını ifade etti.
ABD yönetiminin ideoloji ve dinin stratejideki yerini anlamadığını kaydeden Hayman, "Bu iki unsur onlar için görünmez durumda; bu yüzden ekonomik müzakereler yoluyla insanların dinlerinden ve ideolojilerinden vazgeçebileceğini sanıyorlar. Bu Ortadoğu'da gerçekleşmez" değerlendirmesinde bulundu.
İran'ın belirli bir acı eşiğini aştığını ve iki büyük güç tarafından ağır şekilde vurulmasına rağmen Tahran'ın, nükleer altyapının ve vekil güçlerin varlığını sürdürdüğünü aktardı.
Tahran'ın bu durum nedeniyle kendisini korunaklı gördüğünü belirten Hayman, İran'ın ABD'nin bölgeden çekilmesini, Hürmüz Boğazı'nda egemenliği ve nükleer haklarını korumayı hedeflediğini, gerekirse yeni bir çatışma pahasına bunlarda ısrar edeceğini vurguladı.
Ortadoğu'da belirleyici unsurun karadaki egemenlik olduğunu dile getiren Hayman, İran'ın toprak konusunda hassas olduğunu, ancak bir kara harekatının bu korunaklılık algısını sarsabileceğini söyledi.
Bütünüyle bir kara harekatının planlanmadığını kaydeden Hayman; bir enerji tesisinin veya köprünün vurulmasının İran'a acı vereceğini fakat müzakere tutumunu değiştirmeyeceğini ifade etti.
Hayman, göreve yeni başlayan Mücteba Hamaney'in babasını öldüren güçler karşısında zayıf görünmeyi göze alamayacağını ve ABD'nin de şu aşamada bir kara macerasına hazır olmadığını ekledi.