FT: Trump, İran savaşında hedef küçülttü

05 Ağustos 2026

Trump rejiminin İran savaşındaki kapsamlı hedeflerinden geri adım atarak müzakereleri fiilen Hürmüz Boğazı'na indirgediği belirtildi.

YDH- Financial Times (FT), ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a karşı başlattığı savaşın ardından aylardır "yakın" olduğu söylenen anlaşmanın gerçekleşmesi halinde bile bunun Washington'ın savaşın başında ilan ettiği hedeflerin “çok gerisinde” kalacağını yazdı.

Gazeteye göre Beyaz Saray, İran'ın nükleer programını ortadan kaldırmak, füze kapasitesini sınırlamak ve bölgesel müttefik ağını zayıflatmak gibi kapsamlı taleplerden geri adım atarak müzakereleri fiilen yalnızca Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması hedefine indirgemiş durumda.

Trump ve yardımcıları son beş ay içinde en az on iki kez ABD'nin İran'la anlaşmaya "çok yakın" olduğunu söyledi. Ancak İran ile Umman arasında yürütülen görüşmelerden bir sonuç çıkması halinde bunun, Trump'ın savaşı başlatırken açıkladığı hedeflerle kıyaslandığında oldukça sınırlı bir uzlaşı olacağı değerlendiriliyor.

Şubat ayında İran'a saldırı emri veren Trump'ın ilk aşamada Tahran'ın nükleer faaliyetleri, balistik füze programı ve bölgedeki müttefiklerine verdiği desteği kapsayan geniş kapsamlı talepler ileri sürdüğü, ancak bugün Washington'ın önceliği yalnızca Hürmüz Boğazı'nın savaş öncesindeki işleyişine dönmesi oldu.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da salı günü yaptığı açıklamada, "İran'ın nükleer kapasitesinin ortadan kaldırılması nihai anlaşmadır. Ancak şu anda odaklandığımız acil anlaşma Hürmüz Boğazı'dır." ifadelerini kullandı.

"Washington'un hedefleri küçüldü"

FT'ye konuşan eski ABD'li diplomatlar ve uzmanlar, bu tablonun Washington açısından stratejik bir geri çekilmeye işaret ettiğini savundu.

Eski ABD Ortadoğu müzakerecisi Aaron David Miller, İran'ın Hürmüz üzerindeki baskı aracını ancak Trump'ın savaşı başlatmasının ardından elde ettiğini belirterek, olası bir anlaşmanın Tahran'a boğaz üzerinde belirli ölçüde kontrol sağlaması ve gelecekte gemilerden geçiş ücreti alma ihtimalini tamamen ortadan kaldırmamasının, bir yıl önce ABD'nin kabul etmeyeceği bir tablo olduğunu söyledi.

Miller, "Bir zamanlar tamamen serbest olan deniz yolu artık öyle değil. Trump'ın İran'ın kabul edeceği bir anlaşmadan elde edebileceği ve bu gerçeği değiştirecek neredeyse hiçbir şey yok." değerlendirmesinde bulundu.

İran'ın nükleer programı konusunda da Washington'ın artık kendisini üstün konumda gören ve Hürmüz Boğazı'nı istediği anda kapatabileceğine inanan bir yönetimle müzakere etmek zorunda kalacağı belirtilirken, bunun Trump'ın savaş sırasında dile getirdiği "koşulsuz teslimiyet" hedefinden oldukça uzak olduğu ifade edildi.

Miller, "Trump yönetiminin normal insanların zafer olarak göreceği bir sonuçla masadan kalkabileceği bir çıkar dengesi şu anda göremiyorum." dedi.

İç siyasette baskı büyüyor

Savaşın uzaması ve petrol arzına ilişkin kaygılar Trump'ın iç politikadaki manevra alanını da daraltıyor.

Uluslararası petrol fiyatları salı günü varil başına 80 doların altına gerilese de ABD'de benzin fiyatlarının savaş öncesine göre yaklaşık yüzde 35 daha yüksek olduğu, motorin fiyatlarının ise Trump döneminde Joe Biden dönemindeki ortalamanın üzerine çıktığı belirtildi.

Eski ABD'nin Suudi Arabistan Büyükelçisi Michael Ratney, ABD'nin önleyici füze stoklarının önemli ölçüde azaldığını, Amerikan kamuoyu ile müttefik ülkelerin de uzun süren çatışmadan yorulduğunu belirterek Trump'ın önünde "sınırlı seçenekler" bulunduğunu söyledi.

Ratney, çatışmanın tırmandırılmasının bölgesel aktörlere zarar vereceğini, petrol fiyatlarını yeniden yükselteceğini ve küresel enerji piyasasını olumsuz etkileyeceğini ifade etti.

Öte yandan İran'a Hürmüz üzerinde belirli düzeyde kontrol tanıyacak bir anlaşmanın hem Körfez ülkelerinde hem de ABD kamuoyunda tepkiyle karşılanacağını belirten Ratney, Trump'ın asıl sorununun artık savaşı nasıl sürdüreceğinden çok böyle bir anlaşmayı Amerikan kamuoyuna nasıl anlatacağı olduğunu söyledi.

Gözler İran-Umman görüşmelerinde

Dünyanın savaş öncesinde günlük petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması için umutlar İran ile Umman arasında yürütülen doğrudan görüşmelere bağlanmış durumda.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent'in İran'ın "bugün ya da yarın" boğazı açabileceği yönündeki açıklamasına karşın analistler, bunun savaş öncesindeki tam "seyrüsefer serbestisi" anlamına gelmeyeceğini belirtiyor.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekai de salı günü yaptığı açıklamada, Tahran ile Maskat'ın Hürmüz Boğazı'nın gelecekte nasıl yönetileceğine ilişkin protokoller üzerinde çalıştığını söyledi.

Bekai, hazırlanacak geçici düzenlemenin giriş ve çıkış deniz koridorlarını kapsayacağını, nihai anlaşmaya ilişkin müzakereler sürerken geçici bir çerçeve oluşturacağını ifade etti.

Müzakereler hakkında bilgi sahibi kaynaklar ise ABD ile bölgesel arabulucuların Umman üzerinden düzenli olarak sürece katkı sunduğunu ve Beyaz Saray'ın görüşmelerdeki gelişmeler hakkında sürekli bilgilendirildiğini aktardı.

"Bu, İran ile ABD arasında değil"

Uluslararası Kriz Grubu'nan İran uzmanı Ali Vaiz, FT'ye yaptığı değerlendirmede, "Bu aslında İran ile ABD arasında bir anlaşma değil; İran ile Umman arasında yapılan bir anlaşma." dedi.

Johns Hopkins Üniversitesi'nden İran uzmanı Veli Nasr ise Tahran'ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünün pazarlık konusu olmadığını Washington'a göstermeye çalıştığını belirterek, İran'ın bombardımanlarla yenilmeyeceğini ve Hürmüz'den vazgeçmeyeceğini göstermek istediğini söyledi.

Beyaz Saray Sözcüsü Anna Kelly ise Hürmüz Boğazı'nın tamamen ABD Donanması'nın kontrolü altında olduğunu ve İran limanlarına uygulanan deniz ablukasının sürdüğünü iddia etti.

Kelly, ABD'nin askeri operasyonlarının İran'ı ciddi ölçüde zayıflattığını öne sürerek, Tahran'ın anlaşmayı kabul etmesinin kendi çıkarına olacağını, aksi halde sonuçlarını bildiğini söyledi.

Taslakta yeni geçiş düzeni

Halen İran'ın üst düzey yönetiminin onayını bekleyen İran-Umman taslağı, gemilerin Hürmüz Boğazı'na İran karasularından giriş yapmasını, çıkışların ise ağırlıklı olarak Umman karasuları üzerinden gerçekleştirilmesini öngörüyor.

Kaynaklardan biri, boğaz diğer ticari gemilere açılmadan önce İran'ın mayın temizliği ve güvenlik kontrolü amacıyla ilk geçişleri kendi gemileri ve petrol tankerleriyle yapacağını söyledi.

Tahran, uzun vadede gemilerden "hizmet ücreti" alınmasında ısrar ediyor. Körfez ülkeleri buna karşı çıkarken Umman ise Malakka Boğazı'nda uygulanan sisteme benzer, zorunlu ücret yerine seyir güvenliği ve çevrenin korunmasına yönelik gönüllü katkılar esasına dayanan bir model öneriyor.

Diplomatlar, yeni düzenlemenin 17 Haziran'da ABD ile İran arasında imzalanan ve nisan ateşkesini uzatarak Hürmüz'ün kademeli biçimde yeniden açılmasını öngören ancak daha sonra yaşanan saldırılar nedeniyle uygulanamayan mutabakatı yeniden canlandırmasını umuyor.

Müzakereler hakkında bilgi sahibi bir kaynak ise Hürmüz konusunda anlaşma sağlanması halinde ABD'nin İran limanlarına uyguladığı deniz ablukasını kaldıracağını ve İran petrol ihracatına yönelik yaptırımları hafifleteceğini söyledi.

Trump içeride yeni eleştirilerle karşı karşıya

Böylesine sınırlı bir uzlaşının Trump'ın savaşın başındaki hedeflerinden belirgin biçimde uzak olması nedeniyle ABD içinde “ciddi” siyasi tartışmalara yol açabileceği belirtiliyor.

Daha önce hazırlanan mutabakat taslağı Demokratların yanı sıra Cumhuriyetçi isimler arasında da tepki çekmişti. Fox News sunucusu Mark Levin ve sağcı yorumcu Laura Loomer gibi İran'a karşı sert tutum alınmasını savunan isimlerin yeni bir anlaşmaya da sert tepki göstermesi bekleniyor.

Vwli Nasr ise Trump'ın askeri olarak bu seviyede “zafer” kazanamadığını, diplomatik çözümün ise içeride “siyasi bedel” doğurduğunu belirterek, bu nedenle zaman zaman yeniden askeri tırmanışa yöneldiğini söyledi.

Ali Vaiz de Trump'ın yeni bir anlaşmayı "siyasi bir dönüm noktası" olarak sunmaya çalışabileceğini ancak gelen eleştiriler nedeniyle yeniden baskı ve askeri tehdit politikasına dönebileceğini ifade etti.

Bu durum, son aylarda görülen döngünün tekrarlanması riskini artırıyor: Diplomasi girişimi, iç siyasi baskılar, yeniden askeri tırmanış ve ardından yeni bir geçici ateşkes arayışı.