
YDH- İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), Uluslararası Af Örgütü ve Lübnan merkezli Legal Agenda tarafından perşembe günü yayımlanan soruşturmalarda, İsrail'in nisan ayında Lübnanlı gazeteci Emel Halil'i öldüren ve meslektaşı Zeynep Ferac'ı yaralayan saldırısının savaş suçu olduğu sonucuna varıldı.
Üç kuruluşun yürüttüğü ayrı soruşturmalar, İsrail ordusunun Halil ile Ferac'ı sivil olduklarını bilmesine veya bilmesi gerekmesine rağmen doğrudan hedef aldığını ortaya koydu.
Kuruluşlar saldırının savaş suçu kapsamında soruşturulması çağrısında bulunurken, HRW İsrail'e silah satışlarının durdurulmasını ve devam eden ihlallerden sorumlu İsrailli yetkililere yaptırım uygulanmasını istedi.
Uluslararası hukuka göre sivillere yönelik kasıtlı saldırılar savaş suçu sayılıyor. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Ofisi verilerine göre İsrail, 2023'ten bu yana Lübnan'da en az 15, Gazze'de ise en az 210 gazeteciyi öldürdü.
Soruşturmalar ayrıca İsrail'in Lübnanlı sağlık ekiplerinin Halil ve Ferac'a ulaşmasını saatlerce engellediğini ortaya koydu. Rapora göre, İsrail'e ait insansız hava araçları bir aşamada Lübnan Kızılhaçı ekiplerinin üzerine ses bombası attı ve ambulanslara ateş açtı.
Hak örgütleri, kurtarma çalışmalarının geciktirilmesinin Emel Halil'in ölümünde belirleyici rol oynamış olabileceğini belirtti. Hastane kayıtları, Halil'in İsrail'in sığındıkları binayı vurmasının ardından saatlerce hayatta kalmış olabileceğine işaret ediyor.
İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün Lübnan araştırmacısı Remzi Kays, "Kanıtlar açık. İsrail ordusu Ferac ve Halil'in sivil olduğunu biliyordu ya da bilmesi gerekiyordu. Buna rağmen onları hedef aldı ve sağlık ekiplerinin saatlerce kurtarma çalışması yapmasını engelledi." dedi.
42 yaşındaki Emel Halil, Lübnan'da yayımlanan el-Ahbar gazetesinde çalışıyordu. 21 yaşındaki Zeynep Ferac ise serbest kameraman ve foto muhabiri olarak görev yapıyordu. İki gazeteci de son üç yılda Lübnan'daki savaşı sahadan takip ediyordu.
Gazeteciler yardım beklerken hedef alındı
22 Nisan 2026'da Halil ve Ferac, İsrail birliklerinin bölgeden çekildiği yönündeki haberleri doğrulamak amacıyla Güney Lübnan'daki et-Tiri beldesine gitti.
Gazeteciler, Bint Cübeyl Belediyesi yetkilisi Ali Nebil Bezzi ile belediye başkanının arkadaşı Muhammed Hurani'nin bulunduğu aracın arkasından bölgeye giriş yaptı.
İsrail'in "güvenlik bölgesi" olarak adlandırdığı ve askerlerinin işgal altında tuttuğu et-Tiri'ye girdikten kısa süre sonra, saat 14.25'te Bezzi ve Hurani'nin bulunduğu araç İsrail saldırısıyla vuruldu ve iki kişi hayatını kaybetti.
Bunun üzerine Emel Halil, Lübnan Sivil Savunma ekiplerini arayarak yardım talebinde bulundu.
Sivil savunma ekipleri köy girişine kadar ulaştı ancak İsrail ordusundan güvenli geçiş izni beklemeleri için askeri kontrol noktasında durduruldu.
Güney Lübnan'da çatışmaların sürdüğü veya İsrail işgali altındaki bölgelere girecek kurtarma ekiplerinin, taraflar arasında koordinasyonu sağlayan mekanizma üzerinden İsrail ordusundan “onay” alması gerekiyor.
Saat 17.00'ye kadar Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü (UNIFIL), kurtarma ekiplerine güvenli giriş güzergâhı sağladı. Ancak İsrail ordusu hâlâ geçiş izni vermemişti.
İsrail önce aracı, ardından sığındıkları binayı vurdu
Kurtarma ekiplerini bekleyen Halil ile Ferac, araçlarından inerek yakındaki bir binaya sığındı. Ferac'ın ifadesine göre bu sırada İsrail'e ait insansız hava araçları alçak irtifada sürekli üzerlerinde uçuyordu.
Ferac, "İHA'lar çatıdan içeri girecek kadar yaklaştı. Bana ve Emel'e bir metreden daha az mesafedeydiler." dedi.
Saat 15.31'de Lübnan Sivil Savunma ekiplerinden bir görevli, Halil'i telefonla arayarak henüz İsrail'den giriş izni alamadıklarını, bu nedenle araca binip köyden çıkmaya çalışmasını tavsiye etti.
Yaklaşık dokuz dakika sonra İsrail ordusu gazetecilerin bulunduğu aracı vurdu.
Ferac, saldırıyı, "Camlar ve enkaz üzerimize savruldu. Kulak zarımın patladığını hissettim. Emel'in burnu ve başı ağır şekilde kanıyordu. Kolu ve uyluğuna şarapnel isabet etmişti, bacağını hareket ettiremiyordu." sözleriyle anlattı.
İki gazeteci sürünerek yakındaki başka bir binaya sığındı. Burada da telefonla yardım istemeyi sürdürdüler ancak kendilerine, İsrail'den onay çıkmadan kurtarma ekiplerinin bölgeye giremeyeceği bildirildi.
Saat 16.25'te İsrail üçüncü saldırısını düzenledi. Gazetecilerin sığındığı bina bombalandı, bina çöktü ve iki gazeteci enkaz altında kaldı.
Kurtarma ekipleri de hedef alındı
Saat 17.00'de Lübnan Kızılhaçı'na köye giriş izni verildi. Ekipler ağır yaralı Ferac'ı enkazdan çıkarmayı başardı.
Ferac'ın kafatasında kırık, sağ bacağında ve gözünde ağır yaralanmalar ile elinde ezilme meydana geldiği belirtildi. Ancak Emel Halil, enkaz altında mahsur kaldığı için çıkarılamadı.
Hak örgütlerinin aktardığına göre kurtarma çalışmaları sırasında İsrail'e ait bir insansız hava aracı sağlık ekiplerinin yakınına ses bombası attı. Görgü tanıkları ayrıca tahliye sırasında silah sesleri duyduklarını belirtirken, İzleme Örgütü ambulanslarda hafif silah ateşiyle oluştuğu değerlendirilen kurşun izlerini gösteren fotoğrafları incelediğini açıkladı.
Saldırılar nedeniyle sağlık ekipleri bölgeden çekilmek zorunda kaldı ve yalnızca Ferac'ı tahliye edebildi.
İsrail ordusu kurtarma ekiplerinin yeniden köye girişine ancak saat 20.15'te izin verdi.
Emel Halil'in cenazesine ise saat 23.00 sularında ulaşıldı.
Yakındaki Tebnin Hastanesi'nde yapılan inceleme, Halil'in büyük ihtimalle saat 19.00 civarında, yani son saldırıdan yaklaşık iki buçuk saat sonra hayatını kaybettiğini ortaya koydu.
Hak örgütlerinin bildirdiğine göre Halil, enkaz altında saatlerce kurtarılmayı bekledi ancak İsrail ordusunun sağlık ekiplerinin bölgeye ulaşmasını engellemesi nedeniyle yaşamını yitirdi.
"Cezasızlık yeni saldırıları teşvik ediyor"
İnsan Hakları İzleme Örgütü, Uluslararası Af Örgütü ve Legal Agenda, Emel Halil'in öldürülmesi nedeniyle hesap sorulması çağrısında bulunarak olayın İsrail ordusunun sivillere yönelik cezasızlık politikasının bir parçası olduğunu belirtti.
Uluslararası Af Örgütü Orta Doğu ve Kuzey Afrika Direktörü Heba Morayef, "İsrail güçlerinin son üç yılda Lübnan'da gazetecileri ve diğer sivilleri öldürmesi karşısında cezasız kalması, ordunun hukuka aykırı hava saldırılarını ve sivilleri doğrudan hedef alan saldırılarını sürdürmesine zemin hazırladı." dedi.
Morayef, uluslararası topluma İsrail'e yönelik kapsamlı bir silah ambargosu uygulanması çağrısını yineledi.