
YDH - İsrail ordusunda siyasi iradenin kararlarına yönelik huzursuzluk büyüyor.
Maariv gazetesine konuşan askeri kaynaklar; İran’dan Lübnan’a, Gazze’den Batı Şeria’ya kadar hemen her cephede siyasi yönetimin ordunun önünü kestiğini ifade ediyor.
Ordu kanadındaki en büyük endişe, getirilen bu kısıtlamalar sebebiyle İran’ın Hamas ve Hizbullah ile birlikte, tıpkı 7 Ekim saldırılarının öncesinde olduğu gibi yeni bir "dehşet dengesi" oluşturması olarak öne çıkıyor.
Gazze Şeridi’nde siyasi irade, hedeflere yönelik suikast politikasını belirgin biçimde sertleştirdi.
İsrail ordusu kaynakları, her bir hedefi etkisiz hale getirme girişimi öncesinde siyasi makamlardan ya da en azından Genelkurmay Başkanı Korgeneral Eyal Zamir’den onay alınması gerektiğini belirtiyor.
Bu uygulamanın, ABD yönetimi ve Barış Kurulu'ndan gelen baskılar sonucunda devreye sokulduğu aktarılıyor.
Lübnan sınırında ise İsrail ordusu, Mecdel Zun bölgesinde iki İsrail askerinin öldüğü olayın ardından gerilimi tırmandırmaktan kaçınmak zorunda kaldı.
Siyasi iradenin orduya yönelik sınırlamaları yalnızca İran, Suriye, Gazze ve Lübnan cephelerle sınırlı kalmıyor.
Ordu yetkilileri, milliyetçi suçlar ve yerleşimci terörüyle mücadele konusunda da siyasi makamların engelleriyle karşılaşıyor.
Savaş Bakanı Yisrael Katz’ın Merkez Kuvvet Komutanı Tümgeneral Avi Blut’u görevden alması bu gerilimin en belirgin adımı oldu.
İşgal altındaki Batı Şeria’da ise idari kontrolün tamamen kaybolduğu belirtiliyor.
Ordu kaynakları, geçtiğimiz hafta boyunca kurulan 13 yasadışı yerleşim yerinin (kaçak karakol), hali hazırda mevcut olan yaklaşık yüz benzer yapıya eklendiğini doğruladı.
Maariv'e konuşan üst düzey bir askeri yetkili, ordunun son günlerde bu yasadışı yerleşimleri tahliye etmek için gereken adımları atmadığını kabul etti.
Ancak yasadışı yerleşimlerin durumun yalnızca görünen yüzü olduğu ifade ediliyor. El Halil Dağı’nın güneyindeki Hırbet Tuba köyünde dün gece Yahudi saldırganlar birkaç konutu ateşe verdi.
Binalardan birinde bir anne ve çocuklarının bulunduğu aktarıldı. Öte yandan bu tür ırkçı suçların yalnızca Batı Şeria ile sınırlı kalmadığı; ırkçı yerleşimci unsurların neredeyse her gün sınırı ihlal ederek Suriye, Lübnan ve Gazze sınırındaki askeri birlikleri de taciz ettiği kaydedildi.
Saha operasyonlarında siyasi iradenin orduya gerekli desteği vermemesinin, karar alma mekanizmalarını hantallaştırarak orduyu zor durumda bırakabileceği değerlendiriliyor.
Komuta kademesinin, iktidardaki siyasetçilerin ajandasıyla çelişecek mesleki kararlar almaktan çekinebileceği ifade ediliyor.
Bu durumun bir örneği olarak Katz’ın Kanal 14 televizyonunda Tümgeneral Avi Blut’u hedef alan açıklamaları gösteriliyor.
İsrail ordusu doğrudan siyasi tartışmaların içinde yer almaktan kaçınsa da, yalnızca sahadaki desteksizlikten değil, uzun vadeli stratejik planlamaların aksamasından da endişeli.
Ordu kanadı, uzun vadeli tedarik planlarının onaylanmasını bekliyor.
Hava Kuvvetleri, yaşları sebebiyle yedek parçası neredeyse tükenmek üzere olan eski Apache helikopterleri konusunda kısa süre sonra kırmızı çizgiye dayanacak.
Benzer şekilde Yasur helikopterlerinin de hizmet ömrünü tamamladığı, ancak Maliye Bakanlığının Hava Kuvvetlerinin ihtiyaç duyduğu yeni helikopter siparişleri için gerekli mali taahhüdü serbest bırakmadığı bildiriliyor.
Ordu yetkilileri, gelecekte yaşanabilecek zafiyetlere karşı yetkilileri uyardıklarını vurguluyor.