Mossad’ın İran'a karşı Kürt planı neden çöktü?

08 Ağustos 2026

Mossad’ın İran’a karşı Kürtleri sahaya sürme planı, İsrail’e duyulan güvenin sarsılması, Trump’ın müdahalesi ve Türkiye’nin itirazı nedeniyle çöktü.

YDH- İsrailli gazeteci Itay Anghel’in aktardığı bilgilere göre, İsrail istihbarat servisi Mossad’ın İran’a karşı Kürt grupları harekete geçirmeye yönelik planı, “İsrail’in Suriye’deki HTŞ rejimiyle kurduğu ilişki, Kürtlerde oluşan güven kaybı, Türkiye’nin müdahalesi ve bölgedeki etnik dengelerin yanlış hesaplanması” nedeniyle başarısızlığa uğradı.

Anghel, geçtiğimiz ocak ayının sonunda İsrail, ABD ve Suriye’deki yeni rejim arasında gerçekleştirilen gizli bir toplantının, Mossad’ın Kürtleri İran’a karşı harekete geçirme planı açısından kritik bir dönüm noktası olduğunu belirtti.

İsrailli gazeteci bu toplantıyı “büyük ihanet” olarak nitelendirirken, gelişmenin Mossad’ın planının “tabutuna çakılan son çivi” olduğunu söyledi.

İsrail’in Suriye’deki tercihi Kürtlerde güven krizine yol açtı

Anghel’in aktardığına göre İsrail, söz konusu toplantıda öncelikle Suriye’nin güneyindeki çıkarlarını korumaya ve Dürzilerin yaşadığı bölgelere yaklaşılmasını engellemeye odaklandı.

Buna karşılık Suriye’deki HTŞ rejiminin kuzeydeki Kürt bölgelerine yönelik saldırı planları karşısında İsrail’in “derin bir sessizliğe” büründüğü belirtildi.

Bu sessizliğin Kürtler tarafından “yeşil ışık” olarak algılandığı ve bunun ardından yeni rejime bağlı güçlerin Halep’teki Kürtlere karşı geniş çaplı bir saldırı başlattığı aktarıldı.

Anghel’e göre bu gelişmeler, Kürtler ile Mossad arasındaki güveni ciddi biçimde sarstı.

İsrailli gazeteciye ulaşan öfkeli saha komutanlarından birinin mesajında, “Bizi bir mal gibi sattınız... İsrail’i seven 40 milyon dostunuzu kaybettiniz” ifadelerinin yer aldığı belirtildi.

Mossad başarısızlıktan Trump’ı sorumlu tuttu

Anghel, Mossad ve İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun “Kürt işgali” olarak tanımlanan planın başarısızlığından ABD Başkanı Donald Trump’ı sorumlu tutmaya çalıştığını aktardı.

Ancak araştırmacı gazeteci, özel kaynaklarından edindiği bilgiler ve İran sınırındaki Kürt bölgelerinde yaptığı saha çalışmaları üzerinden bu anlatının gerçeği tam olarak yansıtmadığını savundu.

Anghel’in ortaya koyduğu tabloya göre planın en önemli sorunlarından biri, operasyon için yapılan lojistik hazırlıkların yetersizliğiydi.

Mossad’ın Kürtleri “sahadaki savaşçılar” olarak değerlendirdiği, ancak planın İran gibi güçlü bir devletle karşı karşıya gelmek için gerekli temel askeri imkanlardan dahi yoksun olduğu belirtildi.

Kürt güçlerine verilen vaatler karşılıksız kaldı

Planın, jet uçakları, tankları ve ağır silahları bulunmayan bir militan gücünün İran’a karşı kullanılmasına dayandığı aktarıldı.

Buna karşılık İran’ın yaklaşık 90 milyon nüfusa sahip, istihbarat teşkilatları ve ülke genelinde faaliyet gösteren güvenlik mekanizmaları bulunan düzenli bir orduya sahip olduğu hatırlatıldı.

İsrail ve ABD’nin Kürt güçlerine ezici bir hava üstünlüğü sağlayacak hava desteği ile kapsamlı lojistik yardım sözü verdiği, ancak bu taahhütlerin sözlü vaatlerin ötesine geçmediği belirtildi.

Bu durumun Kürt liderlerde, herhangi bir gerçek güvence sağlanmadan kendilerinin kaçınılmaz bir “ateşe” sürüklendiği yönünde bir kanaat oluşturduğu ifade edildi.

“Kürtleri paralı asker gibi gördüler”

Anghel’in dikkat çektiği bir diğer husus ise Mossad’ın Kürt müttefiklerinin psikolojisini anlayamaması oldu.

İsrailli gazeteciye göre Mossad, Kürtleri İsrail veya ABD tarafından belirlenen takvime göre harekete geçirilebilecek “paralı askerler” gibi değerlendirdi.

Ancak Anghel’in Kürt savaşçılarla yaptığı görüşmelerde farklı bir tablo ortaya çıktı.

Kürt komutan Pêman Viyan’ın Anghel’e, Kürtlerin hiç kimsenin elindeki bir araç olmadığını ve İran’a karşı ancak kendi ulusal çıkarları doğrultusunda hareket edeceklerini açıkça ifade ettiği aktarıldı.

Kürtlerin, İran operasyonundan yalnızca birkaç hafta önce İsrail ve ABD’nin Suriye’deki müttefiklerini nasıl yüzüstü bıraktığını yakından takip ettiği belirtildi.

Bu nedenle İran’ın iç bölgelerinde herhangi bir sorun yaşanması halinde İsrail’in kendilerini de Halep’te olduğu gibi kaderlerine terk edeceği yönündeki kanaatin güçlendiği ifade edildi.

Bu “duygusal kırılmanın”, Kürt savaşçıların kendilerini yok oluşla sonuçlanabilecek bir operasyona sürüklemek yerine sınırdaki mağaralarında kalmayı tercih etmelerine yol açtığı belirtildi.

Türkiye’nin müdahalesi operasyonu durdurdu

Anghel’in değerlendirmesinde Türkiye’nin de planın başarısızlığa uğramasında belirleyici bir rol oynadığı ifade edildi.

Buna göre Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ile olan yakın ilişkisini kullanarak operasyonun durdurulması yönünde baskı yaptı.

Erdoğan’ın Trump’ı, İran’daki Kürtlerin silahlandırılmasının Türkiye içinde yeni bir Kürt isyanına yol açabileceği konusunda ikna ettiği belirtildi.

Bunun ardından Trump’ın operasyonun “iptal edilmesi” yönünde talimat verdiği aktarıldı.

Anghel, bu gelişmeyi “İsrail’in bölgenin temel dinamiklerini anlamadaki başarısızlığının bir göstergesi” olarak değerlendirdi.

İsrail’in Türkiye’nin böyle bir tepki verebileceğini önceden öngörmesi ve buna karşı bir plan hazırlaması gerektiğini belirten Anghel, operasyonun öngörülebilir bir Türk itirazı nedeniyle başladıktan sonra yarıda bırakıldığını savundu.

İran’ın etnik yapısı göz ardı edildi

Anghel’in değerlendirmesinde Mossad planının bir diğer önemli sorununun İran’ın “etnik mozaiğini” yeterince dikkate almaması olduğu belirtildi.

İran’ın yalnızca tek bir topluluktan oluşmadığı; Kürtler, Azeriler, Beluçlar, Araplar ve Lorlar gibi farklı etnik grupların bir arada yaşadığı karmaşık bir yapıya sahip olduğu ifade edildi.

Stratejik hatanın, Kürt unsuruna öncelik verilmesi ve Kürtlerin operasyon içerisinde öncü bir role yerleştirilmesi olduğu ileri sürüldü.

Bu yaklaşımın diğer azınlık gruplarında kıskançlık ve kuşku yarattığı, farklı grupları yönetime karşı ortak bir mücadelede birleştirmek yerine aralarındaki çatışma ihtimalini artırdığı belirtildi.

Planlamacıların tarihsel olarak rekabet ve çatışma yaşamış gruplar arasında yeterli koordinasyonu sağlamak için gereken çabayı göstermediği ifade edildi.

Bu nedenle planın, İran’ı “özgürleştirmeye” yönelik ortak bir hareketten ziyade “Kürt ayrılıkçılığını” destekleyen bir girişim olarak algılandığı ve bunun diğer grupların operasyona katılım konusunda tereddüt yaşamasına yol açtığı aktarıldı.

“Kürdün dağlardan başka dostu yoktur”

Anghel, planın başarısızlığının nedenlerini Kürt dostlarından aktardığı tek bir cümleyle özetledi: “Kürdün dağlardan başka dostu yoktur.”

Bu eski Kürt inancının 2026’daki gelişmelerin ardından yeniden güç kazandığı belirtildi.

Anghel’in aktardığı tabloya göre, bir dönem kendileri açısından müttefik ve örnek olarak görülen İsrail, Kürtlerin gözünde artık “güvenilmez” bir aktöre dönüşmüş durumda.

Kürtlerin değerlendirmesine göre İsrail, Türkiye veya Suriye’deki HTŞ rejimi gibi bölgesel güçlerle çıkarlarının çatışması halinde, en kritik anda kendi müttefiklerini terk edebilecek bir aktör olarak görülüyor.