Gazze’de soykırımın yeni cephesi: Kamyonlar ve sürücüler de hedefte

09 Ağustos 2026

Euro-Med Monitor, İsrail’in Gazze’de yardım kamyonlarını ve sürücüleri hedef alarak gıda, ilaç ve insani yardımın halka ulaşmasını engellediğini bildirdi.

YDH- Euro-Med İnsan Hakları İzleme Örgütü, İsrail’in Gazze’ye yönelik ablukasını sürdürürken gıda, ilaç ve insani yardımın ulaştırılmasında kritik öneme sahip taşımacılık sistemini de hedef aldığını bildirdi.

Örgüt, kamyonların ve depoların imha edilmesi, sürücülerin öldürülmesi veya gözaltına alınması ve yedek parça girişinin engellenmesi nedeniyle Gazze’de insani yardımın dağıtım zincirinin ağır biçimde aksadığını belirtti.

İsrail, sınır kapılarından mal ve yardım girişinden bunların Gazze halkına ulaşmasına kadar uzanan tedarik zincirinin farklı aşamalarını sekteye uğratıyor. Kamyonların Gazze’ye girişine izin verilse dahi taşıdıkları yüklerin ihtiyaç sahiplerine ulaşması; nakliye, depolama ve dağıtım altyapısının tahrip edilmesi veya işlevsiz hale getirilmesi nedeniyle garanti edilemiyor.

Gazze’nin taşıma kapasitesi çöktü

Gazze Özel Taşımacılık Birliği Başkanı Nahid Şuhibar, savaş öncesinde Gazze’de gıda, ilaç, yakıt, hayvan yemi ve inşaat malzemeleri gibi temel ihtiyaçları taşıyan yaklaşık 1.200 kamyon bulunduğunu söylüyor. İsrail saldırıları sonrasında bu sayı yaklaşık 400’e düştü. Bunların yaklaşık 100’ü, yedek parça, lastik, yağ ve akü girişine getirilen kısıtlamalar nedeniyle kullanılamıyor. Böylece Gazze’deki kamyon filosunun yalnızca yaklaşık 300’ü, yani savaş öncesindeki kapasitenin yüzde 25’i çalışır durumda.

Bakım malzemelerinin ithalatına getirilen kapsamlı yasak, kalan kamyonların faaliyetlerini de tehdit ediyor. Arızalanan araçların parçaları, diğer kamyonları çalışır durumda tutabilmek için sökülerek yeniden kullanılıyor. Tek bir kamyonun yağ değişimi için gereken maliyet savaş öncesinde yaklaşık 450 şekelken bugün 100 bin şekele yükselmiş durumda. Bir kilogram motor yağının bulunabilmesi halinde fiyatı yaklaşık 1.100 dolara kadar çıkıyor.

Bu yasak, İsrail’in altyapısının ve yerel üretim kapasitesinin büyük bölümünü tahrip ettiği Gazze’de gıda, ilaç ve yakıtın ulaştırılmasında kullanılan temel sistemi felç ediyor. Halk, temel ihtiyaçlarını karşılamak için büyük ölçüde dış yardımlara bağımlı durumda.

İsrail saldırılarında 150’den fazla kamyon hasar gördü veya tamamen imha edildi. Saldırıların büyük bölümü Kerem Ebu Salim Sınır Kapısı’na giden veya yakınındaki yollarda gerçekleşti. 20’den fazla sürücü öldürüldü; bunlardan 4’ü Ekim 2025’teki ateşkesten sonra hayatını kaybetti. Ayrıca 15 sürücü gözaltına alındı ve bazıları iki yıla varan sürelerle tutuldu.

Saldırıya uğrayan veya gözaltına alınan bazı sürücüler, daha önce Birleşmiş Milletler, Dünya Gıda Programı ve BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi gibi uluslararası kuruluşlar aracılığıyla İsrail makamlarıyla koordinasyondan geçirilmiş konvoylarda görev yapıyordu. Dolayısıyla İsrail makamları sürücülerin kimliklerinden, görevlerinden ve güzergâhlarından haberdardı.

Yaklaşık 150 taşımacılık şirketinin ofis ve deposu yıkıldı; güvenli depolama alanları ile soğuk hava tesisleri büyük ölçüde ortadan kaldırıldı. Bu durum sevkiyatlarda 24 ila 72 saatlik gecikmelere yol açıyor. Yavaş denetimler ve kamyon arızaları nedeniyle dondurulmuş gıda, ilaç ve diğer temel malzemeler ihtiyaç sahiplerine ulaşmadan bozulabiliyor.

İsrail güçleri Kerem Ebu Salim Sınır Kapısı’nda ve askeri kontrol noktalarında kamyon sürücülerini tekrar tekrar durduruyor, bazı sürücüleri soyunmaya zorluyor ve ağır darp ile aşağılamaya maruz bırakıyor. Söz konusu sürücülerin bölgeye giriş ve çalışma konusunda daha önce güvenlik onayına sahip olduğu belirtiliyor.

Yardım kamyon sayısıyla ölçülemez

Gazze’ye özel ticari anlaşmalarla sokulan yaklaşık 100 yeni kamyonun da önemli bir bölümü kullanılamaz hale geldi. İsrail makamları, bazı araçların hâlâ İsrailli sahipler adına kayıtlı olduğunu veya İsrail bankalarının üzerinde mülkiyet ve güvenlik hakları bulunduğunu gerekçe göstererek sınır kapılarında araçlara el koydu. Şu ana kadar 23 kamyona el konuldu. Kalan araçların sahipleri de araçlarını kaybetme endişesiyle kullanımı durdurdu.

Gazze’ye giren kamyon sayısı tek başına insani yardımın gerçek boyutunu göstermiyor. Asıl ölçüt, yardım malzemelerinin Gazze’nin tüm bölgelerindeki ihtiyaç sahiplerine güvenli, düzenli ve kesintisiz biçimde ulaşıp ulaşmadığı. Sınır kapısında bekleyen, bozulan veya ihtiyaç sahiplerine ulaştırılamayan gıda gerçek anlamda yardım sayılamıyor.

BM Filistin İnsani İşler Koordinasyon Ofisi Başkanı Justin Brady, Gazze’nin ciddi bir gıda acil durumuyla karşı karşıya olduğu uyarısında bulundu. Yardım akışının azalması halinde Gazze’nin Entegre Gıda Güvenliği Aşama Sınıflandırması’nda (IPC) en ağır seviye olan 5. aşamaya sürüklenebileceğini belirtti.

Brady, 3 Ağustos’ta Ramallah’ta düzenlediği basın toplantısında, 20 kuruluştan 60’tan fazla uzmanın hazırladığı analize göre Temmuz-Aralık 2026 döneminde Gazze nüfusunun yüzde 67’sine denk gelen 1,4 milyondan fazla kişinin IPC 3. aşama veya daha kötü seviyede gıda güvensizliği yaşayacağının öngörüldüğünü söyledi. Yaklaşık 212 bin kişinin ise bir alt aşama olan IPC 4 seviyesinde kalacağı belirtildi.

Gazze’de hanelerin yaklaşık yüzde 83’ünün herhangi bir gelir kaynağı bulunmuyor. İnsani gıda yardımı olmaması halinde Aralık 2026’ya kadar yaklaşık 1,9 milyon kişinin, yani nüfusun yüzde 90’ının ciddi düzeyde akut gıda güvensizliğiyle karşı karşıya kalacağı tahmin ediliyor. Bu durum, mevcut iyileşmenin Gazze halkının kendi gıdasını üretme veya satın alma kapasitesindeki toparlanmadan değil, dış yardımlardan kaynaklandığına işaret ediyor. Dolayısıyla yardım girişinde, taşımacılığında veya dağıtımında yaşanacak küçük bir aksama dahi mevcut iyileşmeyi hızla tersine çevirebilir.

İsrail, işgal gücü olarak uluslararası insancıl hukuk uyarınca, yerel kaynakların yetersiz kaldığı durumlarda Gazze halkının gıda ve tıbbi malzemelere erişimini sağlamakla yükümlü. Dördüncü Cenevre Sözleşmesi’nin 55. ve 59. maddeleri ile uluslararası insancıl hukukun ilgili hükümleri, insani yardımın hızlı ve engelsiz biçimde ulaştırılmasını gerektiriyor.

İsrail’in gıda ve ilaç taşımacılığı için gerekli lojistik altyapıyı tahrip etmesi ve bunun onarılmasını veya yenilenmesini engellemesi, söz konusu yükümlülüklerin ihlali olarak değerlendiriliyor. Bu uygulamalar, Gazze’de açlık, hastalık ve nüfusun neredeyse tamamen insani yardıma bağımlı olduğu koşullarda sürdürülüyor.

Tarım arazilerinin, hayvancılık alanlarının ve gıda üretim tesislerinin tahrip edilmesi, balıkçılığın sekteye uğraması, iş ve gelir kaynaklarının yok olması, hastalık ve yetersiz beslenmenin yaygınlaşması nedeniyle taşımacılık sistemi Gazze halkının hayatta kalması açısından kritik hale geliyor.

Euro-Med Monitor, söz konusu uygulamaların Filistinlileri fiziksel olarak tamamen veya kısmen yok etmeye yönelik yaşam koşullarına kasten maruz bırakma şeklinde soykırım suçunun maddi unsurunu oluşturduğunu savunuyor. İsrail makamlarının açlık ve hastalık dahil sonuçların farkında olmasına rağmen bu uygulamaları sürdürmesi de örgüte göre özel kastın göstergelerinden biri.

Sivillerin aç bırakılması uluslararası insancıl hukuk tarafından açıkça yasaklanıyor. Hayatta kalmak için gerekli yardım malzemelerinin kasten engellenmesi, Roma Statüsü kapsamında savaş suçu teşkil edebiliyor. Ticari ve sivil kamyonlar, askeri hedef sayılmalarını gerektiren özel koşullar bulunmadığı sürece sivil nesne olarak korunuyor; insani yardım taşıyan araç ve sürücüler ise özel korumadan yararlanıyor.

İsrail’in Uluslararası Adalet Divanı’nın 2024’te aldığı bağlayıcı geçici tedbirlere de uymadığı belirtiliyor. Söz konusu tedbirler kapsamında Gazze’ye temel hizmetler ve insani yardımın geniş ölçekte ve engelsiz biçimde ulaştırılması gerekiyor.

Uluslararası topluma İsrail’in Gazze’ye yönelik ablukasını kaldırması, insanların ve malların serbest dolaşımını sağlaması ve gıda, su ile ilaçlara erişimi güvence altına alması çağrısı yapılıyor. Ayrıca silah ve askeri teçhizat sevkiyatına kapsamlı ambargo uygulanması, ihlallerden sorumlu kişilere yaptırım getirilmesi ve Uluslararası Ceza Mahkemesi soruşturmalarının desteklenmesi talep ediliyor.

İsrail makamlarından yeni kamyonların yanı sıra yedek parça, lastik, motor yağı, akü, yakıt, bakım ve teşhis ekipmanlarının Gazze’ye girişine yönelik kısıtlamaları kaldırması isteniyor. Tüm kara geçişlerinin düzenli insani ve ticari trafiğe açılması, keyfi denetimlerin sona erdirilmesi ve kamyonların hareketinin bağımsız bir BM mekanizması tarafından izlenmesi çağrısında bulunuluyor.

El konulan kamyonların iade edilmesi veya sahiplerine tam tazminat ödenmesi, gözaltındaki sürücülerin durumlarının açıklanması ve suç isnadı bulunmayanların serbest bırakılması da talep ediliyor.

BM ve bağışçı ülkelerden Gazze’nin lojistik kapasitesini yeniden kurmak üzere acil bir program başlatmaları isteniyor. Program kapsamında kamyon temini veya kiralanması, mobil bakım merkezleri kurulması, geçici depolama ve soğuk hava tesislerinin oluşturulması ile yedek parça ve işletme malzemesi stoku sağlanması öneriliyor.

Gazze’de insani yardımın gerçek ölçüsünün sınır kapılarından geçirilen kamyon sayısı değil, yardımın fiilen halka ulaşıp ulaşmadığı olduğu vurgulanıyor. Buna göre sınır kapısında mahsur kalan veya ihtiyaç sahiplerine ulaşmadan bozulan gıda ve ilaçlar yardım olarak değerlendirilemiyor.