Irak'ta Suudi tazminatına ret: Direniş misilleme şartında ısrarlı

10 Ağustos 2026

Iraklı direniş grupları, Haşdi Şabi mevzilerini hedef alan Suudi Arabistan ve ABD saldırısına misillemede bulunma kararından vazgeçmedi. Bağdat yönetimi tırmanışı önlemek ve silahların devlet denetimine alınması için diplomasi trafiğini sürdürürken, gruplar Suudi Arabistan'ın mali tazminat teklifini reddettiklerini bildirdi.

YDH - Iraklı direniş gruplarının, Haşdi Şabi mevzilerine yönelik son Suudi Arabistan ve ABD saldırısına yanıt vermek üzere tanıdığı sürenin sona ermesi, gerilimin bittiği anlamına gelmiyor.

Sürecin daha ziyade siyasi bir sınamadan geçtiği gözleniyor. Grupların geçen perşembeyi cumaya bağlayan gece yarısı itibarıyla sona erdiğini duyurduğu sürenin ardından askeri bir misilleme bekleniyordu.

Ancak bu hamle, Bedr Örgütü Başkanı Hadi Amiri başta olmak üzere gelen siyasi çağrılar üzerine ertelendi.

Erteleme kararı, hükümetin tırmanışı dizginleme çabaları ile grupların silahları ve devletle ilişkilerinin geleceğine dair diyalog kanallarını canlandırdığı bir döneme denk geldi.

Bununla birlikte erteleme kararı, grupların misilleme seçeneğinden vazgeçtiği anlamına gelmiyor. 

Nuceba Hareketi Genel Sekreteri Ekrem Kaabi, Suudi Arabistan ile "diplomasi seçeneğinin" bir fayda sağlamayacağını belirterek Riyad ve Washington'un düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden Haşdi Şabi mensuplarının kanına sadakat gereği "uygun bir askeri yanıt" verilmesi çağrısını yineledi.

Benzer şekilde el-Ahbar'a kısa bir açıklamada bulunan üst düzey bir hareket yetkilisi, "Misilleme kaçınılmazdır; müzakereye veya diplomasiye yer yoktur" dedi.

Suudi Arabistan'ın sert bir ders alacağını öne süren yetkili, aracıların para karşılığında misillemeden vazgeçilmesini sağlamaya çalıştığını ancak bunun kendilerini intikam almaktan alıkoymayacağını vurguladı.

Bazı yayın organlarında, Suudi Arabistan'ın saldırı sebebiyle 5 milyon dolar tazminat ödemeyi teklif ettiği yönünde haberler yer almıştı.

Sert söylemlerin aksine hükümet, Irak'ın bölgesel bir çatışma sahasına dönüşmesini engelleme adını verdiği girişimlerini sürdürüyor.

Bu çerçevede Başbakan Ali Zeydi, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile yaptığı telefon görüşmesinde, "30 Eylül tarihinin koalisyon güçlerinin Irak'tan çekilmesi için son tarih olduğunu" ifade etti.

Zeydi ayrıca komşu ülkelerle dengeli ilişkiler geliştirilmesinin, Irak topraklarının bu ülkelerin güvenliğini tehdit edecek şekilde kullanılmasına izin verilmemesinin ve bölgesel ile uluslararası meselelerde diyaloğa dayanılmasının ehemmiyetine dikkat çekti.

Direniş gruplarının elindeki silahlar meselesinin bu diyaloğun merkezinde yer alması bekleniyor.

Hükümet, eylül ayı sonunu "silahların devlet elinde toplanması" için hedef tarih olarak belirlerken, siyasi ve sivil çevreler güvenlik kurumlarının inşasının tamamlanmasını ve açıklanan takvimin uygulanmasını talep ediyor.

Ancak bu konuda bir uzlaşmaya varmak kolay görünmüyor. Nitekim bazı gruplar silah konusundaki her türlü mutabakatı Irak'ın egemenliği, ABD ile Türk kuvvetlerinin çekilmesi ve Irak'ın hava savunma sistemlerine sahip olması şartlarına bağlıyor. Gözlemciler, bu şartların iki ay gibi kısa bir sürede yerine getirilmesinin son derece güç olduğunu değerlendiriyor.

Akademisyen ve siyasi analist Mucaşa et-Temimi, el-Ahbar'a yaptığı değerlendirmede, önümüzdeki dönemde hükümet ile grup liderleri arasında "kapsamlı bir diyalog" yaşanabileceğini belirtti.

Temimi, "silahların devlet kontrolüne alınması" hususunda İran'ın devreye girebileceğini, ayrıca Necef'teki en yüksek dini mercinin de grupların faaliyet ve intikallerini düzenleme noktasında müdahil olabileceğini dile getirdi.

Diyalog yolunun bu meseleyi çözmek için en muhtemel seçenek olduğunu kaydeden Temimi, direnişin Türk askerlerinin çekilmesi ve Irak hava savunma kabiliyetlerinin güçlendirilmesi yönündeki şartları sebebiyle ciddi karmaşaların bulunduğunu vurguladı.

Bağımsız siyasetçi Ömer Nasır ise grupların her türlü mutabakatın birtakım güvencelerle desteklenmesi ve egemenliğin korunmasının hükümetin mesuliyetinde olması gerektiği anlayışından hareket ettiğini belirtti.

El-Ahbar'a konuşan Nasır, "Devlet tüm taraflarla diyalog başlatmalı ve meseleye çatışmacı mantıktan uzak bir anlayışla yaklaşmalıdır" dedi.

Nasır, önümüzdeki dönemde diplomasinin hakim hat olacağını ve Körfez ülkelerini hedef alan olası bombardımanların önüne geçileceğini tahmin ettiğini söyledi.

Tam da bu noktada hükümet, Körfez ülkelerine yönelik saldırıları önleme konusundaki ciddiyetini göstermeye çalışıyor.

Başbakanlık Sözcüsü Haydar Abbudi'nin verdiği bilgiye göre, Terörle Mücadele Teşkilatı ile Ulusal İstihbarat Teşkilatı'nın Bağdat'ta ortaklaşa düzenlediği operasyonda bir gruba mensup üç kişilik bir hücre çökertildi ve Irak dışındaki hedeflere saldırı düzenlemek üzere hazırlanan insansız hava araçları ele geçirildi.

Operasyonla eş zamanlı olarak ülke genelinde güvenlik teyakkuzu ve savaşa hazırlık seviyesi artırıldı.

Diğer yandan siyasi gruplar, son saldırı konusunu yasama meclisine taşımayı hedefliyor.

Sadıkun Grubu Başkanı Milletvekili Uday Avvad, Başbakan, Dışişleri Bakanı, Savunma Bakanı, Haşdi Şabi Heyeti Başkanı ile Ulusal Güvenlik ve İstihbarat başkanlarının mecliste ağırlanması ve ortak bir araştırma komisyonu kurulması için talepte bulunduklarını açıkladı.

Bu sırada Haşdi Şabi Heyeti, Suudi Arabistan ve ABD'nin düzenlediği hava saldırılarına ilişkin önceden bilgi sahibi olunduğu yönünde Heyet Başkanı Falih el-Feyyad'a yöneltilen suçlamalara cevap verdi.

İddiaları reddeden heyet, saldırıdan iki gün önce birliklerin en üst düzeyde tedbir alması konusunda uyarıldığını ve en büyük kaybı veren 30. Tugay Taburu hakkında tahkikat başlatıldığını bildirdi.