İran, Hürmüz hamlesiyle denklemi değiştirdi

10 Ağustos 2026

Ortadoğu uzmanı Dr. Hasan Ahmediyan, İran'ın Hürmüz Boğazı hamlesiyle ABD ve Körfez ülkelerinin savaş stratejilerini akamete uğrattığını belirtti. Ahmediyan, bölgede Sykes-Picot düzeninin sona erdiğini ve yaşanacak iç savaşlarla yeni bir Ortadoğu haritasının çizileceğini vurguladı.

YDH - Tahran Üniversitesi Hukuk ve Siyasal Bilimler Fakültesi Bölgesel Çalışmalar Bölümü'nde yardımcı doçent ve Orta Doğu Bilimsel ve Stratejik Çalışmalar Merkezi'nde kıdemli araştırmacı olan Dr. Hasan Ahmediyan, bölgede yaşanan son gelişmelere, İran'ın benimsediği askeri ve siyasi stratejiye ve ABD ile Körfez ülkelerinin karşı karşıya kaldığı tabloya ilişkin dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu.

İran'ın kriz yönetimindeki zekasına dikkat çeken Dr. Ahmediyan, "İran'ın zekası hayranlık uyandırıcı" ifadelerini kullandı.

Ahmediyan, Tahran yönetiminin ABD ve İsrail ile girilecek doğrudan bir savaşın maliyetinin Körfez ülkeleri tarafından karşılanacağını çok iyi bildiğini belirterek, "İran, ABD'nin savaşacağı, masrafları ise Körfez ülkelerinin katlanarak ödeyeceği mali açıdan desteklenen bir savaşa girmenin hiçbir faydası olmadığını iyi anladı. Bu nedenle savaşın finansman kaynaklarını kurutmaya yöneldi ve Hürmüz Boğazı'nı kapattı" değerlendirmesinde bulundu.

"Savaşı sürdürme kabiliyetleri de çekilme güçleri de yok"

Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasının ardından Körfez ülkelerinin ciddi bir ekonomik dar boğaza girdiğini kaydeden Ahmediyan, bu devletlerin mevcut durumunu şu sözlerle aktardı:

"Şu anda Körfez ülkeleri büyük bir mali krizden geçiyor. Ne savaşın maliyetini üstlenecek ne de kendi yerel hükümetlerinin işleyişini sürdürecek kabiliyetleri kaldı. Dolayısıyla bu ülkelerin içinden çıkamadıkları büyük bir çıkmazın ortasında kaldıklarını görüyorsunuz. Yani büyük bir oyun oynadılar ancak bunu sürdürme imkanına sahip olmadıkları gibi oyundan çekilme gücüne de sahip değiller."

Körfez merkezli planların çöktüğünü vurgulayan Ahmediyan, "Bu ülkeler halen şokun tesirinden çıkabilmiş değil. İran rejiminin halen güçlü olduğuna ve krizi sevk ve idare edebildiğine inanmakta güçlük çekiyorlar. Bütün planlarını İran rejiminin yıkılmasından sonra ne yapacakları üzerine kurmuşlardı; İran'ın galip gelmesi halinde ne yapacaklarını hiç düşünmediler. Eksik unsurlarla tek bir plan hazırladılar, B planı oluşturmadılar; bu yüzden büyük bir kafa karışıklığı yaşıyorlar" dedi.

"Savaşın tek hedefi Hürmüz Boğazı haline geldi"

ABD yönetiminin hesaplarının da evdeki hesaba uymadığını belirten Ahmediyan, Washington'ın karşı karşıya kaldığı bütçe ve lojistik krize dair şu tahlilde bulundu:

"Buna karşılık ABD, Amerikan şirketlerine, üretimin artırılması ile gerekli ve maliyetli savaş ekipmanlarının imalatı halinde Körfez kaynaklı finansman temin edileceği vaadinde bulunmuştu. Ancak nihayetinde bu şirketlerin masraflarını Körfez fonlarından değil, kendi ülke bütçelerinden karşılamak mecburiyetinde kaldılar. Bunun üzerine Temsilciler Meclisi ve Senato'ya başvurarak Savunma Bakanlığı bütçesinin artırılmasını istediler. Kongre bu talebi reddedip istenen meblağda büyük kesintiye gidince, kendilerini ne sürdürebildikleri ne de çekilebildikleri bir savaşın içinde buldular."

Gelişmelerin odağındaki anahtar noktanın Hürmüz Boğazı olduğunu vurgulayan Ahmediyan, "Hürmüz Boğazı bu savaşın altın gizli kelimesiydi. Petrol fiyatı her 100 dolara yükseldiğinde Trump'ın yeni bir ateşkes ve yeni tavizler ilan ettiğini görürsünüz. Görünüşe göre Trump bu kaybettiren projeyi sürdürmeye hazır değil" ifadelerini kullandı.

İran'ın elde ettiği başarının boyutuna dikkat çeken Ahmediyan, "İran'ın zaferi son derece büyüktü. Öyle ki rejimi devirmek, kara harekatı başlatmak ve Venezuela'da olduğu gibi İran'ı teslim almak gibi ABD'nin savaştaki tüm hedefleri artık sahada karşılık bulmuyor. Şu anda savaşın tek hedefi Hürmüz Boğazı haline geldi" değerlendirmesini yaptı.

"Giren çıkamıyor, yeni haritayı savaşlar çizecek"

Mevcut bölgesel durumu anlatmak için Mısır'daki "Hamama girmek çıkmak gibi kolay değildir" atasözüne atıfta bulunan Ahmediyan, ABD'nin içinde bulunduğu açmazı şu sözlerle özetledi:

"İşler bu kritik merhaleye geldikten sonra ABD şimdi geri çekilmeyi ve meseleleri eski haline bırakmayı deniyor. Fakat bu artık imkansız. Çünkü bölgenin haritasını galip gelen çizer, mağlup olan ise yeni durumu kabullenmek mecburiyetindedir."

Bölgenin geleceğine dair öngörülerini de paylaşan Dr. Hasan Ahmediyan, değerlendirmesini şu çarpıcı tespitlerle tamamladı:

"Bölge iç savaşlara gebedir ve siz istemeseniz bile sınırlar artık devletler arasında belirleyici unsur olmayacaktır; zira savaş sizi içine girmeye zorlar. Bu nedenle neredeyse bütün Arap rejimleri ortadan kalkacak ve yeni bir devletler haritasıyla yeni rejimler gelecektir. Sykes-Picot anlaşmasına göre yapılan sınır taksimatı nasıl sona erdiyse, şu anki yeni harita da henüz şekillenmemiştir. Ancak savaşlar ve yapılacak anlaşmalar bize yeni Ortadoğu'yu çizecektir."