Çöken İran planı sonrası İsrail’de ‘Mossad fırtınası’

10 Ağustos 2026

İran’daki yöentimi devirmeye yönelik planın başarısızlığı sonrası Mossad’da üst düzey tasfiyeler yaşanırken, İsrail’de operasyonun faturasının istihbarata mı yoksa siyasi yönetime mi kesileceği tartışılıyor.

YDH- Mossad’daki son görevden almalar, İran sahasından sorumlu birim başkanı ile istihbarat direktörünün görevden alınmasının ardından İsrail’de geniş yankı uyandırdı.

Tasfiyelerin, “Aslanın Kükremesi” operasyonu sırasında İran’daki yönetimi devirmeye yönelik planın başarısızlığıyla bağlantılı olduğu belirtilirken, tartışmanın odağı başarısızlığın sorumlusunun Mossad mı yoksa siyasi karar alma düzeyi mi olduğu sorusuna kaydı.

Kamuoyu Netanyahu’yu suçluyor

İsrail kamuoyundaki tepkiler, görevden almaların sorumluluğu Mossad’la sınırlamak yerine Başbakan Benyamin Netanyahu’ya yönelik suçlamaları da beraberinde getirdi.

Bazı yorumlarda Netanyahu’nun İran’daki başarısızlığın ardından “günah keçisine ihtiyaç duyduğu” ifade edilirken, başarıların kendisine, başarısızlıkların ise başkalarına mal edildiği eleştirileri öne çıktı.

Yorumlarda siyasi düzeyin planı onayladığı, yönlendirdiği ve başarısızlığa rağmen siyasi sorumluların görevlerinde kaldığı, bedeli ise profesyonel kadroların ödediği savunuldu.

Bir başka değerlendirmede ise İran gibi büyük bir devleti devirmek için uzun süreli ve kesintisiz bir operasyon gerektiği, ancak planın Donald Trump’ın kısa süreli operasyonlara ve savaşları hızla sona erdirme eğilimine bağlanmasının baştan itibaren yapısal bir sorun oluşturduğu belirtildi.

Mossad da sorumluluktan kurtulamadı

Bununla birlikte İsrail’deki tartışmalar Mossad’ı bütünüyle sorumluluktan muaf tutmadı. Bazı değerlendirmelerde İran operasyonunun istihbarat açısından “olağanüstü bir başarısızlık” olduğu ve eski Mossad Başkanı David Barnea ile üst düzey yardımcılarının, Trump’a “gerçekte uygulanabilir olmadığı ortaya çıkan değerlendirmeler ve planlar” sunduğu savunuldu.

Ancak aynı değerlendirmelerde Netanyahu’nun da bu öngörüleri benimseyerek siyasi düzeyde desteklemesinin sorumluluğunu taşıdığı vurgulandı.

“Mossad fırtınası”nın asıl önemi de burada ortaya çıkıyor. Tartışma artık yalnızca kimlerin görevden alındığıyla sınırlı değil; İran operasyonundaki başarısızlığın nasıl anlatılacağı ve sorumluluğun kime ait olduğu konusunda bir mücadeleye dönüşmüş durumda.

Bir kesim başarısızlığı planlama ve istihbarat değerlendirmelerini yapan kuruma yüklerken, daha geniş bir kesim planı benimseyip uygulamaya koyan siyasi karar mekanizmasını sorumlu tutuyor.

Böylece görevden almalar, İran operasyonu dosyasını kapatmak yerine daha hassas biçimde yeniden açtı: Yönetimi devirme planı başarısız olduysa asıl hata planı hazırlayanlarda mıydı, yoksa bu plana inanıp onaylayan ve İsrail’i bu yola sokan siyasi liderlikte mi? “Mossad fırtınası”nı İsrail’in siyasi ve medya gündeminin merkezine taşıyan temel soru da bu oldu.