
YDH - System Update programının sunucusu ve gazeteci Glenn Greenwald, The Scott Horton Show'un sunucusu, savaş karşıtı yazar ve Libertarian Institute Direktörü Scott Horton'a verdiği mülakatta, ABD siyasetinde İsrail'e verilen desteğin hem Demokrat hem Cumhuriyetçi seçmenler arasında belirgin biçimde aşındığını, Gazze'deki savaşın ve sosyal medyada yayılan görüntülerin bu değişimde temel bir rol oynadığını belirtti.
Greenwald'a göre İsrail meselesi, yalnızca dış politika veya Ortadoğu'ya ilişkin bir tartışma olmaktan çıkarak seçmenlerin Amerikan siyasi müesses nizamıyla ilişkisini ölçen başlıca meselelerden biri haline geldi.
Horton, mülakatta Demokrat Parti ön seçimlerinde merkezci ve liberal adayların daha sol çizgideki rakipleri karşısında aldıkları yenilgileri gündeme getirerek, İsrail'e ve savaşlara verilen desteğin bu siyasetçilerin "Aşil topuğu" haline gelip gelmediğini sordu.
Greenwald, İsrail meselesinin bu seçimlerde önemli bir payı olduğunu kabul etmekle birlikte, sonuçların yalnızca ideolojik bir sola kayışla açıklanamayacağını söyledi.
Sol adayların bir bölümünün kendilerini sosyalist olarak tanımladığını ancak bunların ekonomik programlarının Amerikan siyasetinde bütünüyle marjinal sayılamayacağını belirten Greenwald, Medicare for All gibi önerilerin ve gelir ile servet eşitsizliğini azaltma taleplerinin Amerikan toplumunda kayda değer destek gördüğünü savundu.
Gazeteci, "Amerikalıların bugünlerde, belki toplumsal meseleler dışında, ideoloji tarafından çok fazla yönlendirildiğini düşünmüyorum" dedi.
Greenwald, ABD'nin yakın siyasi tarihinde Barack Obama'nın 2008'de, Donald Trump'ın ise 2016'dan itibaren elde ettiği başarıların, seçilebilirliğe ilişkin yerleşik kabulleri sarstığını söyledi. Daha önce az tanınan, liberal bir seçim bölgesinden gelen, babası Kenyalı olan ve ülkenin ilk siyah başkanı olma ihtimali nedeniyle bazı Demokratların seçilebilirliğinden kuşku duyduğu Obama'nın Indiana ve Ohio gibi eyaletlerde kazanabildiğine işaret etti.
Trump'ın da 2016'daki adaylığının başlangıcından itibaren başkan olamayacağı varsayımıyla karşılaştığını hatırlatan Greenwald, iki siyasetçinin ortak özelliklerinden birinin kişisel karizmaları, diğerinin ise kendilerini geniş kesimlerin hoşlanmadığı siyasi müesses nizamın karşısında konumlandırmaları olduğunu söyledi.
Greenwald, "Karizma hayati önemde" ifadelerini kullandı ve siyasi tartışmalarda genellikle hesaba katılmayan seçime katılmayanların karizmatik bir aday tarafından sandığa çekilmesinin "siyasi altın" değerinde olduğunu savundu.
Gazeteciye göre Amerikan siyasetini değerlendiren çevreler, salıncak eyaletlerde yalnızca ılımlı adayların kazanabileceğine ilişkin 1990'lı ve 2000'li yıllardan kalma kabullere gereğinden fazla bağlı kalıyor.
Greenwald, "Bu DSA adaylarının, bu solcu adayların sıradan seçmene fazlasıyla aykırı çok fazla sol görüş taşıdığı yönündeki geleneksel anlayışı kavrıyorum. Fakat gerçekten hangi görüşlerle yarışıyorlar da bunlar bu kadar kabul edilemez?" diye sordu.
Horton, Demokrat Parti içindeki yenilgilerde İsrail'le kurulan ilişkinin özel bir ağırlığı bulunduğunu belirterek Haley Stevens örneğini gündeme getirdi.
Greenwald da Stevens'ın AIPAC'le yakınlığıyla tanındığını ve AIPAC'ten 60 milyon dolar destek aldığını söyledi. Stevens'ın İsrail hakkında "İsrail rüyalarıma giriyor" dediği bir konuşmasını da hatırlattı.
Greenwald, İsrail'e yakınlıkları nedeniyle ön seçimlerde kaybeden Demokrat görev sahipleri arasında Dan Goldman'ın yanı sıra Colorado'dan Diana DeGette'i de saydı. Ancak seçmen tepkisinin yalnızca İsrail'in kendisine yönelik bir tutum olarak görülmemesi gerektiğini söyledi.
Greenwald, "İnsanların İsrail'i tek başına bu kadar önemsediklerinden bile emin değilim" dedi.
Ardından şöyle devam etti: "Bence bunu daha çok siyasi sınıfımızdan neden nefret ettiklerinin ve bu sınıfın neden işlemediğinin bir tür simgesi veya vasıtası olarak görüyorlar."
Greenwald'a göre seçmenlerin tepkisinin merkezinde, kendi topluluklarındaki ekonomik sorunlarla Washington'ın dış politika öncelikleri arasındaki tezat bulunuyor.
"İnsanlar burada oturup 'Topluluklarımız dağılıyor. Ekonomik fırsatımız yok. Pek çok bakımdan sıkıntı çekiyoruz. Siz ise bütün bu zamanı bizimle hiçbir ilgisi olmayan şeyleri düşünerek geçiriyorsunuz' diyor" ifadelerini kullanan Greenwald, İsrail'e yapılan ziyaretlerin, milyarlarca dolarlık yardımın ve İsrail uğruna savaşa girilmesi tartışmalarının seçmen açısından daha geniş bir siyasi hoşnutsuzluğun göstergesine dönüştüğünü de ekledi.
Greenwald, "Bir siyasetçinin Amerikalıları ve onların hayatlarındaki ihtiyaçları gerçekten önemsemeyen o insanlardan biri olup olmadığını anlamanın bir tür göstergesi haline geliyor. Bence bu yüzden bu kadar ağırlık taşıyor" dedi.
Horton, Michigan'daki bir adayın İsrail'e karşı nefret beslediği yönündeki suçlamalara, Michigan halkının parasının başka ülkelerin çocukları öldürmesine yardım etmek yerine Michigan halkı için harcanması gerektiğini söyleyerek karşılık verdiğini aktardı.
Greenwald bu yaklaşımı "Önce Amerika" düşüncesiyle ilişkilendirdi. Adayın, ailesinin geldiği Mısır'a da milyarlarca dolar gönderilmesine karşı olduğunu söylediğine işaret eden Greenwald, benzer bir tutumun ideolojik yelpazenin farklı kesimlerinde karşılık bulabileceğini savundu.
Greenwald, New York belediye başkanlığı yarışı sırasında Zohran Mamdani'nin verdiği bir cevabın Amerikan sağındaki "gerçek popülistler" ve "gerçek Önce Amerika" taraftarları arasında dahi ilgi uyandırdığını söyledi.
Greenwald'ın aktardığına göre bir münazarada adaylara, seçilmeleri halinde ilk yurt dışı ziyaretlerini nereye yapacakları soruldu. Diğer Demokrat adaylar İsrail'e gideceklerini söylerken, adaylardan biri ilk olarak İsrail ve Ukrayna'ya gideceğini belirtti.
Greenwald, Mamdani'nin ise şöyle cevap verdiğini aktardı: "Yabancı seyahatleri düşünmeyeceğim. Belediye başkanı olmaya ve temsil etmeye çalıştığım şehrin insanlarının ihtiyaçlarına odaklanacağım."
Mamdani'nin Amerikan Yahudilerinin korunması gerektiği ölçüde New York'un beş ilçesinde yaşayan Yahudileri düşüneceğini, İsrail'e odaklanmayacağını söylediğini aktaran Greenwald, bu yaklaşımın kendi anladığı şekliyle "Önce Amerika" düşüncesiyle örtüştüğünü belirtti.
Greenwald, "İsrail'den nefret etmiyorum. İsrail'e başlı başına karşı değilim. Sadece ordularının parasını ödemeleri için neden onlara bizim paramızı vermek zorunda olduğumuzu anlamıyorum. Bunun Amerikan okullarına ve Amerikan toplumlarına harcanması gerekir" şeklindeki bir siyasi mesajın partiler ve ideolojiler arasında karşılık bulabileceğini savundu.
"Bence bu, partiler üstü ve ideolojiler arasında son derece cazip bir mesaj ve kesinlikle aşırılıkçı değil" dedi.
Mülakatta İsrail'e ilişkin değişimin Cumhuriyetçi Parti'deki yansımaları da ele alındı. Horton, Başkan Yardımcısı JD Vance'in ABD-İsrail ilişkisini geçmişte kullanılan "özel ilişki" anlayışından daha aşağı bir seviyede tarif ettiği izlenimi veren sözlerini gündeme getirdi.
Greenwald, bu tartışmayı Donald Trump'ın Batı Şeria'nın ilhakına karşı yaptığı bir açıklamayla ilişkilendirdi. Trump'ın Oval Ofis'te kendisine İsrail'in Batı Şeria'yı ilhak edip etmeyeceği sorulduğunda öfkeyle masaya vurduğunu aktaran Greenwald, Trump'ın şu sözlerini hatırlattı: "Beni dinleyin. İsrail Batı Şeria'yı ilhak etmeyecek. Beni duyuyor musunuz? Batı Şeria'yı ilhak etmeyecekler."
Greenwald'a göre Trump'ın bu tutumunda Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve Ürdün'le ilişkileri ile Abraham Anlaşmaları hedefi rol oynuyordu. Greenwald, söz konusu ülkelerin İsrail'in Batı Şeria politikasının ve iki devletli çözüm meselesinin bölgesel girişimleri zorlaştırdığını Washington'a anlattığını anımsattı.
Trump'ın açıklamasından yaklaşık üç hafta sonra Vance'in İsrail'e gittiğini belirten Greenwald, İsrail parlamentosunun Vance'in ziyareti sırasında Batı Şeria'nın ilhakını ismen olmasa da fiilen destekleyen bir karar aldığını söyledi. Vance'in havaalanında verdiği mülakatta bundan rahatsız göründüğünü kaydetti.
Greenwald, Vance'in son dönemde ABD-İsrail ilişkileri hakkında "ABD hükümetinin en üst seviyesinde onlarca yıldır kimsenin söylemediğini" düşündüğü ifadeler kullandığını belirtti.
Vance'in Trump'tan bağımsız hareket ettiği yönündeki yorumlara katılmadığını söyleyen Greenwald, Donald Trump'ın kendisine sadakatsizlik gösterilmesine veya bir yönetim mensubunun onunla açıkça ters düşerek dikkat çekmeye çalışmasına tahammül etmediğini savundu.
Greenwald ayrıca gazeteciler Maggie Haberman ile Jonathan Swan'ın, Vance'in yaptıklarının Trump'ın izniyle gerçekleştiğini söylediklerini aktardı.
Trump'ın Benyamin Netanyahu'nun talimatıyla hareket ettiği görüntüsünden rahatsız olduğunu ileri süren Greenwald, bunun siyasi ve psikolojik bir unsur olabileceğini ancak değişimin daha geniş bir seçmen dönüşümüyle bağlantılı olduğunu söyledi.
Greenwald, "Bence daha büyük kısmı, muhafazakar hareket ve Cumhuriyetçi Parti içinde, özellikle de gençler arasında yaşanan son derece gerçek siyasi dönüşümü yansıtmaları" dedi.
Vance'in 2028'de başkanlığa aday olması halinde gençlerin heyecanına ihtiyaç duyacağını söyleyen Greenwald, "İsrail'in uşağı olarak algılanırsanız bu destek orada olmayacak" ifadelerini kullandı.
Bu söylemin yalnızca siyasi hesapla benimsenmiş olması ihtimalinin dahi değişimin önemini ortadan kaldırmadığını savundu:
"Sadece sinik ve siyasi olsa bile yine de önemli ve cesaret verici, çünkü Amerikan muhafazakarlığında, hatta Cumhuriyetçi Parti içinde bile İsrail'e ilişkin kamuoyunda siyasetçilerin siyasi gelecek istiyorlarsa hesaba katmak veya dilerseniz yaranmak zorunda oldukları, hiç de önemsiz olmayan bir değişimi yansıtıyor."