
YDH- Newsweek’te Tom O’Connor imzasıyla yayımlanan analizde, Hizbullah’ın son aylarda geliştirdiği yeni savaş taktiklerinin İsrail ve ABD’nin Lübnan cephesinde diplomatik kazanımlar elde etme çabalarını “ciddi biçimde” zorladığı belirtildi.
Analizde, Hizbullah’ın özellikle fiber optik bağlantılı birinci şahıs görüşlü (FPV) İHA’ları kullanmaya başlamasının, örgütün savaş alanındaki taktiklerini önemli ölçüde değiştirdiği ifade edildi. Rusya-Ukrayna savaşında yaygınlaşan bu sistemlerin Hizbullah tarafından ilk kez mart ayında, ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a karşı başlattığı savaşın ardından yeniden çatışmalara katılmasıyla kullanılmaya başlandığı kaydedildi.
“Silahlı Çatışma Konum ve Olay Verileri” (Armed Conflict and Location Event Data/ACLED) tarafından yayımlanan son rapora göre Hizbullah, son beş ayda gerçekleştirdiği saldırıların yüzde 21’inde fiber optik FPV İHA’ları kullandı. İsrail güçlerinde kayıplara yol açtığı doğrulanan 33 saldırının yarısından fazlasında da bu sistemlerden yararlanıldığı belirtildi.
Tek yönlü saldırı İHA’larının Hizbullah operasyonlarındaki payı da önemli ölçüde arttı. Bu tür İHA’ların saldırılardaki oranı Ekim ve Kasım 2024’te yüzde 6 iken son dönemde yüzde 24’e yükseldi.
Hizbullah’ın roket saldırıları da dahil olmak üzere gerçekleştirdiği toplam operasyonların aylık ortalaması da 163’ten yaklaşık 199’a çıktı.
ACLED’in Ortadoğu araştırma yöneticisi ve raporun yazarı Nasır Hadur, fiber optik FPV İHA’larının Hizbullah’ın Güney Lübnan’daki İsrail güçleri üzerindeki askeri baskıyı sürdürmesine, daha uzak mesafelerden saldırı düzenlemesine ve İsrail tarafında kayıplara yol açmasına imkan verdiğini söyledi.
Hadur, bu sistemlerin aynı zamanda İsrail’in kuzeyindeki yerleşimlerde psikolojik baskıyı sürdürmek, İsrail hava savunma sistemlerini yıpratmak ve hava kuvvetlerinin dikkatini başka noktalara çekmek amacıyla kullanıldığını belirtti.
İsrail İHA tehdidine karşı savunma arayışında
Hizbullah’ın İHA kullanımındaki artış, İsrail ordusunu da yeni savunma yöntemleri geliştirmeye yöneltti.
İsrail ordusunun Teknoloji Tugayı’ndan bir yetkili, mayıs ayında Lübnan’daki birliklere patlayıcı taşıyan İHA’lara karşı kullanılmak üzere tel örgü ağları sağlanmaya başlandığını açıkladı.
İsrail ordusuna göre o tarihe kadar yaklaşık 158 bin metrekarelik ağ tedarik edilmişti. Bu miktarın yaklaşık 20 futbol sahasına denk geldiği, 188 bin metrekarelik ek ağın da temin edilmekte olduğu belirtildi.
Hizbullah’ın kendisinden teknolojik olarak daha üstün bir rakibe karşı savaş alanında avantaj elde etmek amacıyla yeni yöntemler geliştirmesinin yeni bir durum değil.
Hizbullah, 2006’daki savaş sırasında Rus yapımı Kornet tanksavar füzelerini kullanarak İsrail ordusunun Merkava tanklarına karşı etkili saldırılar gerçekleştirmişti. Örgüt 2015 yılına gelindiğinde ise iki Kornet fırlatıcısından oluşan ve “Sarallah” adı verilen bir sistem geliştirerek İsrail zırhlı araçlarındaki Trophy aktif koruma sistemlerine karşı yeni bir yöntem oluşturmuştu.
Hizbullah, Ekim 2023’te başlayan yeni çatışma sürecinde ise İsrail’in zırhlı araçlarına karşı İran yapımı Elmas-1 tanksavar füzesini kullanmaya başladı. Bu sistemin 2006 savaşında ele geçirilen İsrail yapımı Spike-MR sistemlerinden tersine mühendislik yoluyla geliştirildiği belirtildi.
Ancak analizde, söz konusu silahların İsrail’in İHA’larla desteklenen kara operasyonlarını durdurmakta yeterli olmadığı iddia edildi.
Savunma analisti Hamza Attar, Hizbullah’ın İsrail kara harekâtına karşı koyabileceğine inandığını ancak İsrail’in sürpriz saldırısının örgütün silah cephaneliğinin büyük bölümünü yok ettiğini ileri sürdü.
Attar, İsrail’in İHA’larla oluşturduğu güvenlik kuşağı ve hava saldırıları nedeniyle Hizbullah’ın Litani Nehri’nin kuzeyine doğru çekilmek zorunda kaldığını savundu.
Hizbullah taktik değiştirdi
Attar’a göre Hizbullah’ın önceki silah sistemleri yeni savaş koşullarında etkisini kaybetti ve bu sistemlerin kullanılması operatörleri de ciddi biçimde tehlikeye attı.
Özellikle saha operatörlerinin sürekli hedef alınmasının örgüt açısından varoluşsal bir tehdide dönüşmesi üzerine Hizbullah’ın Ukrayna savaşındaki deneyimleri inceleyerek fiber optik teknolojisini İHA savaşına uyarladığı belirtildi.
Fiber optik bağlantılı İHA’lar radyo sinyali kullanmadığı için elektronik karıştırmaya karşı daha dayanıklı. Ayrıca operatörlerin daha uzak mesafelerden sistemi kontrol etmesine imkan sağlıyor.
Middle East Eye’a konuşan Hizbullah’a yakın bir kaynak da örgütün savaş alanında niteliksel üstünlük sağlamak için geliştirdiği askeri kapasitenin artık farklı bir anlayışa yöneldiğini belirterek, teknolojinin özellikle İHA'lar üzerinden öne çıktığını ifade etti.
Attar, operatörlerin yalnızca belirli bir simülasyon eğitiminin ardından sistemi kullanmaya başlayabildiğini ve deneyim kazandıkça yeteneklerini geliştirdiğini söyledi. Fiber optik sistemlerin daha uzun menzil, düşük maliyet ve elektronik karıştırmaya karşı direnç gibi avantajlar sağladığını belirten Attar, bu sistemlere karşı etkili karşı tedbirlerin geliştirilmesinin de zor olduğunu ifade etti.
Analize göre, Hizbullah’ın İHA operatörleri Güney Lübnan’daki toprak kontrolünü İsrail’in elinden geri alacak kapasitede olmasa da İsrail ordusunun hareket kabiliyetini sınırlandırmaları ve kayıpları artırmaları, örgütün savaş alanında daha etkili yıpratma yöntemlerine yöneldiğini gösteriyor.
Hizbullah’ın direnci ABD-İsrail planlarını zorluyor
Hizbullah’ın taktiklerindeki bu değişimin İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ve ABD Başkanı Donald Trump açısından da sorun oluşturabileceği belirtildi.
Trump’ın nisan ayında İran’la ateşkes arayışına girmesinden bu yana İran yönetimi, kalıcı bir ateşkesin İsrail’in Hizbullah’a yönelik savaşını da sona erdirmesini talep ediyor.
Washington ise Lübnan cephesini İran’la yaşanan daha geniş çatışmadan ayırmak ve yeni bir tırmanışı önlemek amacıyla İsrail, Hizbullah ve Lübnan hükümeti arasında ayrı bir düzenleme oluşturulması için girişimlerde bulundu.
Ancak İsrail, herhangi bir kalıcı anlaşmanın Hizbullah’ın silahsızlandırılmasını içermesi gerektiğini savunurken, Hizbullah, İsrail güçlerinin Lübnan topraklarının tamamından çekilmesini şart koşuyor.
Lübnan hükümeti de İsrail güçlerinin ülkeden çekilmesini talep ederken, Lübnan ordusunun Hizbullah’ı silahsızlandırma sürecinde rol üstlenmesi ihtimali ülkede mezhepsel çatışma endişelerini artırıyor.
ACLED’den Hadur, Lübnan cephesinin İran’la yaşanan daha geniş çatışmayla bağlantılı kalmaya devam ettiğini belirterek, Washington’ın İsrail’i Lübnan’daki üçlü anlaşmaya yönlendirmeye çalıştığını, ancak Tel Aviv’in Lübnan hükümetinin Hizbullah’ı silahsızlandırabileceğine ilişkin şüphelerini koruduğunu söyledi.
Hadur’a göre ABD’nin temel hedeflerinden biri Lübnan cephesini İran çatışmasından ayırmak ve yeni bir tırmanışı önlemek. Ancak Hizbullah’ın “zayıflatılmış” olmasına rağmen çatışmanın dışında kalmaması, İran’ın Lübnan üzerinden nüfuzunu sürdürmesine imkan veriyor ve Washington ile Tel Aviv arasında çatışmanın nasıl yönetileceğine ilişkin görüş ayrılıklarını ortaya çıkarıyor.
Haziran ayında Trump rejiminin gözetiminde İsrail ve Lübnan arasında yeni bir anlaşmaya varılmasının ardından Hizbullah, operasyonlarını sürdürebileceği mesajını verdi.
Hizbullah sözcüsü o dönemde Newsweek’e yaptığı açıklamada, İsrail işgali sürdüğü müddetçe direnişin devam edeceğini belirterek, örgütün silahlarının başında olduğunu vurguladı.
Güney Lübnan’da çatışmalar sürüyor
Netanyahu da pazar günü İsrail’in Lübnan, Gazze ve diğer cephelerden çekileceğine ilişkin iddiaları reddetti. İsrail başbakanı, hükümet toplantısında ülkesinin “çok önemli bir operasyonun ortasında” olduğunu ve İsrail ordusuyla birlikte tehditleri ortadan kaldırmak için hareket ettiğini iddia etti.
İsrail ve Lübnanlı yetkililer arasındaki ABD arabuluculuğundaki görüşmeler devam ederken Güney Lübnan’daki saldırılar da sürdü.
Lübnan Ulusal Haber Ajansı, pazartesi günü İsrail ordusunun Güney Lübnan’a yönelik yeni hava saldırıları ve topçu bombardımanları düzenlediğini bildirdi. İsrail ayrıca geçen hafta, Güney Lübnan’da patlayıcı saldırısı sonucu öldürüldüklerini açıkladığı iki askerinin ölümünün ardından bölgede saldırılar düzenledi.
Newsweek analizinde, Hizbullah’ın “ağır kayıplara rağmen” taktiklerini değiştirerek daha düşük maliyetli yıpratma yöntemlerine yönelmesinin, İran’ın Direniş Ekseni içindeki diğer gruplar açısından da örnek oluşturabileceği belirtildi.
Hadur, İsrail açısından “asıl endişenin” yalnızca Hizbullah olmadığını, benzer taktiklerin Gazze ve Batı Şeria dahil diğer cephelerde de uygulanma ihtimali bulunduğunu ifade etti.