Haşdi Şabi karargâhları vurulurken Bağdat’tan Suudilere ziyaret tepki çekti

13 Ağustos 2026

Irak’tan Suudi Arabistan’a üst düzey bir güvenlik heyetinin gitmesi, Haşdi Şabi karargâhlarına yönelik son saldırıların hemen ardından gelirken Bağdat yönetiminin izlediği politikaya ilişkin ciddi soru işaretleri doğurdu.

YDH ― El-Malume’ye göre, Irak’tan üst düzey bir güvenlik heyetinin Suudi Arabistan’a gitmesi, ülkenin siyasi kulislerinde ve kamuoyunda büyük bir şaşkınlık yaratarak hararetli tartışmaları beraberinde getirdi.

Üstelik bu ziyaret, Irak’ın çeşitli illerindeki Halk Seferberlik Güçleri karargâhlarına yönelik son Suudi saldırılarına karşı hükümetten kararlı bir duruş sergilemesinin istendiği ve beklentilerin zirve yaptığı bir dönemde gerçekleşti.

Ziyaretin zamanlaması büyük tartışma yarattı

Hedef alınan mevziler için acilen caydırıcı önlemler alınması çağrıları yankılanırken, Bağdat yönetiminin Silahlı Kuvvetler Başkomutanlık Ofisi Direktörü başkanlığındaki bir heyeti Riyad’a göndermeye hazırlanması büyük tepki çekti.

Söz konusu hamle, ziyaretin zamanlaması ve taşıdığı mesajların asıl amacı hakkında zihinlerde pek çok soru işareti doğuruyor.

Siyasi gözlemciler, bu temasın zamanlamasını oldukça manidar buluyor.

Özellikle de son saldırılarda hayatını kaybeden birlik mensuplarının kanı henüz kurumamışken Riyad’la girişilen bu yakınlaşma çabası, hükümeti hedefleri ve kırmızı çizgileri konusunda şeffaf bir açıklama yapmaya zorlarken, aynı zamanda Irak’ın bu saldırılar karşısındaki resmi tutumunda bir eksen kayması olup olmadığını da ciddi şekilde sorgulatıyor.

Siyasi analist Kamil el-Kinani, yaşananlara duyduğu şaşkınlığı şu sözlerle ifade etti:

“Halk Seferberlik Güçleri mensuplarının ve İmam Hüseyin’in (a.s.) türbesini ziyaret edenlerin, Suudi-Amerikan koalisyonuna ait hain uçaklar tarafından asılsız bahanelerle hedef alındığı böylesi bir dönemde, Iraklı üst düzey bir güvenlik heyetinin Suudi Arabistan’a gitmesi akılalmaz bir durum.”

Suudi Arabistan’ın bölgede Siyonist-Amerikan eksenine boyun eğen bir taşeron rolü üstlendiğini vurgulayan el-Kinani, “Riyad’ın Irak’a yönelik yıkıcı eylemleri ve düşmanca tutumu ortadayken, Irak hükümetinin Suudi Arabistan’ın bölgesel rolünü bu şekilde okuması hem tuhaf hem de mantık dışıdır.” değerlendirmesinde bulundu.

Sözlerine Riyad’ın kirli sicilini hatırlatarak devam eden analist şöyle dedi:

“Suudi Arabistan’ın Irak’a karşı sergilediği tarihsel husumet, Suriye sınırında teröristleri örgütleyip ülkemize sürmesi ve topraklarımızın büyük bir kısmının işgal edildiği dönemde IŞİD’e verdiği destek göz önüne alındığında, Irak hükümetinin düştüğü bu yanılgı tek kelimeyle korkunçtur.”

Siyasi analist sözlerini şöyle sürdürdü:

“Suudi Arabistan’ın Irak üzerindeki rolü temelde yıkıcı ve sistematiktir; halihazırda bize saldıran bir ülkeden olumlu bir adım beklemek safdillik olur. Irak hükümeti, sözde denge politikaları gütmek yerine caydırıcılığını konuşturmalı; Irak güvenlik güçlerinin ayrılmaz bir parçası olan Halk Seferberlik Güçleri mensuplarını yaralayan ve şehit eden o eli kırmalıdır.”

Milletvekillerinden Haşdi Şabi Yasası için acil çağrı

Öte yandan Iraklı milletvekilleri, Halk Seferberlik Güçleri’nin gösterdiği emsalsiz fedakârlıkların karşılıksız kalmaması gerektiği görüşünde.

Vekiller, birlik mensuplarının özlük haklarını, hizmet şartlarını ve emeklilik güvencelerini yasal bir zemine oturtarak hukuki adaleti sağlayacak olan Haşdi Şabi Yasası’nın bir an evvel meclisten geçmesini istiyor.

Kerim: Haşdi Şabi Yasası Amerikan vetosu yüzünden rafa kaldırıldı

Konuyla ilgili El-Maluma’ya konuşan Sadıkun Grubu milletvekili Muhammed Kerim, “Hizmet ve Emeklilik Yasası, önceki yasama dönemlerinde bir kısmı içeriden ancak çok büyük bir kısmı dışarıdan gelen müdahaleler ve engellemeler yüzünden rafa kaldırılmıştı.” şeklinde konuştu.

Kerim, tasarının engellenmesindeki en büyük payın Amerikan vetosuna ait olduğunu belirterek, bu durumu Irak’ın egemenliğine ve yasama bağımsızlığına yönelik açık bir tecavüz olarak nitelendirdi.

Temsilciler Meclisi’ndeki vekillerin büyük bir çoğunluğunun bu yasayı meclis gündemine taşıyıp en kısa sürede yasalaştırma konusunda kararlı olduğunu vurgulayan Kerim, “Hükümet tasarıyı derhal Temsilciler Meclisi’ne sevk etmeli, yasama süreci tamamlanarak vakit kaybetmeden oylamaya sunulmalıdır.” diyerek yetkililere seslendi.

Sözlerini, “Bölgenin içinden geçtiği hassas süreç ve güvenlik dengeleri, devletin omurgasını destekleyen ve güvenlik sistemimizin ayrılmaz bir parçası olan Halk Seferberlik Güçleri’nin haklarını yasal güvence altına almayı zorunlu kılıyor.” diyerek noktaladı.

Ziyaret Bağdat’ın Suudi politikasına ilişkin derin sorular doğuruyor

Tüm bu karmaşık tablo içerisinde, Irak güvenlik heyetinin gerçekleştirdiği Suudi Arabistan ziyareti, hükümetin Riyad’a yönelik politikasının gerçek doğası hakkında çok daha derin soruları beraberinde getiriyor.

Bu temas, gerilimi düşürmeyi ve yeni diyalog kanalları açmayı hedefleyen diplomatik bir manevra mı, yoksa son saldırıların yarattığı infiale rağmen Bağdat’ın Suudi Arabistan ile ilişkilerinde köklü bir eksen kaymasına mı işaret ediyor?

Kamuoyunda saldırıların hesabı soruluyor

Saldırıların perde arkasının aydınlatılması, sorumlulardan hesap sorulması ve benzer olayların bir daha yaşanmaması için yükselen haklı talepler sürerken, bu ziyaretin zamanlaması ve doğuracağı olası sonuçlar Irak siyasetinin ve kamuoyunun bir numaralı gündem maddesi olmaya devam ediyor.