İranlı komutan Hürmüz, ABD ve savaş hazırlıkları hakkında konuştu

14 Ağustos 2026

İranlı bir saha komutanı, Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasından ABD’nin bölgedeki faaliyetlerine ve olası yeni savaş senaryolarına kadar birçok konuda açıklamalarda bulundu.

YDH- İran ile ABD arasındaki 60 günlük ateşkesin sona ermesine günler kala, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması konusunda anlaşma sağlanamaması bölgedeki gerilimi artırıyor.

Lübnan merkezli el-Ahbar gazetesine konuşan İran Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri’nden bir saha komutanı, Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasından bu yana denizde yaşananlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İranlı komutan, İran askeri güçlerinin olası yeni bir savaşa ve ABD’nin boğazı zorla açma veya İran adalarını ele geçirme girişimine karşı hazırlıklarını anlattı.

İsmi açıklanmayan komutan, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma seçeneğine yıllardır hazırlandığını söyledi. Komutana göre, Ayetullah Ali Hamenei’nin şehit edilmesinden günler önce İran güçleri en yüksek alarm seviyesine geçirildi ve Hürmüz’ün kapatılması ile adaların savunulmasına yönelik tatbikatlar gerçekleştirildi.

Komutan, Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri Komutanı şehit Ali Rıza Tengsiri’nin boğazın kapatılması emrini vermesinin ardından birliklerin “alarm durumundan saldırı durumuna geçtiğini” belirtti.

“Gemileri önceden uyardık”

Komutan, boğazın kapatılması kararının ardından bölgedeki tüm gemilerin, dünya genelindeki gemiler için kullanılan ortak telsiz kanalı 16 üzerinden uyarıldığını söyledi.

İran’ın, boğazdan geçmeye çalışacak gemilerin tereddüt edilmeksizin hedef alınabileceği konusunda uyarıda bulunduğunu belirten komutan, ilk aşamada birçok geminin bu tehdidi ciddiye almadığını savundu.

Komutana göre, kapatma kararından birkaç dakika sonra ilk füzenin ateşlenmesinin ardından boğazdan geçen gemiler arasında “şok” yaşandı.

Aynı gün bazı Körfez ülkelerinin İran’la temasa geçerek gemilerinin geçişine izin verilmesini istediğini belirten komutan, bu taleplerin başlangıçta reddedildiğini söyledi.

Komutan, Birleşik Arap Emirlikleri’nin İran’la ilk temasa geçen ülkelerden biri olduğunu ve savaşın ilk günlerinde İran’a bir heyet göndererek İran’dan sebze ihracatının sürdürülmesini talep ettiğini açıkladı.

İran’ın, sebze ihracatının durdurulmasının BAE halkına ciddi zarar vereceğini değerlendirdiğini belirten komutan, “Bu halka ve genel olarak masum insanlara düşman olmadığımız için” ihracatın sürmesine izin verildiğini söyledi.

Komutana göre, İran’dan BAE’ye sebze ihracatı, denizdeki çatışmaların ve BAE’deki ABD üslerine yönelik saldırıların en yoğun olduğu dönemde dahi devam etti.

“ABD donanması Hürmüz’e girmedi”

İranlı komutan, savaş sırasında İran güçleriyle ABD arasında doğrudan bir deniz çatışması yaşanmadığını, bunun nedeninin ABD savaş gemilerinin Hürmüz Boğazı’na girmemesi olduğunu savundu.

ABD ordusunun ağırlıklı olarak hava gücüne, füze ve insansız hava araçlarına dayandığını vurgulayan komutan, ABD helikopterlerinin Fars Körfezi’nin güney kesimlerinde sürekli uçuş yaptığını ancak İran askeri güçlerinin bulunduğu bölgelere yaklaşmaktan kaçındığını iddia etti.

Komutan, iki Black Hawk helikopterinin iki kez Hürmüz Boğazı'ndaki İran askeri güçlerinin konuşlandığı bölgeye yaklaştığını, ancak karşılaşabilecekleri tehlikeyi fark ederek geri çekildiklerini belirtti.

ABD donanmasının büyük savaş gemileri ve uçak gemileriyle Hürmüz Boğazı’na girmediğini vurgulayan komutan, buna karşın iki küçük sahil güvenlik fırkateyninin Qasab ve Musandam açıklarından güney güzergâhını kullanarak bir kez boğazdan geçtiğini söyledi.

İran ordusunun bu gemilerden birine kısmi hasar verdiğini belirten komutan, olayın ardından ABD savaş gemilerinin yeniden Hürmüz’e yaklaşmadığını kaydetti.

Komutana göre ABD, boğazdan geçme kapasitesini test etmek istedi ancak İran’ın tespit ve hedef alma kabiliyetini gördükten sonra geri çekildi.

“ABD’nin bölgede kapsamlı hedef listesi var”

İranlı komutan, İran’ın bölgede bulunan ABD ordusuna ait unsurlara ilişkin “kapsamlı ve geniş bir hedef bankasına” sahip olduğunu söyledi.

Bu listenin saha ve istihbarat faaliyetleriyle sürekli güncellendiğini belirten komutan, İran’ın bölgedeki sivil tesisleri kasıtlı olarak hedef aldığı yönündeki iddiaları reddetti.

Umman’da hedef alınan bir radar sistemini örnek gösteren komutan, söz konusu sistemin görünüşte Umman Sahil Güvenlik güçlerine ait ve kısa menzilli amaçlarla kullanılan bir cihaz olduğunu, ancak daha sonra ABD ordusunun bu sistemden sağlanan bilgilerden yararlandığının tespit edildiğini belirtti.

Komutan, bu nedenle İran füze kuvvetlerinin söz konusu radarı imha ettiğini vurguladı.

“Savaş yeniden başlayabilir”

Olası yeni bir savaş konusunda iyimser olmadığını belirten İranlı komutan, ABD’nin söz ve anlaşmalara bağlı kalmadığını ileri sürerek çatışmaların yeniden başlamasını beklediğini söyledi.

Komutan, 8 Nisan’da ateşkesin uygulanmasından yalnızca birkaç saat sonra İranlı 12 balıkçı ve denizcinin ABD güçlerinin ateşi sonucu hayatını kaybettiğini iddia ederek, “Amerikalılara nasıl güvenebiliriz?” diye sordu.

İranlı komutan, son çatışmaların ABD ordusunun İran içindeki hedeflere ilişkin istihbarat kapasitesinde ciddi sorunlar yaşadığını gösterdiğini de dile getirdi.

Bender Abbas’taki Allahu Ekber Tepesi’ni örnek veren komutan, bölgede siviller tarafından kullanılan bir radyo iletişim kulesinin bulunduğunu, ABD güçlerinin burayı birkaç gece üst üste bombaladığını ancak kuleyi imha edemediğini belirtti.

Komutan, saldırılardan birinde askeri varlığı bulunmayan bir idari binanın vurulduğunu ve sivillerin hayatını kaybettiğini açıkladı. Bunun ABD istihbaratındaki hatalara veya füze hedeflemesindeki isabetsizliğe işaret ettiğini söyledi.

Bender Abbas hava üssüne ve Sirik bölgesindeki sivil bir iletişim kulesine yönelik tekrarlanan saldırıların da ABD’nin İran güçlerinin konumu konusunda yeterli istihbarata sahip olmadığını gösterdiğini vurguladı.

“Trump, İran donanmasının yok edildiğini söylüyor ama...”

ABD Başkanı Donald Trump’ın İran deniz kuvvetlerinin “yok edildiği” yönündeki açıklamalarına da değinen komutan, İran’ın denizdeki faaliyetlerinin devam ettiğini söyledi.

ABD’nin Fars Körfezi üzerinde geniş bir hava istihbarat ağına sahip olduğunu kabul eden komutan, buna rağmen İran deniz devriyelerinin savaşın ilk gününden bu yana devam ettiğini söyledi.

İran’ın yalnızca radar sistemlerine güvenmediğini belirten komutan, denizdeki gelişmeleri takip etmek ve istihbarat bilgilerini sürekli güncellemek amacıyla deniz devriyeleri yürüttüklerini söyledi.

Trump’a doğrudan seslenen komutan, İran deniz kuvvetlerinin ABD’nin istihbarat uçakları ve insansız hava araçlarının gözetimi altında Fars Körfezi’nde hareket etmeye devam ettiğini ve ABD’nin İran gemilerinin nerede olduğunu tespit edemediğini ifade etti.

Komutan, ABD güçlerinin İranlı balıkçıları asker olduklarından şüphelenerek öldürmesini de ABD’nin “istihbarat körlüğünün” göstergesi olarak değerlendirdi.

İranlı komutan, ABD ordusunun İran’ın bazı savaş gemilerini İran kıyılarından binlerce kilometre uzakta vurmayı başardığını da kabul etti.

Komutana göre, Cemeran ve Dena fırkateynlerinin vurulması buna örnek oluşturuyor. Ancak bu gemilerin esas olarak uzak denizlerde seyir, istihbarat ve eğitim faaliyetleri ile korsanlıkla mücadele görevlerinde kullanıldığını belirten komutan, söz konusu kayıpların İran’ın genel deniz gücü açısından sınırlı bir etkiye sahip olduğunu vurguladı.

“Deniz gücümüz son derece iyi durumda” diyen komutan, ABD’nin şimdiye kadar imha ettiği unsurların İran’ın sahip olduğu toplam kapasitenin “çok küçük bir bölümünü” oluşturduğunu söyledi.

İran adalarının işgali: Eski bir senaryo

İranlı komutan, ABD’nin Hürmüz Boğazı’nı zorla açmak amacıyla İran adalarını ele geçirmeye yönelik bir kara operasyonu düzenleme ihtimaline de değindi.

Böyle bir operasyonun başarılı olamayacağını savunan komutan, ABD ordusunun İran adalarında kalıcı bir varlık oluşturmasının mümkün olmadığını belirtti.

ABD’nin Deniz Piyadeleri aracılığıyla kısa süreli bir saldırı düzenleyip geri çekilebileceğini, ancak adalarda kalıcı olarak tutunmasının mümkün olmadığını söyleyen komutan, ABD’nin adaları işgal etmesi durumunda bunların “mezarlarına dönüşeceğini” vurguladı.

İranlı komutan, adalara yönelik kara saldırısı senaryosunun İran askeri yönetiminin gündemine yeni girmediğini de söyledi.

Bu senaryonun 1995 yılına kadar uzandığını belirten komutan, o dönemde Ayetullah Ali Hamenei’nin Fars Körfezi bölgesine gelerek Aşura deniz tatbikatlarını takip ettiğini ve İran askeri yönetiminin o tarihten itibaren adalara yönelik olası kara saldırılarını savunma planlarının öncelikleri arasına aldığını kaydetti.

Komutana göre İran, o tarihten bu yana her yıl kara saldırılarına karşı savunma ve saldırı senaryolarına dayalı tatbikatlar gerçekleştiriyor ve bu planları sahadaki koşullara göre güncelliyor.

“31 yıllık sürekli hazırlıktan söz ediyoruz” diyen komutan, İran’ın adalarını ele geçirmeye yönelik herhangi bir girişime vereceği karşılığın “tüm beklentilerin ötesine geçeceği” uyarısında bulundu.

İranlı komutan, böyle bir saldırı durumunda İran’ın yalnızca adaları geri almaya odaklanmayacağını, aynı zamanda daha önce ortaya konmuş “kırmızı çizgileri aşacak” benzeri görülmemiş bir karşılık vereceğini vurguladı.

“Böyle bir saldırı başlarsa tarihi bir karşılık bekleyin” diyen komutan, İran’ın hedef listesindeki “küçük veya büyük hiçbir hedefin güvende olmayacağını” belirtti.

“Adaların savunmasında halk da görev alıyor”

İranlı komutan, adaların savunmasının yalnızca düzenli ordu birliklerine dayanmadığını, bölge halkının da savunma planlarının bir parçası olduğunu söyledi.

Hürmüz Adası’nı örnek veren komutan, adada özel birliklerin bulunduğunu ancak güvenliğin önemli bölümünün yerel gönüllüler tarafından sağlandığını ifade etti.

Komutan, savaşın başlamasının ardından Hürmüz Adası’ndan ayrılan bazı ailelerin daha sonra geri dönerek savunma çalışmalarına katıldığını ve gönüllü olmak isteyenlerin sayısının ihtiyaç duyulan personel sayısının üzerinde olduğunu belirtti.

Bir görev için 100 gönüllüye ihtiyaç duyulması halinde 300 kişinin başvuracağını vurguladı.

İran’ın farklı bölgelerinden bazı kişilerin de ABD güçlerine karşı “feda” saldırıları düzenlemeye hazır olduklarını söylediğini aktaran komutan, Tahran’dan gelen bir gazetecinin kendisine ABD gemilerine karşı kullanılmak üzere sürat teknesi verilmesini istediğini ve geri dönmese dahi çatışmaya katılmaya hazır olduğunu söylediğini aktardı.

Ancak komutan, mevcut koşullarda İran askeri güçlerinin bu tür saldırılara ihtiyaç duymadığını, İran’ın sahip olduğu askeri kapasitenin yeterli olduğunu kaydetti.

İran ordusu ve halkında bu tür savaşma iradesinin güçlü olduğunu belirten komutan, İran’ın tüm askeri kapasitesinin yok edilmesi ve tek bir mermisinin dahi kalmaması halinde bile “asıl mücadelenin” başlayacağını söyledi.

“Hürmüz yalnızca üst düzey kararla açılır”

İranlı komutan, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasının yalnızca İran’ın üst düzey yönetiminin vereceği bir kararla mümkün olacağını vurguladı.

Komutan, İran askeri güçlerinin tamamının hayatını kaybetmesi durumunda dahi Güney İran halkının bölgedeki ABD varlığına karşı koyacağını ve Hürmüz Boğazı’nı kapalı tutacağını belirtti.

Boğazın ancak Ayetullah Mücteba Hamenei’nin yeniden açılması yönünde karar vermesi halinde açılacağını söyleyen komutan, İran’ın Hürmüz konusundaki tutumunun değişmeyeceğini açıkladı.