
YDH - Bedir Örgütü Siyasi Büro Başkanı Muhammed Naci Muhammed, perşembe akşamı yaptığı açıklamada grubunun, hükümetin "direnişin" silahlarını güç kullanarak toplama yönelimini reddettiğini duyurdu.
Şafak News tarafından takip edilen açıklamasında Muhammed, güç kullanımına işaret eden söylemlere değinerek "Güç kullanma tehdidini ima eden bize ulaşan dil -şayet doğruysa- büyük bir haddi aşmadır. Ne başbakanın ne de bir başkasının direnişteki kardeşlerle ilişkilerde bu seviyeye gelmesine izin vermeyiz; zira bu durum, ilk ve son kazananı ABD, Siyonist varlık ve bize tuzak kuranlar olan bir iç fitnenin kapısını aralar" dedi.
Irak'ın karmaşık bir bölgesel ve uluslararası denklemin merkezinde yer aldığını belirten Muhammed, "Taviz vermeyeceğimiz görevlerimiz olduğuna inanıyoruz: Bütün varlığıyla Irak'ı korumak ve Irak'ın ulusal güvenliğinin stratejik derinliğini muhafaza etmek. Devlet, direnişin hasmı değildir; direniş de devletin alternatifi değildir. Bu ikisini sıfır toplamlı bir karşıtlığa koyanlar düşmanımıza hizmet eder" ifadelerini kullandı.
Açıklamasını sürdüren Muhammed, Zeydi hükümetinin bu karmaşık tablodan muzdarip olduğunu belirterek "Kardeşimiz Sayın Başbakan'ın, ulusal ilkelerimiz ve yüksek menfaatlerimiz aleyhine ABD'ye yaranma konusunda aşırıya gitmemesi hususunda son derece dikkatli olmalıyız. Bu durum, özellikle Washington'ın talep ettiği ve güçlerinin 30 Eylül 2026 tarihindeki çekilmesinin karşılığı kıldığı silahların toplanması dosyasında Koordinasyon Çerçevesi'ndeki kardeşlere doğrudan yansımaktadır" değerlendirmesinde bulundu.
Yeni denklemin "çekilmeye karşılık silahların toplanması" şeklinde kurulduğunu kaydeden Muhammed, "Burada meşru sorular doğmaktadır: Tam çekilmenin inandırıcılığı ve garantileri nelerdir? Silahların toplanmasının mekanizmaları ve seviyeleri nedir, bunları kim denetleyecektir? Denklemin diğer yarısı tamamlanmadan yarısına bağlı kalmak siyasi bilgelik değil, ulusal bir kozun heba edilmesidir" dedi.
Başbakan'ın bu dosyaya hızla yöneldiğini ve bunu neredeyse her konuşmasında tekrarladığını kaydeden Muhammed, "İmalı bir açıklama yapmadığı neredeyse tek bir gün bile geçmiyor. Bizim endişemiz, Amerikan baskısının etkisi altında kalarak tam bir çekilme olmadan bu talebe icabet etmiş olmasıdır" ifadelerini kullandı.
Direnişin devleti savunmak amacıyla var olduğunu ve Saddam rejiminin devrilmesinden sonraki en tehlikeli günlerde Amerikan işgaline karşı koyduğunu, mezhep fitnesi ateşini söndürdüğünü ve silahlı kuvvetler ile Haşdi Şabi'nin yanında IŞİD'e karşı durarak büyük zaferler kazandığını belirten Muhammed, bütün bunların Silahlı Kuvvetler Başkomutanı'nın emri altında gerçekleştiğini ve onun iradesi dışında hiçbir tutum alınmadığını kaydetti.
Silahların toplanmasının mutlaka sükûnet içinde ve direniş liderleriyle tam bir uzlaşıyla yapılması gerektiğini vurgulayan Muhammed, "Irak'a ve geleceğine dair taşıdıkları özen ve bilgelik, onları bir kararın nesnesi değil ortağı olmaya yetkili kılmaktadır" dedi.
Muhammed, silahların toplanması için üç şart önerdi: "Birincisi: Amerikan güçlerinin tamamen çekilmesi. İkincisi: Irak'ı tehdit eden stratejik risklerin ortadan kalkması. Üçüncüsü: Karada olduğu gibi Irak semalarının egemenliğini de koruyacak şekilde, özellikle hava savunması düzeyinde Irak silahlı kuvvetlerinin eksiksiz inşa edilmesi."
Hadi Amiri'nin neredeyse alevlenecek olan fitneyi söndürmek için öne çıktığını, tutumunun onurlu ve etkili olduğunu belirten Muhammed, "Direnişin konumunu, itibarını, Irak'ın menfaatini, güvenliğini ve istikrarını koruyacak şekilde bu koordinasyon rolünü üstlenmesi gerektiği görüşündeyiz" dedi.
Silahlı gruplar dosyası, başlıca siyasi güçlerin silahların resmi kurumların elinde toplanması için üst sınır olarak belirlediği 30 Eylül tarihinin yaklaşmasıyla Irak hükümetinin önündeki en hassas başlıklardan biri olmayı sürdürüyor.
Başlıca Şii, Sünni ve Kürt siyasi güçleri bünyesinde barındıran Devlet Yönetimi Koalisyonu, 5 Ağustos'taki toplantısında silahların devlet elinde toplanması zorunluluğunu vurgulamış; resmi kurumların çerçevesi dışında ülke güvenliğini tehdit eden faaliyet yürüten tarafları "kanun dışı ve mücadele edilmesi gereken yapılar" olarak nitelendirmişti.
Koalisyon, 30 Eylül'den sonra devlet çerçevesi dışındaki her türlü silahlı faaliyete Terörle Mücadele Yasası kapsamında müdahale edileceği uyarısında bulunmuştu.
Bu uyarının ardından Irak güvenlik ve askeri güçleri ülke genelinde hazırlık seviyesini yükseltti; bazı komutan ve amirlerin izinleri iptal edildi. Güvenlik birimleri ise silahlı çatışmaya dönüşebilecek herhangi bir acil duruma veya temasa karşı sahada intikal ve tatbikat uygulamalarına başladı.
Bağdat, geçen hafta Haşdi Şabi mevzilerini hedef alan saldırıların ardından silahlı grupların Suudi Arabistan'a karşılık verme tehditleriyle eşzamanlı olarak saatler süren bir güvenlik gerilimine sahne olmuştu.
Söz konusu kriz; Başbakan Ali Zeydi ile Bedir Örgütü lideri Hadi Amiri arasında gerçekleşen temaslar ve sabaha karşı yapılan görüşmeyle karşılıklı sükûnet sağlanması ve meselenin diplomatik girişimle ele alınmasına alan tanınmasıyla sonuçlanmıştı.
Amiri daha sonra direniş gruplarına Suudi Arabistan'a yönelik her türlü askeri karşılığı erteleme ve "Irak'ın yüksek menfaatini" gözetme çağrısında bulunmuş; ardından bazı Haşdi Şabi komutanlarıyla gerçekleştirdiği toplantıda hazırlık seviyesinin yüksek tutulmasının önemini yinelemişti.