
Ürdün’ün başkenti Amman’ın geçen salı günü ev sahipliği yaptığı; Ürdün, Suriye, Irak ve Irak Kürdistan Bölgesi’nden askeri yetkilileri ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Oramiral Brad Cooper’ın huzurunda bir araya getiren askeri toplantı, Suriye ile komşu ülkeler arasındaki askeri eşgüdüm düzeyinde yaşanan dönüşümleri yeniden gündeme taşıdı.
Görüşmeye Ürdün Genelkurmay Başkanı Yusuf Huneyti, Suriye Genelkurmay Başkanı Ali Nureddin Naasan, Irak Genelkurmay Başkanı Abdülemir Reşid Yarallah ve Kürdistan Bölgesi Peşmerge Bakanı Şoreş İsmail katıldı.
Resmi açıklamalara göre müzakereler; sınır güvenliği, sınır aşan tehditlerle mücadele, istihbarat ve tecrübe paylaşımı ile askeri koordinasyonun tahkim edilmesi başlıkları üzerinde yoğunlaştı.
Toplantının ardından yapılan resmi açıklamalarda -bu hususta hızlı gelişmeler kaydedilmesine rağmen- SDG dosyasının ele alındığına değinilmediği gibi, Suriye’nin kuzeydoğusuna ilişkin yeni askeri düzenlemelere dair herhangi bir bilgi de yer almadı.
Buna karşın, buluşmanın zamanlaması ve katılımcı profili, görüşmeyi bölgenin aylardır tanıklık ettiği iki paralel sürecin zeminine oturtuyor.
Bu süreçlerden ilki, ABD ile Kürdistan Bölgesi’nin asli bir rol oynadığı ve 29 Ocak anlaşmaları uyarınca SDG’nin geçiş yönetimi kurumlarına entegre edilmesini amaçlayan hazırlıkları kapsıyor.
İkincisi ise yine Washington’ın öncülüğündeki düzenlemeler çerçevesinde Suriye ile komşuları arasındaki güvenlik ve askeri işbirliğinin genişletilmesi hedefine dayanıyor.
SDG’nin entegrasyonu sürecinin; kadın savaşçıların durumu, bu unsurların sisteme nasıl dahil edileceği ve Kürtlerin tarihsel varlık alanlarında (Suriye’nin kuzeydoğusu) sahip olacağı askeri ve idari yetki düzeyi gibi muhtelif pürüzlerle karşılaştığı bir dönemde gerçekleşen bu toplantı, askeri alanda daha ileri bir işbirliğinin kapısını aralıyor.
Bu alanda Erbil de artık resmi Bağdat yönetimine paralel, belirgin bir ağırlık noktası teşkil ediyor.
Buluşma, SDG meselesinin yanı sıra Irak sınırına ilişkin güvenlik kaygılarının sürdüğü bir evrede yapıldı.
Bu kaygılar, Şam’ın Washington’ın yönlendirmesiyle Lübnan’a yönelik olası bir müdahalesine Haşdi Şabi güçlerinin verebileceği tepkiden ve ABD’nin sınır denetimini sıkılaştırıp kaçakçılığı engelleme yönündeki baskılarından kaynaklanıyor. Son dönemde Suriye-Irak askeri koordinasyonunun artış göstermesi de bu tabloyla açıklanıyor.
Bu hatta paralel biçimde, geride kalan aylar Suriye askeri kurumunun ABD öncülüğündeki güvenlik platformlarına ve mutabakatlarına katılımında da bir ivmeye sahne oldu.
Suriye, 1 Temmuz’da CENTCOM koordinasyonunda Bahreyn’de düzenlenen ve Ürdün, bazı Körfez ülkeleri, Mısır, Lübnan ve Yemen dahil 11 ülkenin askeri yetkililerini buluşturan bölgesel güvenlik diyaloğunda yer aldı.
CENTCOM bu oturumu, Suriye ve Lübnan’dan askeri temsilcilerin katılımıyla Washington liderliğinde gerçekleştirilen ilk bölgesel savunma konferansı olarak niteledi. Müzakerelerde bölgesel güvenlik ortamı, savunma işbirliği, Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliği, hava ve füze savunması ile istihbarat paylaşımı konuları ele alındı.
Oramiral Cooper, yaklaşık altı hafta sonra Suriyeli, Ürdünlü, Iraklı ve Kürt askeri yetkililerle birlikte Amman’daki toplantıya iştirak etti; ardından Irak ziyareti ve "Uluslararası Koalisyon" misyonunun düzenlemelerine dair temaslarını sürdürdü.
Bahreyn ve Amman toplantılarını birbirine bağlayan resmi bir açıklama bulunmasa da Şam’ın her iki platformda yer alması, Şam ile Washington arasındaki askeri temasların niteliğinde kaydedilen ilerlemeyi ve Suriye’nin daha geniş kapsamlı bölgesel güvenlik mekanizmalarına dahil edilme eğilimini yansıtıyor.
Bu noktada ABD’nin, İran savaşı öncesinde Irak ve Suriye’deki askeri varlığını sınırlandırdığı, Suriye’deki tüm askeri üslerinden çekilerek bunları geçiş yönetimine devrettiği ve CENTCOM Komutanı ile eşgüdüm halinde çalışan Suriye Özel Temsilcisi Thomas Barrack aracılığıyla Suriye dosyasını yönetmeyi sürdürdüğü görülüyor.
Amman’daki toplantıya dönüldüğünde; Irak, Ürdün ve Suriye resmi medyasının, Kürdistan Bölgesi temsilcisinin varlığı nedeniyle görüşmeyi "dörtlü" olarak duyurması ve Cooper’ın varlığından bahsetmemesi dikkat çekti.
Cooper, Ürdün merkezli olan ve Irak ile Suriye’de IŞİD'e karşı ortak güçleri destekleme görevini yürüten "Doğal Kararlılık Harekâtı Birleşik Ortak Görev Gücü"nün (CJTF-OIR) komuta devir teslim törenini yönetmek üzere Amman’a gelmişti.
Törende Tümgeneral Kevin Lambert, görevi Tuğamiral Liam Hulin’e devretti. Cooper burada yaptığı konuşmada Doğal Kararlılık Harekâtı’nın "terörle mücadele", ortaklıkların güçlendirilmesi ve bölgesel güvenlikteki rolüne değinerek, Lambert’in görev süresi boyunca 5 bin 700’ü aşkın IŞİD tutuklusunun Suriye’den Irak’a nakledilmesini övdü.
Cooper’ın temaslarına, CENTCOM Komutanı ile Ürdün Genelkurmay Başkanı Yusuf Huneyti arasında toplantı marjında gerçekleşen ikili görüşmeye ilişkin ayrı bir haberde yer verildi.
Ürdün Silahlı Kuvvetleri Genel Komutanlığı’nın resmi internet sitesinde yer alan açıklamaya göre görüşme, "Ürdün Silahlı Kuvvetleri’nin bölge ordularıyla ilişkilerini güçlendirme, ortak sınamalarla mücadeleye, sınır güvenliğini korumaya, bölgede güvenlik ve istikrarın temellerini pekiştirmeye katkı sağlayacak iletişim ve koordinasyon kanallarını geliştirme gayreti çerçevesinde" gerçekleşti.
Bu toplantılarda ele alınan düzenlemelerin niteliği henüz netlik kazanmamış olsa da temasların SDG’nin entegrasyonu, Suriye ordusunun yeniden yapılandırılması ve doğrudan ABD askeri varlığının sınırlandırılması süreçleriyle eşzamanlı ilerlemesi, Suriye ile komşu ülkeler arasında ortak güvenlik başlıklarındaki eşgüdümün artırılmasına yönelik bir eğilime işaret ediyor.
Bu çerçevede Amman Zirvesi, hatları henüz belirginleşen daha geniş bir sürecin parçası niteliğini taşırken, bu sürecin Washington’ın Suriye ve Irak’taki yeni planlamalarıyla bağı, ABD’nin atacağı müteakip adımlara bağlı kalmayı sürdürüyor.
Çeviri: YDH