Foreign Policy: İran, ABD’nin askeri zaaflarını ortaya çıkardı

14 Ağustos 2026

İran savaşının ABD’nin askeri kapasitesindeki zafiyetleri ve mühimmat stoklarındaki aşınmayı ortaya çıkardığını belirten Foreign Policy, Washington’ın bölgedeki güvenlik garantörlüğünün de giderek sorgulandığını yazdı.

YDH- ABD merkezli Foreign Policy dergisi, İran savaşının Washington’ın askeri kapasitesine ilişkin ciddi soru işaretlerini ortaya çıkardığını yazdı.

Dergiye göre savaş, ABD’nin bölgedeki güvenlik garantörlüğünü zayıflatırken, “İran’ın asimetrik savaş kapasitesi” ve Hürmüz Boğazı üzerindeki mücadele Washington açısından giderek “daha maliyetli bir tablo” oluşturuyor.

İran, ABD’nin zayıflıklarını ortaya çıkarıyor

Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik kapsamlı savaşı öncesinde Rus ordusunun gücünün büyük ölçüde abartıldığına ilişkin değerlendirmeler yapılmıştı.

Foreign Policy, İran savaşının da benzer şekilde ABD ordusunun kapasitesine ilişkin algıları sorgulatmaya başladığını belirtti.

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) liderinin üst düzey danışmanlarından Tuğgeneral Muhammed Rıza Nakdi, kısa süre önce PBS NewsHour’a verdiği röportajda, “ABD ordusu bizim düşündüğümüzden daha zayıf” değerlendirmesinde bulundu.

Dergi, bu açıklamanın propaganda veya psikolojik savaş olarak görülebileceğini ancak İran savaşının ABD açısından “ciddi kırılganlıkları” açığa çıkardığının da inkâr edilemeyeceğini belirtti.

ABD’nin güvenlik garantörlüğü sorgulanıyor

Savaşın, ABD ile ortaklığın güçlü bir güvenlik garantisi sağlayabileceği yönündeki anlayışı “ciddi biçimde” zayıflattığı ifade edildi.

Ortadoğu ülkelerinin uzun yıllardır, bölgedeki rakiplerinin saldırılarını caydırmak amacıyla ABD askerlerine ev sahipliği yaptığı hatırlatılırken, savaşın şubat sonunda başlamasının ardından İran’ın bölge genelindeki ABD üslerini hedef almaya başladığı belirtildi.

Foreign Policy’ye göre, İran’ın saldırılarını aylar boyunca sürdürmesi, Körfez ülkelerini ABD askerlerine ev sahipliği yapmanın “değerini” yeniden değerlendirmeye ve yeni ittifaklar aramaya yöneltti.

Bu kapsamda Suudi Arabistan’ın geçen hafta Türkiye ve Pakistan ile NATO benzeri bir karşılıklı savunma anlaşmasına katıldığı, Körfez ülkelerinin ise İran’ın insansız hava araçlarına karşı savunmalarını güçlendirmek amacıyla Ukrayna’dan yardım aradığı aktarıldı.

Füze stokları tükeniyor

Dergi, Rusya-Ukrayna savaşında olduğu gibi İran savaşının da daha zayıf bir aktörün asimetrik savaş yöntemleriyle çok daha güçlü bir orduyu zorlayabileceğini gösterdiğini belirtti.

ABD ve İsrail’in tekrarlanan saldırılarına rağmen İran’ın önemli askeri kapasitesini koruduğu ve bölge ülkeleri, ABD güçleri ve Hürmüz Boğazı’ndaki deniz taşımacılığı açısından tehdit oluşturmaya devam ettiği ifade edildi.

İran’ın tek yönlü saldırı dronları ve füzelerle düzenlediği saldırıların ise ABD’nin kritik mühimmat ve silah stoklarını tükettiği, bu sistemlerin yeniden üretilmesinin hem yüksek maliyetli hem de uzun zaman aldığı kaydedildi.

ABD’nin savaş boyunca yaklaşık 1.500 Patriot önleyici füzesi kullandığı ve elinde yaklaşık 1.700 füze kaldığı bildirildi. Bir Patriot füzesinin yaklaşık 4 milyon dolara mal olduğu ve üretiminin iki yıldan uzun sürdüğü belirtildi.

ABD ordusunun THAAD önleyici füzelerinin de yaklaşık yüzde 80’ini tükettiği, uzun menzilli hassas füzelerin neredeyse tamamını kullandığı ve MQ-9 Reaper insansız hava araçlarının yaklaşık dörtte birini kaybettiği aktarıldı.

Dergiye göre, yönetim kamuoyuna füze sıkıntısı yaşanmadığını açıklasa da stoklara ilişkin endişeler, Başkan Donald Trump’ın Camp David’de Savunma Bakanı Pete Hegseth’e tepki göstermesine ve İran’a yönelik yeni bir büyük çaplı saldırıyı iptal etme kararına katkıda bulunmuş olabilir.

Hürmüz Boğazı savaşın merkezine dönüşüyor

Foreign Policy, savaşın başlangıcında balistik füze programının imha edilmesinden İran’ın nükleer silah edinmesinin engellenmesine kadar uzanan çok sayıda hedef bulunduğunu, ancak savaşın artık büyük ölçüde Hürmüz Boğazı üzerindeki hakimiyet mücadelesine dönüştüğünü belirtti.

Çatışma başladığında açık olan stratejik su yolunun aylardır büyük ölçüde kapalı olduğu ve bunun küresel enerji piyasaları üzerinde “ağır sonuçlar” doğurduğu ifade edildi.

Dergi ayrıca, Trump’ın savaşın gerçekliğiyle bağdaşmayan açıklamalarının “ABD’nin güvenilirliğini” daha da zedelediğini savundu. Trump son günlerde ABD’nin Hürmüz Boğazı’nı kontrol ettiğini öne sürerken, boğazdan geçen gemi trafiğinin bu hafta yaklaşık üç ayın en düşük seviyesine gerilediği belirtildi.

“Statükoyu sürdürmek ABD’nin zayıflıklarını artırabilir”

Foreign Policy, ortada bir barış anlaşması bulunmadığını ve Trump’ın İran’ın ekonomik baskı karşısında sonunda geri adım atacağı düşüncesiyle Tahran’ın sert taleplerini kabul etmeye yanaşmadığını yazdı.

Ancak mevcut durumun sürdürülmesinin “ciddi riskler” taşıdığı ve bunun İran’ın yanı sıra diğer rakiplerin de ABD’nin ortaya çıkan kırılganlıklarından yararlanmasına yol açabileceği değerlendirmesinde bulundu.