İsrail’de göç dengesi tersine döndü

14 Ağustos 2026

İsrail’de tersine göçteki artış, ülkenin teknoloji sektörü, vergi gelirleri ve askeri insan gücü açısından yeni riskler doğuruyor.

YDH- İsrail’de Gazze savaşıyla birlikte derinleşen siyasi, ekonomik ve toplumsal kriz, ülkeden ayrılanların sayısındaki artışı hızlandırırken, yüksek gelirli ve nitelikli çalışanların göçü “beyin göçü” endişelerini güçlendiriyor.

Financial Times’ın haberine göre, son üç yılda yaklaşık “150 bin” İsrailli ülkeyi terk etti. İsrail’in göç dengesi, artan göç ve azalan göçmen sayısının etkisiyle 2023 ve 2024 yıllarında “negatif” seviyeye geriledi. Bunun, önceki yüzyıl boyunca yalnızca üç kez görülen “olağan dışı” bir durum olduğu belirtiliyor.

İsrail’de 2023’te hükümetin yargı düzenlemelerine yönelik girişimiyle başlayan siyasi kriz, Ekim 2023’te Hamas’ın operasyonu ve ardından başlayan savaşla daha da derinleşti. Gazze’deki savaşın bölgesel bir çatışmaya dönüşmesi, İran ve Lübnan’dan Yemen’e kadar farklı aktörlerin çatışmaya dahil olması, ülkedeki güvenlik ve ekonomik kaygıları artırdı.

İsrailliler gelecek kaygısıyla ülkeyi terk ediyor

Tel Aviv’de gayrimenkul sektöründe çalışan ve 2024’te ailesiyle ABD’ye taşınan Jonathan, savaşın uzaması, ekonomik baskılar ve siyasi gerilimlerin ülkede yaşamayı “giderek zorlaştırdığını” söyledi.

Jonathan, özellikle çocukların savaş koşulları içerisinde büyümesinin kendisi açısından “önemli bir kırılma noktası” olduğunu belirtti. Ailesinin ABD’ye taşınmasının ardından “daha güvenli bir ortamda yaşamanın ve sürekli sığınaklara gitmek zorunda kalmamanın” yaşam kalitelerini önemli ölçüde artırdığını ifade etti.

İsrail’den ayrılanların bir bölümünde ise “ekonomik kaygılar” öne çıkıyor. Yüksek konut fiyatları ve yaşam maliyeti, özellikle Tel Aviv ve işgal altındaki Kudüs gibi kentlerde ailelerin yurtdışına taşınma kararlarında etkili oluyor.

Siyasi kutuplaşma ve savaş göçü artırıyor

İsrail’de göç araştırmaları yapan akademisyenler, son dönemdeki göç dalgasında “siyasi atmosfer ve uzun süren savaşın” önemli rol oynadığını belirtiyor.

Oranim College’dan sosyolog Lilach Lev Ari’nin ABD’ye göç eden 71 İsrailliyle 2024 ve 2025 yıllarında yaptığı araştırmada, katılımcıların önemli bölümünün ülkenin “sosyal ve siyasi atmosferinden” duyduğu rahatsızlığı dile getirdiği aktarıldı.

Özellikle “laik ve liberal kesimlerde İsrail’in giderek daha sağa kaydığı ve aşırı milliyetçi ile dinci grupların etkisinin arttığı yönündeki endişelerin göç kararlarını etkilediği” belirtiliyor.

İsrail’de yaklaşan seçimlerin de bu kesimler açısından ülkenin geleceği bakımından “kritik bir dönemeç” olarak görüldüğü ifade ediliyor.

Yüksek gelirli çalışanların göçü artıyor

İsrail Vergi İdaresi tarafından yayımlanan bir araştırma, “yüksek gelirli İsraillilerin” ülkeyi terk etme oranının 2023 ve 2024 yıllarında 2019’a kıyasla neredeyse “iki katına” çıktığını ortaya koydu.

Bu eğilimin devam etmesi halinde İsrail’in beş yıl içinde yaklaşık “3,5 milyar dolarlık” vergi gelirinden mahrum kalabileceği tahmin ediliyor.

Tel Aviv Üniversitesi araştırmacılarının çalışmasında da “doktorlar, mühendisler ve yüksek teknoloji sektöründe çalışan uzman İsraillilerin ülkeden net çıkışında artış görüldüğü” belirtildi.

Ekonomistler, İsrail ekonomisinin doğal kaynaklardan ziyade yüksek nitelikli insan gücüne dayandığına dikkat çekerek, göçün kalıcı hale gelmesinin ülke açısından daha “ciddi sonuçlar” doğurabileceği uyarısında bulunuyor.

Teknoloji sektörü ve ordu üzerindeki baskı

İsrail ekonomisinin yaklaşık “beşte birini” oluşturan yüksek teknoloji sektörü, yüksek nitelikli çalışanlara büyük ölçüde bağımlı durumda. Sektör aynı zamanda ülke ihracatının yaklaşık yarısını oluşturuyor.

Uzmanlara göre, nitelikli çalışanların ülkeden ayrılması yalnızca vergi gelirlerini azaltmakla kalmayabilir; İsrail’in “savunma kapasitesi” üzerinde de baskı oluşturabilir.

Ekonomist Eran Yashiv, yüksek nitelikli çalışanların ayrılmasının İsrail ordusundaki “personel yükünü” artırabileceğini belirtiyor. Ülkede kalan ve özellikle zorunlu askerlik ile yedek askerlik sisteminde yer alan kişilerin daha uzun süre görev yapması, ekonomik faaliyetlerini de olumsuz etkileyebilir.

Böylece ekonomik ve askeri yükün daha küçük bir nüfus grubunun üzerine binmesi, birbirini besleyen bir sürece dönüşebilir.

Hükümet geri dönüşü teşvik etmeye çalışıyor

İsrail hükümeti, özellikle yüksek nitelikli çalışanların ülkeye dönmesini teşvik etmek amacıyla çeşitli vergi düzenlemeleri uygulamaya başladı.

Bu kapsamda yurtdışında elde edilen gelirler için vergi muafiyetleri ve yurtdışında ödenen vergilerin İsrail’deki gelir vergisinden mahsup edilmesine yönelik mekanizmalar devreye sokuldu.

İsrail İnovasyon Kurumu Başkanı Dror Bin, düzenlemelerin geri dönüşler üzerindeki etkisini ölçmek için henüz erken olduğunu ancak önümüzdeki yıllarda sonuç alınmasını beklediklerini söyledi.

Bununla birlikte uzmanlar, göçün kalıcı hale gelmesi halinde yurtdışında oluşan İsrailli toplulukların “yeni göçleri” teşvik edebileceği uyarısında bulunuyor. Daha fazla kişinin ayrılmasıyla yurtdışındaki sosyal ve ekonomik ağların güçlenmesinin, “göçü kendi kendini besleyen bir sürece” dönüştürebileceği belirtiliyor.

Göç dengesi İsrail için tarihi bir değişime işaret ediyor

İsrail uzun yıllar boyunca “dünyanın farklı bölgelerindeki Yahudilerin ülkeye göçünü teşvik eden bir devlet modeli” üzerine kuruldu. 1948-1960 döneminde göç, ülke nüfusundaki artışın yaklaşık “yüzde 65'ini” oluşturdu.

Ancak son yıllardaki tablo bu tarihsel eğilimden “farklılaşıyor.” 2025'in ilk yarısında ülkeden ayrılanların sayısı önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 20 azalsa da yıl genelinde net göçün yine “negatif” olması bekleniyor.

Uzmanlar, mevcut eğilimin tersine çevrilmemesi halinde İsrail’in “hem ekonomik hem de demografik sorunlarının” ağırlaşabileceğini belirtiyor.

İsrail İbrani Üniversitesi'nden demografi uzmanı Sergio DellaPergola, ülkede art arda yıllarda negatif göç dengesinin görülmesini “son derece sıra dışı bir gelişme” olarak değerlendiriyor.

Göç eden İsraillilerin ülkeye geri dönüp dönmeyeceği ise büyük ölçüde “güvenlik koşullarına, siyasi gelişmelere ve ekonominin geleceğine” bağlı olacak.