PDF olarak indirmek için yazdırma penceresinde hedef olarak “PDF olarak kaydet” seçeneğini işaretleyin.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekai, Tahran'ın 60 günlük süre baskısını kabul etmediğini ve Washington ile yeni bir müzakere ya da Avrupa arabuluculuğu arayışının bulunmadığını duyurdu.

YDH - İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekai, pazartesi günü yaptığı açıklamada, ülkesinin "60 günlük süre" konusunda zaman baskısı altına alınmayı kabul etmediğini belirtti.
Bekai; Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer yönetimi konusunda Umman ile yürütülen istişarelere ve Tahran'ın Katar'da tutulduğunu bildirdiği İranlı pilotların durumuna ilişkin açıklamalarda bulundu.
Müzakere dosyası ve komşu ülkelerle ilişkiler hakkında konuşan Bekai, mutabakat zaptında 60 günlük bir süreyi belirleyen hiçbir unsur bulunmadığını ifade ederek İran'ın zaman baskısına boyun eğmeyeceğini ve yalnızca kendi ulusal çıkarları doğrultusunda hareket edeceğini vurguladı.
ABD'nin mutabakat zaptındaki taahhütlerine uymadığını ve bu durumun 60 gün meselesini konusuz bıraktığını ekleyen Bekai, aynı zamanda "İran Silahlı Kuvvetlerinin eli tetiktedir" dedi.
Tahran'ın Avrupa arabuluculuğu arayışında olduğu yönündeki iddialara yanıt veren Bekai, "Tahran ve Washington arasındaki konularda arabulucu Pakistan'dır; Katar da çaba göstermektedir. Bazı Avrupa ülkelerinin bizimle temaslarında görüşlerini bildirmesi ve çaba göstermeye hazır olduklarını ifade etmesi doğaldır; ancak bu durum, İran-ABD ilişkilerindeki gelişmelerde yeni bir arabulucumuz olduğu anlamına gelmez" ifadelerini kullandı.
Bekai, "Esasen bizimle ABD arasındaki ihtilaf arabuluculukla ilgili değildir; bilakis Amerika'nın kendisine bakışı, yanlış hesapları ve yüzlerce kez başarısız olmuş yöntem ve yaklaşımlardaki ısrarıyla ilgilidir. Ancak Amerikan yönetici sınıfı aynı yolları yeniden denemekte ısrar ediyor. Kuşkusuz önceki sonuçlardan farklı bir netice elde edemeyeceklerdir" diye konuştu.
Bekai, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi üzerinden Devrim Muhafızları ile gayriresmi temaslar kurulduğu ya da Erbil'de İran ile ABD arasında gizli bir toplantı yapıldığı yönündeki Amerikan basınında yer alan haberleri kesin bir dille yalanladı.
Bu haberlerin tamamen kurgu olduğunu ve karar alma organları arasında nifak çıkarmayı amaçlayan kötü niyetli medya taktikleri ile psikolojik operasyonların bir parçası olduğunu kaydetti.
Müzakere heyetinin ülkedeki tüm savunma birimlerinin ve rejimin bütün kademelerinin tam güvenine sahip olduğunu belirten Sözcü, son altı ayda yetkili birimler arasındaki uyumun görülmemiş düzeyde olduğunu ifade etti.
Bekai, İran'daki karar alma mekanizmasının tüm ulusal ve egemenlik unsurlarını gözeten kurumsal bir işleyişe dayandığını yineleyerek "Silahlı kuvvetlerin eli tetiktedir" dedi.
Hürmüz Boğazı'na dair müzakerelerin çetin ve karmaşık olduğunu ifade eden Bekai, bu durumun İran ve Umman Sultanlığı olmak üzere iki ülkenin egemenliğini ilgilendiren uzun soluklu tartışmalar gerektirmesinden kaynaklandığını belirtti.
Tahran ve Maskat arasındaki görüşmelerin; "geçiş yol haritası" ile ortak bildiriyi kapsayan bütünlüklü bir uzlaşı paketini çerçeveye oturtmak amacıyla ciddiyetle sürdüğünü duyurdu.
Bekai, sürecin uzamasının üç temel nedene dayandığını açıkladı: ABD ve İsrail'in hukuk dışı askeri eylemlerinden kaynaklanan meselenin karmaşıklığı, etki etmeye çalışan tarafların çokluğu ve "kötü niyetli tarafların bölgede kaos çıkarma girişimleri".
Hedefin, kıyıdaş iki devletin (İran ve Umman) egemenliğini ve egemenlik haklarını güvenceye alan, aynı zamanda uluslararası deniz taşımacılığı ilkeleri uyarınca ticari gemilerin güvenli geçişini sağlayan bir mekanizma oluşturmak olduğuna işaret etti.
Dışişleri Bakanlığının İran Meclisinden "Hürmüz Boğazı ve Fars Körfezi'nin Güvenliğini ve Sürdürülebilirliğini Sağlamaya Yönelik Stratejik Eylem Planı" konusunda gizlilik talep ettiğine dair basında çıkan iddiaları yalanlayan Bekai, böyle bir mektup gönderilmediğini, bakanlığın meclisin anayasada tanımlanan karar ve işlemlerine tam saygı duyduğunu bildirdi.
Bakanlığın gerektiğinde meclise her türlü işbirliğini sunmayı ve uzman görüşlerini iletmeyi sürdürdüğünü kaydeden Bekai; Fars Körfezi, Hürmüz Boğazı ve Umman Denizi'nde İran'ın egemenliğini düzenleyen yürürlükteki yasaların bulunduğunu ve bakanlığın tüm tutumlarında bu yasaları ve mevcut gelişmeleri gözettiğini söyledi.
"Ülkeye yönelik Amerikan askeri saldırısının kaynağını hedef almak amacıyla savunma operasyonuna katılan" dört İranlı pilotun akıbetine ilişkin sahadaki duruma değinen Bekai, "Akıbetlerinin netleştirilmesi, savaşın ilk gününden itibaren Dışişleri Bakanlığının en öncelikli ve ciddi talebidir" dedi.
Olayın öğrenilmesinin hemen ardından Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile birlikte olduklarını, konunun doğrudan gündeme alındığını, Kızılhaç ile ilk yazışmaların yapıldığını ve İran'ın Doha Büyükelçiliği aracılığıyla takibatın sürdürüldüğünü kaydetti.
Bekai, "Durumları netleşene kadar esir muamelesi göreceklerdir; bakanlık akıbetlerini öğrenmek için ikili, çok taraflı ve hukuki tüm imkanları seferber edecektir" diyerek cenazesi teslim alınan pilot için taziyelerini iletti.
Bölgesel ilişkilere değinen Bekai, ülkesinin diğer devletlerin toprak egemenliğine saygı duyduğunu yinelerken bazı komşu ülkelerin iyi komşuluk ilişkilerine riayet etmeyerek topraklarını ve imkanlarını İran'a saldırılması için düşmanın hizmetine sunduğunu ifade etti.
ABD baskılarına ilişkin olarak ise yeni yaptırım tehditlerinin İran'ı etkilemeyeceğini, zira Washington'ın bu yola defalarca başvurduğunu ve hiçbir sonuç alamadığını belirtti.
Bekai ayrıca bölgede ve Körfez'deki çevre kayıplarının trilyonlarca dolar olarak tahmin edildiğini ve son savaş nedeniyle bu zararın ciddi biçimde arttığını kaydetti.
Serbest kalan esirlerin dönüş yıl dönümü vesilesiyle konuşan Bekai, en zor şartlarda direnç ve umudu temsil eden tüm eski esirlere ve ailelerine tebriklerini iletti; ülke bağımsızlığının baskılara boyun eğmeyi reddeden bu nesillerin fedakarlıklarıyla kurulduğunu söyledi.
1953 darbesinin yıl dönümüne de değinen Bekai, bu olayı "İran'ın yakın tarihindeki en karanlık dönemlerden biri ve meşru bir hükümeti deviren Amerikan müdahalesinin ağır bedelli bir tecrübesi" olarak niteledi.
Müdahalenin sonuçlarının yıllarca sürdüğünü ve etkilerinin halen görüldüğünü belirten Bekai, "İran halkının iradesinin tehdit ve sindirmeyle bastırılabileceği zannıyla aynı yanlış hesaplar dayatılan savaşta ve son çatışmalarda da tekrarlandı" dedi.
Bekai, İran'ın bugün direniş ve mücadele alanında birikmiş bir deneyime sahip olduğunu, bunun da ülkeyi özel kabiliyetlere ve herkesin onur içinde yaşayacağı aydınlık bir gelecek inşa etme kararlılığına kavuşturduğunu sözlerine ekledi.