PDF olarak indirmek için yazdırma penceresinde hedef olarak “PDF olarak kaydet” seçeneğini işaretleyin.
HTŞ'nin sözde 'dışişleri bakanı' Esad Şeybani, İsrail’in Ebu ez-Zuhur Hava Üssü’ne yönelik saldırısının hiçbir gerekçesi olmadığını belirterek, Tel Aviv’e üste kalıcı bir Türk askeri varlığı kurulmayacağını önceden bildirdiklerini söyledi.

YDH ― Suriye’deki Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) örgütünün sözde ‘dışişleri bakanı’ Esad Şeybani, Axios muhabiri eski İsrailli istihbaratçı Barak Ravid'e verdiği yazılı röportajda, Suriye'deki bir hava üssünde askeri varlık oluşturmak amacıyla Türkiye ile çalışmadıklarını İsrail'e açıkça bildirdiklerini, ancak İsrail’in buna rağmen tesisi vurduğunu ve saldırının hiçbir gerekçesi olmadığını söyledi.
https://x.com/BarakRavid/status/2090281479934714036Ravid’e göre, İsrail ordusunun salı günü sabahın erken saatlerinde Ebu ez-Zuhur Hava Üssü’ne düzenlediği saldırı, ABD’nin bölgede yeni bir tırmanışı önlemeye çalıştığı bir döneme denk geldi ve ABD’nin bölgedeki üç yakın ortağı arasındaki gerilimi artırdı.

Kendisine iletilen soruları yazılı olarak yanıtlayan Şeybani, "Orada bir Türk üssü kurmak, kalıcı bir Türk askeri varlığı oluşturmak veya bölgeye Türk güçleri konuşlandırmak gibi hiçbir niyet yoktu" dedi.
ABD Başkanı Donald Trump ise çarşamba günü gerçekleştirilen telefon görüşmesinde İsrail saldırısı hakkında kendisine brifing verildiğini anlattı, ancak saldırıyı eleştirmekten kaçındı. "Bu konuda konuşamam" diyen Trump, kendisine verilen brifingin saldırıdan önce mi yoksa sonra mı yapıldığını söylemeyi de reddetti.
İsrail, Türkiye sınırına yaklaşık 70 kilometre uzaklıktaki kuzey Suriye’de bulunan Ebu ez-Zuhur Hava Üssü’nün pistlerini ve hangarlarını en az sekiz bombayla hedef aldı.
Düzenlenen saldırı, kısa süre önce onarılan pistlerde hasara yol açtı, olayda herhangi bir can kaybı yaşanmadı.
Amerikalı ve İsrailli yetkililer, Tel Aviv rejiminin Trump idaresine saldırının, Türkiye’nin üste askeri kapasitesini artırmasını önlemek amacıyla düzenlendiğini bildirdiğini söyledi.

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, çarşamba günü X platformunda, İsrail’in saldırıdan önce Suriye’yi üste Türk varlığına izin vermemesi konusunda uyardığını ifade etti.
Netanyahu, "Mesajımız çok açıktı: Bunu yapmayın. Sanırım mesajı tam olarak anlamadılar" dedi.
HTŞ’nin sözde ‘dışişleri bakanı’, Netanyahu’nun bu açıklamalarının aksine, İsrail’in saldırısı için meşru bir gerekçe bulunmadığının altını çizdi.
Üste, böyle bir yorumu haklı çıkarabilecek hiçbir anlamda Türk askeri yığınağı olmadığını belirten Şeybani, “Aslında üs büyük ölçüde boştu. Yeniden inşası henüz tamamlanmamıştı ve tam olarak faaliyete geçmemişti. Sahadaki çalışmalar hâlâ yeniden inşa aşamasındaydı,” dedi.
Bakan, "Dolayısıyla saldırıyı, üste Türk askeri varlığı bulunduğu iddiasıyla ilişkilendirmek, o dönemde sahadaki gerçek durumla desteklenmiyor" diye ekledi.
Şeybani, Ebu ez-Zuhur Hava Üssü’nde yürütülen çalışmaların, "Suriye Hava Kuvvetleri’nin kullanımı için savaş sırasında zarar gören havaalanı ve tesislerin yeniden inşasıyla sınırlı olduğunu" ifade etti.
İsrail saldırısından birkaç gün önce Türk askeri yetkililerin üssü ziyaret ettiğini de doğrulayan Şeybani, bu ziyaretin "eğitim, bilgi ve deneyim alışverişi alanlarında süren askeri iş birliğinin" bir parçası olduğunu vurguladı.

“Suriye bugün askeri ve sivil kurumlarını yeniden inşa etmek ve kapasitelerini geliştirmek için çalışıyor,” diyen Şeybani, bu nedenle yalnızca Türkiye ile değil, birçok ülkeyle iş birliği ve eğitim programlarından yararlandıklarını belirtti.
HTŞ'li Bakan, “Benzer iş birlikleri Suudi Arabistan, Ürdün, Katar ve Rusya ile de yapıldı ve yapılmaya devam ediyor,” dedi.
Şeybani sözlerini, "Suriye egemen bir devlettir ve Türkiye de dahil olmak üzere her ülkeyle iş birliği ve ittifak ilişkileri kurma hakkına sahiptir" diye ekledi.
Şeybani, İsrail saldırısından önceki günlerde Suriye ile İsrail arasında konuyla ilgili görüşmeler yapıldığını, bu temaslarda Suriye tarafının üste yürütülen inşa çalışmalarını açıkladığını ve "üssün Suriye’ye ait olduğunu, Suriye egemenliği ve kontrolü altında kalacağını" karşı tarafa açıkça ilettiğini söyledi.

HTŞ'li yetkili ayrıca, üste kalıcı bir Türk varlığının planlanmadığını Tel Aviv rejimine bildirdiklerini ifade etti.
Üsteki faaliyetlerin niteliğinin İsrail tarafından bilindiğini anlatan Şeybani, “Yeniden inşa çalışmalarını Suriye topraklarında bir Türk askeri tesisi kurulması şeklinde yorumlamak için hiçbir gerekçe yoktu,” diye vurguladı.
HTŞ’nin sözde ‘dışişleri bakanı’, saldırıdan hem önce hem de sonra Trump rejimiyle temas halinde olduğunu anlattı ve “Temel amaç, tutumumuzu ve endişelerimizi iletmek ve tırmanışı önlemek için çalışmaktı,” dedi.
Şeybani, “ABD’ye, İsrail’in Suriye’ye yönelik niyetlerine güvenmediğimizi ve mevcut İsrail politikasının, askeri tırmanış ve sahadaki faaliyetleri de dahil olmak üzere, Suriye’de veya bölgede istikrara katkı sağlamadığı görüşünde olduğumuzu açıkça bildirdik,” dedi.
İsrail saldırısının ardından HTŞ rejiminin protesto amacıyla Trump rejimi ve başka bazı ülkelerle yeniden temasa geçtiğini ifade eden HTŞ bakanı, “saldırının sonuçlarını kontrol altına almak ve tekrarlanmasını önlemek” istediklerini de ekledi.

HTŞ’li bakan, “Suriye’nin tutumunu açıklığa kavuşturmak, egemenliğine saygı gösterilmesi gerektiğini vurgulamak ve topraklarının hesaplaşma alanına veya bölgesel çatışmanın genişletildiği bir sahaya dönüştürülmesini engellemek istedik,” derken, gerilimin düşmesini arzuladıklarını belirtti.
Şeybani, “Çünkü bölgedeki askeri gerginliğin sürmesi hiçbir tarafın çıkarına hizmet etmiyor ve Suriye ile tüm bölgenin ihtiyaç duyduğu istikrarın inşasına katkı sağlamıyor,” diye vurguladı.
Şeybani, ‘’Suriye ve İsrail sınırındaki gerilimi azaltmak amacıyla İsrail’le bir güvenlik anlaşmasına varmakla hâlâ ilgilendiğini,” söyledi.
“Ancak gerilimi düşürme sorumluluğu yalnızca bir tarafın omuzlarına yüklenemez,” diyen HTŞ bakanı, İsrail'in de Suriye’ye yönelik politikasını yeniden gözden geçirmek zorunda olduğunu savundu.
Şeybani, “İsrail, askeri operasyonların ve saldırıların sürmesinin uzun vadeli güvenlik getirmeyeceğini, aksine istikrarsızlığı artıracağını kabul etmek zorunda,” dedi.

“İlkesel olarak Suriye, müzakere kapısını kapatmıyor,” diyen Şeybani, aksine, siyasi ve güvenlik çözümlerinin istikrara ulaşmanın en sürdürülebilir yolu olduğuna inandıklarını ifade etti.
Şeybani, Suriye’nin Trump rejiminin arabuluculuğunda yürütülen ve bir yıl süren müzakereler boyunca İsrail’le bir güvenlik anlaşmasına ulaşmaya çalıştığını söyledi.
Bakan, “Önemli ilerleme kaydettik ve kâğıt üzerinde mutabakata varılmış bir güvenlik anlaşması metnine ulaştık. Ancak daha sonra İsrail taahhütlerinden geri adım attı ve üzerinde anlaşmaya varılan metin sahada uygulanmadı,” dedi.
HTŞ ‘dışişleri bakanı’, müzakereler sırasında Suriye’nin İsrail’in güvenlik kaygılarının önemli bir bölümünü dikkate almayı kabul ettiğini de söyledi.
“Ama güvenlik tek taraflı olamaz,” diyen Şeybani, “Biz İsrail’in güvenlik kaygılarını dikkate alırken, İsrail de Suriye’nin güvenlik kaygılarını hesaba katmalı ve yayılmacı politikası ile Suriye toprakları içindeki askeri faaliyetlerine ilişkin endişelerimizi ciddiyetle ele almalı,” dedi.
Şeybani, “gerçek bir siyasi irade” olması halinde müzakerelerin yeniden başlatılabileceğini ve “iki tarafın güvenliğini sağlayacak, Suriye’nin egemenliğine saygı gösterecek ve tırmanış döngüsünü kalıcılaştırmak yerine bölgede daha fazla istikrara katkıda bulunacak” mutabakatlara ulaşılabileceğini vurguladı.