Suudi Arabistan, Irak'ta direniş liderlerinin 'başını istiyor' Yazıya git

PDF olarak indirmek için yazdırma penceresinde hedef olarak “PDF olarak kaydet” seçeneğini işaretleyin.

Yakın Doğu Haber
ARAP DÜNYASI
20 Ağustos 2026 · 09:41

Suudi Arabistan, Irak'ta direniş liderlerinin 'başını istiyor'

Al-Monitor’a göre Suudi Arabistan, Irak’tan krallığa yönelik saldırılardan sorumlu "İran destekli Şii milislerin liderlerinin" tutuklanarak cezalandırılmasını istiyor.

YDH ― Çeşitli bölgesel yetkililerin Al-Monitor’a bildirdiğine göre Suudi Arabistan, Irak Başbakanı Ali Zeydi’den, İran çatışmasının başlangıcından bu yana krallığı hedef alan “İran destekli Şii milislere” karşı cezalandırıcı adımlar atmasını talep ediyor.

Bölgesel yetkililerden biri, “Suudiler, Suudi Arabistan’a saldırmaktan sorumlu olanların tutuklanıp cezalandırılmasını istiyor. Tetiği çekenlerin değil, emirleri verenlerin peşindeler. Milis liderlerinin hesap vermesini bekliyorlar. Kellelerin uçmasını istiyorlar,” ifadelerini kullandı.

Ekran Resmi 2026-08-20 09.45.18

Geçtiğimiz ay Suudi rejiminin, Amerika Birleşik Devletleri ile birlikte Irak’ta misilleme amaçlı hava saldırıları düzenlediğini açıkça kabul etmesiyle iki komşu arasındaki gerilim tırmandı.

Ancak isimlerinin gizli kalması koşuluyla Al-Monitor’a konuşan yetkililere göre krallık, birden fazla cephede karşılaştığı tehditleri bertaraf etmek için savunma paktları kurarken, bir yandan da gerilimi düşürmek amacıyla İran ile ayrı ve gayriresmi görüşmeler yürütüyor. 

Ekran Resmi 2026-08-20 09.48.45

Savaşın başından bu yana Suudi Arabistan’a yönelik saldırıların büyük bir kısmı, Al-Monitor’un daha önce bildirdiği üzere Irak’tan kaynaklandı.

Irak Yüksek Yargı Konseyi Başkanı Faik Zeydan, ülkesinin güçlü komşusuyla gerilimi hafifletmeye yönelik yeni bir girişim kapsamında Suudi yetkililerle görüşmelerde bulunmak üzere Çarşamba günü Riyad’a geldi.

Sıklıkla "Irak'ın kralı" olarak anılan Zeydan, bazı gözlemcilere göre başbakanın nüfuzunu dahi aşan etkisiyle Irak’ın en güçlü figürlerinden biri olarak geniş çapta kabul görüyor.

Zeydi, Mayıs ayında göreve gelmesinden bu yana, “Tahran’ı ve onun Şii müttefiklerini kışkırtmadan İran’ın Irak üzerindeki nüfuzunu zayıflatmaya” çalışıyor.

Al-Monitor’e göre bu, “kurulması neredeyse imkânsız bir denge.”

Ekran Resmi 2026-08-20 09.51.03

Zeydi’nin, Trump rejiminin Körfez'deki müttefikleri ve Irak'ın kuzeydeki büyük komşusu Türkiye ile daha yakın ilişkiler kurmaya yönelik ABD destekli girişiminin bir parçası olarak, Suudi Arabistan’ın veliaht prensi ve fiili yöneticisi Muhammed bin Selman ile görüşmek üzere 30 Temmuz'da Riyad’a gitmesi planlanıyordu.

Bu seyahat, “28 Temmuz'da ABD ve Suudi uçaklarının sekiz vilayette İran destekli milis karargâhlarını hedef alan çok sayıda hava saldırısı düzenlemesiyle” iptal oldu.

Suudiler, saldırıların krallığın enerji altyapısına karşı “İran destekli terörist milisler” tarafından gerçekleştirilen insansız hava aracı saldırıları dalgasına bir misilleme olduğunu açıkladı.

ABD Merkez Komutanlığı, Suudi petrol tesislerine ve krallıktaki ABD güçlerine yönelik saldırıları Devrim Muhafızları’nın organize ettiğini belirterek doğrudan İran'ı suçladı.

13 Ağustos'ta, üst düzey bir Irak askeri ve istihbarat heyeti, oluşan hasarı kontrol altına almak amacıyla Suudi Arabistan’ı ziyaret etti.

Bir hafta öncesinde, 7 Ağustos'ta ise Zeydi, Suudi istihbarat şefi Halid el-Humeydan ile Bağdat’ta bir araya gelmişti.

27 Temmuz'dan bu yana Irak topraklarından Suudi Arabistan'a yönelik herhangi bir saldırı bildirilmedi.

Al-Monitor haberinde şu ifadelere yer verdi: 

Ekran Resmi 2026-08-20 09.53.54

“Ancak milisler bu tutumlarından ne kadar süre uzak duracak? Bu durum büyük ölçüde ABD-İran çatışmasızlık görüşmelerinin genel gidişatına ve daha acil olarak, İran'ın Irak'taki bir sonraki hamlelerine bağlı. Bunlar da İran'ın, Suudi-Türkiye öncülüğündeki bir ekseni İsrail ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin başını çektiği bir eksenle karşı karşıya getirerek bölgesel bölünmelerden yararlanmaya yönelik daha geniş hesaplarıyla iç içe geçmiş durumda.”

Tahminler değişmekle birlikte, Halk Seferberlik Birlikleri'nin (Haşdi Şabi) genel komutanlığına göre 28 Temmuz'daki saldırılarda en az 20 kişi hayatını kaybetti ve 32 kişi de yaralandı.

Haşdi Şabi, 2014 yılında İslam Devleti ile savaşmak için kurulan direnişçilerin çatı örgütü.

Al-Monitor’e göre, o tarihten bu yana, “baş döndürücü karmaşıklıktaki yasa dışı ağlar dizisi aracılığıyla nüfuz kullanan ve bazı bölgelerde hükümetin kendisinden daha fazla güç uygulayan paralel bir güç yapısına dönüştü”.

Associated Press, Iraklı askeri yetkililere dayandırdığı haberinde saldırılarda altı İranlı askeri danışmanın öldürüldüğünü bildirdi.

Bu kişilerin Haşdi Şabi tarafından teyit edilen 20 ölü arasında olup olmadığı belirsizliğini koruyor.

Bölgesel yetkililerden birinin ifadesiyle, “kesin olan bir şey var ki o da bu ölümlerin, Selefi Sünnilerin Amerika’nın yardımıyla Şii kanı döktüğü ve Zeydi'nin de bu işe suç ortağı olduğu yönündeki milis anlatısını beslemesi”.

Ekran Resmi 2026-08-20 09.55.43

Bu düşünce, milislerin, ülke nüfusunun çoğunluğunu oluşturan ve Irak’ın devrik Sünni diktatörü Saddam Hüseyin tarafından acımasızca bastırılan Irak Şiileri nezdinde kendi varlıklarını sürdürmelerini haklı çıkarmalarına olanak tanıyor.

Stratejik istihbarat platformu Horizon Engage'in üretim direktörü Michael Knights, Al-Monitor'a yaptığı açıklamada, "Iraklı milisler için Suudileri kışkırtmaya devam etmek her halükarda kazan-kazan durumu yaratıyor," dedi.

“Buna karşılık Suudi Arabistan açısından Iraklı milisleri hedef almak, İran ve Husileri hedef almaktan daha kolay”.

ABD'nin eski Irak ve İran'dan sorumlu dışişleri bakan yardımcısı ve Atlantik Konseyi Irak Girişimi Direktörü Victoria Taylor, Al-Monitor'a yaptığı açıklamada bu bağlamda 28 Temmuz saldırılarının "İran'a ve Husilere, kendilerine yönelik saldırıların devam etmesi hâlinde Suudi Arabistan'ın misilleme yapmaya hazır olduğuna dair bir sinyal" olduğunu belirtti.

Taylor, "Gerilimi tırmandırma riskini asgari düzeyde tutarak bunu yapmanın en iyi yolu Iraklı milisleri vurmak olacaktır. Onlar en kolay hedeflerdir," değerlendirmesinde bulundu. 

Ekran Resmi 2026-08-20 09.57.35

Yine de Suudi yetkililer, “İran devletinin çökmesini istemedikleri ve İran savaşına müzakereye dayalı bir çözüm bulunmasından yana oldukları konusunda ısrarcı olmaya” devam ediyor.

Al-Monitor’e göre, tüm devlet dışı silahlı grupların —ki bu İran destekli milisler için kullanılan örtülü bir ifadedir— silahlarını teslim etmeleri veya yasal sonuçlara katlanmaları için belirlenen 30 Eylül tarihinin giderek yaklaşmasıyla ortam her geçen gün daha da patlamaya hazır bir hâl alıyor.

Zeydi, bu mühlete uyulacağına dair söz verdi. 

Milis karargâhlarına yönelik baskınlarla eş zamanlı olarak, yolsuzluğa bulaşmış yetkililere karşı eşi benzeri görülmemiş bir operasyon başlatılması emrini verdi.

Mustafa Salim'in Al-Monitor için bildirdiği üzere, İran destekli en sertlik yanlısı gruplardan biri olan Nüceba Hareketi'nin yakın zamanda bir baskın girişimi sırasında Irak hükümet güçlerini geri püskürtmesiyle, alınan sonuçlar karışık ve zaman zaman utanç verici oldu.

Ekran Resmi 2026-08-20 09.58.40

Bu hafta Zeydi için bir başka aşağılanmaya daha sahne oldu.

Çarşamba günü bir Bağdat mahkemesi, sadece birkaç gün önce gözaltına alınan Nüceba Hareketi'nin istihbarat yetkilisi Abbas Yakubi'yi beraat ettirdi.

Nüceba Hareketi, 28 Temmuz'daki hava saldırılarının ardından hükümete ABD güçlerinin tamamını sınır dışı etme ve Suudi Arabistan ile ilişkileri kesme çağrısında bulunmuş, ABD ve Suudilerin çıkarlarına ağır bir bedel ödeteceğini belirtmişti.

30 Eylül, aynı zamanda tüm ABD güçlerinin Irak'tan çekilmesi için belirlenen son tarih.

Hem Suudiler hem de Zeydi için ortaya çıkan bir diğer muamma ise, Irak'ın Trump rejiminin öncelikleri listesinde hızla alt sıralara düşmüş olmasıdı.

Bu arka plan ışığında, “Suudiler de dâhil olmak üzere çok az kişi başbakanın milisleri kontrol altına alabileceğine” inanıyor.

Kaynaklardan biri, "Suudilerin değerlendirmesi, Irak hükümetinin milisleri dizginleyemeyeceği yönündedir," dedi.

Zeydi, konumunu İran'a değişen derecelerde yakınlık gösteren bir Şii partiler koalisyonuna borçlu.

Ancak çıkarları örtüştüğünde, İran'ın nüfuzu kendi lehine de işleyebilir.

Görünüşe bakılırsa, işaretler pek de hayra alamet değil. 

Ekran Resmi 2026-08-20 09.59.33

Pazartesi günü, “İran destekli grupların en güçlülerinden biri olan Ketaib Hizbullah, ABD ile yakın bağları nedeniyle Zeydi'yi sert bir dille eleştiren bir bildiri” yayımladı.

Örgüt, yalnızca üç koşulun yerine getirilmesi hâlinde silahsızlanmayı düşünebileceğini iddia etti:

“Bunlardan ilki, tüm ABD güçlerinin Irak'ı terk etmesi ve bir daha asla geri dönmemesi.

Bir diğeri, kuzey Irak'tan diğer ulusların çekilmesi.

Son olarak, Kürdistan Bölgesi'ndeki Peşmerge güçlerinin feshedilmesi gerekiyor,”

Al-Monitor’e göre, “Ketaib Hizbullah, Nüceba Hareketi ve Ketaib eş-Şüheda, İran'ın sözde direniş ekseninin önde gelen üyeleri”.

Ekran Resmi 2026-08-20 10.01.47

Çarşamba günü Bağdat'ı ziyaret eden İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, "Irak'taki direniş... bu ülkenin güç unsurlarından biridir. Bugün direniş İran ve Irak sınırlarını aşmış... ve küresel bir boyut kazanmıştır," ifadelerini kullandı.

Ketaib Hizbullah'ın tutumu Suudi Arabistan için bilhassa büyük önem taşıyor.

BM Güvenlik Konseyi'nin Yemen uzmanlar paneli 2024 yılında, en az 80 Ensarullah savaşçısının Ketaib Hizbullah'ın önemli bir kalesi olan Cürf es-Sahar bölgesinde silahlı Iraklı gruplardan eğitim aldığını rapor etti.

Washington merkezli Savaş Araştırmaları Enstitüsü de geçen ay Ensarullah’ın Cürf es-Sahar'da bir operasyon karargâhı kurduğunu bildirdi.

Bağdat, Enbar ve Necef'in kesişme noktasında yer alan ve Fırat Nehri'ne yakın olan bu bölge, muazzam bir stratejik ve tarımsal değere sahip.

Operasyonlar hakkında bilgi sahibi olan üç kaynak, Al-Monitor'a yaptıkları açıklamada Suudilerin 28 Temmuz'daki harekâtlar sırasında Cürf es-Sahar'ı vurmayı planladıklarını, ancak Zeydi'nin Irak ordusunun bu işi halledeceğini söyleyerek bölgeyle bizzat ilgilenmek için zaman istemesi üzerine saldırıları iptal ettiklerini söyledi.

Olaylar hakkında doğrudan bilgi sahibi olan söz konusu kaynaklardan biri, kararın "bölge başkentleri arasındaki istişarelerin ardından" alındığını ifade etti. Kaynak daha fazla ayrıntı vermekten kaçındı.

Knights, “Bekaa Vadisi Lübnan'daki adaşı [Hizbullah] için ne ifade ediyorsa, Cürf es-Sahar da Ketaib Hizbullah için onu ifade ediyor,” değerlendirmesinde bulundu.

Her iki bölge de bu tür saldırı beklentisiyle büyük ölçüde boşaltılmış olmasına rağmen Knights sözlerine şunları ekledi:

“Dolayısıyla misilleme ateşi için bir misilleme adresi aradığınızda, en bariz olanlar Cürf es-Sahar ve Suudi sınırındaki Ketaib Hizbullah üssüdür.”

Irak'ı yakından tanıyan Batılı bir diplomat, Irak ordusunun Cürf es-Sahar'a girmeye kalkışması hâlinde, bu durumun muhtemelen Zeydi'nin düşüşünü hızlandıracağı öngörüsünde bulundu. 

Ekran Resmi 2026-08-20 10.03.58

“Milisler, Ağustos ayı başlarında Suudi Arabistan'a yönelik bir karşı saldırı dalgasına hazırlanırken”, Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kani 10 Ağustos'ta habersizce Bağdat'a geldi.

Çeşitli haber kaynaklarına göre “Kani, kapalı kapılar ardında milis liderlerine henüz silah bırakmamalarını, bunun yerine hükümetle silahlı bir çatışmaya sürüklenmekten ziyade 30 Eylül'den önce barışçıl bir uzlaşmaya varmalarını” söyledi.

Ancak Al-Monitor'a bilgi veren bölgesel yetkililerden birinin belirttiğine göre, “basına yansımayan husus, Kani'nin milisleri Suudi Arabistan'a yönelik yeni saldırılardan kaçınmaları konusunda uyarmış olmasıydı”.

Kaynak bu durumun, yalnızca ABD'yi daha fazla müdahaleye itebilecek daha geniş çaplı bir çatışma endişesinden değil, aynı zamanda “Suudi Arabistan'ı Türkiye'nin kollarına daha fazla itmek istememelerinden” kaynaklandığına dikkat çekti.

30 Temmuz'da Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan, Mekke'de, üyelerden birine yapılacak bir saldırının tümüne yapılmış sayılacağını öngören bir savunma paktı imzaladı.

Henüz sınanmamış olsa da, NATO üyesi Türkiye'yi, nükleer silaha sahip Pakistan'ı ve zorlu bir süreçten geçse de Arap dünyasının en önde gelen gücü olan Suudi Arabistan'ı bir araya getiren anlaşma, ABD Başkanı Donald Trump tarafından Truth Social platformunda memnuniyetle karşılandı.

Kızıldeniz'de deniz güvenliğini sağlamaya yönelik, birkaç gün önce duyurulan Suudi öncülüğündeki bir başka ittifak ise açıkça Ensarullah’ı caydırmayı hedefliyor.

Ekran Resmi 2026-08-20 10.06.21

Ancak art arda gelen bu anlaşmaların, 20 Temmuz'da Babülmendep Boğazı'nda deniz ambargosu ilan eden Ensarullah üzerinde pek bir etkisi olmadı.

Kızıldeniz su yolu, Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasından bu yana Suudi Arabistan'ın petrol ihracatının %80'inin taşındığı bir nevi can damarı hâline geldi.

“İran destekli grup” 30 Temmuz'dan bu yana, 9 Ağustos'ta Cizan'daki bir Aramco rafinerisine ve Pazartesi günü Muha yakınlarında bir Suudi savaş gemisi ile dört refakatçisine yönelik düzenlenen saldırılar da dâhil olmak üzere, Suudi Arabistan'a karşı gerçekleştirilen beş ayrı saldırıyı üstlendi.

Bazı analistler Mekke anlaşmasının esas olarak İran'ı hedef aldığını belirtirken, Tahran bu tehdidi “önemsizmiş gibi” gösterdi.

Johns Hopkins Üniversitesi İleri Uluslararası Çalışmalar Okulu'nda uluslararası ilişkiler profesörü olan İran asıllı Amerikalı Vali Nasr, Al-Monitor'a yaptığı açıklamada, “İran, Mekke paktının büyük ölçüde göstermelik olduğuna inanıyor,” dedi.

Ekran Resmi 2026-08-20 10.08.48

Anlaşma imzalanmadan önce dahi, BAE-İsrail ekseni karşısında İran ve Suudi Arabistan'ın tutumları birbirine yaklaşıyordu.

Nasr, “İslam Cumhuriyeti bunu kendisine yönelik bir tehdit olarak görmekten ziyade, İsrail-BAE-Hindistan bloğunu dengelemeye yarayan faydalı bir adım olarak değerlendiriyor,” ifadelerini kullandı.

YDH’nin tamamen çevirdiği Al-Monitor’ün haberine göre, değişen dengeler, Suudi-Irak anlaşmazlığını hafifletecek şekilde Irak'ta da etkisini gösterebilir.

Tüm Körfez ülkeleri arasında Suudi Arabistan, Bağdat ile temas kurmaya en istekli devletlerden biri konumundadır.

Eski Dışişleri Bakanlığı yetkilisi Taylor, “Güvenlik yetkililerinin karşılıklı ziyaretlerde bulunması, Suudilerin ölçülü ve oldukça pratik davranmaya istekli olduğunu gösteriyor. Suudiler ciddi taleplerde bulunuyor olabilir; ancak diğerleri onlarla diyaloğa bile girmiyor,” değerlendirmesinde bulundu.

Birleşik Arap Emirlikleri ise Bağdat'tan uzak duranlar arasında yer alıyor.

18 Ağustos'ta BAE, kendi topraklarına yakın deniz sahalarından fırlatılan iki balistik füze tespit ettiğini açıkladı. İran ise söz konusu saldırının sorumluluğunu reddetti.

Abu Dabi yönetimi o tarihten bu yana İslam Cumhuriyeti ile olan ticari ilişkilerini askıya almış durumda.

Yakın Doğu Haber
ydh.com.tr
Bu belge 20.08.2026 11:38 tarihinde alınmıştır.
https://ydh.com.tr/d/43731/suudi-arabistan-irak-ta-direnis-liderlerinin-basini-istiyor