İsrail Türkiye’ye ne mesaj verdi? Yazıya git

PDF olarak indirmek için yazdırma penceresinde hedef olarak “PDF olarak kaydet” seçeneğini işaretleyin.

Yakın Doğu Haber
SURİYE DOSYASI
21 Ağustos 2026 · 23:12

İsrail Türkiye’ye ne mesaj verdi?

❝Asıl hedef, Türkiye'nin Suriye'de tahammül edilebilir sınırlardaki danışmanlık rolünden çıkıp, İsrail'in bölge hava sahasındaki üstünlüğünü tehdit edecek kalıcı ve etkin bir askeri güce dönüşmesinin önüne geçmek.❞

YDH ― El-Ahbar gazetesinin Suriye editörü Yahya Debbuk'a göre, İsrail, Suriye’de Türkiye’nin siyasi nüfuzunu kalıcı bir askeri varlığa dönüştürmesini engellemek ve kendi hava üstünlüğünü korumak için yeni “kırmızı çizgiler” çiziyor.

İsrail'in, Suriye'nin kuzeyindeki Ebu el-Zuhur askeri havaalanına düzenlediği hava saldırılarının verdiği mesaj netti: Tel Aviv oyuna yeni çatışma kuralları dikte etmek istiyor. Asıl hedef, Türkiye'nin Suriye'de tahammül edilebilir sınırlardaki danışmanlık rolünden çıkıp, İsrail'in bölge hava sahasındaki üstünlüğünü tehdit edecek kalıcı ve etkin bir askeri güce dönüşmesinin önüne geçmek.

İsrail bu saldırıyla, Suriye geçiş yönetiminin ihlal etmek üzere olduğunu öne sürdüğü "statükoyu" yeniden tesis etti. Tel Aviv'in çizdiği bu yeni sınırlar şu şartlara dayanıyor: Kalıcı Türk üssü kurulmayacak, gelişmiş hava savunma sistemleri veya radarlar bulunmayacak. Ayrıca, Ankara'nın bizzat yönettiği ya da şu sıralar eğitip yeniden yapılandırdığı yeni Suriye ordusuna devredeceği modern insansız hava araçlarına da izin verilmeyecek.

Ne var ki, böylesine geniş çaplı bir saldırının ABD'nin icazeti olmadan yapılması pek de olası görünmüyor. Nitekim Washington'ın Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın açıklamaları da bu durumu doğrular nitelikteydi. ABD her ne kadar kamuoyu önünde bu hamleyi eleştirse de asıl tepkisi, saldırının altında yatan gerekçelere değil, yapılış biçimine yönelikti. Barrack, vurulan bölgenin Türkiye sınırına yakınlığına ve Türk ordusuna önceden haber verilmemesine dikkat çekerek, "operasyonun Türkiye ile neredeyse doğrudan bir çatışmaya yol açabileceği" uyarısında bulundu. Olası "yanlış anlaşılmaların" önüne geçmek adına taraflar arasında acilen iletişim kanalları kurulmasını talep etti.

Barrack'ın bu sözleri, İsrail'in NATO'nun en büyük ikinci ordusuyla doğrudan karşı karşıya gelme ihtimalini pek de ciddiye almadığına işaret ediyor. Bu durum, ya İsrail'in olası bir Türk misillemesini savuşturabileceğine dair kendine duyduğu aşırı güveni ya da saldırıdaki sürpriz unsurunun bizzat mesajın ta kendisi olduğunu gösteriyor.

Bu bağlamda, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ofisinden yapılan ve İbranice es geçilerek yalnızca İngilizce yayımlanan açıklama son derece dikkat çekiciydi. Metinde, İsrail ile Suriye arasında güvenlik hususlarında mutabık kalınan "statükoya" atıfta bulunuldu ve Şam'ın, Türk güçlerinin Halep yakınlarındaki bir hava üssüne (Ebu el-Zuhur havaalanı kastediliyor) yerleşmesine göz yumarak bu dengeyi adeta bozduğu vurgulandı. Aynı açıklamada, İsrail'in "statükoya dönülmesinden memnuniyet duyacağı" da dile getirildi. Oysa yeni Suriye hükümeti daha evvel böyle bir mutabakatın varlığına dair hiçbir ipucu vermediği gibi, Ankara'dan da "statüko" kavramını teyit eden herhangi bir resmi açıklama gelmemişti.

İsrail'in bu kavrama sarılmasının altında büyük ihtimalle geçmişteki Suriye operasyonları yatıyor. Zira Nisan 2025'te İsrail, Türk birliklerinin Hama'daki bir havaalanı ve T-4 hava üssü de dahil olmak üzere hedef bölgelere konuşlanmak üzere olduğunu iddia etmişti.

Fakat asıl can alıcı nokta, Netanyahu'nun bu çıkışına Ankara'dan gelen resmi yanıttı. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, İsrail'in iddialarını "Suriye'nin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne yönelik hukuk dışı hava saldırılarını meşrulaştırma çabası ve kabul edilemez bahaneler" olarak nitelendirdi; ayrıca havaalanında Türk kuvvetlerinin bulunduğu yönündeki iddiaları da kesin bir dille yalanladı. Dolayısıyla Ankara aslında "statükonun" varlığını değil, ihlal edildiğini reddetmiş oldu. Bu durum, taraflar arasında zımni bir mutabakatın bulunduğuna işaret ediyor olabilir.

Gelinen noktada İsrail, Suriye'de işine gelen denklemi kalıcı hale getirmek ve olası ihlalleri bertaraf etmek konusunda son derece kararlı görünürken; Amerika Birleşik Devletleri kendi iradesini dayatamayan (veya dayatmak istemeyen) pasif bir arabulucu pozisyonundan öteye geçemiyor. Tüm bu güç mücadelesinin dışında kalmış izlenimi veren Şam ise adeta topu Ankara'nın sahasına atıyor. Önümüzdeki süreçte Ankara'nın önünde iki seçenek var: Ya İsrail ve Amerika'nın Suriye'deki askeri varlık için çizdiği bu tavanı sineye çekecek ya da çatışmayı tırmandırma potansiyeli taşıyan bu sınırı zorlamaya devam edecek. Ancak şu anki tabloya bakılırsa, ne Türkiye ne de İsrail mevcut sınırları böylesine gergin bir ortamda test etmeye pek hevesli görünmüyor.

İsrail cephesinden gelen rapor ve analizlerin büyük bir kısmı ortak bir noktada buluşuyor: Suriye'nin kuzeyindeki Ebu el-Zuhur askeri havaalanının vurulması, Türkiye'nin bölgedeki siyasi ve askeri nüfuzunu kalıcı bir askeri yapıya dönüştürmesini engellemek için yapılmış önleyici bir hamledir. Bu değerlendirmelere göre son saldırı, Tel Aviv'in Nisan 2015'te T-4 hava üssünü vurduğunda Ankara için çektiği "kırmızı çizgiyi" yeniden kalın harflerle belirginleştiriyor. Söz konusu kırmızı çizginin mesajı açık: Belirli sınırlar dahilinde eğitime ve askeri yardıma müsamaha gösterilebilir; ancak İsrail Hava Kuvvetleri'nin hareket alanını daraltacak herhangi bir Türk askeri altyapısının kurulmasına asla izin verilmeyecek.

Konuya ilişkin bir yazı kaleme alan Ynet haber sitesi askeri yorumcusu Ron Ben-Yishai, İsrail'in asıl korkusunun bölgeye "gelişmiş radarlar, hava savunma ve önleme sistemleri ile insansız hava araçları ve istihbarat unsurlarının" yerleştirilme ihtimali olduğunu vurguladı. Ben-Yishai'ye göre böyle bir konuşlanma, yalnızca İsrail jetlerinin Suriye semalarındaki hareket özgürlüğünü tehdit etmekle kalmayacak. Aynı zamanda, özellikle Tahran ile olası yeni bir çatışma senaryosunda, kuzey Irak ve batı İran'a ulaşmak için kullanılan kritik hava koridorlarını da ifşa edecek ya da kısıtlayacak. Washington yönetiminin, İsrail hava saldırılarını kendi bölgesel projelerine bir pranga olarak gördüğünü öne süren Ben-Yishai, ABD elçisi Tom Barrack'ı da Erdoğan ve El-Şara ile aynı safta yer almakla itham etti.

Walla! internet sitesinde yer alan bir başka raporda ise, "Kurulacak Türk üsleri, radarları ve hava savunma sistemlerinin, kuzey cephesindeki güç dengesini yavaş yavaş altüst edebileceğine" dikkat çekildi. Bazı İbranice haber kaynakları ise daha çarpıcı iddialar ortaya attı: Buna göre, Türk askeri heyeti hava saldırılarından hemen önce Ebu el-Zuhur'u ziyaret edip onarım çalışmalarını denetlemiş ve havaalanının yeniden faaliyete geçirilme ihtimalini masaya yatırmıştı. Dahası, heyet İsrail jetlerinin bölgeye ulaşmasından çok kısa bir süre önce oradan ayrılmıştı.


Çeviri: YDH

Yakın Doğu Haber
ydh.com.tr
Bu belge 22.08.2026 00:53 tarihinde alınmıştır.
https://ydh.com.tr/d/43768/israil-turkiye-ye-ne-mesaj-verdi