İsrail, Şarm el-Şeyh anlaşmasını seçim hesabına kurban ediyor Yazıya git

PDF olarak indirmek için yazdırma penceresinde hedef olarak “PDF olarak kaydet” seçeneğini işaretleyin.

Yakın Doğu Haber
FİLİSTİN
21 Ağustos 2026 · 23:25

İsrail, Şarm el-Şeyh anlaşmasını seçim hesabına kurban ediyor

El-Ahbar yazarı Yusuf Faris, İsrail’in Gazze’deki saldırılarını Şarm el-Şeyh anlaşmasının ikinci aşamasını geciktiren ve süreci Netanyahu hükümetinin iç siyasi hesaplarına bağlayan bir stratejinin parçası olarak değerlendiriyor.

YDH ― El-Ahbar gazetesinde Yusuf Faris imzasıyla yayımlanan son makale, İsrail'in Gazze'deki yeni askeri stratejisine ve bölgedeki diplomatik süreçlerin arka planına dair çarpıcı iddialar ortaya koyuyor.

Deneyimli yazar, kaleme aldığı yazısında, siyasi müzakere masası ile sahadaki kanlı gerçeklik arasındaki uçuruma dikkat çekerek, devam eden diplomatik çabaların İsrail'in iç politik hesaplarına nasıl kurban edildiğini irdeliyor.

Faris, ABD Başkanı Donald Trump'ın, Hamas ile varılan silahsızlanma anlaşmasının ardından Gazze Şeridi'ne yönelik hava saldırılarının durdurulması yönünde İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu'ya yaptığı sert uyarılara, İsrail'in sadece birkaç saat içinde sahada yanıt verdiğini savunuyor.

Yazar, ABD Özel Temsilcisi Jared Kushner'in Tel Aviv'den ayrılmasının üzerinden henüz 24 saat bile geçmeden, İsrail'in nokta atışı suikastlardan kitlesel saldırılara hızlı bir geçiş yaptığının altını çiziyor.

Makalede bu durumun, Şarm el-Şeyh anlaşmasının uygulanmasına ve sürecin ikinci aşamasına geçileceğine dair oluşan iyimser havayı fiilen yok eden yeni bir tırmanış dalgası başlattığı öne sürülüyor.

Yazar, bu yeni tırmanışın ilk adımının Gazze limanında yerinden edilmiş sivillerle dolu bir dinlenme alanının İsrail insansız hava araçlarıyla bombalanması olduğunu hatırlatıyor.

Faris, Hamas'ın, söz konusu saldırının "ikinci aşamaya hazırlık bağlamında silahsızlanma konusunu ele alan" direniş liderlerinin bir toplantısını hedef aldığını iddia ettiğini aktarıyor.

Tıbbi kaynaklara dayandırılan bilgilere göre, Filistinlilerin kavurucu sıcaktan korunmak için sığındığı bölgenin, deniz suyuyla karışık bir kan gölüne dönüştüğünü; saldırıda biri çocuk yedi Filistinlinin hayatını kaybettiğini ve çoğunluğu uzuv kaybı yaşayan 17 kişinin de yaralandığını belirtiyor.

İsrail ordusunun söz konusu hava saldırısında Kassam Tugayları'na bağlı bir tabur komutanı ile çeşitli gruplardan üç yetkilinin de aralarında bulunduğu bazı liderleri hedef aldığını savunduğunu ifade eden Faris, buna karşılık sivillerin parçalanmış bedenlerinin oluşturduğu tablonun çok daha farklı bir mesaj taşıdığını vurguluyor.

Yazara göre bu durum; Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ve Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir gibi isimlerin belirttiği üzere, Hamas'la müzakere etmek yerine onu tamamen "yok etmeyi" açıkça savunan aşırı sağ kanat tarafından siyasi olarak desteklenen ve doğrudan Netanyahu tarafından yönetilen daha geniş bir politikanın habercisi niteliğini taşıyor.

Makalesinde, "Şarm El Şeyh Anlaşması" hükümlerinin uygulanmasının İsrail'in iç seçim hesaplamalarının baskısı altında ertelendiğine dikkat çeken Faris, limandaki saldırının yalnızca ilk bölüm olduğunu savunuyor. Gazze Şehri'nde polis komutanlarının toplantısını hedef alan ve on güvenlik görevlisinin ölümüyle sonuçlanan ikinci bir ağır saldırıya işaret eden yazar, Polis Müdürlüğü açıklamalarına atıfta bulunarak saldırının detaylarını paylaşıyor.

Belediye polis merkezini hedef alan baskında, selefi Cemal Ebu Kamil'in suikasta uğramasının ardından göreve yeni atanan Gazze polis şefi Tuğgeneral Ayman Cundiya'nın hayatını kaybettiği aktarılıyor. Faris ayrıca saldırıda; Gazze Şehri polis departmanı müdürü Tuğgeneral İbrahim Tamraz, Albay Usame el-Hajin, Albay Alaa Aliyan, Yarbay Osman Ebu Saman, Gazze Şehri kadın polis şefi Fatina el-Sahhar ve Teğmen Samahir el-Ajal'ın da öldürüldüğünü tek tek sıralayarak tablonun ciddiyetini ortaya koyuyor.

İsrail merkezli Yedioth Ahronoth gazetesinin iddialarına da yer veren yazar, katliam boyutundaki bu saldırıların, herhangi bir siyasi tavsiyeyi veya müzakere sürecini hiçe sayarak "mevcut tüm tehdit ve hedefleri" peşine düşmeye dayalı "yeni İsrail politikasının" bir parçası olarak, bizzat Netanyahu'nun emriyle gerçekleştirildiğini vurguluyor.

Bu durumun, i24NEWS'e konuşan bir Barış Konseyi yetkilisinin açıklamalarıyla da örtüştüğü aktarılıyor. Söz konusu yetkilinin, Gazze limanındakine benzer operasyonların hasar boyutunu, planlama derecesini ve "gerekliliğini" incelemek üzere "özel bir mekanizma" üzerinde çalışıldığını ifade ettiği belirtiliyor.

Faris, İsrail'in sadece iki gün içinde gerçekleştirdiği bu şiddetli eylemlerle, diplomat Jared Kushner'in siyasi olarak inşa etmeye çalıştığı zemini sahada tamamen tekzip eden bir dayatmada bulunduğunu savunuyor.

Netanyahu'nun baskınları ve suikastları dizginlemek yerine bu tırmanışı bir fırsat olarak kullandığını belirten yazar, İsrail Başbakanı'nın, müzakere sürecini korumaya yönelik bölgesel ve uluslararası talepleri hiçe saydığına dikkat çekiyor.

Makaleye göre Netanyahu, bağımsız karar alma kapasitesini kanıtlamak ve Gazze Şeridi sakinlerinin yerinden edilmesi ile bölgenin ele geçirilmesi gibi açık savaşın ana sağcı hedeflerine olan bağlılığını sergilemek istiyor.

Ancak yazara göre, İsrail iç siyasetindeki karmaşıklığın ve toplumdaki sağa kayışın son derece farkında olan Kushner ve ekibi bu duruma pek de şaşırmış görünmüyor. Faris, bu noktada yazar ve siyasi analist Ahmed Al-Tanani'nin analizlerine yer veriyor.

Al-Tanani'nin perspektifine dayanarak, Kushner'in asıl önceliğinin Netanyahu'yu sahada dizginlemek olmadığını; aksine Filistinlilerin temel haklarına odaklanmadan anlaşmayı genel hatlarıyla ayakta tutmaya çalıştığını ifade ediyor. Amerikalıların, Barış Konseyi'nin hazırladığı yol haritasının çökmesini engellemek adına Netanyahu'nun siyasi çıkarları ve seçim hesaplarıyla büyük ölçüde uyum içinde çalıştığı öne sürülüyor.

Al-Tanani'ye atıfla Faris, sürecin sonunda kamuoyuna "ikinci aşamaya geçişin çoktan başladığı" izleniminin verildiğini, ancak gerçekte her iki tarafın yerine getirmesi gereken temel yükümlülüklerin İsrail seçimleri sonrasına ötelendiğini belirtiyor.

Yusuf Faris, sahadaki sivil kayıplar ile masadaki diplomatik manevralar arasındaki bu çarpık ilişkiyi, makalesinin sonunda şu vurucu sözlerle özetliyor:

"O zamana kadar Gazze'deki ölü sayısı İsrail'in seçim gerekliliklerine ve kamuoyu yoklama sonuçlarına bağlı kalacak, Amerikalılar ise savaşı ilk günlerine geri getiren ihlallere göz yumacak."

Yakın Doğu Haber
ydh.com.tr
Bu belge 22.08.2026 00:55 tarihinde alınmıştır.
https://ydh.com.tr/d/43770/israil-sarm-el-seyh-anlasmasini-secim-hesabina-kurban-ediyor