PDF olarak indirmek için yazdırma penceresinde hedef olarak “PDF olarak kaydet” seçeneğini işaretleyin.
İran ekonomisi savaş ve yaptırımlar altında ağır darbe alırken, Foreign Policy analizi Tahran’ın ekonomik baskıyı Trump’ın başkanlık süresini aşacak kadar absorbe edebileceğini vurguluyor.

YDH- ABD Başkanı Donald Trump rejimi, İran ekonomisinin giderek ağırlaşan sorunlarının Washington'ın uyguladığı ekonomik baskının sonuç verdiğini gösterdiğine inanıyor.
Ancak Foreign Policy'de yayımlanan Hadi Halilzade imzalı analiz, İran ekonomisinin ciddi baskı altında olmasına rağmen yakın zamanda çökeceği yönündeki beklentilerin gerçeği yansıtmadığını belirtiyor.
Trump, 19 Ağustos'ta İran'a karşı “herhangi bir ülkeye şimdiye kadar uygulanmış en ezici ekonomik operasyonu” başlattığını açıkladı. İran riyali değer kaybederken fiyatlar yükseldi, petrol gelirleri geriledi ve savaşın başlamasından bu yana ülkenin ihracat gelirlerinde ciddi düşüş yaşandı.
Ancak analizde, bu gelişmelerin İran ekonomisinin çöküşün eşiğinde olduğu anlamına “gelmediği” vurgulanıyor.
İran ekonomisi ne zaman çöker?
Halilzade'ye göre ekonomik çöküş, İran ekonomisinin artık ekonomik baskıları ve dış şokları absorbe edip kendisini uyarlayamayacağı noktaya gelmesi anlamına geliyor.
Böyle bir çöküşün gerçekleşmesi için birkaç temel unsurun aynı anda ve kalıcı biçimde bozulması gerekiyor.
Bunların başında ulusal para biriminin işlevini kaybetmesi geliyor. Riyalin günlük işlemlerde ve tasarruf aracı olarak güvenilirliğini yitirmesi ve ekonominin giderek dolarize olması, ekonomik çöküşün önemli göstergelerinden biri olacak.
Bunun yanı sıra devletin memur maaşları, emekli aylıkları, güvenlik güçlerinin ödemeleri ve temel sübvansiyonlar gibi yükümlülüklerini yerine getirememesi gerekiyor.
Ancak analiz, İran'ın şu anda bu aşamaya “yakın olmadığını” belirtiyor. Enflasyon yüksek seyretse de riyal hâlâ ülkenin temel para birimi olarak işlevini sürdürüyor. Maaşlar ve fiyatlar riyal üzerinden belirlenmeye devam ederken, günlük ve aşırı hızlı bir değer kaybı da görülmüyor.
Savaş İran'ın gelirlerini milyarlarca dolar azalttı
Halilzade’nin hesaplamasına göre savaş, İran'ın ihracat gelirlerini “30 ila 35 milyar dolar” azalttı.
İran'ın kamu bütçesi üzerindeki baskı da savaş, yeniden imar, askeri harcamalar ve sosyal destek maliyetlerinin artması nedeniyle “ciddi biçimde” yükseldi.
Bununla birlikte analizde, devletin hâlâ bankacılık sisteminden borçlanma, para basma ve kaynakları yeniden dağıtma yoluyla “temel yükümlülüklerini yerine getirebildiği” belirtiliyor.
İran'ın daha önce uzun süreli yaptırımlar altında geliştirdiği ekonomik uyum mekanizmaları da bu süreçte önem taşıyor.
2011'den bu yana uygulanan ağır yaptırımlara rağmen İran ekonomisi; ticaret rotalarını çeşitlendirerek, yerli üretimi artırarak, yaptırımları aşmaya yönelik gayriresmî ağlar oluşturarak ve sosyal destek programlarını genişleterek ayakta kalmayı başardı.
Gıda krizi ağırlaşıyor; ancak çöküş henüz yakın değil
Ekonomik baskının en ağır sonuçlarından biri ise gıda fiyatlarında görülüyor.
Analize göre haziran ayında gıda enflasyonu, geçen yılın aynı ayına kıyasla yaklaşık yüzde 130 seviyesine ulaştı. Nüfusun yüzde 70'ten fazlasının ekonomik sıkıntı içinde yaşadığı, yüzde 90'ının ise İran Sağlık Bakanlığı'nın önerdiği temel gıda sepetini karşılayamadığı belirtiliyor.
Yaklaşık yüzde 10'luk bir kesimin ise yaşamını sürdürebilmek için gerekli temel kaloriyi dahi karşılayamadığı ifade ediliyor.
Ancak analiz, nüfusun yüzde 30'undan fazlasının gıdaya erişemediği seviyeyi ifade eden “felaket düzeyindeki gıda güvensizliği” durumunun henüz yakın olmadığını vurguluyor.
Bunun nedenlerinden biri, İran hükümetinin geniş kapsamlı gıda yardımlarını sürdürebilecek kaynaklara hâlâ sahip olması.
İran'ın elindeki kaynaklar çöküşü geciktiriyor
İran ekonomisinin ABD baskısına rağmen ayakta kalmasında ülkenin “ekonomik ve coğrafi çeşitliliğinin” önemli rol oynadığı belirtiliyor.
Analize göre, ABD ile imzalanan mutabakat zaptının sağladığı kısa süreli rahatlama döneminde İran yaklaşık 6 milyar dolarlık petrol geliri elde etti. Bu nedenle İran'ın petrol gelirleri hâlâ 2020 seviyesinin üzerinde bulunuyor.
İran'ın yaklaşık 45 milyar dolarlık altın rezervinin de ülkenin üç yıllık temel gıda ve ilaç ihtiyacını karşılamaya yetecek düzeyde olduğu ifade ediliyor.
Ülkenin geniş coğrafyası da gıda, ilaç ve diğer temel ürünlere erişim açısından önemli bir avantaj sağlıyor. Bu ürünlere ulaşmanın maliyeti yükselse de tedarik tamamen kesilmiş değil.
Ekonomik kriz otomatik olarak “rejim değişikliğine” yol açmayacak
Foreign Policy analizinin en önemli vurgularından biri, ekonomik çöküşün gerçekleşmesi halinde bile bunun Washington'ın beklediği siyasi sonucu doğurmasının garanti olmadığı.
İran'da ekonomik sıkıntıların geniş çaplı protestolara dönüşmesi mümkün olsa da devletin “toplumsal öfkeyi” baskı yoluyla kontrol altında tutma kapasitesini koruduğu belirtiliyor.
İstihbarat kurumlarının savaş sırasında ağır darbe almasına rağmen güvenlik güçlerinin geniş çaplı gösterileri bastırabilecek, iletişimi kısıtlayabilecek ve protestoları güvenlik meselesi olarak ele alabilecek kapasitede olduğu ifade ediliyor.
Analize göre, savaşın yarattığı dış tehdit algısı da ekonomik hoşnutsuzluğun bir bölümünü ikinci plana itti. Dış saldırı altında olunduğu düşüncesi, bazı İranlıların ekonomik zorluklara daha fazla tahammül göstermesine yol açtı.
“Ekonomik baskı İran'ı teslim olmaya zorlamayabilir”
Halilzade, İran'ın ekonomik baskıya dayanma kapasitesinin sınırsız olmadığını ancak Washington'ın beklediği hızda bir ekonomik çöküşün gerçekleşmesinin “düşük ihtimal” olduğunu belirtiyor.
Daha önemlisi, böyle bir çöküşün bile İran yönetimini ABD'nin istediği siyasi tavizlere zorlamayabileceği değerlendiriliyor.
Analize göre ekonomik çöküş, ABD açısından beklenenin aksine daha saldırgan ve bölgesel istikrarı daha fazla tehdit eden bir İran'ın ortaya çıkmasına da neden olabilir. Böyle bir durumda Tahran, deniz taşımacılığını ve enerji piyasalarını aksatabilecek kapasitesini korurken ABD'ye daha yüksek askeri, ekonomik ve siyasi maliyetler yükleyebilir.
Washington'a “baskı + teşvik” önerisi
Halilzade’ye göre ABD'nin amacı, İran'ın hesaplarını değiştirerek bir uzlaşmaya varmaksa, yalnızca ekonomik baskıya güvenmesi yeterli değil.
Washington'ın baskıyı, İran'ın “direnmek yerine geri adım atmasını daha avantajlı hale getirecek somut ekonomik teşviklerle” birlikte kullanması gerekiyor.
Analiz, “İran ekonomisinin dış dünyaya yeniden açılmasını, ABD şirketlerinin Ortadoğu'nun en büyük kullanılmamış pazarlarından birine erişimini sağlayacak bir anlaşmanın Tahran açısından gerçek bir ekonomik kazanım oluşturabileceğini” iddia ediyor.
Sonuç olarak analiz, İran ekonomisinin ağır bir baskı altında olduğunu ancak henüz çöküş aşamasına gelmediğini ve ekonomik çöküşün tek başına Washington'ın hedeflediği siyasi teslimiyeti getirmeyeceğini ortaya koyuyor.