PDF olarak indirmek için yazdırma penceresinde hedef olarak “PDF olarak kaydet” seçeneğini işaretleyin.
İsrail güvenlik teşkilatı, seçimler yaklaşırken Batı Şeria’da siyasi hesaplarla gerilimin tırmandırılmasından endişe ediyor.

YDH-İbranice yayınlanan Maariv gazetesinin askeri muhabiri Avi Aşkenazi, Knesset seçimlerinin yaklaşmasıyla birlikte İsrail’de “güvenlik teşkilatının kâbusunun” gerçekleşmek üzere olduğunu belirtti.
Habere göre İsrail güvenlik teşkilatı, seçimler yaklaştıkça siyasi liderliğin kontrolünü giderek daha fazla kaybettiğini değerlendiriyor.
Bazıları Likud Partisi’ndeki ön seçimlerin ardından durumun bir ölçüde sakinleşeceğini düşünse de İsrail ordusu artık gelişmelerin bu yönde ilerlemediğini görüyor.
Dini Siyonizm Partisi milletvekili Tzvi Sukkot dün, yerleşimcilerle birlikte ve İsrail ordusu ile polisinin koruması altında, Nablus’un güneyindeki Madama köyünde bulunan bir anıtı tahrip etti.
Aşkenazi bunun, güvenlik açısından ciddi hasara yol açtığını söyledi.
Olay, “yetki sınırlarının aşılması, hukukun üstünlüğünün zedelenmesi ve yerleşimcilerin eylemlerine güvenlik koruması sağlanması” suçlamalarıyla hem İsrail hem de Filistin tarafında tepki çekti.
Ayrıca, aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, Kalandiya’da Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı’na (UNRWA) ait bir binanın yıkılacağını açıkladı.
İsrail ordusundaki üst düzey subaylar, bu gelişmelerin ardından açıkça, güvenlik teşkilatının en büyük endişesinin bazı siyasi aktörlerin seçimler öncesinde güvenlik durumunu “kasıtlı olarak” kötüleştirmeye ve Batı Şeria’da gerilimi tırmandırmaya çalışması olduğunu dile getirdi.
Bu siyasetçilerin hesabına göre güvenlik geriliminin yeniden yükselmesi, daha önce kaybettikleri seçim sandalyelerini geri kazanmalarını sağlayacak.
Maariv gazetesinin askeri muhabiri, İsrail ordusunun siyasete müdahil olmaması gerektiğini belirtti. Ordunun Gazze, Lübnan ve Suriye’deki açık cephelerde faaliyet yürütmesinin yanı sıra İran ve Yemen’le bir savaş çıkması ihtimaline karşı hazırlıklı olması ve işgal altındaki Batı Şeria’da da görev yapması gerektiğini ifade etti.
Habere göre “Batı Şeria cephesi”, İsrail güvenlik teşkilatının zayıf noktalarından biri olarak görülüyor. Bu cephede geniş çaplı ayaklanmalardan, silahlı hücrelerin yollara yönelik saldırılarına, onlarca hatta yüzlerce silahlı kişinin yerleşimlere ve temas hattı bölgesine yönelik geniş çaplı sızma girişimlerine kadar çok çeşitli tehditler bulunuyor.
İsrail ordusu şu anda, temas hattındaki yerleşimlere ve İsrail güçlerine yönelik yüzlerce bombalı insansız hava aracının kullanılacağı karma saldırıların gerçekleşmesi ihtimalini de hesaba katıyor.
Aşkenazi, “Batı Şeria’da gerilimi tırmandırmaya çalışan çok sayıda aktör var” değerlendirmesinde bulundu.
Yazara göre, bunların başında, Filistin Yönetimi’ndeki ağır ekonomik koşulların yanı sıra Hamas ve İslami Cihad hareketleri üzerinden yürütülen “İran kaynaklı propaganda ve yönlendirme” geliyor.
Aşkenazi’ye göre bu gruplar, sosyal medya ve sahada yürüttükleri faaliyetlerle Filistinli gençleri İsrail ordusuna karşı eylemler gerçekleştirmeye ve Batı Şeria’da ve İsrail içinde İsraillilere yönelik saldırılar düzenlemeye teşvik ediyor.
Bunlara sağcı grupların eylemleri ve çeşitli biçimlerde yaşanan çatışmalar da ekleniyor.
İsrail ordusu, Paraşütçüler Tugayı’nı Gazze’den bu sıcak cepheye zaten sevk etmiş durumda. Ordu, şimdi bölgede askeri konuşlanmayı güçlendirmek için en az bir tugay daha ile bir veya iki tabura ihtiyaç duyduğunun farkında.