PDF olarak indirmek için yazdırma penceresinde hedef olarak “PDF olarak kaydet” seçeneğini işaretleyin.
Iraklı eski milletvekili Muhammed el-Şebeki, Washington’ın silahların sınırlandırılması konusunda Bağdat’a yönelik baskısının, direniş güçlerini etkisizleştirmeyi amaçlayan daha geniş bir stratejinin parçası olduğunu savundu.

YDH ― Iraklı eski milletvekili Muhammed el-Şebeki, bugün (Perşembe) yaptığı açıklamada, Irak'ta silahların sınırlandırılması meselesinde Amerikan müdahalesinin artık netlik kazandığını belirtti.
El-Şebeki'ye göre Washington'ın bu yöndeki baskıları, bölgedeki yayılmacı ve tahakkümcü projelere karşı caydırıcı unsur olan güçleri kısıtlamayı hedefleyen çok daha geniş kapsamlı bir çabanın parçası.
El-Malume haber ajansına konuşan el-Şebeki şu ifadeleri kullandı:
“Amerika Birleşik Devletleri, Trump'ın elçisi Tom Barrack vasıtasıyla Ali Zeydi hükümetine baskı kuruyor. Bu baskının temel amacı, ABD'nin Siyonist yapıyla omuz omuza verip İran İslam Cumhuriyeti'ne karşı yürüttüğü savaş ve saldırganlık politikası doğrultusunda, direniş güçlerinin rolünü kısıtlamak ve onları etkisiz kılmaktır.”
Silahların sınırlandırılması meselesinin baskıyla ya da tüm taraflara tek tip bir takvim dayatılarak çözülemeyeceğine dikkat çeken eski vekil, “Bu konuya yaklaşım ne olursa olsun, mesele mutlaka Irak'ın ulusal çıkarlarını her şeyin üstünde tutan, şeffaf ve dengeli bir vizyonla ele alınmalıdır," vurgusunu yaptı.
El-Şebeki, konunun Irak kamuoyunda yarattığı şüphe ve tedirginliğe de değinerek şunları kaydetti:
“Silahların sınırlandırılması meselesi, halkın zihnindeki tüm soru işaretlerini giderecek net bir çerçeveye oturtulmalıdır. Zira terör örgütleri sınır ötesindeki varlıklarını hâlâ sürdürüyor. 2014 yılında Irak topraklarının maruz kaldığı o geniş çaplı saldırının, yitip giden onca canın ve şehirlerimizi yerle bir eden o karanlık senaryonun tekrarlanma ihtimali göz ardı edilemez.”
“Direniş grupları, ülkeyi tehdit eden en büyük terör gücüyle göğüs göğüse çarpışarak Irak'ın bölgedeki prestijini ve konumunu yeniden kazanmasında büyük pay sahibi oldu,” diyen el-Şebeki, bu sürecin önemine şu sözlerle dikkat çekti:
“Bu aşamada elde ettiğimiz kazanımlar, Irak'ın terörle mücadeledeki askeri ve güvenlik tecrübesinin mihenk taşıdır. Üstelik bu durum, Irak halkının direnişini, azmini ve cesaretini övgüyle karşılayan tüm dünyanın da takdirini toplamıştır.”
Silah kontrolü sürecinin başarıya ulaşabilmesi için iki yılı aşacak gerçekçi bir takvime ihtiyaç duyulduğunu belirten el-Şebeki, bu adımların direniş güçleriyle karşılıklı anlayış ve mutabakat içinde atılması gerektiğinin altını çizdi.
Aksi takdirde aceleci veya tek taraflı uygulamaların olumsuz sonuçlar doğurabileceği ve ülkedeki siyasi ve güvenlik gerilimini daha da tırmandırabileceği uyarısında bulundu.
El-Şebeki sözlerine şöyle devam etti:
“Sahadaki bu gerçekleri görmezden gelen her türlü yaklaşım, projenin asıl niyetine dair soru işaretleri yaratacaktır. Hele ki bu adım, silahları kayıt altına alıp güvenlik ve askeri kararları yalnızca devletin tekeline bırakan kapsamlı ve ulusal bir proje olmak yerine, doğrudan direniş gruplarını hedef alan bir hamleye dönüşürse şüpheler iyice artacaktır.”
Halk Seferberlik Güçleri karargâhlarına yönelik son saldırıları hatırlatarak Amerikan tarafına kesinlikle güvenilemeyeceğini belirten el-Şebeki, “Halk Seferberlik Güçleri, Irak güvenlik aygıtının ayrılmaz bir parçası olan resmi bir güçtür ve doğrudan Silahlı Kuvvetler Başkomutanı'nın emri altında görev yapmaktadır,” diye ekledi.
Son olarak, Irak'ta silahların geleceğine dair yapılacak her türlü tartışmanın; öncelikle ülkenin güvenliğini, egemenliğini ve terör örgütlerinin geri dönüşünü engellemeyi temel alması gerektiğini belirten el-Şebeki sözlerini şöyle tamamladı:
“Bu mesele, dış baskılardan ve zoraki dayatılan takvimlerden tamamen bağımsız yürütülmelidir. Irak'ın istikrarını koruyacak ve son yıllarda yaşadığımız o acı güvenlik tecrübelerinin tekrarlanmasını önleyecek ulusal bir anlayış, bu sürecin yegâne çerçevesi olmalıdır.”