NYT: İran ayakta, ABD hedefine ulaşamadı Yazıya git

PDF olarak indirmek için yazdırma penceresinde hedef olarak “PDF olarak kaydet” seçeneğini işaretleyin.

Yakın Doğu Haber
İRAN
29 Ağustos 2026 · 09:41

NYT: İran ayakta, ABD hedefine ulaşamadı

Altı aylık savaşın İran yönetimini devirememesi ve ABD’nin hedeflerine ulaşamaması, Trump rejiminin askeri saldırıların ardından ekonomik savaşa yönelmesiyle birlikte çatışmanın yeniden tırmanabileceği endişelerini artırıyor.

YDH- The New York Times’ta (NYT) Steven Erlanger imzasıyla yayımlanan analizde, ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşın altıncı ayında Washington’ın hedeflerine ulaşamadığı, Trump rejiminin askeri saldırıların ardından ekonomik savaşa yönelmesinin de benzer şekilde sonuçlanabileceği belirtildi.

Analizde, savaşın başlangıcında hızlı bir sonuç alınmasının beklendiği ancak altı ay sonra çatışmanın devam ettiği vurgulandı.

Trump rejimi askeri saldırının yerine ekonomik baskıyı koydu, fakat “Washington’ın hedeflerinin belirsizliği, ABD’nin müttefikleri nezdindeki güvenilirliğinin gerilemesi ve İran’ın savaştan daha güçlü çıkması” nedeniyle süreç ABD açısından “stratejik yenilgiye” dönüştü.

Trump, savaşın ilk günü olan 28 Şubat’ta İran halkına “özgürlük saatinin geldiğini” söylemişti. Altı ay sonra ise ABD, İran yönetiminin halk tarafından devrilmesini umarak ülkenin ekonomik durumunu daha da kötüleştirmeye çalıştı.

“İran savaştan daha güçlü çıktı”

ABD ve İsrail’in askeri gücüne rağmen İran’ı kendi iradesine boyun eğmeye zorlayamaması “açık bir Amerikan başarısızlığı” oldu.

İslam Cumhuriyeti yalnızca ayakta kalmadı, aynı zamanda Hürmüz Boğazı üzerinde fiili kontrol sağladı ve bölgedeki etkisini artırdı.

Chatham House Orta Doğu ve Kuzey Afrika Programı Direktörü Sanem Vekil, “Savaş ABD’nin hedeflerini gerçekleştiremedi” dedi.

Brookings Enstitüsü’nden İran uzmanı Suzanne Maloney ise savaşı “başarısızlık” olarak nitelendirerek, ABD’nin İran’a büyük zarar verdiğini ancak İran’ın savaştan öncesine kıyasla “daha güçlü” çıktığını söyledi.

Maloney, “İran’ın komşularının da İslam Cumhuriyeti’nin ortadan kalkmayacağını kabul ederek Tahran’la bir arada yaşamanın yollarını aramaya başladığını” belirtti.

ABD’nin bölgedeki müttefikleri nezdindeki güvenilirliği de savaş nedeniyle zarar gördü ve Trump’ın pahalı, uzun süreli Ortadoğu savaşlarından kaçınacağı yönündeki “siyasi imajı” zedelendi.

Maloney, savaşın Trump başkanlığının önüne geçtiğini söyledi.

İran yönetimi saldırılara rağmen ayakta kaldı

“Destansı Öfke Operasyonu” adı verilen savaş ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırısıyla başladı ve saldırılarda İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamenei ile çok sayıda üst düzey yetkili hayatını kaybetti.

Haftalar süren yoğun bombardımanda İran hava kuvvetleri ve donanmasının önemli bölümünün tahrip edildiği, füze programının ise ağır hasar gördüğü iddia edildi.

Ancak saldırılar İran halkında “beklenen ayaklanmayı” yaratmadı ve ülke yönetiminde de parçalanma yaşanmadı.

İran ordusu füze fırlatma sistemlerinin önemli bölümünü yeniden oluşturdu, ardından bölgedeki ABD üsleri ile Washington’ın müttefiklerine misillemeler düzenledi.

Amerikan üsleri İran’ın misillemelerine karşı yeterince korunamadı, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatması küresel ekonomik sonuçlar doğurdu.

Washington askeri savaştan ekonomik savaşa geçti

Trump rejimi, “Destansı Öfke Operasyonu”nun ardından İran’a karşı yeni bir ekonomik baskı kampanyası başlattı.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent’in pazartesi günü “ekonomik dışlama” adını verdiği yeni operasyonun amacının İran’ı daha fazla izole etmek ve ağır hasar gören ekonomisini çökertmek olduğu belirtildi.

Bessent, kampanyanın İran’ın bütün seçeneklerini ortadan kaldırmayı amaçlayan sürekli bir süreç olduğunu ve İran yönetimi tamamen yalnız kalana kadar devam edeceğini söyledi.

Ancak Bessent’in açıklamalarında ekonomik savaşın ne kadar süreceğine, hangi araçların kullanılacağına ve nihai hedefin ne olduğuna ilişkin net bir çerçeve ortaya konulmadı.

Washington’ın hedefinin İran yönetiminin çökmesi mi, Hürmüz Boğazı’nın açılması mı, yoksa daha çaresiz hale gelecek İran’ın yeniden müzakere masasına dönerek boğaz ve nükleer program konusunda sürdürülebilir bir anlaşma yapması mı olduğu sorusunun yanıtı belirsiz kaldı.

Londra merkezli Borsa & Pazar Vakfı’ndan İsfendiyar Batmangaliç, ABD’nin hedeflerini açık biçimde ortaya koymadığını belirterek, davranış değişikliğinin tanımlanmaması halinde yaptırımların bir zorlama aracı olarak başarısız olacağını söyledi.

İran’ın zaten binlerce yaptırımın hedefi olduğu hatırlatılarak, birkaç yeni yaptırım nedeniyle Tahran’ın teslim olmasının “düşük ihtimal” olduğu belirtildi.

Buna karşılık İran’ın zaman içinde Fars Körfezi’ndeki gemilere ve ABD müttefiklerine yönelik misillemelerini artırarak karşılık vermesinin yeni bir Amerikan bombardımanı dalgasına yol açabileceği değerlendirildi.

“ABD İran’a zarar verebilir, ama teslim olmaya zorlayamaz”

Washington merkezli “Uluslararası Politika Merkezi”nden Sina Toossi, ABD’nin altı aylık savaşta başaramadığını yoğun ekonomik baskıyla gerçekleştirebileceğine inandığını söyledi.

Toossi, ABD’nin İran’a zarar verme kapasitesinin açık olduğunu ancak bu zarardan İran’ın teslim olması veya yönetimin çökmesine uzanan yolun “bulunmadığını” belirtti.

Washington İran üzerindeki ekonomik baskıyı artırırken uluslararası toplumdan da bu politikalara uymasını istiyor. Ancak Trump rejiminin birçok ülkeyle ilişkilerinin giderek daha zorlayıcı ve işlemsel bir karakter kazanması nedeniyle bazı ülkeler Washington’ın taleplerini göz ardı etmeyi tercih ediyor.

“Uluslararası Kriz Grubu”nun İran Projesi Direktörü Ali Vaiz de ABD’nin hedefleri konusundaki belirsizliğin Tahran’da da karşılık bulduğunu söyledi.

Vaiz’e göre İran yönetimi, Washington’ın amacının “çöküş, teslimiyet veya uzlaşma” olup olmadığını sorguluyor.

Ekonomik baskı yeni bir savaşa yol açabilir

Vaiz, İran yönetiminin ekonomik boğma politikasını savaşın başka bir biçimi olarak gördüğünü belirterek Washington’ın yeni stratejisinin “iki önemli risk” taşıdığına dikkat çekti.

Buna göre ekonomik baskı başarısız olursa Washington’ın geriye kalan tek seçeneği yeniden askeri tırmanışa yönelmek olabilir.

Baskının başarılı olması halinde ise İran, ABD’nin deniz ablukasını kırmak amacıyla saldırılarını artırabilir.

Vaiz, her iki durumda da Trump rejiminin istediği sonucun ortaya çıkmayacağını söyledi.

ABD rejiminin yaptırımları askeri çatışmaya alternatif olarak kullanmak istediğini belirten Vaiz, bunun aksine yeni ekonomik savaşın daha büyük bir askeri çatışmanın ön hazırlığı olabileceğini ifade etti.

Tahran Washington’a güvenmiyor

İranlı yetkililer ekonomik krizin yaratacağı sonuçlar konusunda uyarılarda bulunurken, Washington’la müzakere konusunda aynı zamanda tutarlı bir çizgi izliyor.

Tahran en azından Haziran ayında Trump tarafından imzalanan ancak daha sonra Trump’ın “artık geçersiz” olduğunu söylediği mutabakata dönülmesini istiyor.

İran Hürmüz Boğazı’nın yönetimi konusunda Umman’la görüşmeleri sürdürüyor ancak Tahran’ın önerdiği düzenlemelerin Washington tarafından kabul edilmesi beklenmiyor.

İran ne kadar taviz verirse versin Trump rejiminin ekonomik faydalar ve yaptırım muafiyeti konusunda verdiği sözleri yerine getireceğine ilişkin yaygın bir güvensizlik bulunuyor.

Ekonominin ağır durumuna rağmen İran yönetiminin Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolü koruma konusunda birlik içinde olduğu görülüyor.

Hürmüz’de kırılgan ateşkes

Analize göre mevcut durumda savaş “nispeten” durağan bir aşamaya girmiş durumda.

Yeni ekonomik baskı stratejisinin Washington açısından çatışmanın sıcaklığını düşürme avantajı taşıdığı ifade edildi.

Ekonomik baskının kademeli ilerlemesi ve sonuçlarının izlenmesinin zor olması, Trump rejimine “savaşın kontrol altında olduğu görüntüsünü” verme imkanı sağlıyor.

Bunun Trump ve Cumhuriyetçiler açısından kasım ayındaki ara seçimler öncesinde siyasi açıdan da “avantaj” sağlayabileceği belirtildi.

Washington’ın “zaferin yakın olduğu” mesajını vermeye devam edebileceği ifade edildi. Ancak mevcut çıkmazın ciddi riskler taşıdığı da vurgulandı.

Avrupa Dış İlişkiler Konseyi’nden İran uzmanı Ellie Geranmayeh, Beyaz Saray’da İslam Cumhuriyeti ile artık anlaşmaya varılamayacağı yönündeki görüşün giderek güçlendiğini söyledi.

Geranmayeh, hem Tahran’ın hem de Washington’ın karşı tarafla anlaşmanın mümkün olmadığı sonucuna varmasının “tehlikeli bir aşamaya” işaret ettiğini belirtti.

“Trump savaşı bitirmek yerine hâlâ savaşıyormuş gibi davranıyor”

Eski ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisi ve Avrupa Dış İlişkiler Konseyi uzmanı Jeremy Shapiro ise Trump’ın “ülke içinde son derece tartışmalı hale gelen savaşı” sona erdirmek için mevcut çıkış yollarından hiçbirini kullanmamasını sorguladı.

Shapiro’ya göre Trump rejimi, savaşı sona erdirip “zafer” ilan etmek yerine, ekonomik yaptırımları daha da artırarak savaşın hâlâ sürdüğü mesajını veriyor.

Erlanger’in analizine göre, altı ay önce hızlı bir sonuç alınacağı beklentisiyle başlatılan savaş, İran yönetimini devirmeyi veya Washington’ın taleplerine boyun eğdirmeyi başaramadı. ABD’nin askeri güçten ekonomik baskıya geçmesi ise savaşın sona ermesini sağlamak yerine yeni bir çatışma döngüsü riskini beraberinde getiriyor.

Yakın Doğu Haber
ydh.com.tr
Bu belge 29.08.2026 12:17 tarihinde alınmıştır.
https://ydh.com.tr/d/43963/nyt-iran-ayakta-abd-hedefine-ulasamadi