PDF olarak indirmek için yazdırma penceresinde hedef olarak “PDF olarak kaydet” seçeneğini işaretleyin.
İsrailli araştırmacı Eyal Ofer, Hürmüz Boğazı'nda sıkışan İran'ın yeni bir bölgesel kriz başlatmak amacıyla Hizbullah'ı devreye sokabileceğini belirtti.

YDH - İsrail merkezli Maariv gazetesinde, Hamas ekonomisi ve Gazze Şeridi uzmanı araştırmacı Eyal Ofer'in kaleme aldığı bir analiz yayımlandı.
Makale, gazetede "Hizbullah yalnızca bir başlangıç olacak: Ortadoğu'yu ateşe verebilecek İran planı" başlığıyla yer aldı.
Ofer analizinde, Hürmüz Boğazı'ndaki yeni tablonun İran'ı ABD ve Körfez ülkeleri üzerinde baskı kurmak adına yeni yollar aramaya itebileceğini belirtti.
Bu senaryoda Hizbullah'ın Tahran için yeniden ana araç haline gelebileceğini kaydeden Ofer, İran açısından en kritik kırılmanın deniz sahasında yaşandığını vurguladı.
Tahran'ın Hürmüz Boğazı üzerinden ürün ithal ve ihraç etmekte zorlandığını belirten Ofer, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölgesel rakiplerin petrol boru hatları sayesinde alternatif ihracat yollarına sahip olduğunu yazdı.
Makalede ayrıca ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper'ın boğazın serbest seyrüsefere açılmasına ilişkin açıklamasına dikkat çekildi.
Ofer, deniz ticaretindeki gelişmelerin dengeleri temelden sarstığını savundu. Makalede, "Kum saati tersine döndü. Geçmişte İran, Hürmüz'ü bir tehdit ve baskı unsuru olarak kullanabiliyordu. Ancak artık zaman aleyhine işliyor ve ablukanın sürmesi üzerindeki ekonomik ve stratejik baskıyı artırabilir" ifadelerine yer verildi.
İran'ın baskı dönemlerinde maliyeti diğer aktörler için artırmak amacıyla farklı cephelerde bilinçli gerilim tırmandırma yoluna gittiğini belirten Ofer, bu tablonun müzakerelerde koz olarak kullanıldığını kaydetti.
Makalede, "İran'ın krizlerden çıkış yöntemi, bölgede yeni bir gerilim üretmek olmuştur ve bu şekilde devam edecektir" tespiti paylaşıldı.
Tahran'ın gerilimi tırmandırabileceği ana sahanın Lübnan olduğunu belirten Ofer, İran'ın Hizbullah ve Hamas'a yaklaşımındaki farkın altını çizdi.
Hamas'ın "gözden çıkarılabilir bir kart olarak görüldüğünü "ileri süren Ofer, makalesinde Hizbullah'ın Tahran açısından bölgedeki güç mimarisinin vazgeçilmez bir unsuru olduğunu vurguladı.
Siyonist rejim ile Lübnan arasındaki mutabakatların İran'ın elini zayıflattığını öne süren Ofer, Tahran'ın bu düzeni Güney Lübnan'daki Hizbullah faaliyetleriyle sarsmak isteyebileceğini belirtti.
Bu çerçevede temel amacın İsrail içlerine kapsamlı füze atışları yapmak yerine, İsrail ordusunu karşılık vermeye zorlayacak hedefe yönelik eylemler olabileceği değerlendirildi.
Ofer, Hizbullah'ın İsrail askerlerini hedef alması halinde Tahran'ın, uluslararası kamuoyuna gerilimi başlatan tarafın İsrail olduğu algısını yaymaya çalışacağını aktardı.
Benzer girişimlerin hafta sonları veya bayram günleri gibi hassas zaman dilimlerine denk getirilebileceği ifade edildi.
Planlanan sürecin nihai hedefinin yalnızca Lübnan ile sınırlı kalmayacağını savunan Ofer, İran'ın ABD başkanlık seçimleri öncesinde Körfez ülkelerinin çıkarlarını da vuracak geniş çaplı bir bölgesel gerilim arayışında olabileceğini iddia etti.
Makalede; Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn'deki enerji tesisleri ile su arıtma tesisleri gibi kritik altyapıların hedef haline gelebileceği, hatta Kuveyt'e yönelik olası bir kara harekatı senaryosunun dahi gündeme gelebileceği ileri sürüldü.
Ofer, tüm bu adımların temel mantığını, bölge ülkelerini Washington'a krizi durdurması için baskı yapmaya zorlamak ve yeni bir müzakere dengesi kurmak olarak tanımladı.