PDF olarak indirmek için yazdırma penceresinde hedef olarak “PDF olarak kaydet” seçeneğini işaretleyin.
❝Bu genişleyen stratejinin kilit noktasında ise liman kenti Bosaso'da inşa edilecek yeni ABD askerî üssü yer alıyor; ki bu projenin duyurusu henüz geçen ay yapılmıştı.❞

YDH ― Somali’nin başkenti Mogadişu’da yaşayan gazeteci Muhammed Gabobe, Drop Site’ta yayımlanan yazısında, ABD’nin IŞİD’le mücadele iddiasıyla Somali’deki askerî ve istihbarat varlığını daha kalıcı bir biçimde genişlettiğini; Bosaso’da kurulması planlanan yeni üssün ise hava operasyonları, CIA faaliyetleri ve ABD tarafından desteklenen yerel güçlerle birlikte Washington’ın Puntland ve daha geniş Aden Körfezi-Kızıldeniz hattındaki nüfuzunu derinleştiren yeni bir askerî yapılanmanın merkezlerinden biri hâline geleceğini öne sürüyor.
✱✱✱
Drop Site’a konuşan Puntland güvenlik yetkilileri, 3 Eylül'de gün batımından hemen sonra ABD'ye ait insansız keşif uçaklarının, Somali'nin Puntland bölgesindeki el-Miskad dağlarında iki farklı noktada keşif uçuşlarına başladığını aktardı. Yerel yetkililer, Togga Miraale ve Togga Baalade adlı bu iki yerleşimi IŞİD militanlarının kalesi olarak görüyor.
Yetkililerin ifadelerine göre insansız hava araçları, görev sırasında Togga Baalade bölgesinde eşek arabasıyla ilerleyen şüpheli IŞİD militanlarını tespit ederek akşam 20.30 sularında bölge yakınlarına hava saldırıları düzenledi. Daha kuzeybatıdaki Sanaag bölgesinde yürütülen ek keşif uçuşlarının da eşlik ettiği bu operasyonlar, dikkat çekici bir gelişmeye işaret ediyordu: Yerel hükûmet güçlerini IŞİD ve eş-Şebab'a karşı desteklemek amacıyla yapılan bu vuruşlar, ABD'nin Somali'deki askerî eylemlerinde bir süredir gözlemlenen nispi durgunluğu resmen sona erdirdi.
AFRICOM konuyla ilgili yorum taleplerini yanıtsız bırakırken, Puntland güvenlik yetkilileri Drop Site'a verdikleri demeçte ABD'nin Somali'deki hava harekâtlarının yakın gelecekte giderek yoğunlaşmasını beklediklerini dile getirdi. Bu genişleyen stratejinin kilit noktasında ise liman kenti Bosaso'da inşa edilecek yeni ABD askerî üssü yer alıyor; ki bu projenin duyurusu henüz geçen ay yapılmıştı. Yetkililer her ne kadar ABD hava desteğinin Somali'deki IŞİD'le mücadelede hayati önem taşıdığını savunsalar da ABD operasyonları, bugüne dek binlerce sivilin ölmesinden ve evlerinden edilmesinden sorumlu tutuluyor.
Kuzey Somali sahil şeridinde, Aden Körfezi kıyılarında uzanan Bosaso, yaklaşık 1 milyonluk bir nüfusa ev sahipliği yapıyor. Kent aynı zamanda, Doğu Afrikalı göçmenlerin Yemen'e ve Arap coğrafyasına ulaşmak için Aden Körfezi'ni aşmaya çalıştığı, insan kaçakçılığının ve mülteci akınlarının ana rotalarından biri olarak biliniyor.
Bugünlerde bu bölge, dünyanın en stratejik su yollarından birinde planlanan ABD askerî yapılanmasının tam odak noktası hâline geliyor. Küresel deniz trafiğinin tahminen yüzde 25'i Aden Körfezi'nden geçerken, hemen yanı başındaki kara parçası olan el-Miskad dağları ise ABD destekli Puntland bölgesel güçleri ile IŞİD militanları arasında yaklaşık iki yıldır süren şiddetli çatışmalara sahne oluyor.
ABD, kuzey Somali'nin kurak ve engebeli dağlık arazisini IŞİD'in küresel operasyonlarını yönettiği ana karargâh olarak değerlendiriyor. Puntland'daki Somalili güvenlik yetkililerinin aktardığına göre, Amerika Birleşik Devletleri bir yandan IŞİD'le mücadelesinde Somali hükûmetine destek vermek amacıyla insansız hava aracı saldırılarını ve baskınlarını artırırken, diğer yandan da Bosaso liman kentindeki varlığını genişleterek fiilen yeni bir askerî üs inşa ediyor. Bu üssün, deniz güvenliğini sağlamanın ötesine geçerek bölgedeki "terör örgütlerini" hedef alan sıcak çatışma ve gözetleme operasyonlarında kullanılacağı belirtiliyor. Ayrıca yetkililer, CIA'in de bölgedeki faaliyetlerini genişleteceğini ifade ediyor.
2 Ağustos'ta, Afrika kıtasındaki askerî operasyonları yürüten AFRICOM öncülüğündeki bir ABD heyeti, liman kenti Bosaso'ya giderek yarı özerk Puntland bölgesinin başkanı Said Abdullahi Deni ile bir araya geldi. Puntland her ne kadar belirli konularda kendi özerk yönetimine sahip olsa da kâğıt üzerinde Mogadişu'daki merkezî hükûmete bağlı bir Somali bölgesi statüsünde. Bu kritik görüşmeden sadece saatler sonra Puntland Başkanlık Ofisi, X platformu üzerinden yeni bir anlaşmayı duyuran resmî bir açıklama yayımladı.
Yayımlanan resmî bildiride şu ifadelere yer verildi:
"Amerika Birleşik Devletleri, terörle mücadele operasyonlarını ileriye taşımak ve deniz güvenliğinin korunmasına destek olmak amacıyla Bosaso'daki askerî üssünü genişletecektir."
Görüşme notlarına göre, Özel Harekât Komutanı Tümgeneral Claude Tudor başkanlığındaki ABD heyeti, Said Abdullahi Deni ile ayrıca "terörle mücadele ile Kızıldeniz ve Aden Körfezi'ndeki güvenliğin artırılması" konularını da masaya yatırdı.
Ne var ki 2 Ağustos'taki anlaşmanın ardından Drop Site'a konuşan Puntlandlı beş farklı güvenlik yetkilisi, yapılan bu resmî duyurunun anlaşmanın asıl önemini gölgelediğini ve gerçeği tam yansıtmadığını dile getiriyor. Yetkililere göre ABD'nin daha önce Bosaso'da herhangi bir askerî üssü bulunmuyordu; dolayısıyla bu "genişleme" adımı, aslında bölgede sıfırdan ve fiilî bir askerî varlık yaratılması anlamına geliyor. Aynı yetkililer, ABD'nin bölgedeki mevcut varlığını ise hem AFRICOM hem de Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) tarafından bir istihbarat merkezi olarak kullanılan mütevazı bir "ofis" şeklinde tanımlıyor.
Hâlihazırda Bosaso'daki bu ofiste görevli AFRICOM personeli, hava saldırısına veya hava desteğine ihtiyaç duyulduğunda Puntland kara kuvvetleri ile komşu Cibuti'deki ana AFRICOM karargâhı arasında yalnızca koordinasyonu sağlıyor. Ancak Puntland güvenlik yetkililerinin Drop Site'a aktardıklarına bakılırsa, Bosaso havalimanı arazisine inşa edilen bu yeni ABD üssü tamamlandığında, Amerika hava saldırılarını artık doğrudan Bosaso'dan yürütecek.
İlginçtir ki 2 Ağustos'taki anlaşma duyurulduğunda, toplantıya katılan ve ABD'li mevkidaşlarıyla boy boy fotoğrafları çekilen Somalili yetkililerin çoğu aslında anlaşmanın detaylarına vâkıf bile değildi.
Puntland güvenlik kaynaklarının sızdırdığı bilgilere göre Başkan Said Deni, bu duyurudan bir hafta önce, yani 27 Temmuz'da Etiyopya'da AFRICOM yetkilileriyle kapalı kapılar ardında yaptığı bir görüşmede anlaşmanın büyük bölümünü çoktan karara bağlamıştı. Hatta bir güvenlik yetkilisi, Addis Ababa'daki o gizli toplantıyı "ABD üssü anlaşmasının asıl kotarıldığı yer" olarak nitelendiriyor.
İkinci bir Puntlandlı yetkili de bu durumu şu sözlerle doğruluyor:
"Amerikalılar odaya girdiler ve Başkan Deni anlaşmayı o an imzaladı. Aslında Addis Ababa'da her şey üzerinde çoktan mutabakata varılmıştı."
Sürecin işleyişini özetleyen bir diğer yetkili ise, "AFRICOM belgeyi önüne koyduktan sonra onun tek yaptığı, ilgili satırı imzalamaktan ibaretti," diye ekliyor.
ABD, Donald Trump döneminde Somali'de, diğer tüm başkanların görev sürelerinin toplamından çok daha fazla hava saldırısı düzenledi. İkinci başkanlık dönemi için göreve başlamasından sadece on gün sonra Trump, ABD'nin Somali'de üst düzey bir IŞİD yöneticisini hedef alan saldırılar düzenlediğini duyurdu. ABD'nin denizaşırı askerî operasyonlarını mercek altına alan düşünce kuruluşu New America'nın verilerine göre, o tarihten bu yana Amerika bu ülkede toplam 205 hava saldırısı gerçekleştirdi ve bu saldırıların yüzde 53'ü doğrudan IŞİD'i hedef aldı.
2015 yılında, IŞİD'in Irak ve Suriye'deki egemenliğinin zirveye ulaştığı dönemde, Britanyalı-Somalili din adamı Abdülkadir Mümin ve ona sadık çok sayıda savaşçı eş-Şebab saflarından koptu. Bu grup, İslam Devleti'ne bağlılığını ilan ederek örgütün Somali'deki yeni kolunu kurdu. Ertesi yıl IŞİD militanları, el-Miskad dağlarına çekilmeden hemen önce Aden Körfezi'ndeki Kandala sahil kasabasını tam 38 gün boyunca işgal altında tuttu.
Takip eden yıllarda örgüt çapını giderek genişletti; yerel yetkililere suikastlar düzenlemeye ve Bosaso'daki işletmelerden haraç toplamaya başladı. Örgütün Somali hükûmetiyle çatışmalarının aralıksız sürdüğü bu dönemde IŞİD safları, giderek artan yabancı savaşçı katılımıyla daha da büyüdü. Öyle ki, başta komşu Etiyopya'dan gelenler olmak üzere bu yabancı unsurlar, bugün örgütün Somali kolundaki savaşçıların büyük bir çoğunluğunu oluşturuyor.
Drop Site'a konuşan Puntland güvenlik yetkilileri, şu sıralar Bosaso'da konuşlu durumdaki CIA personelinin bölgedeki rolünü "oldukça önemli" buluyor. Yetkililerin aktardığına göre bu personel, IŞİD'e yönelik operasyonlara destek vermenin ötesinde, şu an yakalanan IŞİD savaşçılarını –özellikle de yüksek değerli hedefleri ve yabancı militanları– sorgulamakla görevli.
Puntland güvenlik yetkililerine göre, yakalanan IŞİD-Somali üyeleri arasındaki en üst düzey isim olan ve daha çok Abdiweli Walalac adıyla tanınan Abdiweli Mohamed Yusuf da Bosaso'daki bu "ofis"te görevli CIA personeline teslim edildi.
IŞİD'in Somali kolunda finans ofisinin sorumluluğunu üstlenen Abdiweli, bu kritik görevi nedeniyle 2019 yılında ABD Hazine Bakanlığı tarafından yaptırım listesine alınmış; aynı zamanda eşgüdümlü bir kararla "Özel Olarak Belirlenmiş Küresel Terörist" (SDGT) ilan edilmişti.
Geçtiğimiz yıl 25 Temmuz'da düzenlenen ortak bir ABD-Somali operasyonuyla Abdiweli ele geçirildi. Drop Site'a konuşan beş farklı Puntland güvenlik yetkilisinin de hemfikir olduğu bir konu var: Onu yakalamaya yönelik bu operasyon, başlangıçta basına yansıdığı gibi sadece ABD destekli değildi; aksine, operasyona fiilen ABD öncülük etmişti. Bu durum, Amerika'nın Trump yönetimi altında terörle mücadele operasyonlarında giderek derinleşen rolünü açıkça gözler önüne seriyor.
Drop Site'a konuşan yetkililer, Somali'nin Bari bölgesinin dağlık kesimlerindeki Xumbeys yakınlarında düzenlenen o helikopter baskınının detaylarını da paylaştı. Bu baskında ABD kuvvetleri; Somalili bir tercüman ve Puntland İstihbarat ve Güvenlik Teşkilatı (PISA) komutanlarının da katılımıyla, kırsal bir alanda saklandığı yeri tespit ettikleri Abdiweli Walalac'ı kıskıvrak yakaladı. Bir Puntland güvenlik yetkilisi o anları Drop Site'a şu sözlerle anlattı:
"Amerikalılar ve PISA unsurları yere iner inmez, ABD'nin havada koruma sağlayan hava unsurları çoktan hazırdı."
Aynı yetkili sözlerine şöyle devam etti:
"Zanlı, yerel Bedevi oldukları anlaşılan iki kişiyle birlikte saklanırken yakalandı. Bu kişilerin DEAŞ (IŞİD) üyesi olmadığı; Abdiweli Walalac'ın sırf tespit edilip tutuklanmaktan kurtulmak için bu yerel Bedevi topluluğunun arasına karıştığı doğrulanınca her ikisi de serbest bırakıldı."
İki Puntlandlı yetkilinin aktardığına göre, yakalanan zanlı hemen ardından Bosaso'da CIA tarafından yönetilen ofise götürülerek burada sorguya çekildi. Ertesi gün ise Abdiweli, "yargı dışı nakil" adı verilen gizli bir işlemle komşu Cibuti'ye sevk edildi. Cibuti; 11 Eylül saldırılarından bu yana Afrika genelindeki CIA nakil operasyonlarının merkez üssü işlevi gören ABD'ye ait Camp Lenoir de dâhil olmak üzere, pek çok büyük yabancı askerî üsse ev sahipliği yapıyor.
İngiltere merkezli insan hakları örgütü Reprieve ve New York Üniversitesi Küresel Adalet Kliniği'nin 2014 yılında yayımladığı ortak bir rapor; Afrika Boynuzu'nda yer alan bu küçük ülkenin, CIA'in tüm kıtaya yayılan o devasa yargı dışı nakil ağı için nasıl ana bir merkeze dönüştüğünü ürpertici gerçeklerle ortaya koymuştu.
Bir Puntland güvenlik yetkilisi, CIA personelinin bölgedeki IŞİD'le ilgili güvenlik kararları üzerindeki derin nüfuzuna dikkat çekerek Drop Site'a şu çarpıcı ifadeleri kullandı:
"Burada adeta bir 'büyük birader' gibiler. Ne derlerse veya ne yaparlarsa yapsınlar, sorgusuz sualsiz kabul görüyor."
Drop Site'a konuşan Puntland güvenlik yetkilileri, Bosaso'daki ABD üssü anlaşmasının yalnızca bölgedeki Amerikan askerî operasyonlarını desteklemekle sınırlı kalmadığını; aynı zamanda ABD'nin, bölgedeki terör örgütleriyle mücadele edecek yeni bir yerel "vurucu güç" oluşturmasını da kapsadığını ifade etti. Drop Site'a mülakat veren yetkililerin aktardığına göre süreç henüz çok taze; bu yüzden söz konusu terörle mücadele gücünde yer alacak Somalili askerlerin kesin sayısı şimdilik netleşmiş değil. Konuya vâkıf bir Puntland güvenlik yetkilisi, durumu şu sözlerle özetledi:
"Bu adım doğrulandı ancak sayılara henüz karar verilmedi. Öncesinde masaya yatırılması gereken pek çok teknik detay var; fakat bu askerlerin maaşlarını, donanımlarını ve eğitimlerini bizzat Amerikalılar denetleyecek."
Esasen bu adım, Amerika Birleşik Devletleri'nin Somali'de bir terörle mücadele birimi kurmaya yönelik ilk girişimi olmayacak. ABD, 11 Eylül saldırılarının ardından Puntland Güvenlik Gücü'nü (PSF) kurmuştu. Her ne kadar Washington yönetimi 2020 yılında PSF'ye verdiği desteği kesmiş olsa da bu seçkin terörle mücadele birimi o tarihten bu yana operasyonlarına aralıksız devam ediyor. Öte yandan bu güç; ABD silahlarını kullanarak nüfusun yoğun olduğu sivil mahallelerde, aralarında çocukların da bulunduğu çok sayıda masumun can verdiği kanlı saldırılar düzenlemekle de suçlanıyor.
Benzer şekilde Başkan Barack Obama da ilk döneminde "Danab" adlı birliğin kuruluşuna öncülük etmişti. Danab; güney-orta Somali'de Eş-Şebab ile mücadele etmekle görevlendirilen, ABD tarafından desteklenen, finanse edilen ve eğitilen seçkin bir yerel terörle mücadele gücüydü. Drop Site'a konuşan eski PSF yetkilileri, adı Somalicede "yıldırım" anlamına gelen Danab'a yeni katılan askerlerin, başlangıçta Galkayo ve Bosaso şehirlerindeki PSF kamplarında eğitim gördüğünü belirtti.
Puntland güvenlik yetkililerine göre, Bosaso'daki yeni ABD üssü muharebe ve gözetleme amacıyla kullanılacak hava araçlarına da ev sahipliği yapacak. Bir yetkili bu değişimi şöyle anlattı:
"Şu anda Bosaso havalimanındaki ofiste bir AFRICOM ekibi bulunuyor. Hava desteğine ihtiyaç duyduğumuzda onlarla koordinasyon sağlıyoruz, onlar da Cibuti ile temasa geçiyor. Ancak bu işleyiş yakında değişecek."
ABD'ye ait insansız hava araçlarının, Somali'nin kuzeyindeki el-Miskad ve Golis dağlarında silahlı İslamcı aktörleri hedef alan keşif görevleri sadece devam etmekle kalmıyor; Trump yönetiminin Afrika Boynuzu'ndaki gölge savaşının bir parçası olarak giderek de tırmanıyor. Bir Puntland güvenlik yetkilisi, "Savaşın geçen yıl başlamasından bu yana öldürülen IŞİD savaşçılarının en az üçte ikisinin ölümünden doğrudan Amerikan hava saldırıları sorumludur," diyerek tablonun boyutunu gözler önüne serdi.
Yaklaşık 18 ay süren şiddetli çatışmaların ardından IŞİD, Bari vilayetindeki el-Miskad dağlarından büyük ölçüde temizlenmiş olsa da isyancılar bu geniş dağ silsilesinin belirli noktalarında hâlen tutunmaya devam ediyor. Hatta bir Puntland güvenlik yetkilisi, bir zamanlar Usame bin Ladin ve diğer el-Kaide liderlerine yuva olan Afganistan'daki sarp dağlara atıfta bulunarak bu bölgeyi kısaca "Tora Bora" olarak adlandırdı. İsyancıların besi hayvanlarını yağmalamayı sürdürmesi ve bombalı saldırılara devam etmesi yüzünden, bir zamanlar el-Miskad dağlarında yaşayan ve çatışmalar nedeniyle evlerinden olan Bedevi nüfusunun büyük kısmı ne yazık ki henüz topraklarına dönemedi.
Öte yandan Bosaso'daki yeni ABD üssü, Mogadişu merkezli Somali merkezî hükûmetinin hâlen itiraz ettiği belirli bir özerkliğe sahip olan bu yerel yönetim açısından ciddi hukuki soru işaretleri de yaratıyor. Zira Somali anayasasına göre, yabancı hükûmetler veya uluslararası kuruluşlarla ancak merkezî hükûmet anlaşma imzalayabilir. Somali Savunma ve Enformasyon Bakanlıkları ise ABD'nin Puntland ile yeni bir askerî üs inşa etmek üzere anlaşma imzalama kararından önceden haberdar olup olmadıklarına ilişkin soruları yanıtsız bıraktı.