Yeni araştırma Gazze'de Hamas'ın ikinci kuşağını mercek altına aldı Yazıya git

PDF olarak indirmek için yazdırma penceresinde hedef olarak “PDF olarak kaydet” seçeneğini işaretleyin.

Yakın Doğu Haber
AKSA TUFANI
04 Eylul 2026 · 10:55

Yeni araştırma Gazze'de Hamas'ın ikinci kuşağını mercek altına aldı

Yayımlanan yeni bir araştırma makalesi, Gazze Şeridi'nde Hamas'ın kurucu nesli tarafından yetiştirilen "ikinci kuşak" kadroların sivil, sendikal ve askeri faaliyetlerini inceledi.

YDH - Aşağıda tercümesi verilen makale, Hamas kadrolarının ikinci kuşağına mensup komutan Abdullah Yusuf el-Laddavi’nin ardında bıraktığı yazılı miras ve entelektüel serüveni üzerinden direnişin o çok katmanlı doğasını derinlemesine irdeliyor. El-Laddavi ve yol arkadaşlarının yalnızca askeri bir direnişin neferleri olmadıkları; bilakis işçi örgütlenmesini, davet çalışmalarını, sivil terbiyeyi ve toplumsal inşayı aynı potada eriten bütüncül bir mücadele şuuruyla yoğruldukları vurgulanıyor. Onun sükûnet yıllarında ektiği fikir tohumlarının Aksa Tufanı’nın yıkıcı şartları altında dahi kurumadan nasıl yeşermeye devam ettiği, bizzat kurduğu eğitim müesseseleri ve cephenin tam ortasında kaleme aldığı içsel tefekkürler eşliğinde resmediliyor.

Hamas Aktivistlerinin İkinci Kuşağını Komutan Abdullah Yusuf el-Laddavi Üzerinden Okumak: İşçi Örgütlenmesi, Davet, Hareket Eğitimi ve Silahlı Mücadele

Geçtiğimiz yıl boyunca Türkçeye kazandırdığım, Abdullah Yusuf el-Laddavi'ye ait Hamas'ın Tohumları: Filistin Toplumunda İslam'ın Değer ve Ahlakını Yüceltmeye Dair Bir Rapor (2025) adlı kitap, direnişçinin en azından bir kısmını Aksa Tufanı sürerken kaleme aldığı iki metinden biriydi. Hem Hamas'ın Tohumları hem de denemelerini, hatıralarını, siyasi tefekkürlerini ve örgütlenme anılarını bir araya getiren İçgüdüsel Atıcılık (Rimaye Garizi), yazarın vefatının ardından yayımlandı. Önümüzdeki aylarda İçgüdüsel Atıcılık eserini oluşturan çeşitli tefekkür yazılarını çevirmeye gayret edeceğim; ne var ki bu makale, daha önce Hamas ile bağlantılı, pek bilinmeyen dijital platformlarda bir nevi ilk ömrünü sürmüş olan bu anıları doğru bir zemine oturtabilmek gayesiyle metnin arka planındaki biyografik ayrıntıları ve bağlamı derinlemesine incelemeyi amaçlıyor. Nitekim geçtiğimiz yıl boyunca çeşitli kaynakların gün yüzüne çıkardığı yeni bilgiler ışığında, hem Hamas'ın Tohumları eserinin "Birinci Bölüm"ü için kaleme aldığım ilk biyografik değerlendirme hem de Dr. Ebu Merzuk'un kitaba eklediği "Tarihe ve Gelecek Kuşaklara" başlıklı önsöz oldukça yetersiz kalıyor.[1] Dolayısıyla bu makale, hem söz konusu eksikliği gidermeye hem de satır aralarında, kurucu kuşağı yakından tanıyan ancak sosyokültürel altyapısı itibarıyla onlardan ayrılan Hamas aktivistlerinin ikinci kuşağına mensup Şehit İzzeddin el-Kassam Tugayları'nın genç bir mücahidini gözler önüne seren İçgüdüsel Atıcılık'ı bağlamına oturtmaya çalışıyor.[2] El-Laddavi'nin yazılarını ilk olarak paylaştığı yayınlar ve platformlar dikkate alındığında, bu durumun dikkate değer bir akademik nitelik taşıdığı da aşikârdır.

El-Laddavi, "Sebat Bülteni" ve el-Aşkar

Gaza International veri tabanındaki kayıtlara göre vefat ettiğinde kırk dört yaşında olan el-Laddavi'yi, Filistin Enformasyon Merkezi daha genel bir ifadeyle yaklaşık kırk yaşlarında olarak tanımlıyor; kesin doğum tarihi ise henüz tespit edilebilmiş değil (GIG 2025; Filistin Enformasyon Merkezi 2025). Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampından gelen el-Laddavi, Aksa Tufanı başladığında Kassam Tugayları Kuzey Gazze Tugayı'na bağlı Batı Cibaliye Kampı Şehit İmad Akil Taburu'nda komutanlık makamındaydı (Filistin Enformasyon Merkezi 2025; Kashif 2025; Metras 2025). İçgüdüsel Atıcılık eserinin girişinde buradaki yazıları bizzat şahit olduğu veya katıldığı olayların parçaları; cami hayatına, davet çalışmalarına, Hamas'a, siyasi liderliğe ve Gazze'deki gençlik ile ilk yetişkinlik yıllarına dair kişisel hatıralarının tefekkürleri olarak tanımlıyor; bu da mücadelesinin yalnızca silahlı direnişle sınırlı kalmadığını açıkça sergiliyor (el-Laddavi 2023: 6).

İçgüdüsel Atıcılık, Aksa Tufanı'ndan önce, 2022 yılı itibarıyla nihayete ermişti. Buna rağmen eser, el-Laddavi'nin savaş koşulları altındaki daha erken dönem entelektüel ve örgütsel faaliyetlerinin izlerini taze tutar. 2014 Gazze savaşını anımsayarak, aşağıda ayrıntıları verilen Abir el-Vay projesinin ilk taslağını çatışmalar esnasında kaleme aldığını; Gazze'nin kuzeyindeki bir ribat gecesinde iki yol arkadaşıyla birlikte bu kurumun vizyonunu, misyonunu, amaçlarını ve hedeflerini biçimlendirdiklerini ifade eder (el-Laddavi 2023: 124-25). Bu erken dönem hatırası, Hamas'ın Tohumları eserinin belirli kısımlarını Aksa Tufanı sırasındaki bombardıman altında ve tünellerde kaleme almasının da oldukça mühim bir habercisi niteliğindedir.

İçgüdüsel Atıcılık cildi, el-Laddavi'nin yıllar içinde kaleme aldığı ve daha önce Neşretü't-Sebat ile Abir el-Vay web sitesi gibi mecralarda dolaşıma soktuğu çok çeşitli ve zengin metinleri aynı potada eritir. Kelime anlamı "Sebat Bülteni" olan Neşretü't-Sebat, kesin olarak 1990'ların başında yayımda olduğunu söyleyebileceğimiz, Hamas bağlantılı süreli bir yayındı. 1992 tarihli 22. sayıya ait günümüze ulaşan bir katalog kaydı yayını doğrudan Hamas'a atfederken; el-Laddavi'nin kendisi bu mecradan hem "Neşretü't-Sebat" hem de "Sebat Dergisi" anlamına gelen "Mecelletü't-Sebat" olarak bahseder (Neccar Kütüphanesi t.y.; el-Laddavi 2023: 6, 59, 95, 179, 184). Günümüze ulaşan kanıtlar, bu iki isimlendirmenin farklı yayın formatlarına mı işaret ettiğini yoksa el-Laddavi'nin "neşre" ve "mecelle" kelimelerini aynı süreli yayının muhtelif tarihsel evreleri için birbirinin yerine mi kullandığını tam manasıyla aydınlatamıyor. Direnme, kararlılık yahut sebat etme anlamlarını bünyesinde barındıran "sebat" kelimesi, 1990'ların Filistin İslami hareketi ve Hamas litaratüründe davet ve direnişte dirayeti çağrıştırıyordu. Elimizde kalan arşiv parçalı bir yapıya sahip; dergiyi yöneten kurucuyu, editörü veya kesin bir Hamas birimini tayin eden güvenilir bir künye bilgisine henüz ulaşılamadı. Tespit edilebilen tek hakikat, bu mecranın davet, siyasi örgütlenme, liderlik ve silahlı direniş meselelerinde hareket içine dönük yazılara bir kürsü sağladığıdır. İlerleyen süreçte "el-Sebat"a yapılan atıflar üst düzey Kassam komutanı Ahmed el-Caberi'yi içeren materyalleri sinesinde taşırken, el-Laddavi'nin bizzat sunduğu katkılar da yayının editoryal yelpazesinin genişliğini gözler önüne seriyor (Ikhwan Online 2009; el-Laddavi 2023: 59, 95, 179, 184).[3]

Onun, kuzey Gazze Kassam komutanı Abdülaziz el-Aşkar hakkında 2004 yılında kaleme aldığı deneme; bizzat kendisinin de mensubu olduğu bu ikinci kuşağı var eden çevreyi aydınlatması bakımından fazlasıyla manidardır. Cibaliye mülteci kampından el-Aşkar (Ebu Abdurrahman), faaliyetleri hareketin askeri boyutuyla, davet cephesiyle, işçi örgütlenmesiyle ve yerel liderlik alanlarıyla kesişen bir Hamas aktivisti ve Kassam saha komutanıydı. 1969 veya 1970 sularında, kökenleri Barbara köyüne uzanan mülteci bir ailede dünyaya gelen el-Aşkar, kuzey Gazze'deki köklü bir Hamas ailesinin evladıydı. Kardeşi İsmail halihazırda Hamas'ın kurumsal ve siyasi aygıtında aktifti; sonraları hareketin liderlik ve idari bürosuna girecek, hareketle bağlantılı araştırma kurumlarına başlık edecek ve 2006 yılında Kuzey Gazze'den Filistin Yasama Konseyi'ne vekil olarak seçilecekti (Palestinian Political Base/CNRS 2006). Abdülaziz el-Aşkar, 10 Eylül 2004'te, İsrail'in Gazze Şeridi'nin kuzeyine düzenlediği üç günlük harekât sırasında Cibaliye'de yerel bir Hamas ve Kassam komutanı olarak saf tutarken otuz dört yaşında şehadete yürüdü (el-Laddavi 2023: 95; OCHA 2004; Reuters 2004). 8 Eylül'de başlayan operasyonun hemen ertesi günü İsrail güçleri; tanklar, zırhlı araçlar, helikopter ateşi ve ağır makineli tüfekler eşliğinde Cibaliye mülteci kampının kuzeyi ile doğusuna ve Tel ez-Zater'e kadar sızmıştı; Kassam roketleri Sderot'a doğru havalanmaya devam ederken Filistinli savaşçılar kamp çevresinde bu zırhlı güçlerle göğüs göğüse çarpışıyordu (El-Mizan 2004; OCHA 2004). El-Aşkar çatışmaların üçüncü gününde can verdi. Hamas'ın o dönemin haber bültenlerinde de yankı bulan açıklaması, komutanın İsrail güçlerine tanksavar silahı ateşlemeye çabalarken bir 'İsrail' tank mermisinin hedefi olduğunu kaydediyordu (Reuters 2004).[4]

Dönemin Arapça haber mecraları Abdülaziz el-Aşkar'ı Cibaliye'de yerel bir Hamas lideri sıfatıyla anarken, Kassam'ın geçmişe dönük arşivi onu daha spesifik bir nitelemeyle, Cibaliye kampındaki Nur Camii bünyesinde faaliyet gösteren bir "Kassam saha komutanı" (kaid meydani kassami) olarak zikreder. Kassam'ın kronolojisine göre, kampın doğusundaki mukavemete bizzat omuz verirken gerçekleşen 10 Eylül 2004'teki şehadeti; kendisi ve diğer iki savaşçının es-Sikke Caddesi'ndeki 'İsrail' zırhlı araçlarını avlamak üzere yerel yapım bir Battar mermisini ateşlemeye hazırlandıkları o kritik saniyelerde vuku bulmuştu. Ne var ki el-Laddavi'nin aktarımları, el-Aşkar'ın mesaisinin askeri cephenin fersah fersah ötesine uzandığını resmederek; onun bir davet aktivisti, bir örgütleyici ve İslami İşçiler Bloku'nun kurucusu hüviyetiyle sergilediği duruşa ışık tutar (el-Laddavi 2023: 95-98).[5] Tam bu noktada, Hamas'a bağlı söz konusu işçi örgütünün faaliyetlerini incelemek için soluklanmakta fayda var.

Şubat 2006'ya gelindiğinde Blok, hatları belirgin bir emek-siyaset örgütü olarak kamuoyunda görünürlük kazanmıştı. 6 Şubat'ta Maan ajansı, "İslami Çalışma Bloku"nun (el-Kutletü'l-Ummaliyyetü'l-İslamiyye) Gazze Şeridi'ndeki hazır giyim işçileri ile metal sanayii sendikalarının seçimlerinin yürütülüş biçimine itiraz ettiğini duyurarak; yapının artık sırf bir hayır veya davet cemiyeti olarak işlev görmekten ziyade, ateşli sendika seçimlerine doğrudan müdahil olmaya başladığını belgeliyordu (Maan 2006). Blok aynı zamanda öğrenci hareketiyle de organik bir damardan besleniyordu. Gazze İslam Üniversitesi'nin Nisan 2007'de işçi haklarına, işsizliğe, sendikalar ile yardım kuruluşlarının misyonuna ayırdığı o özel çalışma gününde Muhammed Haccac, Blok'un halkla ilişkiler sorumlusu sıfatıyla sahnedeydi. Haccac; Blok'un hedeflerini, bileşenlerini, başarılarını ve muhtelif sahalardaki çalışma usullerini ana hatlarıyla çizen "işçilere hizmet bağlamında İslami Çalışma Bloku'nun rolü" üzerine mufassal bir tebliğ sundu (Gazze İslam Üniversitesi 2007). Hamas'ın Haziran 2007'de Gazze'nin idaresini devralmasının ardından kurum çok daha keskin bir yapısal ehemmiyet kazandı.[6] Blok, diğer işçi yapıları ve sendikalarla işbirliği yolları aramaya da daima açıktı. Örneğin 4 Kasım 2008'de, Filistin Sendikaları Genel Federasyonu ile "İslami Çalışma Bloku", ablukaya ve Gazze sınır kapılarına kilit vurulmasına karşı Beyt Hanun sanayi bölgesinde omuz omuza bir işçi direnişi kurguladı. İşsizliğe, hammaddelerin girişinin engellenmesine ve sanayi istihdamının çöküşüne odaklanan bu eylemde Filistin Yasama Konseyi Başkan Vekili Ahmed Bahar bir konuşma yaparken; Mervan Ebu Ras ve federasyonun geçici komite başkanı da kalabalığa hitap edenler arasındaydı (Filistin Enformasyon Merkezi 2008).[7]

Blok'un eylemselliği geleneksel maaş, istihdam ve sendikal temsil sınırlarını aşıp toplumsal alana da yayılıyordu. Nisan 2013'te Safa ajansı, kurumun Bureyc şubesinin işçiler ile doğrudan Filistin Alimler Birliği'ne yaslanan kamp uzlaşma komitesi üyeleri arasında bir meclis kurduğunu bildirdi. Blok yetkilisi Nidal Sayma, ihtilafları çözüme kavuşturma ve "toplumsal dokuyu" (en-nesicü'l-içtimai) ayakta tutma noktasında komitenin yürüttüğü çalışmalardan övgüyle söz etti (Safa 2013). Bütün bunlar; genel anlamda Blok'un, özelde ise Hamas aktivistlerinin ikinci kuşağının; sendikal temsili, maddi dertleri ve istihdam meselelerini, daveti, toplumsal ara buluculuğu, sosyal harcı ve siyasi seferberliği kapsayan o devasa kitle mekanizmasını nasıl işlettiklerinin yankısıdır. Hal böyleyken el-Aşkar'ın Kassam komutanlığını örgütlü işçi tabanındaki liderliğiyle tek bir şahsiyette harmanlaması, "askeri" ve "sivil" alanlar arasındaki geleneksel ayrım üzerinden okunduğunda kulağa gelebileceğinden çok daha tabii, çok daha olağan bir sentezdi. El-Laddavi onu; mesai bitiminde silahlı direnişte boy gösteren, ancak gün ağardığında eşzamanlı olarak işçi teşkilatlarına, sivil yapıya, davete ve mahallenin sosyal dokusuna kök salan yapısıyla, Hamas'ın ikinci kuşağına mahsus o çok işlevli kadro karakterinin erken bir tecessümü olarak takdim eder (el-Laddavi 2023: 95-96).

El-Laddavi zarif bir üslupla el-Aşkar'ın; silahlı direniş, davet, işçi örgütlenmesi ve hareketin diğer neferlerini yetiştirme gibi sınırları harmanlayan mesuliyetleriyle topluma nüfuz etmiş Hamas kadrolarının muazzam bir timsali olduğunun altını çizer. Bir yandan ondan "davetçi, kavrayışı yüksek, insan ilişkilerinde hünerli, hitabeti incelikli" ve "sözü dudaklarından dökülmeden evvel tartan" biri olarak söz ederken; diğer yandan aynı nefeste kendisini "tavizsiz, çelik iradeli bir lider" ve "birinci sınıf bir mücahit" sıfatlarıyla taçlandırır (el-Laddavi 2023: 95). El-Laddavi'nin el-Aşkar'ın gündelik koşuşturmacasına tuttuğu ayna bilhassa çarpıcıdır. El-Aşkar'dan Ebu Bilal künyesiyle bahseden el-Laddavi, onu "hiçbir zaman durup dinlenmeyen aktif davetçinin ete kemiğe bürünmüş hali" olarak hatırlar: "geceleri" ribat tutan Kassam erlerinin arasında "onlara kulak verirken, onlara yol gösterirken ve onlarla latifeleşirken" arzıendam ederdi; "sabahları" ise el-Laddavi'nin deyişiyle "kurucu öncüsü" (raiduha'l-muessis) olduğu İslami İşçiler Bloku'ndaki ağır sorumluluklarına omuz verirdi (el-Laddavi 2023: 95-96). El-Laddavi bu yüzden onu "gece gündüz bıkkınlık yahut yorgunluk emaresi göstermeden vızıldayan bir arı kovanına" benzetir (el-Laddavi 2023: 96).

El-Laddavi'nin satırları; Hamas içindeki o ikinci kuşak liderliğin, giderek boğucu bir hal alan ekonomik koşullar karşısında mülteci kamplarındaki sefaleti hafifletmeyi büyük bir inisiyatifle, yani yukarılardan inen talimatları beklemeye lüzum görmeden üstlenen toplumsal bir atılımla nasıl şaha kalktığını taslak halinde de olsa resmetmesi bakımından altın kıymetindedir. Hatıraların fısıldadığına göre el-Aşkar, "dünya nimetlerine, eşine ve çocuklarına" ayırabileceği saatleri maksimize etme arayışında değildi; dahası "lider kadronun kendisine bir görev tevdi etmesini" de beklemezdi; bilakis "daima proaktif davranır, peşinden koşacak iş arar ve kardeşlerinin karşısına eksiği gediği olmadan, her an harbe hazır bir şekilde çıkardı" (el-Laddavi 2023: 95). El-Laddavi, el-Aşkar'ın dilinden düşürmediği "Ben Hamas'ın en küçük aslan parçasının emrinde bir neferim" sözünü anımsar ve onu "herkese kulak veren, [aralarında] adımlayan ve herkesle tebessümü paylaşan" bir ruh olarak çizer (el-Laddavi 2023: 96). El-Laddavi'nin naklettiği Mahmud ez-Zahar'ın el-Aşkar ailesine yolladığı taziye mesajı, böylesi bir kumaşın hareketin kurucu, köklü liderliği nezdinde nasıl derin bir hürmet uyandırdığının nişanesidir: Zahar taziyesinde, "Abdülaziz'i ne zaman görsem, liderliğimizin yarınlarına dair kalbime bir sükûnet inerdi," diye yazar (el-Laddavi 2023: 95).

Hem el-Laddavi hem de el-Aşkar, hareketi var eden o ihtiyar Filistin Müslüman Kardeşler kuşağından ziyade, bizzat Hamas'la beraber palazlanıp olgunlaşan nesle mensuptu. Askeri uzmanlığın yanı sıra içtimai ve örgütsel faaliyetlere de sımsıkı tutunan bu ikinci kuşağın duruşu; mücahitlerin asgari o nispette mühim olan toplumsal ve sivil mesailerini es geçip merceği sadece silahlı mücadeleye odaklayan anlatıların gölgesinde solmaya mahkûm edilen bir hakikatti. Oysa el-Laddavi'nin (ve bu bağlamda Muhammed Zeki Hamad'ın Tufanın Sancağı Altında eserindeki) şahitlikleri, Kassam komutanlarının davet ve davetçi kimliklerini, gençlik rehberlikleriyle ve işçi yahut öğrenci örgütlenmelerindeki alın terleriyle iç içe geçirip ustalıkla aynı kumaşa dokur. Velhasıl el-Laddavi'nin yazısı, geçmişe dönüp bu isimleri sadece Kassam rütbeleri üzerinden tanımlamanın üzerini örttüğü o zenginliği su yüzüne çıkarır; onun nazarında örnek bir komutan, hareketin o engin toplumsal altyapısına ve yaşamsal aktivizmine kenetlenmiş olan kişidir. Zira askeri ceket, toplumun "terbiyesini", bir başka deyişle "ilmek ilmek bütüncül bir inşasını" hedefleyen o bütünsel nizamın sadece tek bir cebidir.

Burada el-Laddavi'nin kaleminin öz eleştirel bir tabiat taşıdığını da kayda geçirmek icap eder. 2006'da el-Sebat, yazarın Hamas'ın dini ve örgütsel liderliği içindeki pürüzleri açıkça tefekkür ettiği "Alam fi Re'si'd-Dave" ("Davetin Zirvesindeki Sancılar") başlıklı makalesini neşretti. Aynı platform 2007 senesinde hem "Min Huna Yebdeu't-Tağyir" ("Değişim Buradan Başlar") hem de "Tarik'ud-Dave ve Sibaku'd-Dahiye" ("Davet Yolu ve Kır Koşusu") metinlerini okuyucuya sundu (el-Laddavi 2023: 59, 179, 184). Yazılar, Kassam figürlerinin şanlı anısından hareketin (bilhassa dışarıdaki) liderliğine yöneltilen eleştiri oklarına, oradan da terbiye ve davet tartışmalarına kadar geniş bir vadide akıcı bir dille yol bulur.

El-Laddavi'nin Kurucu Kuşakla Etkileşimi

El-Laddavi, 19 Nisan 2022'de kâğıda döktüğü "Er-Raşid'le Hikâyem" adlı yazısında toplumsal ve fikri inşasının izlerini, en azından henüz bir ortaokul öğrencisi olduğu 1994 yılına kadar götürür. O günlerde üç erkek kardeşi 'İsrail' zindanlarında esirdi ve avukatlık yapan ağabeyi, ziyaretleri esnasında Hamaslı tutsaklara Iraklı Müslüman Kardeşler düşünürü Muhammed Ahmed er-Raşid'in kitaplarını taşıyordu (el-Laddavi 2023: 119). Bu hatıra, ilerleyen süreçte entelektüel serüveni üzerinde kalıcı bir nüfuz kuracak olan hareket literatürüne dair el-Laddavi'nin zihnindeki en eski kazıntıdır.

Lisenin ilk senesine denk düşen 1996'ya gelindiğinde, el-Laddavi bizzat Hamas'ın öğrenci yapılanması İslami Blok'ta (el-Kutletü'l-İslamiyye) saf tutuyordu. Bu saf tutuş, Filistin Yönetimi'nin Hamas'ı ve hareketin yardım kurumlarını hedef alan o amansız baskı fırtınasının tam ortasına denk gelmişti.[8] El-Laddavi, Filistin Yönetimi'nin Koruyucu Güvenlik birimlerinin baba evine defalarca baskın düzenlediğini, hatta bir keresinde odasındaki İslami Blok'un aylık öğrenci bülteni el-Cilü'l-Mü'min ("İnanan Nesil") nüshalarına el koyduklarını hatırlar (el-Laddavi 2023: 120). 1998 yılında Ahmed eş-Şukayri Lisesi'ndeki son demlerine eriştiğinde, okulun İslami Blok emiri (lideri) pozisyonuna tırmanmış ve çevresine dirayetli genç aktivistleri toplamıştı. Eylemleri onları, el-Laddavi'nin hafızasında, sonraları hareketin tepelerinde kendine yer bulacak ve Hamas himayesindeki Gazze hükümetinde içişleri bakanlığı koltuğuna oturacak olan kuzey Gazze Hamas figürü Fethi Hammad'ın (Ebu Musab) başını çektiği yerel liderlikle tanıştırdı. Hammad, genç aktivistlerin ilk usra (terbiye ve manevi inşa için kullanılan örgütsel/eğitsel "aile" veya hücre) sorumlusu olarak mühendis Hamis el-Mısri'yi (Ebu Usame) tayin etti; el-Laddavi el-Mısri'nin dümeninde el-Alemi bölgesinde icra ettikleri o ilk teşkilatlı toplanmayı 1998 yılına tarihler (el-Laddavi 2023: 120-21).

El-Laddavi 2001'de er-Raşid'in külliyatına adanmış bir internet sitesine rastlamış ve bunun üzerine "Salilü'l-Mücahidin" mahlasıyla er-Rivak forumlarının dünyasına adım atmıştı. Zamanla sitenin denetleyicilerinden biri makamına erişti ve er-Raşid'in İsviçre'deki İslam merkezlerinde, camilerde irat ettiği konferansları deşifre edip kâğıda aktardı (el-Laddavi 2023: 121-22). Okuma eylemi, dijital yayılım ve hareket eğitimi arasındaki o iç içe geçmişlik çok geçmeden Gazze'de daha kavi bir bedene büründü. El-Laddavi, er-Raşid'in kaleme aldığı yeni eserlerden beş kopyanın eline ulaştığını anımsar. Nüshalardan dördünü Hamas'ın kurucusu Şeyh Ahmed Yasin'e, Cibaliye'den neşet eden üst düzey Hamas lideri, vaiz ve akademisyen Nizar Reyyan'a, Fethi Hammad'a ve Hamis el-Mısri'ye hediye etmiş; beşinci kopyayı ise şahsına ayırmıştı (el-Laddavi 2023: 123). Kitapları Hamas'ın kurucu ismine takdim etmek gayesiyle Fethi Hammad'ın yoldaşlığında Şeyh Yasin'in evine gidişlerini tüm ince detaylarıyla hatırlar. O gün Şeyh Yasin'den, er-Raşid'e teşekkürlerini sunan ve yazılarını Gazze'de çoğaltabilmek için rızasını talep eden kısa bir video çekmesini rica etmişlerdi. El-Laddavi, Şeyh Yasin'in bu talebi kırmadığını ve sonrasında bu kaydı el-Kassam web sitesinden yayına soktuğunu belirtir; böylece er-Raşid'in eserleri matbaalarda çoğaltılarak Hamas'ın lider kadrosunun ellerine kadar ulaşmıştır (el-Laddavi 2023: 123). Genç bir aktivist ve öğrenci örgütleyicisi olarak el-Laddavi, er-Raşid'in entelektüel üretimine beslediği heyecanı destekleyen öncü lider Şeyh Yasin de dahil olmak üzere, hareketin kurucu sütunlarıyla aynı havayı solumuş, onlarla omuz omuza vermişti. Er-Raşid'in o derinlikli tefekkürü, bilahare el-Laddavi'nin Abir el-Vay projesinin fikri temelini teşkil edecekti.

Yayıncılık gayretleri de benzer biçimde, Hamas daha yönetim erkini eline almadan uzun yıllar evvel el-Laddavi'nin İsmail Haniye ile doğrudan bağ kurmasına vesile olmuştu. 2005 senesine tarihlediği bir olayda, Remziyyat Hamasiyye eserinin taslağını o dönem Gazze'de yetkin bir Hamas lideri olan ve ileride Filistin başbakanlığına taşınacak "Ebu'l-Abd Haniye"ye, yani İsmail Haniye'ye gönderdiğini anlatır. Haniye'nin kısa bir önsöz karalayıp karalayamayacağını rica etmişti. El-Laddavi'nin aktarımına nazaran, Haniye'nin imzasını taşıyan o önsözle birlikte Gazze'de 20.000 nüsha basılmış; 20.000 adet Irak'ta, bir 20.000 nüsha daha Cezayir'de mürekkebe bulanmıştı (el-Laddavi 2023: 124).

El-Laddavi'nin anılarında boy gösteren simalar, Hamas bünyesindeki muhtelif nesilleri ve kurumsal tabakaları da aynı anda sahneye koyar. Sözgelimi Şeyh Ahmed Yasin o kurucu damardan besleniyordu. Fethi Hammad ile Nizar Reyyan ise kuzey Gazze ikliminde öne çıkan ağır toplardı. Hamis el-Mısri, el-Laddavi'nin o ilk dimağını yoğuran usra eğiticisi sıfatıyla karşımıza çıkar. Ve İsmail Haniye, yazarın o ilk yayıncılık atılımlarından birine bizzat el verir. Yasin de Haniye de incelik gösterip ricaya icabet etmiş, el-Laddavi'nin er-Raşid'i odağına alan projelerini yüreklendirmişlerdi. Tüm bu köşe taşları, yazarın el-Sebat'a adadığı o hevesli mesaiyi ve Abir el-Vay'ın sonradan nasıl yeşerip kök saldığını tarihsel bir zemine oturtmamızı sağlar.

Abir el-Vay

Abir el-Vay web sitesi, esasen el-Laddavi'nin yıllar sonra mimarlığını üstlendiği çok daha teşkilatlı ve hacimli bir projenin parçasıydı. Kelime anlamıyla "farkındalığın rayihası" yahut "bilincin kokusu" manasına gelen isimlendirmede, abir hoş bir kokuyu veya parfümü, vay ise şuuru, idraki ve aydınlanmış bir kavrayışı ifade ediyordu. Bu isim, kaleminin el-Laddavi üzerinde silinmez bir nakış işlediği Iraklı Müslüman Kardeşler kuramcısı Muhammed Ahmed er-Raşid'in ruhundan izler taşıyordu. Er-Raşid 2009'da, İslami terbiyenin tazelenmesine, eğitimsel inşanın siyasal İslam çizgisindeki bir hareketle olan o sarsılmaz bağına adadığı Abir el-Vay başlıklı bir eser telif etmişti (er-Raşid 2009; Jarir Kitap 2009). Bizzat el-Laddavi'nin beyanları da kurduğu bu yapının bilinçli ve şuurlu bir surette er-Raşid'in felsefesi etrafında örüldüğünü teyit eder. Yazar, 2014 senesinde Hak Camii'nde er-Raşid'in Menheciyyetü't-Terbiyeti'd-Daveviyye eseri üzerine verilen bir seminerde otururken, davet eğitimini eğiticilerin ferdi inisiyatifinden çıkarıp nasıl kolektif, sarsılmaz bir kurumsal mekanizmaya dönüştürebileceğini zihninde yoğurmaya başladığını yazar (el-Laddavi 2023: 124).

8 Temmuz ile 26 Ağustos 2014 arasında patlak veren savaş (Mekül Ekin Savaşı; yahut işgalcilerin taktığı isimle "Koruyucu Hat Operasyonu") esnasında el-Laddavi, "Abir el-Vay Araştırma, Eğitim ve Gelişim Vakfı" olarak isimlendirdiği bu abidenin ilk temellerini kâğıda çekti. Yeni gövdenin esasında, halihazırda var olan "Mahedü'd-Daveti't-Terbevi", yani "Davet Eğitimi Enstitüsü" adlı yapının bağrından filizlendiğini belirtir (el-Laddavi 2023: 124). El-Laddavi tasarıyı, sadece "Ebu Muhammed Servet" ve "Macid Ebu Muhammed" mahlaslarıyla yâd ettiği o iki candan yoldaşıyla kafa kafaya verip büyütmüştü. Bu üçlü, kuzey Gazze'deki Şeyh Zayid Şehri'nde nöbet tuttukları bir ribat gecesinde kaldırımın kenarına çöküp; hayal ettikleri kurumun ufuk çizgisini, vizyonunu, amaçlarını ve omuzlayacağı hedefleri kâğıda aktarmışlardı; sonraları Muhammed Ahmed er-Raşid onların bu billurlaşmış dökümünü Temam el-Beyan risalesinde yeniden diriltecekti (el-Laddavi 2023: 124-25).[9] El-Laddavi maziye dönüp baktığında "er-Raşid'in düşünce mirasını omuzlayacak bir kurum vücuda getirmeyi" başardıklarını, kurumun tabelasına asılacak isme hocası Abdülhamid el-Kibti ile istişare ettikten sonra şahsen karar verdiğini ve bu çatıya bizzat kendisinin başkanlık ettiğini yazar (el-Laddavi 2023: 124).

Ağustos 2023 rüzgârları eserken kurum kuzey Gazze'de kendine has, mustakil bir karargâha kavuşmuştu. Aynı ay Kuzey Valiliği Eğitim Dairesi temsilcilerinin kapıyı çalmasıyla el-Laddavi, misafirleri koridorlarda bizzat gezdirmiş; vakfın departmanlarını, halihazırda akan faaliyetlerini ve yarınlara dönük vizyonunu şevkle anlatmıştı. Eğitim dairesinin direksiyonundaki Mahmud Muhammed el-Beyk, Abir el-Vay'ı toplumun "entelektüel ve eğitsel şuuru" adına görkemli bir kazanç olarak nitelemiş; hem "hareketin kalbindeki kadrolarda" hem de toplumun damarlarında eğitim sevdası ile ahlaki umdeleri kökleştirecek güçlü bir omuzdaşlıktan çekinmeden dem vurmuştu (Abir el-Vay 2023). Aynı kurumsal damar, makaleleri ve ilanları kitlelere taşıyacak bir internet sitesini, Telegram kanallarını ve dijital dünyanın diğer uzuvlarını da canlı tutuyor; böylelikle Abir el-Vay'ı sadece taştan ve topraktan bir eğitim çatısı olmaktan çıkarıp, bilakis el-Laddavi'nin kaleminden dökülen o yoğun üretimlerin nefes aldığı ana bir platforma dönüştürüyordu (Abir el-Vay 2023; GeeksPath t.y.). Nitekim yazar profili de kendisini vakfın başkanı, liderlik ile stratejik ilimler denizinde bir araştırmacı ve İslami ihya fikriyatına kafa yoran bir yazar hüviyetiyle selamlıyordu (Noor Kütüphanesi t.y.).

El-Laddavi'nin Mirası

Günümüze süzülen veriler, el-Laddavi'nin İçgüdüsel Atıcılık mecmuasını Nisan 2022'de bugünkü derli toplu yapısıyla vücuda getirdiğine işaret ediyor. Eserin takdiminde herhangi bir tarih yer almasa da "Er-Raşid'le Hikâyem", 19 Nisan 2022 mührünü taşır; nitekim bir diğer denemenin 22 Nisan'da Abir el-Vay sayfasında dijital ortama düştüğü belgelerle sabittir (el-Laddavi 2023: 104, 119). Bunun ardından el-Laddavi, netice babını 25 Nisan 2022'ye denk düşen 25 Ramazan 1443'te, Gazze'nin bağrında "Abdullah Yusuf el-Laddavi/Ebu Ubeyde"[10] olarak imzalar (el-Laddavi 2023: 202). Hasılı giriş sayfasına kalemi çaldığı kesin tarih meçhul kalsa da taslak temel hatlarıyla o gün itibarıyla ete kemiğe bürünmüştü.

Kitabın daha sonraki matbaa serüveni, kelimelerin yukarıda zikredilen o savaş öncesi fikri ve örgütsel yatakta akışıyla, el-Laddavi'nin yaşamının o son kızıl perdesi arasında sarsılmaz bir asma köprü kurar. Yükleyen ismin bizzat el-Laddavi olarak kayda geçtiği Noor Kütüphanesi, dijital dosyanın varoluş anını 29 Aralık 2022 olarak fişler (Noor Kütüphanesi 2022). Günümüze taşınan ilk matbu kopyası ise 978-625-8063-90-5 ISBN barkoduyla 2023'te İstanbul matbaalarından gün yüzüne çıkar (el-Laddavi 2023: ön sayfalar). O takvim yapraklarında, el-Laddavi'nin köklerini ta 2014'te ektiği o Abir el-Vay fidesi, sokağın tam kalbinde boy veren heybetli bir çınara, cemiyetçe tanınan bir müesseseye evrilmişti. 2023'ün kamu evrakları onu Abir el-Vay Araştırma, Eğitim ve Gelişim Vakfı reisi sıfatıyla anarken; Noor Kütüphanesi'ndeki dijital künyesi kendisini liderlik sanatında ve stratejik ilimlerde kalem oynatan, gönlünü İslami ihya mefkûresine kaptırmış bir âlim olarak mühürler (Abir el-Vay 2023; Noor Kütüphanesi t.y.). 2023'ün Ağustos'unda teşkilat Gazze'de yepyeni bir karargâhın kapılarını araladığını müjdeler; ardından Hak Camii cemaatinden bir heyetin mekâna ayak basışını aktaran kayıtlar, el-Laddavi'nin vakıf başkanı apoletiyle misafirlerini ağırlayışını, onlara koridorları gezdirip icra ettikleri amelleri ve zihinlerinde kurguladıkları yarınları anlatışını satır satır belgeler (Abir el-Vay 2023).

Bunun mukabilinde 7 Ekim 2023'te patlayan Aksa Tufanı harekâtı; evvelki bölümlerde ekseriyetle davetle, yayınla, medreseyle, sivil omuzdaşlıkla ve hareket ruhuyla belgelenmiş bir ömrün bambaşka, yakıcı bir son perdesini açıyordu. Ebediyete intikalinin ardından düşen kayıtlar el-Laddavi'yi İzzeddin el-Kassam Tugayları Kuzey Gazze Tugayı, Batı Cibaliye Kampı Şehit İmad Akil Taburu komutanı payesiyle şereflendirir (Filistin Enformasyon Merkezi 2025; Kashif 2025; Metras 2025). Ancak elde kalan izler, bu ateşten gömleği tam olarak ne vakit üzerine geçirdiğini aydınlatamadığı için, makama Tufan patlamadan önce mi yoksa sonra mı geldiği şu an için bir sır perdesidir. Her şeye rağmen omuzladığı bu sancak, kendisini aylarca süren o çetin kuzey Gazze muharebeleri boyunca Batı Cibaliye'nin savunma hattını tutan Kassam birliğinin kalbine rapteder. Şahitlerin dilinden dökülenler, bu komuta hiyerarşisini Cibaliye ve havalisinde art arda patlak veren amansız cenklerle birleştirse de; mevcut deliller, sırf o taburun başındaki apoleti gerekçe göstererek 2023-25 bandındaki hususi pusuları ve taarruzları şahsen el-Laddavi'ye mal etmeye olanak tanımaz.

7 Ekim 2023 şafağının ardından el-Laddavi, bir yandan kuzey Gazze cehenneminde cepheyi adımlıyor, diğer yandan geçmiş yıllarına mühür vuran o derinlikli, tarihsel tahlil damarını kaleminde yaşatmaya devam ediyordu. Kardeşi Mustafa Yusuf el-Laddavi'nin sonradan kamuoyuyla paylaştığı beyanlara göre, harp ortamında Cibaliye'de kurulan iki 'İsrail' suikastından canını zor kurtarmış, bu badirelerin birinde gözlerinden birini feda etmişti. Mustafa'nın şahitliğine müracaat edersek, başka bir ateş çemberinde el-Laddavi ve taburunun yiğitleri, soluklandıkları tünelin ağızlarının mühürlenmesiyle tahminen yirmi iki gün boyunca yerin yedi kat dibinde zindanda kalmışlardı. Gün yüzüne nihayet çıkana dek kursaklarından zerre taam geçmeden, katre kadar bir suyla hayata tutunmayı başarmışlardı. Ayaklanıp silkelendikten sonra el-Laddavi hiç tereddüt etmeden yeniden cenk meydanına dönmüştü (Filistin Enformasyon Merkezi 2025). Metras da aynı izlek üzerinden onu Kuzey Gazze Tugayı İmad Akil Taburu'nun komutanı mertebesine oturtur ve Ekim 2025'te bedenini toprağa düşüren o nihai füzeden evvel, Cibaliye'de üzerine salınan ölüm kusucu iki ayrı suikastten yara bere içinde sağ çıktığını kaydeder (Metras 2025).

El-Laddavi'nin harp alevleri altındaki tecrübeleri kaleminin mürekkebini kurutmamıştı. 19 Temmuz 2024 günü Akteribu Minni ("Bana Yaklaş") diye adlandırdığı bir metne son noktayı koymuş ve altına o naif "Rabbinin affını dileyen/Ebu Ubeyde" imzasını kazımıştı. Metras eliyle o göçtükten sonra neşredilen bu deneme, savaşın insanın içine döktüğü ateşle kendini nasıl bizzat kendi ruhuna raptettiğini anlatan bir tefekkürle kapılarını aralar; akabinde secdelerini, ahlaki defolarını, boynundaki liderlik vebalini, mescide adadığı soluğu ve teşkilatın manevi inşa çemberiyle olan o kopmaz rabıtasını masaya yatıran kesintisiz bir nefis muhasebesine bürünür (el-Laddavi 2024). Bu yönüyle Akteribu Minni, kökleri çoktan İçgüdüsel Atıcılık sayfalarına uzanan o otobiyografik ve öz eleştirel feryadı deşmeyi sürdürür; ne var ki artık bu satırlar uzayan, uzadıkça insanı tüketen bir harbin amansız cendere şartlarında döşenmektedir (el-Laddavi 2024; el-Laddavi 2023: 6, 119-125).

Aynı çemberin daraldığı günlerde el-Laddavi, çok daha muazzam çapta bir tarih atlasını da omuzlamıştı. Vefatının ardından Filistin Enformasyon Merkezi; Aksa Tufanı yokuşlarında dökülen terle, hareketin fikri ve örgütsel tomurcuklanmasının izini süren Giras Hamas (Hamas'ın Tohumları) şaheserini onun kaleme aldığını duyurmuş; sayfaların bir bölümünün tepesine bombalar yağarken, tünellerin zifiri karanlığında telif edildiğini dillendiren rivayetleri sokağa taşımıştı (Filistin Enformasyon Merkezi 2025).

Ekim 2025 yaprakları dökülürken el-Laddavi bedenine kastedilen en az iki darbeden sıyrılıp dirayetle ayakta kalmıştı, lakin Cibaliye'de gökten inen yeni bir 'İsrail' gazabı bedenini ağır yaralarla yere serdi. Elimizdeki takvimler bombanın patladığı o günün tam tarihi üstünde sadece bir günlük bir ihtilaf barındırır. Kardeşi Mustafa Yusuf el-Laddavi füzelerin 19 Ekim'de düştüğünü beyan ederken; el-Laddavi'nin yeğeni olan fotoğrafçı Yusuf el-Laddavi'nin anlattıklarına yaslanan Kashif mecrası, tarihi 20 Ekim olarak işaretliyor (Filistin Enformasyon Merkezi 2025; Kashif 2025). Metras da aynı mihvalde ibreyi 19 Ekim 2025'e ayarlar; velakin el-Laddavi'nin tam üç gün sonra can verdiğine dönük iddiaları, doğrudan aile çekirdeğinden süzülen daha berrak kayıtlarla zıtlaşıp örtüşmez (Metras 2025).

Mustafa el-Laddavi, ağabeyinin o meşum yarayı almasını, Gazze'de 10 Ekim'de çekilen ateşkes şeridinden dokuz gün sonra göğü yaran 19 Ekim 2025'teki o şiddetli tırmanış girdabının merkezine oturtur.[11] Aynı Kassam taburunda sancak muhafızlığı yapan yardımcısı Taceddin el-Vahidi de o 19 Ekim alevleri arasında şehit edilmiştir.[12] Mustafa'nın titreyen kelimelerine göre, el-Laddavi'nin tepesinde patlayan ölüm, her iki kolunu omuzlarından vahşice söküp koparan yıkıcı yaralar açmıştı. Bedenini yakan bu dehşete rağmen el-Laddavi şuurunu yitirmemiş, vaziyeti saatler içinde kararana değin başucuna dizilen hısımları ve misafirleriyle dil döküp kelam etmeye güç bulmuştu. Veda günlerini derleyen sayfalar, nefesinin son üç gününü yoğun bakım duvarları ardında tükettiğini yazar (Filistin Enformasyon Merkezi 2025; Ida2at 2025).[13]

İçgüdüsel Atıcılık mecmuası, ilmek ilmek dokunan bu kronoloji haritasının ışığında süzüldüğünde bilhassa eşsiz bir manzarayı aşikâr eyler. 2000'lerde ilk kez el-Sebat satırlarından neşet eden yazılar, ahir zamanlarda Abir el-Vay süzgecinden damıtılan kelimeler ve 2022'nin cildinde buluşan o otobiyografik ayna; el-Laddavi'nin dimağının ve teşkilat bilincinin merdivenlerindeki ayrı ayrı basamakları taze tutar. Nihayete eren bu kitap; cami mihrabını, davet halkasını, terbiye ocağını, mahallenin sosyal ağını, hareket kumandanlığını ve elinde taşıdığı silahın namlusunu birer ıssız ada gibi resmetmek yerine; kaleminin mütemadiyen ziyaret ettiği bu dünyalar arasındaki sarsılmaz çelik damarı belgelere döker. Sonrasında kaleme sarıldığı harp notları, kurşun sesleri kaleminin fısıltısını bastırmaya çabalasa dahi, bu tefekkür orucunun İçgüdüsel Atıcılık noktalandıktan sonra da hiç bozulmadığını haykırır.

Metninin giriş bölümünde; Âlemlerin Rabb'ine hamd, Resul'üne, ehline ve ashabına salat ve selam olsun. İmdi, İçgüdüsel Atıcılık, kaleme ilk sarıldığım andan bugüne dek kâğıda döktüklerimi bir araya cem ettiğim bir kitaptır. Her bir yazı bir hikâye taşır yahut kendine mahsus bir hale ayna tutar. Laf olsun, mürekkep dolsun diye yazmadım. Bilakis kimi olayların ağırlığı ve bunların bugüne, yarına kazıyacağı izler; onları yazmak, onları belgelemek ve deftere çekmek için ellerimi kaleme itti.

Evvelce el-Sebat yapraklarında, yakın geçmişte ise Abir el-Vay ekranlarında dolaşıma soktuğum bu yazılar; birer fragman yahut bir mozaiğin etrafa saçılmış parçalarıdır. Tümü birleştiğinde İçgüdüsel Atıcılık sahibinin ve onun bizzat yaşayıp müşahede ettiği yahut omuz verip sonra kâğıda yansıttığı kimi olayların, tamamlanmamış noksan bir tablosunu çizer.

Bu kapağın altında Hak Camii'ne, davet sevdasına ve şehadet mertebesine erişmiş kimileriyle onların dillere destan hamlelerine dair kelamlar bulacaksınız. Keza fikre, harekete, lidere ve envaiçeşit anıya uzanan derin muhasebelere rast geleceksiniz.

Bu kitap, kalplerin ve akılların derdine düştüğü meselelere dair savrulmuş notların, tefekkürlerin hasadı hükmündedir. Yüce ve münezzeh olan Allah'tan bunu dergâhında kabul buyurmasını, insanlığa şifa kılmasını, noksanlıklarımızı affetmesini ve kusurlarımızın üzerini örtmesini dilerim.

Abdullah Ebu Ubeyde


Kaynakça

Abir el-Vay (2023) 'Rivaku't-Tenmiyeti'z-Zatiyye / Abir el-Vay', Abir el-Vay Vakfı karargâhının açılışı ve vakfa yapılan ziyaretlere ilişkin Telegram paylaşımları, Ağustos 2023. Erişim adresi: https://t.me/s/RewaqAltanmea?before=33 (Erişim tarihi: 3 Eylül 2026).

El-Cezire (2004) 'Israelis end deadly Jabalya raid', 11 Eylül. Erişim adresi: https://www.aljazeera.com/news/2004/9/11/israelis-end-deadly-jabalya-raid (Erişim tarihi: 3 Eylül 2026).

El-Mizan İnsan Hakları Merkezi (2008) 'Vaki'u'l-İttihadi'l-Amm li-Nikabati Ummal Filastin – Muhafezat Gazze, ve'l-nikabatu'l-ummaliyye fi Kıtai Gazze hilale'l-fatra (1993–2007)' ['Filistin Sendikaları Genel Federasyonu'nun Durumu – Gazze Valilikleri ve 1993–2007 Döneminde Gazze Şeridi'ndeki İşçi Sendikaları'], Aralık 2007 tarihli rapor, çevrimiçi yayımlanma tarihi 1 Şubat 2008. Erişim adresi: https://www.mezan.org/400.shtml/post/2403 (Erişim tarihi: 3 Eylül 2026).

Beyrut Amerikan Üniversitesi/Issam Fares Kamu Politikası ve Uluslararası İlişkiler Enstitüsü (AUB/IFI) (2017) [Filistin işçi örgütlenmesi ve 2007 sonrası Hamas destekli paralel sendikaların ortaya çıkışına dair metinde zikredilen çalışma]. Beyrut Amerikan Üniversitesi, Issam Fares Kamu Politikası ve Uluslararası İlişkiler Enstitüsü.

GeeksPath (t.y.) 'GeeksPath li'l-Hululi'l-Bermeciyye' ['Yazılım Çözümleri İçin GeeksPath'], Abir el-Vay Vakfı web sitesinin tasarımı ve programlanması hakkında Abdullah el-Laddavi'nin müşteri beyanı. Erişim adresi: https://geekspath.com/ar (Erişim tarihi: 3 Eylül 2026).

GIG (Gaza International) (2025) 'Abdullah Yusuf Abdullah el-Laddavi', vefat veritabanı kaydı. Erişim adresi: https://gigaza.org/martyrs/عبد-الله-يوسف-عبد-الله-اللداوي/ (Erişim tarihi: 3 Eylül 2026).

Ikhwan Online (2009) Bkz. Samur, S. (2009).

Gazze İslam Üniversitesi (2007) 'El-Yevmu'd-dirasiyu'l-hass bi-hukuku'l-ummal yunakışu subule mualeceti'l-batala fi el-müctemai'l-Filastini ve davru'l-müessesati ve'l-nikabat fi hıdmeti'l-ummal' ['İşçi haklarına yönelik özel çalışma günü, Filistin toplumunda işsizliğin çözüm yollarını ve işçilere hizmette kurumlar ile sendikaların rolünü ele alıyor'], 8 Nisan. Erişim adresi: https://www.iugaza.edu.ps/p399/ (Erişim tarihi: 3 Eylül 2026).

Jarir Kitap (2009) 'Aʿbir al-Waʿi [Abir el-Vay]', Muhammed Ahmed er-Raşid'e ait eserin bibliyografik kaydı, Dar İbn Hazm tarafından yayımlandı, Beyrut, 2009. Erişim adresi: https://www.jarirbooksusa.com/s1020-islam-contemporary-issues.html (Erişim tarihi: 3 Eylül 2026).

Kashif (2025) 'Fidiyu veda-ı şehid la yeudu li'n-natık bi-ismi'l-Kassam "Ebu Ubeyde"' ['Bir şehidin veda videosu Kassam sözcüsü "Ebu Ubeyde"ye ait değil'], 30 Aralık. Filistin Doğrulama ve Medya Eğitimi Gözlemevi. Erişim adresi: https://kashif.ps/فيديو-وداع-شهيد-لا-يعود-للناطق-باسم-الق/ (Erişim tarihi: 3 Eylül 2026).

Maan Haber Ajansı (2006) İslami Çalışma Bloku'nun Gazze Şeridi'ndeki hazır giyim işçileri ve metal sanayii sendikalarının seçimlerinin yürütülüş biçimine itirazına dair rapor, 6 Şubat.

Metras (2025) 'Akteribu Minni: Abdullah el-Laddavi (Husri)' ['Bana Yaklaş: Abdullah el-Laddavi (Özel)'], 31 Ekim. Erişim adresi: https://metras.co/أقترب-مني-عبدالله-حصري/ (Erişim tarihi: 3 Eylül 2026).

Midad (t.y.) 'Muhammed Ahmed er-Raşid', er-Raşid ve davet ile terbiye üzerine yazılarına dair biyografik ve bibliyografik materyal.

Mücemme Harekât (2025) 'Abdullah Yusuf el-Laddavi, "Hamas'ın Tohumları: Filistin Toplumunda İslam'ın Değer ve Ahlakını Yüceltmeye Dair Bir Rapor" (2025) [Birinci Bölüm]. Mücemme Harekât Tarafından Yürütülen Çok Bölümlü Bir Çeviri Projesinin Birinci Bölümü', 18 Kasım. Substack. Erişim adresi: https://mujammaharaket.substack.com/p/abd-allah-yusuf-al-laddawi-the-seeds (Erişim tarihi: 3 Eylül 2026).

Mücemme Harekât (2026a) 'Abdullah Yusuf el-Laddavi, "Hamas'ın Tohumları: Filistin Toplumunda İslam'ın Değer ve Ahlakını Yüceltmeye Dair Bir Rapor" (2025) [Dördüncü Bölüm]', Substack. Erişim adresi: https://substack.com/%40mujammaharaket/p-188108741 (Erişim tarihi: 3 Eylül 2026).

Mücemme Harekât (2026b) 'Halil el-Hayya ve Hamas Hareketinin Yeni Dönem Dış Politikası', Substack. Erişim adresi: https://mujammaharaket.substack.com/p/khalil-al-hayya-and-the-hamas-movements (Erişim tarihi: 3 Eylül 2026).

Mücemme Harekât (2026c) 'Gazze İslam Üniversitesi'ndeki 1983 İslami Hareket-Fetih Çatışmasını ve Komutan Meysere Ahmed Muhammed Ebu Hamdiye'yi Yeniden Okumak: Fetih-Hamas Düşmanlığı ve Dostluğu Tarihinin Analizi', Substack. Erişim adresi: https://mujammaharaket.substack.com/p/revisiting-the-islamic-movement-fatah (Erişim tarihi: 3 Eylül 2026).

Neccar Kütüphanesi (t.y.) 'Neşretü't-Sebat, no. 22', İslami Direniş Hareketi'ne (Hamas) atfedilen 1992 tarihli 22. sayıya ait katalog kaydı.

Noor Kütüphanesi (2022) 'Rimaye Garizi', Abdullah Yusuf el-Laddavi'ye ait bibliyografik kayıt, oluşturulma tarihi 29 Aralık 2022. Erişim adresi: https://www.noor-book.com/كتاب-رماية-غريزي-pdf (Erişim tarihi: 3 Eylül 2026).

Noor Kütüphanesi (t.y.) 'Abdullah Yusuf el-Laddavi', yazar profili. Erişim adresi: https://www.noor-book.com/مراجعات-كتب-عبد-الله-يوسف-اللداوي (Erişim tarihi: 3 Eylül 2026).

İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) (2004) 'OCHA Haftalık Brifing Notları: İşgal Altındaki Filistin Toprakları Güncellemesi (8-14 Eylül 2004)', 14 Eylül. Doğu Kudüs: Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi. Erişim adresi: https://www.ochaopt.org/sites/default/files/WBN70.pdf (Erişim tarihi: 3 Eylül 2026).

Filistin Enformasyon Merkezi (2008) Filistin Sendikaları Genel Federasyonu ile İslami Çalışma Bloku'nun Beyt Hanun sanayi bölgesinde ortaklaşa düzenlediği işçi gösterisine dair rapor, 4 Kasım 2008. Filistin Enformasyon Merkezi.

Filistin Enformasyon Merkezi (2025) 'Abdullah el-Laddavi… sa'ir min Cebaliye samade hatta ahiri'l-lehazat' ['Abdullah el-Laddavi: Cibaliye'den son ana dek direnen bir savaşçı'], 1 Kasım. Erişim adresi: https://palinfo.com/news/2025/11/01/980411/ (Erişim tarihi: 3 Eylül 2026).

Filistin Siyasi Tabanı/CNRS (2006) 'İsmail el-Aşkar', Hamaslı siyasetçi ve Kuzey Gazze Filistin Yasama Konseyi üyesine ait biyografik kayıt. Filistin Siyasi Tabanı, Fransa Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi (CNRS).

Filistin Sendikaları Genel Federasyonu (PGFTU) (2010) İslami Çalışma Bloku ve Gazze Şeridi'ndeki Filistin Sendikaları Genel Federasyonu'na ilişkin açıklama. Filistin Sendikaları Genel Federasyonu.

Reuters (2004) Hamas'ın yerel komutanı Abdülaziz el-Aşkar'ın Gazze Şeridi, Cibaliye'deki çatışmalarda hayatını kaybetmesine ilişkin rapor, 10 Eylül.

Safa Haber Ajansı (2013) İslami Çalışma Bloku'nun Bureyc şubesi tarafından işçiler ile Bureyc uzlaşma komitesi üyeleri arasında düzenlenen toplantıya ilişkin rapor, Nisan 2013. Safa Haber Ajansı.

Samur, S. (2009) 'Hamas… el-muvazene beyne el-mevkıf ve hacati'ş-şa'b' ['Hamas… duruş ve halkın ihtiyaçları arasındaki denge'], Ikhwan Online, 24 Mart. Erişim adresi: https://www.ikhwanonline.com/article/46825/حماس..-%D8%A7%D9%84%D9%85%D9%88%D8%A7%D8%B2%D9%86%D8%A9-%D8%A8%D9%8A%D9%86-%D8%A7%D9%84%D9%85%D9%88%D9%82%D9%81-%D9%88%D8%AD%D8%A7%D8%AC%D8%A7%D8%AA-%D8%A7%D9%84%D8%B4%D8%B9%D8%A8 (Erişim tarihi: 3 Eylül 2026).

el-Metarid (2011) Kassam Tugayları, Hamas'ın hükümete girişi ve Filistin Yönetimi güvenlik birimlerine ilişkin soruların yer aldığı, Mecelletü't-Sebat'ta yayımlanan Ahmed el-Caberi söyleşisinin arşivden yeniden üretilmiş hali. El-Metarid.

er-Raşid, M.A. (2002) Sıratuna'l-Müstekim. Mevaidü Daiye serisinin ilk cildi.

er-Raşid, M.A. (2003) Menheciyyetü't-Terbiyeti'd-Daveviyye. Kanada.

er-Raşid, M.A. (2004) el-Mesar. Mısır.

er-Raşid, M.A. (2004) Sınatu'l-Hayat. Beyrut: Daru'l-Fikr.

er-Raşid, M.A. (2009) Abir el-Vay. Beyrut: Dar İbn Hazm.

El-Cezire (2024) 'Muhammed Ahmed er-Raşid… daiye Iraki daka bihi el-alemu'l-Arabi ve mate fi Maliziya' ['Muhammed Ahmed er-Raşid: Arap dünyasının kendisine dar geldiği ve Malezya'da vefat eden Iraklı bir davetçi'], 27 Ağustos. Erişim adresi: https://www.aljazeera.net/encyclopedia/2024/8/27/محمد-أحمد-الراشد-داعية-عراقي-ضاق-به (Erişim tarihi: 3 Eylül 2026).

Filastin el-Yevm (2025) Kassam Tugayları Batı Cibaliye Taburu komutan yardımcısı Taceddin el-Vahidi, savaş sırasındaki operasyonel rolü ve 19 Ekim 2025'teki gerilim tırmanışı esnasındaki vefatına dair rapor. Filastin el-Yevm.

Ida2at (2025) Abdullah Yusuf el-Laddavi'nin Ekim 2025'te yaralanmasının ardından yaşadığı son günleri ve şehadetine ilişkin rapor. Ida2at.

Tayqan (2025) Şehit İmad Akil Taburu (Batı Cibaliye Kampı Taburu) Komutanı Abdullah Yusuf el-Laddavi'nin Ekim 2025'teki vefatına ve veda merasimine dair rapor. Tayqan.

Tunisnews (2007) Muhammed Ahmed er-Raşid ile Mevaidü Daiye serisinin ikinci cildi olan Afaku'l-Cemal hakkında bibliyografik materyal. Tunisnews.


[1] Bkz. Mücemme Harekât (2025).

[2] Bunlar keskin hatlarla birbirinden ayrılmış kategoriler olmamakla birlikte, şahsen "birinci kuşak" payesi verdiğim Hamas'ın kurucu mayası; hareketin 1987'de resmen ayağa kalkmasından çok daha evvel Filistin Müslüman Kardeşler'inin İslami Mücemme teşkilatında pişen, cemiyette öne çıkmış kurmaylardan vücut buluyordu. Ahmed Yasin, Abdülaziz er-Rantisi, Mahmud ez-Zahar, Ebu Merzuk, İbrahim el-Yazuri, Salah Şehade ve sınır ötesi liderlik mekanizmasında taşları döşeyen Hayri el-Ağa, Ömer Süleyman el-Aşkar ile Halid Meşal bu ağır topların başlıcalarıdır. Son isimler arasında, Hamas'ı derleyip toplayan "Filistin aygıtı"nın temelini atan 1983 Amman meclisinde saf tutanlar hususi bir tarihi misyon üstlenir.

[3] "Mecelletü't-Sebat"ın mülakat hasadından günümüze ulaşan diri bir misal, 14 Kasım 2012'de can verene değin Muhammed ed-Dayf'tan sonra Kassam Tugayları'nın omuzlarındaki en ağır rütbeyi, yani ikinci komutanlık sancağını taşıyan Ahmed el-Caberi (Ebu Muhammed) beyanlarında yankılanır. Sırri Samur, Ikhwan Online için 24 Mart 2009'da kâğıda döktüğü köşe yazısında; bizzat kendisinin ifadesiyle "bir zaman evvel" (kable müdde) "Mecelletü't-Sebat"ın Ahmed el-Caberi ile gerçekleştirdiği bir mülakattan iki can alıcı soru-cevap ikilisini aktarmıştır. Samur asıl sohbette soruların çok daha fazla olduğunu not eder, lakin Hamas'ın sivil iktidarıyla Kassam Tugayları'nın o dokunulmaz kurumsal muhtariyeti arasındaki gerilimi tartıştığı kendi makalesine can suyu verecek iki mefhumu çekip alır (Samur 2009). Arşivlerden çekip çıkarılan daha güncel bir nüsha, bu sualleri beşinci ve yedinci sıraya oturtarak, aslında o mülakatın çok daha hacimli bir metnin ortasında yer aldığını belgeler (Samur 2009; el-Metarid 2011). Mülakatı gerçekleştiren isim el-Caberi'ye, Hamas'ın Ocak 2006'daki sandık zaferinin ve akabinde Mart 2006'da İsmail Haniye kabinesinin teşkil edilmesinin ardından askeri kanadın lağvedilmesine yönelik tırmanan iç dış baskılar sarmalında "hareket iktidar koltuğuna oturduktan sonra" Kassam Tugayları'nın bekasını sormuştur. El-Caberi'nin ağzından dökülen cevaplar, Hamas'ın bünyesinde Kassam Tugayları ile Filistin Yönetimi arasındaki örgütsel surların aşılmaz kalması gerektiğine dair sarsılmaz inancının altını çizer. Kassam Tugayları'nı "Filistin'deki direnişin çelikten kalesi" ve Filistin milletinin emniyet supabı şeklinde tariflendirdikten sonra, Hamas iktidarı tek başına avuçlarına alsa dahi "bu aygıtı [Filistin] Yönetimi'nden apayrı ve sapa sağlam muhafaza edeceğiz" diyerek son sözü söyler (Samur 2009). Peşinden bu zinde askeri mimarinin inkişaf edeceğini, "nefer sayısını ve teçhizatını" büyüteceğini ekleyerek, Hamas'ın hükümet saflarına katılmasını, namluları bırakıp kravatlı bir siyasi partiye evrilmek şeklinde değil; bilakis askeri kurumsallaşmayla kol kola yürüyen müşterek bir hamle olarak tesciller. El-Caberi'nin çizdiği rotaya nazaran; makam koltukları Tugaylar'ı Filistin Yönetimi'nin emrine giren sıradan bir polis teşkilatına döndüremezdi ve askeri kanat, askeri donanımını Hamas'ın sandıktan devşirdiği kurumlardan tümüyle bağımsız şekilde sürdürecek özerk bir Hamas birliği olarak kalmaya and içmişti. Kayda geçen ikinci bahis bütünüyle bu mihverde döner. "Mecelletü't-Sebat", el-Caberi'ye taze hükümet kurulduktan sonra Kassam erlerinin kalkıp Filistin Yönetimi güvenlik teşkilatlarına yazılmalarının isabetli olup olmayacağını yöneltir. El-Caberi, böyle bir yazılmanın veya üniforma takasının akıl kârı olmadığı cevabını yapıştırarak, Kassam neferlerinin "kendi mevzilerini terk etmemeleri" ve hürriyet kavgasına soluksuz devam etmeleri gerektiğini dikte eder. Sorular açıkça "Mecelletü't-Sebat"ın, hareketin sinir uçlarındaki kırılmaları ve tartışmaları dikkatle süzdüğüne inandığı okur kitlesinin entelektüel nabzına işaret eder. Başka bir tabirle bu mecmua; hareketin o çetin kurmaylarına inanç kaidelerini, siyaset satrancını, dahası Hamas'ın askeri namlusuyla hükümet koltuğu arasındaki mayınlı hattı okurlara açabilecekleri sarsılmaz bir meclis sunuyordu.

[4] Dönemin Filistin merkezli haber mecraları da doğrudan bir tank mermisinin bedenine isabet ettiğini yazmakla birlikte; El-Cezire mikrofonlarına konuşan görgü tanıkları, aynı can pazarında havadan süzülen helikopter roketlerinin de yeri göğü inlettiğini anlatmıştır. Yine o ateş çemberinde dört Filistinlinin daha bedenlerinden yara aldığı duyurulmuştur (El-Cezire 2004). Ölüm kalım savaşı günışığı boyunca dinmemiş, en az elli Filistinli yaralarına merhem ararken; bir 'İsrail' neferi de kan akıtmış, beriden Hamas, Cibaliye'nin doğusundaki bir İsrail tankına RPG güdümlü tanksavar füzeleriyle ve yollara döşenmiş bombalarla ölüm kustuğunu haykırmıştır (OCHA 2004). O şiddetli kara sızmasına göğüs gerilirken, en az üç Kassam roketi Sderot semalarına havalanmayı başarmıştır (OCHA 2004). 'İsrail' çizmeleri, üç günlük cehennemin ardından 11 Eylül'de Cibaliye sokaklarından geri çekilmek mecburiyetinde kalmış; o günün bilançoları Filistin cephesinden sekiz canın toprağa düştüğünü, en az otuz hanenin ise un ufak edilip enkaza çevrildiğini yazmıştır (Reuters 2004).

[5] "İslami İşçiler Bloku" (Kutletü'l-Ummali'l-İslamiyye; sonraki yılların kalemleri genel olarak el-Kutletü'l-Ummaliyyetü'l-İslamiyye veya el-Kutletü'l-İslamiyyetü'l-Ummaliyye isimlendirmesini tercih etmiştir), Hamas'ın Gazze Şeridi'ndeki Filistinli emekçiler arasında ve işçi sendikaları arenasındaki örgütlü çatısıydı. Tesis edilişine dair bulabildiğim en arkaik damar; el-Laddavi'nin, Blok'un "kurucu öncüsü" (raiduha'l-muessis) Abdülaziz el-Aşkar'ın anısına 2004'te gözyaşı ve mürekkep akıttığı o tefekkür yazısıdır (el-Laddavi 2023: 96). Bu satırlar Blok'un, el-Aşkar'ın 10 Eylül 2004'te bedenini toprağa vermesinden evvel hayatta ve ayakta olduğunu tartışmasız tesciller; lakin onun tek kurucu olup olmadığını, resmi bağlamda ilk reislik koltuğuna oturup oturmadığını yahut yapının tam olarak hangi hasat mevsiminde ayağa kalktığını gün ışığına çıkarmaz.

[6] El-Mizan'ın Gazze emek hareketine büyüteç tutan o tafsilatlı tetkiki, el-Kutletü'l-İslamiyyetü'l-Ummaliyye yapısını apaçık bir surette "Hamas'a teyelli işçi sendikası aygıtı" (el-itaru'l-nikabiyu'l-ummaliyu't-tabi'u li-Hareketi Hamas) şeklinde vasıflandırır. El-Mizan kayıtlarına nazaran, Hamas'ın İcra Gücü Haziran 2007 rüzgârlarında Filistin Sendikaları Genel Federasyonu'nun karargâhlarına ve Gazze şubelerine girdiğinde; federasyonu ve alt sendikaları ayakta tutma mesuliyeti, ağırlıklı olarak İslami Çalışma Bloku neferlerinden müteşekkil geçici bir sivil komiteye emanet edilmişti (El-Mizan 2008). Bu hadisenin siyasi artçıları pek çetin geçmiştir; koltuğunu yitiren federasyon heyeti, Hamas'ın hamlesini mevcut sendika aygıtının hukuku çiğnenerek gasbedilmesi olarak yaftalamışsa da; ihtilafın koparttığı bu kıyamet bile Blok'un 2007 virajında Gazze'nin sendikal meydanındaki en diri ve örgütlü Hamas zırhı olduğunu kanıtlar niteliktedir. Filistin emek örgütlenmelerini masaya yatıran müteakip bir inceleme de, 2007'nin kırılmasından sonra yeşeren paralel Hamas yörüngeli sendikalara ayna tutar ve bu nizamın tam göbeğine "İslami Blok" neferlerini yerleştirir (AUB/IFI 2017). Hamas cephesindeki Filistin medyası, bu siyasi eksen kaymasının ardından Blok'un; ayakları üstünde yeniden kalkan Gazze işçi federasyonuyla omuz omuza, alenen sokaklarda ter döktüğünü belgelemektedir.

[7] Blok'un sahada yürüttüğü eylemsellik, Filistin emek hareketinin Fetih/Filistin Yönetimi kanadının şimşeklerini üzerine çekmişti. Bilhassa Hamas'ın Haziran 2007'de Gazze şalterlerini devralmasından evvel Gazze'nin emek çarklarına hükmeden Filistin Sendikaları Genel Federasyonu (PGFTU; el-İttihadu'l-Amm li-Nikabati Ummali Filastin) bu duruma ateş püskürüyordu. Ana akım medyanın o "Hamas kontrolündeki Sağlık Bakanlığı" yaftasının izinden giden PGFTU, 2010 yılına gelindiğinde, "Hamas yörüngesindeki İslami Çalışma Bloku" terkibini aşağılayıcı bir siyasi mızrak gibi sahaya sürmüş; Blok'u, federasyonun meşru gövdesini ve tabelasını sömürerek ona kafa tutan paralel bir sendikal mimari inşa etmekle suçlamıştı (PGFTU 2010). PGFTU, tarihsel olarak sinesinde başka siyasi klanları barındırsa da kemik yapısı itibarıyla hep Fetih yörüngesinde şekillenmiş, Filistin'in o en köklü ve tescilli emek konfederasyonuydu. Ulusal arenadaki genel sekreteri Şaher Saad iken, Gazze'deki çarkları döndüren en kudretli isim Rasim el-Biyari idi. Kopuştan hemen evvelki uluslararası sendikal dökümler Saad'ı PGFTU genel sekreteri payesiyle anarken, ilerleyen süreçteki rivayetler federasyonun kumaşını tarihsel olarak Fetih'e boyar. Hamas'ın İcra Gücü, PGFTU'nun Gazze'deki belkemiği karargâhına, valilik kollarındaki ofislerine, alt sendikalarının mülklerine, evraklarına ve demirbaşlarına el koymuştu. Gazze hükümeti daha sonra federasyonun ve sendikaların çarklarını döndürme işini aslen İslami Çalışma Bloku erlerinden oluşan geçici bir heyetin omuzlarına yükledi.

[8] El-Laddavi'nin Hamas'ın kurumsal ocağına adım attığı 1996 senesi, aynı zamanda Şubat-Mart 1996'daki o sarsıcı Hamas bombalamalarının ardından Filistin Yönetimi'nin boğucu bir baskı şalterini indirdiği günlere denk düşüyordu. Bu cendere iklimi, Hamas neferlerinin kafileler halinde zindanlara atılmasını ve hareketin cami, yetimhane, öğrenci kolları ile kurumsal ağlarının ensesinde boza pişirilmesini beraberinde getirmişti.

[9] Kalemini kuşandığı ve şanını yürüttüğü o sahte isim "Muhammed Ahmed er-Raşid" olsa da; bu Iraklı Müslüman Kardeşler mütefekkirinin, davet ve hareket terbiyesi deryasındaki bu deniz fenerinin asıl kimliği "Abdülmün'im Salih el-Ali el-İzzi" (d. 1938 – ö. 2024), künyesi ise "Ebu Ammar" idi. 8 Temmuz 1938'de Bağdat'ın el-Azamiye semtinde gözlerini dünyaya açan düşünür, on dört ya da on beş yaşlarına denk gelen Mayıs 1953 baharında Muhammed Mahmud es-Savvaf misali isimlerin ışığında Irak Müslüman Kardeşleri'nin eşiğinden içeri adım atmıştı. Yıllarını Bağdat Üniversitesi'nde hukuk tedris ederek geçirip 1962'de icazetnamesini aldıktan sonra, İhvan saflarının davet, eğitim, teşkilat, önderlik ve siyasi strateji semalarında en cengâver yazarlarından biri sıfatıyla temayüz etti (El-Cezire 2024). Er-Raşid, İslami bir fırtınanın neferleri nasıl yoğuracağı, kadroları nasıl bileyeceği, kendi saflarını nasıl sıklaştıracağı, önderlerini nasıl sivriltip iç hastalıklarına nasıl neşter vuracağı; nasıl strateji kurgulayıp içtimai ve siyasi damarlara nasıl sızacağı gibi dertlere derman arayan, namı sonradan "fıkhü'd-dave" (davet fıkhı) olarak perçinlenen o muazzam literatürü inşa etti. Başlıca şaheserleri arasında el-Muntelak (1975), er-Rakaik (1984), Sınatu'l-Hayat (1992 sularında elden ele gezen, sonradan Daru'l-Fikr baskısı, 2004), Menheciyyetü't-Terbiyeti'd-Daveviyye (2003), el-Mesar (2004) ile Sıratuna'l-Müstekim (2002) sancağıyla açılıp Afaku'l-Cemal (2007 bandında raflara düşen) ile ardı arkası kesilmeyen o çok ciltli Mevaidü Daiye serisi parıldar (El-Cezire 2024; Midad t.y.; Tunisnews 2007). Müslüman Kardeşler kaynakları da benzer bir gururla onun bir daiye-mürebbi (teşkilatın hem hatibi hem eğitimcisi) olarak üstlendiği göreve ve harekete has o terbiye mefhumuna sunduğu benzersiz, şahsına münhasır katkıya methiyeler dizer (El-Cezire 2024).

[10] El-Laddavi'nin şahsi künyesi olan ve İçgüdüsel Atıcılık mecmuasını mühürlerken de kullandığı Ebu Ubeyde ismi; yine aynı sancağı taşıyan ancak Kassam'ın o simgeleşmiş sözcülüğünü üstlenen Huzeyfe Samir Abdullah el-Kahlut'un savaş mahlasıyla kati surette birbirine karıştırılmamalıdır (el-Laddavi 2023: 6, 202; Kashif 2025).

[11] Ekim 2025 fırtınasına gelindiğinde el-Laddavi, Cibaliye'de daha evvel 'İsrail' eliyle tertiplenen iki suikast cenderesini yırtıp atmış, bu badirelerin birinde gözünün nurunu yitirmişti; 19 ya da 20 Ekim kıyameti ise canına kastedilen bu saldırı sarmalının üçüncü dalgasıydı.

[12] Taceddin el-Vahidi, Kuzey Tugayı'na bağlı Kassam Tugayları Batı Cibaliye Taburu'nun komutan yardımcısıydı. O dönemin Arapça ajanslarında dillendirilen Hamas kaynakları onu çok daha kilit bir makama oturtup taburun bizzat sahadaki eylemsel kumandanı olarak addediyor; savaş günlerinde İsrail postallarına karşı sahnelenen bir dizi kanlı tuzağın doğrudan planlamacısı ve tatbikatçısı olduğunu, daha evvel nice ölüm kapanından sağ çıktığını yankılandırıyordu. Aynı mecralar el-Vahidi'nin, 7 Ekim 2023'te Zikim'deki İsrail askeri karargâhına düzenlenen o taarruzu kumanda eden kurmaylar arasında yer aldığını beyan ediyordu. 19 Ekim 2025'teki o şiddetli tırmanışta, gökyüzünde volta atan bir 'İsrail' kamikaze insansız hava aracının Gazze Şehri liman civarında bir apartman dairesine ölüm kusmasıyla şehadet şerbetini içti. Günümüze intikal eden kimi kırıntılar, "operasyonel vekil" resmi bir rütbe olmasa dahi, el-Vahidi'nin tabur mertebesinde el-Laddavi'nin sağ kolu olduğu ve Batı Cibaliye yapılanması bünyesinde muazzam bir operasyonel hüviyet taşıdığı tezini çekinerek de olsa desteklemektedir (Filastin el-Yevm 2025).

[13] Günümüze ulaşan deliller, el-Laddavi'nin ömrünün son günlerine yayılan takvimi tamamen berraklaştırmaktan uzaktır. Mustafa el-Laddavi ağabeyinin füzelerle vurulduğu günü 19 Ekim 2025'e kilitler ve dokuz gün sonra yarasının sızısına yenik düşüp canını teslim ettiğini yazar; keza 28 Ekim'de Said Ziyad tarafından dolaşıma sokulan veriler de el-Laddavi'nin dokuz gün önce açılan yaralardan fışkıran kanla vefat ettiğini ilan eder. Gelgelelim Kashif mecrası, el-Laddavi'nin bizzat öz yeğeni, fotoğrafçı Yusuf el-Laddavi'den çekip aldığı bilgilere tutunarak saldırıyı 20 Ekim'e, vefatı ise 29 Ekim'e şerh düşer. Said Ziyad 29 Ekim'de el-Laddavi'nin o yürek burkan veda görüntülerini yayımlayarak onu Şehit İmad Akil Taburu (Batı Cibaliye Kampı Taburu) komutanı hüviyetiyle selamlamış; aynı sarsıcı kayıtlar imad.aql24 hesabında da yankılanmış ve bilahare Yusuf, videodaki bedenin amcasına ait olduğunu teyit etmiştir. Öte yandan Filistin cephesinden süzülen apayrı bir haber silsilesi, el-Laddavi'nin kurşunlandıktan yahut bombalandıktan sonra sadece üç gün nefes alabildiğini fısıldar. Dolayısıyla elde kalan yadigârlar; aile fertlerinin referans olduğu ya 19-28 Ekim yahut 20-29 Ekim bandını desteklerken, ufuktaki diğer dökümler çok daha dar bir üç günlük ömür penceresine tutunmaktadır (Filistin Enformasyon Merkezi 2025; Kashif 2025; Metras 2025; Tayqan 2025).

Çeviri: YDH

Yakın Doğu Haber
ydh.com.tr
Bu belge 04.09.2026 12:53 tarihinde alınmıştır.
https://ydh.com.tr/d/44224/yeni-arastirma-gazze-de-hamas-in-ikinci-kusagini-mercek-altina-aldi