PDF olarak indirmek için yazdırma penceresinde hedef olarak “PDF olarak kaydet” seçeneğini işaretleyin.
Washington, İran'ın ekonomik can damarlarını kesmeyi hedeflerken, Tahran'ın en büyük petrol müşterisi Çin'i karşısına alma riskinden kaçınıyor.

YDH- Foreign Policy’de yayımlanan Henry Tugendhat imzalı analizde, Trump rejiminin İran’a karşı ilan ettiği “ekonomik D-Day” (İran’a karşı topyekûn ekonomik savaş) kampanyasının “temel bir açmazla” karşı karşıya olduğu belirtildi.
Tahran’ın en büyük ekonomik can damarı olan Çin’i hedef almadan Washington’un İran ekonomisini ciddi biçimde sıkıştırmasının “mümkün olmadığı” vurgulandı.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, yeni yaptırım ve baskı kampanyasının İran’daki “yönetimi ayakta tutan her ekonomik can damarını kesmek” üzere tasarlandığını açıklamıştı. Ancak Tugendhat’a göre bu açıklamada İran’ın en önemli ekonomik ortağı olan Çin’in adının dahi anılmaması, stratejinin “temel zaafını” ortaya koyuyor.
Çin uzun süredir İran petrolünün en büyük alıcısı konumunda bulunuyor. Bazı tahminlere göre İran petrolünün yaklaşık yüzde 90’ı “gölge filo” olarak adlandırılan tanker ağı üzerinden Çin’e gönderiliyor.
Pekin ayrıca İran’a, dolar sisteminin dışında banka transferlerine imkan sağlayan Sınır Ötesi Bankalararası Ödeme Sistemi’ne (CIPS) erişim sunuyor. İran savaşının başlamasından bu yana sistem üzerinden gerçekleştirilen günlük işlem hacminin 680 milyar yuandan 790 milyar yuana yükseldiği belirtiliyor.
Bu nedenle Tugendhat, Washington’un İran ekonomisine gerçekten ağır zarar vermek istemesi halinde Çin’i hedef almak zorunda olduğunu vurguladı.
Washington Çin'i karşısına almaktan çekiniyor
Ancak Pekin’in Washington’un yeni tehditlerinden ciddi biçimde endişe duyduğuna dair bir işaret bulunmuyor.
Bessent’e düzenlediği basın toplantısında “Ekonomik Dışlama Operasyonu”nun Çin’i de hedef alıp almayacağı defalarca soruldu. Bessent, Çin’in adını doğrudan anmadan, “Hiç kimse ABD yaptırımlarının erişiminin üzerinde değildir.” demekle yetindi.
ABD Hazine Bakanı’na neden doğrudan yaptırım uygulamak yerine tehditte bulunulduğu sorulduğunda ise, “Küresel finans sistemini neden havaya uçurmak isteyeyim?” yanıtını verdi.
Foreign Policy’ye göre Çin’in tepkisinin sınırlı kalması da Pekin’in yeni Amerikan adımlarını büyük bir tehdit olarak görmediğine işaret ediyor.
Çin Dışişleri Bakanlığı yaptırım kararını “yasa dışı” olarak nitelendirerek kınarken, bunun ötesinde önemli bir tepki göstermedi.
Çin Devlet Konseyi’ne bağlı China Internet Information Center’da yazan bir analist, Bessent’in açıklamasını İran üzerinde baskı kurmaktan ziyade ABD içindeki hayal kırıklığını gidermeyi amaçlayan bir “çaresizlik eylemi” olarak nitelendirdi.
Çin’deki özel bir medya kuruluşu da Washington’un açıkladığı yeni yaptırımların ne kadar belirsiz ve ağır ilerleyen bir süreç olduğuna dikkat çekti.
Buna rağmen Pekin, Washington’un Çinli şirketleri hedef alması halinde karşılık vereceğini daha önce açıkça ilan etmiş durumda. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping de ülkesinin bunu gerçekleştirebilecek araçlara sahip olduğunu biliyor. Tugendhat’a göre Trump yönetimindeki en azından bazı isimler de bunun farkında.
Çin son dönemde Amerikan yaptırımlarına karşı misilleme yapabilmek için hukuki altyapısını güçlendirdi. Pekin, mayıs ayında ABD’nin ülkenin en büyük bağımsız petrol rafinerilerinden bazılarına yaptırım uygulamasının ardından yeni “engelleme kurallarını” ilk kez devreye soktu.
Bu düzenlemeler, Çin içinde veya dışında faaliyet gösteren şirketlerin ABD’nin İran yaptırımlarına uymasını hukuken yasaklayabilecek bir mekanizma oluşturuyor. Pekin şimdiye kadar bu kuralları tam anlamıyla uygulamaya koymadı ancak gerektiğinde bunu yapmaya hazır olduğu mesajını Washington’a vermeye devam ediyor.
Çin'in kozu nadir toprak elementleri
Analize göre Pekin’in elindeki en güçlü koz ise nadir toprak elementleri.
Çin, Washington’la gerilimin tırmanması halinde nadir toprak elementlerinin ABD’ye ihracatını yeniden durdurabileceğini biliyor. Geçen yıl uygulanan ihracat kısıtlamaları, özellikle savunma sanayisi olmak üzere Amerikan imalat sektörünün bazı alanlarını durma noktasına getirmiş ve Trump’ı Çin’e yönelik gümrük tarifelerinde hızla geri adım atmaya zorlamıştı.
Washington alternatif tedarik zincirleri geliştireceğine ilişkin kapsamlı açıklamalar yapmasına rağmen Çin’e olan genel bağımlılığını azaltmakta zorlanıyor.
ABD, Çin’in rafinaj kapasitesine onlarca yıldır yaptığı yatırımlarla rekabet etmek zorunda. Washington aynı zamanda çevre açısından son derece kirletici olmaları nedeniyle bu rafinaj süreçlerinin önemli bir bölümünü geçmişte isteyerek ülke dışına taşımıştı.
Tugendhat’a göre Çin, Washington’un blöfünü görmeye de hazır.
ABD halihazırda Çin’in en büyük bağımsız rafinerilerinden birini ve 40 deniz taşımacılığı şirketini yaptırım listesine aldı. Son yaptırım paketi de 60 küçük aracıyı hedef alıyor.
Ancak Washington şimdiye kadar bu rafinerileri destekleyen daha büyük Çin bankalarını hedef almadı ve Çin’in İran’a para aktarmasını sağlayan karmaşık finansal sistemi dağıtmaya yönelik ciddi bir girişimde bulunmadı.
Bu nedenle Pekin, Washington’un son açıklamalarında yaptırım savaşını ciddi biçimde tırmandırma niyetine işaret eden herhangi bir unsur görmüyor.
Bu durum Çin’in de işine geliyor. Şi Cinping, Covid salgınının etkileri ve emlak balonunun çöküşünden bu yana zorlanan Çin ekonomisini ihracata bağımlılıktan uzaklaştırıp iç talebe dayalı bir yapıya dönüştürmeye çalışırken ekonomik istikrara ihtiyaç duyuyor.
Bunun için ABD ile ilişkilerin de istikrarlı kalması gerekiyor. Pekin bu nedenle Trump ile Şi arasında eylül ayında ABD’de yapılması planlanan zirvenin gerçekleşmesini istiyor.
Çin, kendisini ciddi biçimde hedef alacak Amerikan yaptırımlarını iki ülke arasındaki ticaret savaşında yeni cepheler açmak için gerekçe olarak görecektir.
Foreign Policy’ye göre Washington meseleyi nasıl çerçevelerse çerçevelesin Pekin, İran’ı ABD ile zaten sorunlu olan ikili ilişkilerinin önünde bir dikkat dağıtıcı unsur olarak görüyor. Sonuçta ne Çin ne de ABD ticaret savaşını yeniden başlatmaya veya gerilimi daha fazla tırmandırmaya istekli görünüyor.
Bu denklemden kazançlı çıkan taraf ise İran olabilir.
Washington, İran’ın en önemli ekonomik can damarına karşı ciddi ve koordineli bir baskı uygulamak konusunda isteksiz veya yetersiz kalırsa, İran limanlarına yönelik devam eden ablukanın ve askeri baskının sonuç vermesini ummak zorunda kalacak.
Ancak Tugendhat, İran’ın bu tür baskılara karşı onlarca yıldır geliştirdiği dayanıklılığa dikkat çekiyor.
Analize göre Washington, İran’ı ekonomik açıdan sıkıştırmanın Çin’i de sıkıştırmayı gerektirdiğinin farkında. Fakat Trump rejimi yeni bir ticaret savaşından ve Çin’in nadir toprak elementlerine yeniden ambargo koymasından kaçınmak istediği sürece, İran’a yönelik ekonomik kuşatma en iyi ihtimalle “yarım yamalak” kalacak.