PDF olarak indirmek için yazdırma penceresinde hedef olarak “PDF olarak kaydet” seçeneğini işaretleyin.
Chicago Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Robert A. Pape, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin İran'a yönelik sınırlı kara harekatı seçeneklerini masaya getirebileceğini belirtti.

YDH - Chicago Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Robert A. Pape, yayıncı Mario Nawfal'ın programında ABD ile İran arasındaki askeri gerilimi, kara harekatı senaryolarını ve nükleer silah tartışmalarını değerlendirdi.
Pape, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin sınırlı bir kara harekatı seçeneğine başvurma olasılığının yüksek olduğunu belirtti.
Pape, olası bir harekatın askeri risklerine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: "Binlerce kara askerini içeri göndereceksiniz ve bunu yarısının öleceğini bilerek yapacaksınız. Ölecekler ve içeri girecekler, çünkü onlara görevlerinin bu derece kritik olduğunu söyleyeceksiniz."
İstihbarat değerlendirmelerinin operasyonel kararlardaki rolüne işaret eden Pape, Trump'ın nükleer bir deneme ihtimali karşısında hızla harekete geçebileceğini vurguladı.
Pape, "Başkan Trump, İran'ın bir nükleer aygıtı test etmeye, yani yalnızca bir şeyleri taşımaktan bahsetmiyorum, tam anlamıyla nükleer bir aygıtı denemeye birkaç gün uzaklıkta olduğuna dair yüksek kalitede olmasa bile orta kalitede bir değerlendirme alırsa, 82'nci Hava İndirme Tümeninin görev süresinin bir yıl daha uzatılmasının sebebinin tam olarak bu olduğuna dair çok güçlü bir ihtimal var" dedi.
Pape, ABD ordusunun geçmişte benzer senaryolar için hazırlık yaptığını belirterek, "Bu birlikler böyle bir görev için eğitildi. Bu yalnızca yazı tahtasında duran, belki bir ara sıra gelir diye bakılan bir plan değil. Örneğin Kuzey Kore bağlamında bu tür bir görevi icra etmek üzere özel kuvvetlerimiz eğitim gördü" şeklinde konuştu.
Olası harekatın sınırlı toprak kazanımlarını hedefleyebileceğini dile getiren Pape, "Endişe duyduğum ikinci mesele, sınırlı toprak kazanımları. Hark Adası gibi bir adayı ele geçirebilirsiniz. Bu konu ilk bombalar düşmeden önce bile belirgin bir başlıktı. Ayrıca Cask yakınlarında veya Umman Körfezi kıyısında bir köprübaşı tutabilirsiniz" dedi.
Bu adımların harekatın üçüncü aşamasını teşkil edeceğini söyleyen Pape, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Üçüncü aşamadan kastım tam olarak bu; siyasi kestanelerinizi ateşten çıkarmak ve sembolik bir zafer elde etmek amacıyla bunu yaparsınız. Bana göre çok daha muhtemel yaklaşım budur. Şu an ile ara seçimler veya ocak ayı arasında, Trump'ın bu sınırlı kara gücü seçeneklerinden birini uygulama olasılığı uygulamama ihtimalinden daha yüksek."
Pape, Tahran yönetiminin Washington'ı askeri bir bataklığa sürükleme stratejisi güdebileceğini ifade etti.
Pape, "Bunun sebeplerinden biri, İran'ın onu bu adımı atması için kışkırtmaya ve tuzağa çekmeye çalışabileceğini düşünmemdir. Şu ana kadar Trump, İran'ın yemlerine düşme konusunda oldukça açık davrandı" dedi.
Uluslararası ilişkiler teorisyeni John Mearsheimer'ın kavramlarına atıfta bulunan Pape, "Mearsheimer'ın 'yemle ve tüket' adını verdiği bir strateji var. Sanırım İranlılar Mearsheimer'ı fazlasıyla okumuş durumda. Kitabında yer alan 'yemle ve tüket' bölümünün hemen altında, İran muhtemelen 'Bu iyi bir fikir, neden bunu uygulamıyoruz?' diyordur" ifadesini kullandı.
Yayıncı Nawfal'ın "Amerikalıları saldırı düzenlemeye kışkırtmak, ardından misillemede bulunmak, cephanelerini tüketmek ve küresel ekonomi üzerindeki baskıyı artırmak mı hedefleniyor?" sorusu üzerine Pape, "Kesinlikle öyle" yanıtını verdi.
Stratejinin tarihsel köklerini açıklayan Pape, Prusya Başbakanı Otto von Bismarck'ın Alman birliğini sağlama sürecini hatırlattı.
Pape, "Bismarck, Prusya'yı birleştirip prenslikleri Almanya haline getirmeye çalışırken, III. Napoléon yönetimindeki Fransa'nın kendisine saldırmasının hedefine katkı sağlayacağını fark etti. Bismarck, Fransa'nın Prusya'ya saldırmasını özellikle istedi; çünkü Prusya'nın eninde sonunda kazanacağını ve hızlı, kesin bir zafer yaşanmayacağını önceden hesaplamıştı" dedi.
Fransız ordusunun bu stratejiyle tükendiğini kaydeden Pape, "Bismarck, III. Napoléon'u yeme çekti, o da tuzağa düştü. Savaş yaklaşık bir buçuk yıl sürdü ve Fransa'nın kaynaklarını tüketti. Prusya muazzam bir seferberlik başlattı, diğer Alman prenslikleri savunmaya katıldı ve modern Almanya neredeyse bir gecede doğdu. Büyük bir gücün göz açıp kapayıncaya kadar ortaya çıktığı son örnek, Bismarck'ın Fransa'yı gerilimi tırmandırma tuzağına çektiği o tablodur" diye konuştu.
Nawfal'ın, ekonomik yaptırımlara rağmen İran halkının dış müdahaleler karşısında kenetlendiğine dair tespitine katılan Pape, toplumsal dayanıklılık üzerine yaptığı akademik çalışmalara değindi.
Pape, "Deniz gücüyle, ablukalarla, yaptırımlarla ve hava gücüyle bir toplumu ağır şekilde cezalandırabilirsiniz. Bu durumda halk açlık çeker; ancak kazanabilecekleri bir stratejiye sahip olduklarına inandıkları sürece bunu göğüslerler ve kenetlenirler" değerlendirmesinde bulundu.
Pape, kendi akademik eserine atıfta bulunarak sözlerini şöyle sürdürdü: "
Kitabımın adı bu yüzden Zafer İçin Bombalamak adını taşıyor. Kazanabileceklerini düşündükleri müddetçe zorluklara katlanırlar ve bir araya gelirler. Son dört ay boyunca almaları gereken kalorinin yalnızca yarısını tüketmiş olsalar dahi moralleri dışarıdan daha güçlü görünür. Bu durum 'yemle ve tüket' stratejisinin bir parçasıdır. İran, Trump'ı bu tür hatalı bir adım atması için teşvik etmek ister."
ABD'deki ekonomik göstergelerin Trump üzerinde baskı oluşturduğunu belirten Pape, "Trump'ın bu tuzağa düşmeye çok eğilimli olacağını öngörüyorum, özellikle ara seçimlere yaklaştıkça bu ihtimal güçleniyor. Petrol fiyatlarındaki yükseliş doğrudan benzin fiyatlarına yansıyor. Benzin fiyatları ülke genelinde, hem Cumhuriyetçilerin hem de Demokratların yönetimindeki eyaletlerde yükseliyor. Trump ekonominin kontrolünü kaybetti, bu kontrol İran'ın lehine işliyor" dedi.
Nawfal'ın, Joe Kent ve Kongre üyesi Marjorie Taylor Greene gibi isimlerin nükleer silah kullanımına ilişkin iddiaları gündeme getirdiğini hatırlatması üzerine Pape, bu tartışmaların askeri planlama çevrelerinde yabancı bir başlık olmadığını ifade etti.
Pape, Washington'daki nükleer senaryo değerlendirmelerine ilişkin şu açıklamayı yaptı:
"Joe Kent'in yönetim içindeki bağlantıları ve Greene'in bu bilginin doğrudan yönetimden geldiğini açıkça belirtmesi dikkate alındığında, bu tür konuşmaların yapıldığından şüphe duymuyorum. İzleyicilerin bilmesi gereken temel nokta şu: ABD, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana girdiği hemen her savaşta orta düzey askeri kadrolar arasında nükleer silah kullanımını tartıştı."
Chicago Üniversitesinde hazırlanan bir doktora tezine işaret eden Pape, "On yıl önce Chicago Üniversitesinde Robert Valentine isimli bir öğrencim bu konuda 400 sayfalık kapsamlı bir doktora tezi yazdı. Gizliliği kaldırılmış belgeleri inceledi. Elimizde gizliliği kaldırılmış çok sayıda resmi evrak var" dedi.
Geçmiş askeri müdahalelerdeki planlama hücrelerini örnek gösteren Pape, "1991 yılındaki Birinci Körfez Savaşı sırasında Genelkurmay Başkanı Colin Powell, taktik nükleer silahların olası kullanımını incelemek üzere Genelkurmay bünyesinde özel ve son derece gizli bir çalışma hücresi kurmuştu. Gazeteci Bob Woodward bu konuyu daha sonra ortaya çıkardı" ifadelerini kullandı.
Son yirmi yıllık süreçte de benzer senaryoların ele alınmış olabileceğini dile getiren Pape, "Son 20 yılda bu konunun düşünülüp düşünülmediğini kesin olarak söyleyecek yeterli bilgiye henüz sahip değiliz; ancak düşünülmüş olması beni kesinlikle şaşırtmaz. Askeri karargahlarda binbaşılar, yarbaylar, albaylar, tuğgeneraller veya Savunma Bakanlığı Müsteşar Yardımcıları bir araya geldiğinde nükleer silahlar hızla bir seçenek haline gelir. Fakat tüm bu süreçlerde, mesele ciddiyete bindiğinde devreye belirli bir gerçeklik payı girer" diye ekledi.