PDF olarak indirmek için yazdırma penceresinde hedef olarak “PDF olarak kaydet” seçeneğini işaretleyin.
BM Filistin Özel Raportörü Francesca Albanese, İngiltere'nin yasadışı yerleşimlerle ticareti yasaklama planının silah lisansları, istihbarat işbirliği ve işgali destekleyen diğer ilişkiler sona erdirilmedikçe gerçek bir politika değişikliği anlamına gelmeyeceğini söyledi.

YDH- The Guardian'a konuşan Birleşmiş Milletler (BM) Filistin Özel Raportörü Francesca Albanese, İngiltere'nin işgal altındaki Filistin topraklarında kurulan yasadışı İsrail yerleşimleriyle ticareti yasaklama planını “gecikmiş ancak önemli bir ilk adım” olarak nitelendirdi.
Albanese, Londra'nın İsrail'le askeri, istihbari ve ekonomik ilişkilerini sürdürmesi halinde bu adımın “sembolik” kalacağı uyarısında bulundu.
İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband, İsrail'in yasadışı yerleşim faaliyetleri ve Gazze'ye insani yardım girişine yönelik devam eden kısıtlamalar karşısında daha kararlı adımlar atacaklarını açıklamıştı.
Miliband, Gazze'ye yardım girişinin engellenmesine ilişkin kendisine aktarılan bilgilerin daha güçlü önlemler alınması gerektiği yönündeki görüşünü pekiştirdiğini söyledi.
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ise cumartesi günü İngiliz hükümetini “Yahudi nefretiyle” suçladı.
İsrail Dışişleri Bakanlığı'nın Londra'ya yönelik eleştirilerine X üzerinden destek veren Huckabee, “İngilizler akıllarını kaçırdı. Hükümetlerinin Yahudi nefreti sınır tanımıyor ve gerçekleri dikkate almıyor.” ifadelerini kullandı.
The Guardian, Huckabee'nin açıklamasında Miliband'ın kendisinin de Yahudi olduğundan söz etmediğine dikkat çekti.
İsrail Dışişleri Bakanlığı ise Miliband'ı hedef alarak, “Dışişleri Bakanı hikayeler yerine gerçeklerle ilgilenseydi Gazze Şeridi'ne ilaç girişinde hiçbir kısıtlama olmadığını ve hiçbir ilacın engellenmediğini bilirdi.” iddiasında bulundu.
İngiltere'deki Filistinli gruplar, salı günü açıklanması beklenen düzenlemenin ayrıntılarını görmeden değerlendirme yapmak istemediklerini bildirirken, söz konusu kararın dönemin Dışişleri Bakanı David Lammy'nin Eylül 2024'te İsrail'e yönelik silah ihracat lisanslarının büyük bölümünü geri çekmesinden bu yana Londra'nın politikasındaki en önemli değişiklik olabileceğini değerlendiriyor.
Albanese: Yalnızca yerleşim ürünlerini yasaklamak yetmez
The Guardian'a konuşan Albanese, “Yerleşim ürünlerinin yasaklanması İngiliz hükümetinin tutumunda bir değişikliktir ve kesinlikle önemlidir.” dedi.
Planın ayrıntıları açıklanmadan bunun “göstermelik” bir girişim olduğu yönündeki değerlendirmelere katılmayacağını belirten Albanese, ancak kararın İsrail-Filistin politikasında gerçek bir paradigma değişikliğinin parçası olması gerektiğini vurguladı.
Albanese, bu değişikliğin Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) 2024 tarihli danışma görüşünün uygulanmasını hedeflemesi gerektiğini söyledi.
UAD, söz konusu görüşünde İsrail'in işgal altındaki Filistin topraklarındaki varlığının “bütünüyle hukuka aykırı” olduğunu belirtmişti.
Albanese, bu kararın tüm devletlere mevcut durumu hukuka uygun olarak tanımama ve işgalin sürdürülmesine yardım veya destek sağlamama yükümlülüğü getirdiğini hatırlatarak, bunun devletlerin tercihine bırakılmış bir mesele olmadığını vurguladı.
Bu nedenle planlanan ticaret yasağının tarım ürünleri ve kozmetik gibi yerleşimlerde üretilen mallarla sınırlı tutulamayacağını belirten Albanese, bunların “işgali ayakta tutan unsurların yalnızca küçük bir bölümünü” oluşturduğunu ve İsrail'in böyle bir yasağın ekonomik etkisini kolaylıkla karşılayabileceğini söyledi.
Albanese'ye göre Londra'nın atacağı adımlar hizmet ticaretini de kapsamalı; İngiltere'nin İsrail'le istihbarat işbirliği aşamalı olarak askıya alınmalı, tüm silah ihracat lisansları durdurulmalı ve İngiltere'nin Kıbrıs'taki Akrotiri Üssü'nden gerçekleştirilen ve yeterince denetlenmediğini söylediği uçuşlar sona erdirilmeli.
Bunların yapılmaması veya baştan seçenek dışı bırakılması halinde İngiltere'nin politika değişikliğinin zamanla “bir hesaplaşma değil, basın açıklaması” olarak görüleceği uyarısında bulundu.
Albanese, Batı Şeria'daki Ma'ale Adumim yerleşiminden gelen hurmaların yasaklanırken aynı yerleşimin çevresindeki kontrol noktalarının işletilmesinde kullanılan ekipmanlara lisans verilmeye devam edilmesinin işgalle kurulan ilişkiyi değiştirmeyeceğini söyledi.
Böyle bir durumda Londra'nın yalnızca “iletişim stratejisini yeniden düzenlemiş” olacağını ifade etti.
Albanese, UAD'nin 2024 tarihli danışma görüşünün İsrail'in işgal altındaki topraklardaki varlığının tamamını hukuka aykırı kabul ettiğini hatırlatarak, üçüncü ülkelerin “yardım ve destek sağlamama” yükümlülüğünün bu varlığı bir bütün olarak ayakta tutan her şeyi kapsadığını vurguladı.
E1 için yaptırım çağrısı
Albanese, İngiltere'nin, işgal altındaki Doğu Kudüs'ü Batı Şeria'nın geri kalanından kopararak bölgeyi ikiye bölecek E1 yerleşim projesinin ihalesine ilişkin tutumundaki belirsizliği de sona erdirmesi gerektiğini söyledi.
İhale tekliflerinin İsrail'de 27 Ekim'de yapılacak seçimlerden bir hafta önce sona ereceğine dikkat çeken Albanese, Londra'nın eylül ayında bu takvimi değiştirebilecek gerçekçi bir adım atamayacağını belirtti.
Ancak İngiliz hükümetinin ihalenin sonuçlanmasına seyirci kalamayacağını vurgulayan Albanese, İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich'in E1 projesinin “Filistin devleti fikrini gömmek” amacıyla tasarlandığını açıkça söylediğini hatırlattı.
“İhalenin kapanması ile yerleşimin inşa edilip finanse edilmesi arasında fark var.” diyen Albanese, bu büyüklükte bir projenin finansman, sigorta ve inşaat şirketlerine ihtiyaç duyduğunu belirtti.
E1'in yalnızca yerleşimlerin genişletilmesi değil, “ilhak” anlamına geldiğini vurgulayan Albanese, projeye katılacak şirketlere yaptırım veya benzeri önlemler uygulanacağının açıkça bildirilmesi gerektiğini söyledi.
Albanese ayrıca İngiliz hükümetine, Güney Afrika'nın İsrail'e karşı UAD'de yürüttüğü davaya katılma çağrısında bulundu.
İngiltere'nin, Nikaragua'nın Almanya'ya karşı açtığı davaya da destek vermesi gerektiğini belirten Albanese, UAD'nin pazartesi günü Berlin'in ön itirazlarını dinleyeceğini hatırlattı. Nikaragua, Almanya'nın İsrail'e silah satışlarını sürdürmesinin Berlin'i soykırıma ortak hale getirdiğini savunuyor.
Albanese, “İngiltere bu davanın tarafı değil. Ancak hâlâ tartışmanın hangi tarafında duracağını seçebilir.” dedi.
Londra'nın uluslararası hesap verebilirlik mekanizmalarına katılımı bir ittifaka yönelik tehdit olarak mı göreceğine, yoksa ilke ve hukukun üstünlüğüne dayanmayan bir ittifakın gerçek bir ittifak olmadığını mı kabul edeceğine karar vermesi gerektiğini söyleyen Albanese, “Böylesi yalnızca koşullar değişene kadar sürdürülen bir çıkar düzenlemesidir.” ifadelerini kullandı.
Albanese son olarak İngiliz hükümetinden, ABD'nin Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Başsavcısı, başsavcı yardımcıları, sekiz hakim ve aralarında kendisi ile mahkemeyle işbirliği yapan Filistinli insan hakları örgütlerinin de bulunduğu giderek daha fazla kişi ve kuruluşa uyguladığı yaptırımlar konusunda İngiltere merkezli şirketlere açık talimat vermesini istedi.
İngiliz şirketlerinin ABD yaptırımlarını kapsamının ötesinde uygulamaması gerektiğini belirten Albanese, söz konusu yaptırımların yalnızca yargısal görevlerini yerine getiren veya uluslararası bir mahkemenin hukuka uygun biçimde talep ettiği delilleri sağlayan kişilerin dünyanın çeşitli yerlerindeki banka hesaplarının dondurulmasına yol açtığını söyledi.