PDF olarak indirmek için yazdırma penceresinde hedef olarak “PDF olarak kaydet” seçeneğini işaretleyin.
İran, ABD savaş gemilerine yönelik füze saldırısıyla “savunmadan saldırıya geçiş” politikasını sahaya taşıdığını ortaya koyarken, Tahran’ın istihbarat, hedef tespit ve uzun menzilli saldırı kapasitesi Washington’ın deniz gücü üstünlüğü açısından yeni bir meydan okuma oluşturdu.

YDH ― İran merkezli Fars Haber Ajansı’na göre, İran’ın ABD’ye ait iki savaş gemisine yönelik füze saldırısı, önceden planlanan ve önleyici nitelik taşıyan bir operasyon olarak gerçekleştirildi.
Operasyon, istihbarat üstünlüğü ile hassas ve isabetli saldırı kapasitesinin birlikte kullanılmasına dayanıyordu.
İran, son dönemde benimsediği “savunmadan saldırıya geçiş” politikasını bu operasyonla sahaya taşıdı.
Reuters daha önce üst düzey bir İranlı yetkiliye dayandırdığı haberinde, ABD’nin geçici ateşkes anlaşmasını birkaç hafta içinde tam olarak uygulamaması ve diplomatik sürecin başarısız olması hâlinde Tahran’ın deniz ablukasını kırmak amacıyla ABD’ye karşı “zamanında ve isabetli” bir askerî saldırı düzenleyebileceğini bildirmişti.
İranlı yetkili, Washington ile diplomatik ilişkilerin sağlayacağı faydalara yönelik güvenin azalmasının Tahran’ı savunma ağırlıklı politikadan saldırı odaklı bir yaklaşıma yönelttiğini belirtmişti.
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf da deniz ablukasının uluslararası hukuk açısından askerî eylem niteliği taşıdığını belirterek, “Ablukayı ağırlaştırmak isterlerse artık beklemeyeceğiz ve deniz ablukasına askerî olarak karşılık vereceğiz” açıklamasını yapmıştı.
ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), İran’ın ABD’ye ait iki savaş gemisine doğru balistik füzeler fırlattığını doğruladı. CENTCOM açıklamasına göre Bir ABD uçak gemisi ile güdümlü füze destroyeri, İran tarafından gerçekleştirilen çok sayıda saldırıdan zarar görmeden çıktı ve saldırılarda hiçbir ABD personeli yaralanmadı.
İran’ın saldırısı, Tahran’ın yeni askerî yaklaşımının yalnızca siyasi söylemle sınırlı kalmadığını ve operasyonel düzeyde uygulanmaya başladığını ortaya koydu. İran, ABD deniz unsurlarını tespit ederek hedef alabilecek istihbarat ve operasyonel kapasiteye sahip olduğunu gösterdi.
Tahran, son haftalarda istihbarat faaliyetlerini, hedef tespit çalışmalarını ve askerî hazırlıklarını sürdürdü. Bu süreç, ABD savaş gemilerinin konumlarının belirlenmesi ve saldırı için uygun koşulların oluşturulmasının ardından füze saldırısına dönüştü.
İran Silahlı Kuvvetleri, konumlarını gizlemek için gelişmiş sistemler kullanan ABD savaş gemilerini tespit edebilecek kapasiteye sahip olduğunu ortaya koydu. Bu durum, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ın radar ve keşif sistemlerinin imha edildiğini öne sürdüğü bir dönemde gerçekleşti.
Saldırı, İran’ın ABD donanmasına karşı operasyon düzenlemek için gerekli siyasi iradeyi ve askerî kapasiteyi koruduğunu da gösterdi.
ABD savaş gemilerinin hedef alınabilmesi, İran’ın istihbarat, hedef tespit ve operasyonel saldırı kabiliyetinin ulaştığı seviyeye işaret etti. İran’ın onlarca yıllık yaptırım deneyimi, ABD’nin ekonomik baskısının yalnızca Washington’ın siyasi taahhütleriyle ortadan kalkmadığını gösterdi.
Tahran, deniz ablukasına karşı ekonomik, askerî ve siyasi araçları birlikte kullanabilecek bir baskı stratejisi geliştirdi.
Hürmüz Boğazı üzerinden ekonomik baskı oluşturulması, ABD donanmasına yönelik askerî saldırılar ve anlaşmaların uygulanması için siyasi baskı kurulması bu stratejinin farklı araçlarını oluşturuyor.
ABD’nin küresel askerî gücü önemli ölçüde deniz kuvvetlerine dayanıyor. ABD savaş gemileri, Washington’ın küresel askerî kapasitesinin ve denizlerdeki güç projeksiyonunun başlıca unsurları arasında yer alıyor.
İran’ın mevcut yaklaşımını sürdürmesi ve ABD donanmasına yönelik saldırı kapasitesini artırması, yalnızca mevcut çatışmadaki askerî dengeleri değil, Washington’ın uzun süredir koruduğu deniz gücü üstünlüğünü de etkileyebilecek bir gelişme niteliği taşıyor.