PDF olarak indirmek için yazdırma penceresinde hedef olarak “PDF olarak kaydet” seçeneğini işaretleyin.
Irak Başbakanı'nın güvenlik danışmanı Kasım Araci, 30 Eylül'ün ABD ve uluslararası koalisyon güçlerinin Irak'tan çekilmesi açısından kritik bir tarih olduğunu belirterek, askeri varlığın sona ermesinin Bağdat ile Washington arasındaki siyasi, istihbari ve stratejik ilişkilerin sürmesine engel olmayacağını söyledi.

YDH ― Irak Başbakanı'nın güvenlik danışmanı Kasım Araci, 30 Eylül'ün Amerikan güçleri de dahil olmak üzere tüm uluslararası koalisyon güçlerinin Irak'tan çekilmesi açısından kritik bir tarih olduğunu belirtti.
Araci, Amerikan tarafının çekilme anlaşmasını uygulama konusundaki kararlılığını teyit ettiğini açıkladı.
El-Meyadin'e verdiği röportajda Araci, Irak'ın tam hava egemenliğine sahip olması ve topraklarında hiçbir yabancı silahlı gücün bulunmaması gerektiğinin altını çizdi.
Koalisyon güçleri ile Amerikan güçlerinin çekilmeyi gerçekleştirmemesi halinde bunun tehlikeli sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.
Irak'ın uluslararası desteğe veya koalisyon güçlerinin ülkedeki varlığına ihtiyacı olmadığını belirten Araci, “İşgal altında değiliz. Ancak Irak hükümeti olarak IŞİD'le mücadelede koalisyonun yardımını istemeyi kabul ettik” dedi.
Araci, Amerikan yaklaşımının Irak'a giriş biçimi açısından yanlış olduğunu belirterek, kişisel deneyimini de hatırlattı.
Bir Amerikan heyetine, 2007 ve 2008 yıllarında Amerikan güçleri tarafından 23 ay boyunca gözaltında tutulduğunu, bu sürenin altı ayını hücre hapsinde geçirdiğini anlattığını aktardı.
Araci, bu deneyimin kendisini o dönemdeki Amerikan varlığının bir işgal ve bölgeyi kontrol altına alma girişimi olduğuna ikna ettiğini söyledi.
Araci, yaşadığı bu deneyime rağmen bunun Washington ile Stratejik Çerçeve Anlaşması temelinde iyi ve olumlu ilişkiler kurulmasının, ayrıca açık, net ve stratejik ilişkiler geliştirilmesinin önünde bir engel oluşturmadığını vurguladı.
ABD ile siyasi ilişkilerin sürdüğünü belirten yetkili, ABD büyükelçiliğinin diğer diplomatik misyonlar gibi faaliyetlerine devam edeceğini ve güvenliğinin sağlanacağını ifade etti.
Araci, askeri varlığın sona ermesinin istişarelerin, iş birliğinin ve istihbarat bilgilerinin paylaşımının sürmesine engel olmadığını açıkladı.
İç durum ve silahlar konusuna da değinen Araci, Amerikan işgaline direnen grupların Samarra, Felluce ve Necef'te somutlaşan meşru bir hakkı temsil ettiğini belirtti.
Bu grupların, IŞİD'e karşı mücadelede Halk Seferberlik Güçleri'nin çekirdeğini oluşturduğunu doğruladı.
“Gruplardaki kardeşlerimle, yani arkadaşlarımla iletişim halindeyim. Amerikalılar tarafından tutuklanmadan önce birlikte yaşıyorduk,” dedi.
Araci, hükümetin söz konusu grupların hedef alınmasına izin vermeyeceğini vurguladı.
Gruplarla herhangi bir aracı olmaksızın, doğrudan ve üst düzeyde olumlu bir diyalog yürütüldüğünü belirten Araci, hakların güvence altına alındığını ve herkesin devletin çatısı altında yer aldığını söyledi.
Koordinasyon Çerçevesi'ndeki önemli liderlerin de Başbakan'ın doğrudan gözetimi altında bu diyaloğu yürüttüğünü açıkladı.
Koordinasyon Çerçevesi'nin bir ortak olduğunu ve silahların sınırlandırılması ile güvenlik politikası konusunda tamamen bilgilendirildiğini belirten yetkili, şu ana kadar herhangi bir engel veya görüş ayrılığı yaşanmadığını söyledi.
Hükümetin amacının grupları kontrol altına almak ve devlet yapısına entegre etmek olduğunu vurgulayan Araci, böylece hükümetin çatışmanın tarafı değil, çözümün bir parçası olmayı hedeflediğini ifade etti. Çatışma ve kan dökülmesi dışında, herkesi devlet otoritesine tabi kılmak için gerekli tüm araçların sağlandığını belirtti.
Araci, grupların elindeki insansız hava araçları ve balistik füzelerin Irak'ın savunulması amacıyla kullanılmak üzere hükümet kararıyla ve Silahlı Kuvvetler Başkomutanı'nın yetkisi altında devletin kontrolüne devredilmesi gerektiğini belirtti.
Anayasal çerçevenin dışında kalan her türlü silahın, anayasada tanımlanan "bölge koruyucusu" istisnası dışında gayrimeşru olduğunu vurgulayan yetkili, silahların sınırlandırılması ve düzenlenmesinin bir korku meselesi olmadığını söyledi. Bunun, devletin işleyişini düzenlemek amacıyla atılan örgütsel bir adım olduğunu belirten Araci, siyasi yelpazenin yanı sıra en yüksek dini otoritenin de bu yaklaşımı desteklediğini açıkladı.
Koalisyonun çekilme tarihi ile silahların sınırlandırılmasına ilişkin tarihin aynı olmasının mantıklı olmadığını belirten yetkili, bazı kişilerin diyaloğu engellemeye veya silahların sınırlandırılmasını önlemeye çalışabileceğini söyledi. Buna karşın grupların güvenlik kurumlarına veya sivil kurumlara entegrasyonunun anlaşmaya uygun şekilde ilerlediğini belirten Araci, bu grupların Halk Seferberlik Güçleri Yasası'na dahil edilmesine gerek olmadığını vurguladı. İkna politikasının temelinde ise karşı tarafın Iraklıları doğrudan dinlemesinin bulunduğunu ifade etti.
Halk Seferberlik Güçleri'nin kuruluşuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Araci, Irak'ın 2003 sonrasında karmaşık dönemlerden geçtiğini ve yanlış politikaların uygulandığını söyledi. Araci, 2014 yılında El Kaide, IŞİD ve Irak'ın tüm düşmanlarının iş birliği sonucunda üç vilayetin düştüğünü belirtti. Bu nedenle Halk Seferberlik Güçleri'nin, IŞİD'in Bağdat'ın kapılarına dayandığı olağanüstü koşullar altında kurulduğunu açıkladı.
Araci, Halk Seferberlik Güçleri'nin tamamen Irak'a ait bir güç olduğunu vurguladı. Bu güçle gurur duyduklarını belirten Araci, Halk Seferberlik Güçleri'nin bağımsız olduğunu, herhangi bir yabancı deneyimin kopyası olmadığını ve güvenlik kurumları açısından bir güvence, destek ve gerçek dayanak oluşturduğunu söyledi.
Halk Seferberlik Güçleri'nin parlamentonun oylamasından önce kendisini kanlarıyla kanıtladığını belirten Araci, savaşçılarının 2014'teki savaşlarda maaş ve teçhizat olmaksızın şehitler verdiğini söyledi. Savaşçıların silahlarını evlerinden taşıdığını ve aşiretler ile bağışçıların desteğine dayandığını belirten Araci, Hüseyni alaylarının ise cephelerin gerisindeki lojistik ve iaşe desteğinde büyük rol oynadığını ifade etti.
Araci, 2016 yılında resmi bir sistem olarak oylanan Halk Seferberlik Güçleri Yasası'nın, bu yapıyı kurumsallaştırmak amacıyla hizmet ve emeklilik konularını düzenlemek üzere Meclis'e sunulacağını açıkladı. Yasanın oylanmasının ahlaki, ulusal ve insani bir görev olduğunu vurgulayan Araci, bunun tamamen Irak'ın iç meselesi olduğunu ve hiçbir yabancı hükümetin yasayı kabul etme veya reddetme hakkına sahip olmadığını belirtti.
İran'ın 1979 İslam Devrimi sonrasındaki deneyiminin gönüllü güçlerle başladığını ve devletin kurulmasıyla birlikte kurumsal bir yapıya dönüştüğünü belirten Araci, güçlerin devlet kurumlarıyla uyumlu biçimde örgütlenmesi, silahlandırılması ve harekete geçirilmesi konusunda herhangi bir sorun bulunmadığını söyledi. Irak askeri sisteminin İngiliz sisteminden etkilendiğini belirten Araci, bunun Irak'ın İngiliz ordusuna boyun eğdiği anlamına gelmediğini vurguladı.
Ayrıca Bağdat'ın İran'la ilişkilerinden ve İran'ın muhalefet döneminde ve 2003 sonrasında Irak'a verdiği destekten duyduğu gururu yineleyen Araci, söz konusu desteğin Bağdat'ın Tahran'a bağlı olduğu anlamına gelmediğini vurguladı. Araci, Irak ile İran'ın birbirinden bağımsız iki devlet olduğunu belirtti.
Güvenlik cephesinde ise Araci, Irak'ın tüm güvenlik kurumlarının kapasitesine ve IŞİD ile El Kaide'ye karşı mücadelede edindiği geniş deneyime duyduğu güçlü güveni yineledi. "Eğer devlet Irak'ın güvenliğini koruyamazsa, halk 2014'te olduğu gibi kendini korumaya geri dönecektir" dedi.
Araci, IŞİD'in hâlâ tehdit oluşturduğunu belirterek, örgütün "dış destekle hareket eden yerel bir oluşum" olduğunu söyledi. Siyasi sistemin düşmanlarının terörist grupları destekleme konusunda uzlaştığını da kaydetti.
Irak'ın bu örgütün oluşturduğu tehlikenin farkında olduğunu belirten yetkili, ülkenin terörizmden en fazla zarar gören ülkelerden biri olduğunu vurguladı. Araci, Halk Seferberlik Güçleri'nin ise Iraklıları ve kutsal mekânlarını korumak için binlerce şehit verdiğini ve hiçbir yabancı ülkeye tehdit oluşturmadığını söyledi.
Irak güvenlik kurumlarının IŞİD tehdidiyle mücadele amacıyla çeşitli ülkelerle istihbarat paylaşımı konusunda iş birliği yaptığını belirten yetkili, Avrupa Şampiyonası sırasında Almanya'ya teröristler hakkında bilgi verdiklerini ve bu bilgilerin şüphelilerin yakalanmasına katkı sağladığını açıkladı.
Araci, bölgenin gergin olduğunu ve karışıklık çıkarmaya yönelik girişimlerin bulunduğunu belirtti. "Yoğun kontrol noktalarının varlığından bile arınmış, medeni bir Irak" için çalışılması gerektiğini vurgulayan Araci, Irak'ın bugün seçilmiş bir hükümet ve parlamentoya sahip olduğunu, ülkenin siyasi güçlerinin de birbirini anlayarak hareket ettiğini ifade etti.
Araci, Irak ve bölgedeki güvenlik ile siyasi duruma ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Araci'nin açıklamaları, bölgesel meselelerin yanı sıra iç güvenlik ve siyasi dosyalara ilişkin önemli noktalar içeriyordu. Araci, Halk Seferberlik Güçleri Yasası'nın Irak'ın iç meselesi olduğunu ve hiçbir yabancı hükümetin bu yasayı kabul etme veya reddetme hakkına sahip olmadığını vurguladı.
Doğu sınırlarına ilişkin olarak Araci, 77 noktanın boşaltılmasının ardından ağır silahların teslim edildiğini ve Süleymaniye ile Erbil'de Peşmerge ve Asayiş güçleriyle tam koordinasyon içinde federal sınır güçlerinin konuşlandırıldığını belirtti. Araci, sınır hattında İran muhalifi grupların veya ayrılıkçı grupların bulunmadığını söyledi. Tahran'la ortak güvenlik komitesi aracılığıyla yürütülen çalışmalar kapsamında çözümün, silahlı grupların Irak topraklarından uzaklaştırılmasında yattığını belirten Araci, herhangi bir ülkeye tehdit oluşturan yabancı unsurların o ülkenin topraklarında barınamayacağını vurguladı.
Türk dosyasına ilişkin olarak Araci, Türk parlamentosunun PKK ile uzlaşma sağlanması ve yeni bir sayfa açılması yönündeki kararını olumlu bir adım olarak nitelendirdi. Araci, Irak'taki PKK varlığının gayrimeşru olduğunu belirterek, partinin çekilmesiyle birlikte güçlerinin geri çekilmesine ilişkin Türk garantilerinin de mevcut olduğunu ve söz konusu kararın uygulanmasının beklendiğini ifade etti.
Bölgesel gelişmelere ilişkin olarak Irak, Suriye tarafıyla herhangi bir olumsuz gösterge bulunmaksızın doğrudan ve sürekli güvenlik iletişiminin sürdüğünü belirtti.
Bağdat, Suriye halkının iradesine saygı duyduğunu, ülkenin yeni siyasi sistemini ve güven verici söylemini memnuniyetle karşıladığını vurguladı. Irak ayrıca Suriye'nin birliğini, istikrarını ve güvenliğini korumaya yönelik çabalarını sürdüreceğini açıkladı.
Güvenlik açısından Araci, IŞİD'in teknolojik imkânları ve saha faaliyetleri üzerinden takip edildiğini ve herhangi bir güvenlik açığından veya boşluğundan yararlanmasını önlemek amacıyla doğrudan hedef alındığını belirtti.
Araci, 2021 yılında Washington'la mutabakat sağlanmasının ardından koalisyonun misyonunu danışmanlık ve eğitim görevine dönüştürmek amacıyla bir heyete başkanlık ettiğini de hatırlattı.
İç siyasi düzeyde ise Araci, herhangi bir güvenlik bakanlığı için aday olmadığını açıkladı. Üç bağımsız bakanlığın boş olması nedeniyle kabine oluşumunun 30 Eylül'den sonra tamamlanacağını öngördü.
Bakanlıkların dağılımının bir kota sistemi olmadığını belirten Araci, bunun blokların sahip olduğu sandalye sayılarına göre ortaya çıkan seçimsel bir hak olduğunu ifade etti.
Bakanların seçiminin Başbakan'la mutabakat ve anlayış içinde, kendisine çeşitli isimler sunularak gerçekleştirildiğini vurgulayan Araci, sürekli olarak ortak bir anlayış zemini bulmaya, güvence sağlamaya ve ikna etmeye hazır olduklarını belirtti.